Bu yazı eski sitenin köşe yazıları arşivinde yayımlanmıştı.
En son ne zaman ejderha öldürdünüz?
Yazı: Oğuz Marangoz ,Mete Bağcı,
Fantastik edebiyat insanların hayal güçlerinin sınırlarına ulaştırma çabalarının bir ürünüydü; ama ya sonraki adım? Fantastik edebiyatın doğum noktasına inecek olursak, var olan sıradanlıktan kurtulma çabasını görürüz. Bu çabalardır ki, bilinen kuramları hiçe sayarak, gerçek olamayacak kadar gerçek yeni bir var oluş yaratma güdüsünü taşır.
İlk insanın var oluşundan günümüze ve sonrasına kadar insanoğlu hayal etmiştir ama bazen hayal gücü kısıtlanır. Gerek dünyamızın sistematiğidir bunu yapan, gerekse yoğun hayat tempoları. Hayaller uçlardan merkeze doğru sürüklenir. Aslında fantastik edebiyat uçlarda hayal etmektir.
Fantastik edebiyatın bir başka nedeni de geçen sayımızda belirttiğimiz yeni destanlar yaratma isteğiydi. Yeni destanlar yaratıldı da, yeni efsaneler yazıldı ama kökenleri hayaller üzerineyken temelleri öte dünyalara aitti. Ve insanlar edebiyatın haricinde de destanlar yazmak istediler. Birçoğu çocuklarına masallar anlattı, oğullarının isimlerini taşıyan kahramanlık öyküleri anlattı.
Ve bu çocuklar yıllar sonra içinde var olabilecekleri kurgular oluşturmaya başladı. FRP yani “Fantastik Rol Yapma Oyunları” yarım asır kadar önce bir gurup yazarın yeni bir evren kurgularken başvurduğu yöntemdi. Aslında bu dünyaya kuşbakışı bakmayı bırakıp, o dünyada yaşayan canlıların gözünde görmeye çalışmalarıydı. Örnek vermek gerekecek olursak, Dragonlance “Ejderha Mızrağı” isimli fantastik roman serisinin yaratılma esnasında, yazarlar yarattıkları karakterlerin kimliğine bürünüp onların maceralarını yaşamışlar ve sonrasında yaşadıkları maceraları yazmışlardı. FRP ve fantastik edebiyat her zaman bir bütünün parçalarıydı.
Örneklemeye geri dönecek olursak, yine aynı seride bulunan bir yazar kendi yaratısı olan bir karakter hakkında, “benim oğlum gibiydi, bir süre onu büyüttüm, ona can verdim ama o büyüdükçe kararlarını kendi vermeye başladı” demiştir. Aslında bu yeni yaratılarının gerçeğe büründürülme çabalarından başka bir şey de değildir.
Benzer bir şekilde fantastik edebiyatın babası olarak da tanınan Tolkien’in var olmayan bir dil yaratması, ona farklı lehçeler eklemesi de benzer bir sebeptendir. “Silmarillion” isimli kitabında Tolkien, “Orta dünya” ismini verdiği yaratısına bir tarih yaratmıştır. Belki de karakterleri defalarca canlandırmış, o şirin “Hobbitköy”ün sokaklarında saatlerce tur atmıştır.
Kaçımız onun bu yaratısı esnasında, kendini o dünyanın içinde hayal etmediğini söyleyebilir ki? Aslında her yazar veya bütün hayal kuranlar bir süre için yazınlarının içerisinde yaşar. Rol yapar, bir karaktere bürünür, hikayeler anlatır, besteler yapar.
Fantastik temalı şarkılar yazan “Blind Guardian” isimli grup şarkılarını yazarken, bir ozanın hikayesini -bard song- anlatırken hayal kurmadığını kim söyleyebilir. Veya şarkı sözleri yazarının bir ozan gibi düşünmediğini kim öne sürebilir?
Neden bunları anlatıyorum? Aslında cevabım çok basit, hayal kurmak, rol yapmak FRP nin temellerini oluşturur. FRP ne midir? Sadece okumaya devam edin, bütün sorularınız cevaplarınızla buluşacaktır.
…
Hepimiz çocukken çeşitli oyunlar oynamış ve çeşitli kılıklara girmişizdir. Kimi zaman bir polis, kimi zaman bir korsan, kimi zaman da bir şövalye… Çocukken hayal gücümüz sonsuzdur…
Bütün bunların FRP ile alakası nedir diye soruyor olabilirsiniz. Öncelikle FRP‘nin temeli sanki bir başka kişiymişiz gibi davranmak ve bunu yaparken de eğlenmek ya da hayallere dair doğaçlama bir tiyatroda bir rol almak.
Rol yapma kısmı kolay gibi değil mi? O zaman fantastik kelimesini inceleyelim biraz… Fantezi, eski Yunancadaki “fantazya” kelimesinden gelmektedir. Yani düşlemek, hayal kurmak. Hayalimizde canlandırdığımız, yarattığımız her şey fantezi sayılabilir.
