İçeriğe geç

Kadınları anlamak..

Bazen düşünüyorum da hakikaten biz erkekler kadın ruhundan hiç anlamıyoruz. Bunun temeli kesinlikle yetiştirilme tarzımızdan da olsada biraz da kendi bencilliğimizden de kaynaklanıyor. Bir söz vardır dünyadaki en kolay seçenek taraf tutmaktır diye. Bu sözden yola çıkarak kolaycı olmaktan kaçınıp konuya tarafsız olarak bakmaya çalışacağım.Belki bana kızacaksınız ama bazı gerçekleri kabullenmek gerekir.Tabii bu benim görüşüm katılmak zorunda değilsiniz.Kadınlara karşı bir yağcı tutumumda yok.Bu yazı sadece erkek dünyasının öz eleştirisidir.Kimseden yazdığım bu konu üzerinden tebrik yada hakaret beklemiyorum açıkçası.Tamamen iç dünyanızı sorgulamanızı istiyorum.

Erkekler doğaları gereğinden birbirleri ile sürekli bir yarış içerisindedir. Hep birbirlerine üstünlük kurmaya çalışırlar. Kadınları anlayamama olgusu burada başlar. Kadınların kendileri ile yüzyıllardır bir yarış içinde var olduklarını düşünürler. Oysa hiçbir kadının böyle bir düşüncesi yoktur. Zeki bir kadın üstün olduğu bir konuda asla bir erkeğin onurunu kıracak şekilde yarışmaya girmez, çünkü kadının erkeklere karşı gövde gösterisine ihtiyacı yoktur. Sadece hafife alındıklarında erkeklere dersini verirler.

Onların kendi aralarında bir iç çekişmesi vardır, erkek ise diğer kadınlara karşı sahiplenilecek bir sığınak gibidir. Kadın karşısında ki erkekte hem babasını görür hem de çocuğunu. Sahiplenilme dürtüsü ile sahiplenme dürtüsünü bir arada yaşar.

Kadınlar kendileri arasında birlik var gibi gözükse de aralarındaki rekabet derin uçurumlar oluşturur. Asıl iç çekişmeyi kendi aralarında yaşarlarken gizli bir anlaşma varmış gibi bunu erkeğe pek hissettirmezler, erkek ise kadınların bu özelliklerinden habersiz kadının tanrısı gibi hareket etmeye devam eder ve sürekli üstün olduğunu ispatlama çabasında olur.

………………………………………………………………..

En başta kadınlarla erkeklerin yetiştirilme tarzlarına bakarsak düşünce ayrılığının burada başladığını görürüz. Kadınlar küçüklükten itibaren korumacı dingin, narin ve asosyal yetiştirilirken, erkek ise saldırgan aktif ve sürekli sosyal yetiştirilir.

Erkek büyüdükçe sadece kıllar oranı ve ses itibariyle vücut değişimleri yaşarken kadınlar ise büyüme evresinin her döneminde farklılıklarla karşılaşır. Erkeğin cinsiyetini daha erken ve rahat tanımasının nedeni duygusal dünyasını galiba negatif yönde etkiliyor.

Kadın ise her dönemde yeni evrelerle karşılaştığı için cinsiyet dünyasını erkekten daha geç bulur fakat bu onu duygusal olarak daha da geliştirir.

Erkeğin cinsel organı dışarı çıkıntılı olduğu için cinsellikle tanışması da erken olur. Erken gelişen bazı olgulardan dolayı hayata daha cinsel yönden yaklaşmayı ve kadınlara cinsel tema olarak bakmanın temelini burada atar.Doğal olarak da ilk yanlışların tohumlarını da….Çünkü kadını pornografiden tanımaya çalışır…

Kadın ise cinsel organın içe dönük olması ve toplumsal baskılar yüzünden kendi vücudunu tanımak ayıp olarak gördüğü için daha geç yaşlara bırakır. Bu yüzden daha düşünceleri daha duygusal yönlere kayıp içinde ki hazineyi daha da zenginleştirir. Farkındaysanız kadınların romantik öykülere filmlere vs. yatkınlığı erkeklerden daha fazladır. Kadın için en büyük cinsel olgu o romantik filmlerde gördüğü içten gelen romantik, ateşli aşk öpücüğüdür. Bundan dolayıdır ki kadın, ilk cinsel deneyimini hiç istemediği biriyle yaşamışsa unutmak ister fakat ne kadar karşısında ki erkek değersiz olsa da asla ilk öpücüğü unutmak istemez. Ömür boyu içlerinde bunu saklarlar. Erkek ise ilk deneyimini her ortam da çoğu zaman abartarak bir zafer kazanmış edası ile anlatırlar. İlk öpücüğünü sorsan hafızasını baya bir zorlaması gerektiğini anlarsınız.

Her kadın kalbini kazanmış erkeğinin prensesi ve en ‘Özel’i olmayı arzularlar.Fakat zaman içerisinde erkek için aşk sıradanlaşmaya başladıkça kadının bütün hayalleri yıkılır.Erkek bunu fark etmese bile.. Kaybetme korkusunu erkeğe hissettirmeye çalışırlar, fakat erkeğin tavrı nasıl olsa beden olarak benimsin sana sahibimdir. Oysa onların ‘Özel’likten kastı kalplerinin sahibi olmasıdır vücutlarının değil.

