Hedonizm..
Hedon İngilizce bir kelime olmasına rağmen kelime kökü itibariyle Yunancadaki haz ve zevk anlamına gelen hedone kelimesinden türemiştir. Benin anlatmaya çalıştığım konu olan hedonizm; kelime anlamıyla hazcılık, her türlü şeyden haz alma anlamına gelen, en üstün iyiliğin haz olduğunu öğreten bir öğretidir.
Hedonistleri karakteristik olarak tanımlamak gerekirse, son derece egolarına düşkün benmerkezci yapıları olan, gerçek olarak asla kimseyi sevemeyen, narsist bencil, her zaman övgüye aç asla eleştiriye gelemeyen kişilerdir.
Pek dikkate almayıp kendini gün ışığı gibi gösteren hedonistlerle dalga geçsek de, her an en yakınımızdan da bu tepkimeleri görmekten korkarız. Bir toplumun içine insani duygularından arındırılmış, sırf çıkar ilişkilerine dayanan bir sistem sokulursa bunun etkisi herkeste görülür. Adı konamasa bile bir korku toplumu oluşur.
Toplumun ve insanların bozulma yaşadığını sürekli söylenir dururuz. Ama insanların neden böyle olduklarını anlayamayız. Etrafınıza bir bakın insanlar türlü şekillere bürünmüştürler. Yaptıkları işlerle ya bir alakaları yoktur yahut da zevkleri, hobileri, uğraştıkları şeyler kendi kişiliğinin önüne geçmiştir, kendileri ile asla var olamama gibi özellikleri vardır.
Bir kişinin hakkında nasıl biri diye sorduğumuzda aldığımız klasik cevaplarla, sağlam metalci, bunalımlı, dindar vs gibi sıfatlarıyla tanıtıldığını görürüz genellikle. Asla karakter yapısını ilk cevapta alamayız. Toplumdaki insanların çoğu kendilerini hep bazı metalarla ifade eder hale gelmiştir. Bunun kökenine inersek asosyal başarısız karakterler buluruz.
Buradan sonra hedonizm gerçeği ile karşılaşırız.
Hedonistlerin çoğalması nedeniyle toplumda çatırdamalar başlar, insanların birbirlerine güvenleri kalmaz. Kimsenin adını koyamadığı bu hastalık türü yaşamımızın her yanına yayıldığı için giderek yalnızlaşmakla beraber yozlaşır toplum.
Bunun sonuçları ise her an tedirgin bir yaşam süren, savunmacı kişiliklerin ardında sosyal toplumdan uzaklaşan bir nesli oluşturmaktadır.
Hayatta nelerin olduğu onları pek ilgilendirmez, benmerkezciliği etrafında bir dünya yaratma çabasındadırlar. Sadece kendi yaşayacakları şeyleri umursarlar, asla onları kimse eleştiremez hep haklı bir sebepleri vardır. Aşk insanı olduğunu iddia ederler fakat ilişkileri duyguları ile değil kendi çıkarları doğrultusunda ilerletirler.
Hedonistler her varlık ya da yapıya insan unsuru ile değil cinsel unsurla yaklaşırlar. Aileyi, erkeği ve kadını cinsellik olarak görürler. Onlar için kadın veya erkek yasak zevklerin aracıdır. Aile için sorumluluklar, çocuk sahibi olmak rahatlarını kaçırır. Evlenmekten kaçınırlar. Ahlak ve aile gibi kavramlar boşuna kurulmuş yapı ve yıkılması gereken tabulardır. Aşk ve sevgi, iki insan arasındaki duygusal bağ sadece cinselliğe dayanan bir çıkar aracıdır.
Her arzunu tatmin et, her zevki tat- ilkesini benimserler. Tabi her türlü hazzı engelleyen şeyler onların düşmanıdır. Ayrıca yüksek haz beklentisine ulaşılamayınca ümitsizlik, karamsarlık, öfke ve saldırganlık duygularına yönelim sonucunda depresyona girmeleri kaçınılmaz olur.
