İçeriğe geç

Forum

Karanlıklar ve Aydı...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Karanlıklar ve Aydınlıklara...

524 Gönderiler
56 Üyeler
0 Reactions
128.7 K Görüntüleme
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Düşüncelerle düşüncelere aşık olur, düşüncelerin düşten ibaret olduğunu görür, düşeriz... Umarım bu sefer düşmem... Bıktım düşe-kalka hayattan düş parçaları yolmaktan :)


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 01/08/2007 1:07 am
desiderius
(@desiderius)
Gönderiler: 1128
Noble Member
 

birileri gercekten iyi gelmiş sana ece :) sana huzuru yazdıranlara içelim bir gun :)


Disconnectus Erectus

 
Gönderildi : 01/08/2007 1:11 am
gzZzm
(@gzzzm)
Gönderiler: 386
Reputable Member
 

Gönderen: @aurora
Düşüncelerle düşüncelere aşık olur, düşüncelerin düşten ibaret olduğunu görür, düşeriz... Umarım bu sefer düşmem... Bıktım düşe-kalka hayattan düş parçaları yolmaktan :)

süpersin :)


 
Gönderildi : 01/08/2007 3:19 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Kurgulanmış bir hayatta kollarımıza astığımız veya asılmasına izin verdiğimiz görünmez kelepçelerin mahkumuyuz adeta... Adına "kader" dediğimiz, yüzyıllardır bizim için çizilen "elverişli" yollara adım attıkça rahatlatır bizleri adına toplum denilen, paylaşacak hiçbir şeyi olmayan kuru kalabalığın içinde çorbada tuz misali bulunuşumuz...

Yeni olanlardan çekincemiz de hep bu daha önce denenmiş yollardan ayrılma korkusundan değil midir? Kendimizi tutsak ettiğimiz bu bedenleri öylesine israf edişimiz... Yaşamlarımızı bedavadan heba edişimiz.... Kendimizce en orijinale en marjinale yöneldiğimizi düşünürken bile zihnimizde belirmez mi toplumsal öne geçişlerimiz?

Nedir bizi bu kadar değerli kılıp da bu denli kendimize hoyrat olmamıza neden? Neden bu denli sevdiğimiz bizlere, zorunlu yollar kurarak mutluluğa ulaşacağımıza dair söylemler çeken, bunca kırık hayat sahipleri hala hayata dair kırgınlıklar taşır içlerinde?

Özgürlüktür yaşamak... Bedeli olan acıyı da derinlerine çekebilmektir özgürlük... En çirkefe, en pisliğe batmak ve acıdan kıvranmaktır özgürlük... Neden göze alamıyoruz bedeli ödenmiş özgürlükleri? Neden kendimize özenti dallarından oluşmamış, sadece kendi yaratıcılığımızın eseri olan bir yaşam oluşturamıyoruz? Ve neden ne kadar çok uzaklaşırsak kendimizden, ne kadar çok katılırsak sürüye o kadar seviliyoruz, o kadar seviniyoruz?

Bir arada olmayı ister insanlar hep... Aynı düşünceleri paylaştıkları için dip dibe, yan yana duruş sergilemek, varlığını tek başına kanıtlayamadığı için, çok sesli bağırışlarıyla kanıtlamak ister adeta... Ve moda yaratılır dünyada... Moda=kategorileşmek... Kategorileşmek ise gerçek anlamda insanın kendisine has olan özelliklerini törpülemesinden başka bir şey değildir... Bir araya gelip hep aynı sesi veren bir koro misali...

Ve bastıkça çöker insanlar, üzerlerine bastıkça kaldırırlar omuzlarındaki kendilerinden farkı olmayan ama bir o kadar da kendinden başkasını düşünmeyen karakteri... Bir anda moda yaratılır, "altta kalanın canı çıksın" dercesine alkışlanır ezenler, ezilenler ise mağdur, yenik... Toplumsal bir üşüşme başlar; leş etrafına üşüşen kargalar misali... ve bir anda didik didik edilen mağdurun son hayalidir tepesinde duranın yerinde olmayı özlemek... Oysa kırık, uyumsuz, mazoşist bir aynadır baktığı...