Fantastik dünyalar yaratılıyor ve bu dünyalarla ilgili romanlar yazılıyor, hikayeler anlatılıyor. FRP sayesinde hepimiz bu dünyalardaki bir fantastik karaktere bürünebiliyor ve maceralar yaşayıp eğlenebiliyoruz.
Peki, bunu niye yapıyoruz? Bunu herkes yapmıyor, FRP oynayan ya da en azından işin temelinde FRP’ye benzeyen konulara eğilen kişiler sadece bir azınlık. Sadece bizim toplumumuzda değil dünyanın her yerindeki toplumlarda birer azınlık…
Hepimiz bir zamanlar çocuk olduk. İyi veya kötü hayal kurarak ve oyun oynamak dışında pek bir şey düşünmeyerek hayatımızın bir bölümünü geçirdik. İster kabul edin ister etmeyin içinizdeki çocuk hâlâ oralarda bir yerlerde. Bunu kabullenebilen insanlar bir hafta sonunu bir masa başına oturup çocukken yaptıkları “saçmalıkları” belirli kalıplara oturtup ciddi bir işçesine yapabiliyorlar. İşte bu insanlara FRP oyuncusu diyoruz. Pek de iyi yapıyorlar. Çünkü hem hayal güçlerinin ölmesini engelliyor hem de çok eğlenceli vakit geçiriyorlar.
Yaklaşık bundan 6 – 7 yıl evvel basında çıkan FRP ile satanizm arasındaki ilişkinin sebebini hâlâ tam olarak kimse söyleyemiyor. Toplumda farklı olan, alternatif olan herkes sistem için tehlikelidir. İnsanlar anlayamadıkları şeylerden korkarlar. Bu gibi nedenlerden dolayı FRP gibi alternatif bir eğlence biçimi hiçbir zaman toplumda ve basında hak ettiği yeri bulamamıştır. Bu yüzden karalanmaya çalışılması normaldir ve hep böyle kalacaktır.
Şimdi gelelim bu oyunun tam olarak nasıl oynandığına… Bir grup insan bir araya gelirler ve aralarından birini (tecrübeli ve bilgili olması gerekir) oyun yöneticisi olarak seçerler. Bu kişi hakem gibidir. Oyun dünyasını tam olarak yönetecek kişidir. Diğer insanlar ise oyuncu olurlar ve kendilerine bir karakter yaratırlar. Bu karakterler yan komşunuz Mehmet Bey’den biraz farklı olurlar tabii. Ya büyü yaparlar, ya psişik güçleriyle bir şeyleri havaya kaldırırlar, ya da duvarlarda yürürler… Neticede “fantastik” olurlar. Bulunan dünyalar da zaten pek normal değildir. Ejderhalardan, havalarda uçan şehirlere, konuşan ağaçlardan hiç görülmemiş hayvanlara, aklınıza gelmeyecek her şeyle dolu olabilirler. Fantastik koşullarda, fantastik karakterleri canlandırmaya çalışırlar. Oyun yöneticisi ise atılacakları macerayı belirler, hikayeyi yazar ve oyuncuların karakterleri dışında kalan dünyanın her parçasını yönetir ve canlandırır.
Kahramanlar prensesi kurtarmak için dev ejderhanın mağarasına girdiklerinde, oyun yöneticisi hem bir ejderha olup onlarla pazarlık yapar ya da kükreyerek savaşır, hem de kurtarılan prenses olup, kahramanlara teşekkür eder. Oyun yöneticisin yükü ağırdır. O önemli bir parçadır.
Bunlar dışında bir takım kural kitapları (oynanılan dünyaya ve sisteme göre değişiklik göstermektedirler), zar setleri ve buna benzer ekipmanlar kullanılmaktadır. Ama işin özüne bakılırsa bütün bunlar sadece göstermelik detaylardır. Zarlar olasılık hesaplayıcılarıdırlar ve birtakım şeylerin oyun yöneticisinin bile elinden çıkmasını sağlayarak oyuna heyecan katarlar.
Güzel vakit geçirmek, hayallerinizi gerçekmişçesine yaşamak ve yeni insanlarla beraber yenidünyalar tanımak için fantastik rol yapma oyunlarını herkese öneriyorum. Bu dünyalara adım atmak için İnternetten yüzeysel bir araştırma yapmanız yeterli. Aynı zamanda bilim kurgu ve fantastik romanlar da, hayal kurma ve hayallerinizi yaşama güdülerinizi güçlendirecektir.
En son ejderhasını hatırlayamadığı kadar eskide öldürmüş olan, çok uzun yıllardır prensesler kurtarmamış veya uzay gemilerine binmemiş yetişkinler, hiçbir şey için geç kalmış sayılmazsınız! Hayal dünyaları her yaşta, herkese açıktır. Üstelik bedava…