Arkadaşlık ilişkileri ise karşılarında ki insanın sosyal hayattaki konumuna bağlıdır. Kesinlikle dostluk kavramından uzak çıkar ilişkisi üzerine kurulmuştur. Karşısında ki insanı bir basamak gibi görüp ondan faydalandığı sürece sürer ilişkileri. Sadakat ve vefa onlar için bir aptallığın belirtisidir. Onlar için doğa ile insani yaşam aynıdır. Zavallı, aciz olana acımamak gerekir, herkes birbirini bir şekilde kullanmalıdır, insani ilişkiler ise tamamen yalandır.
Son derece paranoyalarla kurulu hayatlarında bir yanlış gördükleri zaman suçu hep başkalarının üstüne atmayı yahut kendilerini müzmin olarak gösterip insanların duygularını sömürmeyi tercih ederler.
Bu kadar karmaşada yaşanılan hayatlarının sonucu sürekli mutsuzluk getirdiği için onlara, o sonsuz ihtiras dolu hazlarına cinsellikte aramaya başlayıp, alkol, uyuşturucu ile devam ettirirler. Uyuşturucu kullananların çoğunluğunu zaten hedonistler oluşturur. Neler hissettirdiğini ne anladığını sorduğunuzda genellikle gelen cevaplar aynıdır. Başka bir dünyada her şeyden uzak bulutların üzerinde uçmak gibi terimler kullanırlar. Sürekli kafalarının tüm düşüncelerden uzaklaşıp boşaldıklarını söylerler. Kendilerine bunun yanlış olduğunu söylediğiniz an ya sizi küçümseyip onu anlamadığınızı iddia ederler yada ne yapayım bağımlıyım onsuz olamıyorum diyerek kendilerini acındırma yolunu seçerler.
Hayattaki her şeyin boş olduğunu söyleyip ileriye dönük hiçbir ideali benliklerinde taşımazlar. Sadece anı yaşama gibi tutkuları vardır. Zorlukları asla sevmezler, sabırları yoktur her şeyin bir anda olmasını beklerler. Tanrı olgusuna inansalar bile onun kendisini asla anlayamadığını ve eziyet ettiğini düşünürler.
Bir çok hedonist ise kendisine gizem katıp farklı gözükmek için, asla temellerini bilmeyip satanizm, paganizm, ateizm vb. felsefesi ya da inancını taşıdığını söyler.Fakat bunun gerçek yaşamıyla pek bir alakasının olmadığını davranışlarıyla ve yaşam biçimini inceleyerek görürsünüz.
Hep bir şeylere sığınma ihtiyacı duyarlar. Başka karakterleri idol edinip onlar gibi olmaya çalışırlar. İç dünyasında ne kadar egoları büyük ise de kendilerini aşağı görmeleri de aynı derecededir. Aslında kendilerinden kaçıp hep bir şeylere sığınmak isterler.
Tamamen kaos içinde bir yaşamları vardır.
Asla kendileri olamazlar.
Pekala bunları neden anlattım?
İçinde yaşadığımız toplum o kadar hedonizme yatkındır ki, ismini koyamasak ta bu durumdan şikayet ederiz. Sanki içimizi kemiren gizli bir düşman vardır aramızda. Sen o bu diyemesek de bunun belirtilerini sürekli birbirimizde görürüz.
Çevremizde ki hedonistler yaşamımızı o kadar çok etkiler ki bunun sıkıntısını daimi olarak çekeriz. Sosyal yaşamda olsun arkadaşlık ilişkilerinde olsun kadın erkek ilişkisinde olsun durmadan karşımıza çıkar. İstemesek de yan etkileri de hayatımıza girer. Türlü paranoyalar ediniriz insanlar hakkında, güvensizlik duymaya başlarız topluma. Hayatımızı kaygılarımızın ihtimalleriyle yönlendiririz.