Unutur insanlık medeniyet kisvesi altında büründüğü bu leş savaşı içinde neden bir araya geldiğini... Unutur insanlık modern olmak adına içlerindeki özü ve o dingin sesi... Ve bir şekilde moda olur, insanın kendisinden uzaklaştıkça daha uyumlu olması hayata... Bir şekilde moda olur kollarımızdaki bilezik misali kelepçeler... Alışırız hayata... Silinir değişik yaşam şekilleri bir bir... Yaratıcı olanı en başta biz ezeriz ayaklarımız altında, vurmasın yüzümüze bu sahte görkemli imparatorluğumuzu diye...

Masum bir bebek ağlıyor... Uzaklarda bir yerlerde... Adeta solumuş zehirli oksijeni, çekmiş ciğerlerine... Her gördüğü bir yara, her baktığı kör ediyor gözlerini... Yavaş yavaş alışıyor o da, hepimizin alıştığı bu ürkek hayata...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 02/08/2007 12:21 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

:) Bu arada yorumlar için teşekkür ederim...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 02/08/2007 12:22 am
gzZzm
(@gzzzm)
Gönderiler: 386
Reputable Member
 

o masum bebek alışmak zorunda hepimizin istesek de istemesek de alışmak zorunda olduğu bu oyuna...özgür olabilmeyi göze alamıyoruz gerçekten en azından kendim için söyliyim küçük bi beden kaldıramıyo bunu henüz ...


 
Gönderildi : 02/08/2007 11:05 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Gece... Gece elbisesini giyer şehir... Işıklanır... Onunla beraber şehirde yaşayanlar da... Sahte maskeler boyanır yüzlere... Alkolik bir vurdumduymazlıkla dökülür insanlar caddelere akın akın... İşte şimdidir zaman! Gün bugündür, an bu an...

Bir adım sonrasını düşünmeksizin değişik bir boyuta adım atar insanlar... Kalabalık bir güruhun tam ortasına düşmek istercesine... "Yaşıyorum!" der çoğu zaman... Kalabalığa karışmak ve alkolik bir vurdumduymazlığa sığınmak sadece ve sadece kaçışıdır insanın kendisinden... Köhne varlığının ellerinden tutamayan insan, tutacak yeri kalmayan insan kaçar kendisinden, bir farenin kediden kaçması gibi...

Bir hırs savaşı hüküm sürer alkolikler şehrinde... Bir flört, bir ispat savaşı... En çok da kendinedir insanın isyanı da, ispatı da... Kaçtığı kendisine ispatlamak istercesine yaşar "an" dediği hayatını... Geride kalır sorumluluklar ve sorunlar. Bütün sıkıntı veren her ne varsa... Tatlı bir rehavetle daha fazlasını isteyen, doymak bilmeyen insan sarılır yine alkolün verdikçe veren, fedakar kadehlerine...

Tam zamanıdır... Gün bugündür, An bu andır! Kimi "Yarınlar yok" derdinde, kimi "Sabah olmasın"... Bir andır yaşamdan çalınan, kelebek misali saçlarından yakalanılabilecek kısacık bir andır... Gece ilerledikçe, daha da zıvandan çıkar görüntüler bulamacı... Gözler boş bakar, diller peltekleşir... Başlangıçta güzel olan her ne varsa -kafalar dahil- çirkinleşir, çirkefleşir...

Doymaz insan... "Bir kadeh daha!" Daha çok kaçmalı, daha çok bulanmalı yaşam denilen bu çirkefe... Nasılsa yarın yok... Nasılsa gün bugündür, an bu an... Rehavetle birlikte yapamayacağı ne varsa yapar insan... Kendisini tutan türlü sorumluluklar açar kelepçeleri, azad eder insanı... Saf insan kalır, biraz da alkolik...

Aklından geçen ne varsa... Her ne varsa dökülür, kendisini tutmayı bilemeyip de ortalığa pisleyen çocuk misali... iyisiyle, kötüsüyle hatta bütün gerçekliğiyle bırakır kendini insan, bir meze tabağının kenarına çoğu zaman...