Erkeğin gözünde kadın bedenini istila edilmiş ele geçirilmiş bakire topraklar gibidir.Kadınlar bunun yanlış olduğunu bilse bile istemeyerekte olsa yapılacak bir şey olmadığından baştan kabul etmiştir bu durumu, fakat birazda anlaşılmak çok şey mi istemektir? Kendi tapınaklarına aldıkları erkeğin birazda aşkla ibadet etmesi çok şey istemesi midir? Sadece bir gizemli cümle beklerler .. Seni Seviyorum.. İçten söylemek bu kadar zor mudur ? Oysa yalnızca onun Tanrıçası olmak, bir tek bu duayı duymak istemiştir.

…………………………………………………………..

Bulunulan ortamlarda erkek diğer kadınlara gösterdiği kibar ve içten tavırlarını abartıp partnerini ihmal ediyorsa işte bu kadın için çıldırma noktasıdır. Kadınlar ta en başından bunun önlemini en ii şekilde alırlar. Kadının ,erkeğine herkesin içinde kocaman bir öpücük vermesi ya da üzerindeki tozu alır gibi yapması aslında erkeğini ne kadar sevdiğini değilde diğer kadınlara ‘hey bu adam bana ait’ mesajını vermesinden başka bir şey değildir aslında.Ama biz kendimizi kadınlar arasında eşi olmayan bir erkek tanrı olarak görüp onu çileden çıkartmak için elimizden geleni ardımıza koymayız. Egolarımızın sonu bir türlü gelmek bilmez..

Çok büyük hatalarımızı kabul ederler fakat asla unutmazlar..Her seferinde aynı hataları bozuk plak gibi tekrarlarız fakat biz hiç hatırlamayız,en ufak bir hata görürsek kesinlikle affetmeyiz.Durmadan her hatada af etmesini bekleriz.

Dır dır ettiklerinden şikayet eder ama asla o söylediklerini dinleyip anlama gibi bir çabada bulunmayız. Kim bilir o konuştukça neler geçiyordur aklımızdan, ya bir futbol maçı ya da daha alakasız saçma sapan bir şey.Birde tekerleme gibi aynı şeyleri söylemekten vazgeçmeyiz ama bu dır dır değildir bize göre hayat tecrübesidir.Sanki kadın olmakla bilgisizlik eş değerdedir bizim için.Öyle ya küçük dağları biz yarattık zaten bizim her doğrumuz doğru o ise neyi biliyor ki zaten?

Oysa gerçek duygularının sinyallerini veriyordur bize ara ara ayağını denk al diye,bizde bu sinyali alırsak tırsarız hemen suyuna gitmeye çalışırız.Çünkü onu kaybedersek açıkçası her şeyimizi kaybetmiş oluruz,sadece sevgimizi değil egolarımız vb. duygularımızıda..

Kadınların bir çok şey beklediğini zannetmeyin..İnanın kadınlar gizemli bir Tanrıça gibidir, saklanmayı ve gizlenmeyi çok severler. Gerçek bir kahramanın kendisini bulmasını ve anlamasını isterler. Sadece erkeğinin ‘Özel’i olup bunu ömür boyunca hissetmektir tek dertleri. Bunu anlamamak için ne kadar çok direniyoruz.Bunu bilmediklerini sanmayın onlar her şeyi hissedip hiç bir şeyi söylemezler,ama son noktayı koydukları zaman bir daha da asla geri dönmezler.Dikkatli olun..

Bugün kendinize bir iyilik yapın, karşınızdaki kadını anlamaya çalışın.Yoksa bir gün gelir içinde ki anlaşılma hissi tükenip tamamen size iç dünyasını kapayabilir.

İyi günler..

2 yorum

  1. İşte birçok erkeğe ders niteliğinde bir yazı. Hey erkekler bu kadar net kadınları anlatan bu fikirleri iyice düşünün! Zaten anlayan anlar,anlamayan da işine gelmediği için düşünmek dahi istemez. Anlamayanlara söyleyebileceğim tek şey kadınlardan uzak durmasını tavsiye etmektir. Şunu da eklemek istiyorum her kadın için yazılmış bir yazı değil bu. Sadık, erkeğini mutlu eden fakat karşılığını bulamamış kadınlar için geçerli bence. O yüzden kadınları da kendilerini sorgulayacağı yine güzel bir yazı…

  2. işte, sizden istediğimiz şey bu kadar ama anlamamakta ısrar ettiğiniz ve küçücük bi ilgiyi çok gördüğünüz için bunlar işinize gelmiyor. biraz olsun dikkat edip de gözlerinizi iyi açarsanız, kadınları anlamanın aslında o kadar da zor olmadığını görüceksiniz. bu yazıdan biraz olsun bişeyler çıkarırsınız umarım…

Yorum yaz