Etrafımızda ki hedonistler çoğaldıkça yaşanan bozukların bedelini birlikte ödemeye başlarız.
Şimdi kendinize dürüst olun. Gerçekten gizli bir hedonist olup olmadığınızı sorun?
Eğer bir hedonist iseniz kendi öz eleştirinizi yapmanızın zamanı gelmiştir. Bir gün bunun en büyük zararını aslında kendinize olduğunu göreceksiniz. Her şeyin bir sonu olduğu gibi her türlü hazzında sonu vardır. Bir gün her türlü şeyden tatmin olamadığınızı görürseniz, intihar kapınızın eşiğindedir.
Etrafınızda ki insanları da gözden geçirip sorgulayın. Hedonist kişilerin size ve çevrenize ne kadar zarar verdiğini emin olun göreceksiniz.
Onlar maalesef her yerdeler. Türlü kılıklara girmiş, kafasında tasarladıklarını hayata geçirmenin planlarını yapıyorlardır. Eğer onları bu yanlışlarını görmeyi sağlayamıyorsanız kesinlik ile onlardan uzaklaşmanız gerekmektedir. Kendi bataklığına sizi de sürüklemek isteyecektir. Profesyonel bir destek olmadan çoğu zaman bu hallerini aşamazlar.
Siz siz olun eğer kendinize gerçekten değer veriyorsanız hedonizmden uzak durun.
Kibir ve bencillik insan evladının en büyük düşmanıdır. İnsan sosyal bir varlıktır. Eğer diğer insanlarla gerçek bir paylaşım içinde olamaz ise , insanlara güvenemez ise sonu hedonist bir şekilde mahvolmaktır.
Eğer gerçekten ağlayabildiyseniz gözyaşında ki sıcaklığın kalbinizde ki duygulardan olduğunu fark etmişinizdir. İnsan evladı gerçekten ağladıysa eğer gülmenin anlamını ve değerini iyi bilebilir.
Sadece hazlarla gerçek insani duygulara erişmek imkansızdır. Bazen acı çekmek ve hüzünlenmekte güzeldir. Gerçekten ağlayamayan insan asla gerçekten gülemez.
Bu yazıyı yazarken Dark Tranquillity — Hedon şarkısını dinliyorum, beğenmeseniz bile bu şarkıyı dinlemenizi tavsiye ederim.
Hedonizmsiz ve hedonistlerden uzak bir yaşam ümidiyle….

3 yorum
neler yuklemıssın hedonizme. ne kadar abartmıs, okuyanların da tek yonden bakma olasılığının artmasına,ne kadar gereksız tekrarlamalarla,neden olmussun. ‘evrensel’ mı gordun etiği. ınsanların ”onlerıne serılmıs” seylerle bu kadar ıclı dıslı yasayabılmesıne ben anlam veremıyorum.
bılmıyorum yazdıklarım ”yorum” nıtelığınde mı. hahah.
şimdi, çevremde gördüğüm ama ismini koyamadığım birçok şeyin tekrar farkına vardım.
Asiri korkunc bir durummus gibi gostermenle beraber bu durumu, insanlarin sosyal,paylasimci bir varlik olmasi gerektigi ana fikrinde sana katiliyorum.. Bizler doganin en kompleks, en mukemmel yaratiklariyiz ve asiri bencillik, karsidakini arac olarak gorme, sadece kendi deger yargilarina inanma gibi kimi hayvansal durtuleri mantik yolu ile aşmamiz gerekir yoksa vahsi doganin bize verdiklerinden ote adim atamamis sayiliriz. Ama hangimiz ya da tarihteki hangi buyuk insanlar biraz Hedonist degil ki .. Bunu da sorgulamaliyiz, zararlarinin yaninda kismi faydalari oldugunu da unutmayalim, onemli olan o dengeyi kurabilmek bence..