:roll: içmek istiyorum ben ya! :roll:


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 04/08/2007 2:13 pm
yaratick
(@yaratick)
Gönderiler: 29
Eminent Member
 

sessizce uzat gözlerini şimdi..,fısıldasın bakışların satırlarıma,aklının kollarından geçmek isteyip yeterli şefkati bulamayan düşüncelerin.
yaklaş..,

son söz hep yıkıcı olmuştur bulutlardan damlayan,ruhumuzun tüm sellerini son damla barajlarında taşan aşkınlıklarımız,isyanlarımız oluşturmuştu..biz belki yıllar önce itaati seçmiştik..
ne var ki,boğuluyoruz şimdi..

yakınlaş diyorum..gözleminden bir anlam hüzmesi oluştursun aklına düşen kelimelerim.mutlaka boşuna değildir,mutlaka boşuna değildir bu sabrın,mutlaka boşuna olmayacaktır,başını başka diyarlara sallamayışın..
sessizleş, dursun,bu satırları okurken yüreğinde kopan tüm anlamsız fırtınalar..dursun diyorum,akıl aynalarına yansıdıkça bir yaprak silüeti dahi oluşturamayan anlamsızlıklar..
çünkü bende anlamsızım okur.

hiçbir tasvir kalıbına sığdıracak kadar katili değilim cümlelerimin..aklımın sessizliğiyle çağırıyorum tümleçsiz cümlelerimi,bazen öznesini gizlemek daha otantik karşılanıyor,cadde üzerinde,duraklarda,metroda fingirdeşen bakışlara göre..daha bi "aşk" kokuyor-aşkta ne demekse- titriyor adımları,solukları sıklaşıyor,
-daha önce..yle başlayan hiç yaşanmamışlıklar..
yaklaş diyorum..
boşvererek tüm anlamları..
aşka anlam giydiren,saçmalık topluluklarını..

usulca dinle cümlelerimi avuçlarına alır gibi,kulaklarını bana emanet eder gibi,emanetin en kutsalını yüreğinde taşır gibi...aşkı bırak gel okur.
aşkı unut gel..aşktan soyut,ol da gel..

yaklaş şimdi..aklın pencerelerini bana,sadece biranlık,4kere aç..4kere üşü,4kere ıslan bu bekleyişten..bekleme diyorum.
anlamsızım ben..
bir sevgide tüm anlam boğulmalarını yaşar gibi,bütün bir mutluluğu,bir heyecanı tek bir ihanette ezer gibi,geçmişin tohumundan hüzme yapıp,bikaç şiir tadında düşünceyle içer gibi..
anlamsızım ben.
anlamsızım ben.

git şimdi.
omzunda bana yaklaşmanın pişmanlığıyla git.
neden okudum sanki ki,serzenişiyle uğurluyor gerçeğim..
tüm gerçeğim,..
anlamın savletçisiyim......


iNsanLarın maskeLerini her düşürüşünde nefret ediyoruM basitLiklerindeN...ve birkez daha Lanet ediyoruM Tanrı'ya...!

 
Gönderildi : 05/08/2007 2:20 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlık perdemde açılan bir yarıktan içeri sızan ışıkla uyandım bugün... Varlığına dair şarkıları dinledim kuşların dillerinden... Ve geleceğine dair... Bir damla ışık süzüldü karanlık perdemin içinden, gözlerimi kamaştırırcasına... Sen gibi... Sana dair her ne varsa...

Tatlı bir şeker kokusunda ılık ılık yayıldın odama, sardın beni, sarmaladın... Bana dair her ne varsa... Öylesine bendim senin yanında, ürkmeden, çekinmeden dururdum bir başına... Ve öylesine sendin sen... Olduğun gibi ve olman gerektiği gibi dimdik karşımda... Öylesine bir gündü işte gelecekten çalınmış onca gün arasında...

Senden "sen" olmanı beklemekten başka birşey beklemedim ki ben... Dürüstçe karşımda durabilmendi, dinlemeden hiçbir neden... Herşeyden çok kendin olabilmendi... Ve beni ben olarak kabullenebilmen...

Oysa şehre is yağarken, insanlar nedensiz korkaklıklarının esiriyken... Kabullenemezler kendi gerçeklikleri kadar karşılarındakileri... Oysa beklemedim ki ben... Sadece bıraktım kendimi... Ve seni... Bıraktım seni bana gelmen için...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 06/08/2007 5:42 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlığa açtım gözlerimi bugün... Hançerlenircesine boğuk çığlıklar ata ata kanar boğazım... Kan ve irin akar öykülerden... Bir gün daha boyanır dünyanın bütün çirkefiyle... Ne yana baksam hüzün...

Kanıyor bileklerim... Binlerce defa hiç doğmamayı ister çocukça içimdeki o kanlı çarşaflara sığınmış çocuk... Binlerce defa kanatılan yaralar... Hiç kapanmadılar... Temiz bir dünya istiyorum artık... Karanlıkların içinden aydınlıklara uzanan... Huzur arıyorum... Durmaksızın artan bir huzur...

Yollara karanlık vurmuş, acıdan görünmüyor adımlarım... Kan ve gözyaşı akıyor çamur çamur... Biraz soluklan! Nefes al! Ve adım adım ilerle ruhum! Karanlıklar rehberin olsun, bulacaksın aydınlıkları... Biraz nefes al ruhum... Dinlen şu cesetlerin kenarında... Kan ve yıkım hakim dört bir yana... En az acıyla kurtulmak için, saklan biraz leş cesetlerin ardında...

Ve elbet yakar ışıklarını, yol göstericisi Şafak Tanrıçası... Elbet yakar aşklarını meşale meşale... Önünde diz boyu kan gölü, elbet bulursun yolunu sen de... Kandırıp geceyi koynuna alır ve gebe bırakır güneşe... Gül parmaklı tanrıça Aurora...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 09/08/2007 9:59 am
Er2
 Er2
(@er2)
Gönderiler: 5542
Illustrious Member
 

vahiy gibimi geliyo bunlar :S :D


 
Gönderildi : 09/08/2007 10:02 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

eauhau önemli mevkilerde tanıdıklarım var... sms olarak gönderiyolar... :D


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 09/08/2007 10:05 am
Er2
 Er2
(@er2)
Gönderiler: 5542
Illustrious Member
 

2 kontörüm var ablaa banada yollayın :D

Pençesine düştügüm bu zehir... Yoksa senin Aşkınmı... ?


 
Gönderildi : 10/08/2007 8:08 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Alışıyor gözler yavaş yavaş karanlığa... Yavaşça kabulleniyor ruhum olmasını istemediklerini... Yavaşça boyun eğiyor, itaate zorlandığı her şeye... Açlıktan bitkinleşmiş bir hayvan misali sessizce kıstırıp kuyruğunu bacaklarının arasına, pençelerindeki dişlerindeki gücü yadsıyor...

Alışıyor gözler bu karanlığa... Zaman enjekte eder sanki damara itaati... Boyun eğiş, vaz geçiş kendinden adeta... İçe dönüş ve hatta içe çöküş belki de... Saat 13:13... Dışarısı içerisinden daha karanlık... İsyan dolu hırıltılar mırıltıya dönüşür, uyuşur beyinler toplum ilacıyla... Uyum sağlamak mı? Onlardan biri olmak mı?

Kelepçelerimi çöz artık anne! Söz veriyorum bir daha yaralamayacağım kimseyi... Özellikle kendimi ve seni... Gözlerinden süzülen kan mı? Görmemek için çok incittin gözlerini... Kendi başıma olmaktı istediğim... Bir başıma durabilmek bu senin görmediğin - bilmediğin bk çukurunun içinde... Yaşamak istiyordum anne! Bir defa geldim dünyaya... Dibine kadar yaşamaktı tek isteğim!

Oysa onlar... Kriz kriz geldiler üzerime... Bir kaos... Duyuyor musun? Anlamadığını biliyorum... Artık beklemiyorum da... Anlamanı... Kimsenin anlamasını... Artık iyi olacağım anne... Söz veriyorum! Hep olmamı istediğin gibi... Bir de yapışmasa bu yağlı karanlık üzerime...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 10/08/2007 1:21 pm
Ezequeel
(@ezequeel)
Gönderiler: 200
Estimable Member
 

Okudukların hepsi çok güzel gerçekten tebrik ederim


Beden ölebilir ama ruh her zaman var olacaktır...

Hayat biter,alem biter,yol biter; çArşı bitmez :!:

 
Gönderildi : 11/08/2007 6:25 pm
Sayfa 5 / 35
Paylaş: