İçeriğe geç

Forum

Karanlıklar ve Aydı...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Karanlıklar ve Aydınlıklara...

524 Gönderiler
56 Üyeler
0 Reactions
128.6 K Görüntüleme
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Asla unutmadım... Pembe, güzel bir dünyaydı içinde yaşadığım, karanlıklarınla girene kadar hayatıma... Asla unutmadım... Nasıl sürdün çirkefini, pis ellerini hayatımın her köşesine... Asla unutmadım... Hep nefret ettim, hep lanet ettim... Sana söylemesem de, çoktan seni sildim kafamın içinde yaşadığım küçük dünyamdan...

Uzaklarda kal... Ulaşma, konuşma, dokunma bir daha yarattığım hiçbir şeye! Uzaklarda kal... Bir daha asla... Bir daha asla! Çek pis ellerini hayatımın etrafından ve dokunma, ulaşma, bilme hayatıma dair her ne varsa.. Uzaklarda kal. Uzaklaş ve her nerede her ne halt yapmakta isen, öylece kal! İstemiyorum bir daha lanetli ellerini, hiçbir insana yakışmayacak kadar iğrenç olan o lanetli elleri istemiyorum dokunmasınlar, ulaşamasınlar benim yarattığım bu dünyaya!

Sen yaratmayı bilmezsin, bildiğin tek şey yıkmak! Sen gelişmeyi bilmezsin, bildiğin tek şey kırmak... Sen var olmayı bilmezsin, bildiğin tek şey yok olmak... Sen iyiyi bilmezsin... Bildiğin tek şey yapılan iyiliği ayaklar altına almak... Ve ben bilmem sana söylenebilecek kelimeleri... Bildiğim tek şey susmak...

Sonsuza kadar lanetinle kal... Sonsuza kadar seni affetmeyeceğim bu lanetle kal... Benden uzak kal... Bir it misali dönüp durma etrafımda. Benden uzak kal... Ellerinin dokunduğu her ne varsa çürür gider. Her ne varsa ellerinin dokunduğu, solar gider... İblisler bile masumdur senin yanında, dokunma artık insanlara...

Herkes değişebilir, herkes öğrenebilir belki zamanla... Uzak kal! Herkes anlayabilir, hata yapabilir belki... Belki ders bile olmuşumdur sana... Ama uzak dur... Girme yaşamıma... Ne kadar uzak olursan o kadar iyidir aslında... Bir daha, bir daha vurmadan vicdanını yaptığın iğrençliklerle, bir daha, bir daha vurmamak için beni paranoyaklık günlerimle, uzaklarda kal... Hiç doğmamışçasına, seni hiç tanımamışımcasına... Uzaklarımda kal... Bir daha asla... Bir daha asla dokunma bana...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 13/11/2007 12:29 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Çırpındıkça batıyoruz bu çamurun içinde... Bir lanet misali yağıyor gökten ateş, bir lanet misali yayılıyor yer yüzünden lav... Karanlıklarımıza saklanıyoruz... Dolduruyoruz içimizdeki karanlığı, boşlukları... Nefretimizi rehber edinip yollara düşüyoruz... Bir boşluktan bir diğerine, bir nefretten bir diğerine zorla itiliyor, kakılıyoruz...

Karanlık dünyalarımızda kendimize siperler hazırlıyoruz, kardeş düşmanlarımızdan korunmak için... Önce kendimizi saklıyoruz, devekuşu misali; ne tuhaf? Önce kendimizden kaçıyoruz... Narsist aynalarımızda ömür boyu gördüğümüz "ben"den başkası değilken, bütün suçu "ben"den başka herşeye ve herkese atıyoruz... Uzaklaşıyoruz... Önce kendimizden, sonra da herkesten...

Hava kararırken, gün boyu it misali dolaştığımız sokakları, tahtadan tahtlarımızı bırakıyoruz gecenin dişlerini göstermekten çekinmeksizin hırıldayan it-krallarına... Kaçıyoruz sığınak misali evlerimize... Kapatıyoruz sımsıkı camlarımızı, kapılarımızı... Biri rastgele kapımızı çalacak olsa en az on defa "kim o?" diyoruz... Kaçıyoruz kendimizden... Bize dair her ne varsa, herşeyden...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 15/11/2007 12:56 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlıktı... Kırık aynamın karşısına geçtiğimde daha da karardı... Bir bulut misali çöktü hüzün omuzlarıma birer birer... Neredeydi suç? Eksik olan neydi? Nedendi bu kadar uzaklaşmak, en çok da kendimden...

Karanlıktı... Ağlıyordu dışarda can çekişen yıldızlar... Damla damla çarpıyordu camlarıma, aynalarıma... Karanlıktı ve bütün karanlıklardan daha karanlıktı yüreğim... Aynadaki aksime baktım... Kabullendim yıllarca kabullenemediğimi... Çirkindim... Çirkeftim... İltihaplar akıyordu irin irin yaralarımdan... Aynada gördüm gözlerimin etrafındaki mor halkaları... Çirkindim... Eksiktim... Bir yanım topal, bir yanım kördü sanki...

Uzattım ellerimi... Karanlık ellerime baktım. Kirliydim! Dokunduğu herşeyi kirletendim... Hak etmeyendim... Özlediği her ne varsa, hiçbirini hak etmeyendim... Baktım aynada kendime... Baktım ve gördüm... Kimsenin yanına sığınamayacak, kimsenin istemediğiydim... Baktım karanlıklara... Karanlıklarıma... Karardıkça karardı içim... Yıldız misali kayıp gitti ardımda can çekişen bütün düşler... Bir çamur misali, unutulmayı, sonsuza dek unutulmayı bekleyenden başka hiçbir b*k değildim...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 15/11/2007 10:48 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Çıkışı olmayan karanlıklar ülkesinin dar sokaklı labirentlerinde kaybolur ruhum, bir daha bulunmamayı arzularcasına... İçinde birikmiş sinek ölüleri ve yağmur çamur tortularıyla titrek titrek ışıldar yokluklara açılan kapının bekçisi ışık... Soluk bir beyaz yansır labirentin boş sokaklarına...

Havada kömür kokusu, bir garip duman... Kasvete sürükler ruhlarımızı zaman zaman... Karanlık bir İstanbul akşamında sürüklenir peşimizden çıplak mazi... Vücudunda anlamsızca girişilen mücadelelerden aldığı yarlarla... Elimizde bize yol göstereceğine inandığımız kriterlerimiz, ararız, aradıkça eririz günden güne boş labirent sokaklarında boşluklarımızı dolduracak o anlamsız mücadeleleri...

Boşluklarımızda, karanlıklara kurban edilir kan revan içinde son kalan ilkelerimiz... Yaşadıkça kirleniriz... Yaşadıkça kirletiriz... Bir çamur misali kaplar yüreğimizin etrafını çirkef... Bir çamur misali, içimizde debeleniriz...

Her umutsuzluğun ardından saklanır kuytumuzda, kırık aynalarımızda bakarız ruhumuza... Eksik miyiz? Yalın mıyız? Gerekli anlamlardan yoksun muyuz??? Suçlarız kendimizi, yitip giden tüm mücadeleler sonucu borçlu çıkarız kendimize... Sonunda asarız ruhumuzu bir tablo misali boşluğumuzun en boş yerine... Anlamsızdır yaklaşmak, yakınlaşmak... Eksikliklerin var olduğu yerde...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 16/11/2007 12:21 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Kuyruğuna basılan bir it misali acı acı havlar geçmişim titreyerek gözlerimin önünde... Bir bir yıkılır bana dair olan her ne varsa... Her ne inanç varsa, ne inanç kaldıysa yığılır gözlerimin önünde... Bir bir anlar benliğim yıkılan inanç kırıntılarıyla, anlar ki; her zaman için bir fazladır bedenim bu dünyaya...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 16/11/2007 12:36 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Ufukta göründüğünde ilk şehrin ışıkları birer birer, yorgun düşmüştü... Yıllarca yol yürümekten bitkin düşmüştü... Elinde kendisinden başka tutunacak hiçbir şeyi olmayan yorgun yolcu, yorgun kadın...

Kirli saçları arasında zaman zaman görünürdü girdiği ve kazansa da her türlü mağlup olduğunu hissettiği savaşlardan kalma kanlar... Binlerce erkek öldürmüş, binlerce yara almıştı... Daha da yorardı omzunda her an savaşa, mücadeleye hazır okları... Daha da yorardı üzerine aldığı kalın ve anlamsız yükler... Daha da yorardı... Anlamsız mücadeleler sonucu yine yollarda, yine yalnız yollardaydı kadın.. Yoldaş aramak nafile... Üç gün sonra nasılsa herkes düşmandı...

Ait değildi hiçbir yere... Ve sığamazdı hiç bir şehrin surlarının içine... Varlığı adeta fazlaydı gittiği her yerde... Şafaklar söktü harap kapılar açıldığında, buyur edildiğinde içeri... Karanlıktı yine de... Kan kırmızı göğün altında, süzüldü kapıdan içeriye...

Yaralı yorgun savaşçılar, kanlarıyla beslerdi köpeklerini... Yaralarından süzülen kanlar sarmıştı şehrin dört bir yerini... Onu gördü karanlıkların içinde... Öfkeli ve mağrur... Kendinden emin ve heybetli... Bir o kadar da erdemli...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 17/11/2007 3:48 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Araladı gözlerini, etrafına bir göz gezdirdi kadın... Bir yanında mermisi biten tüfeği, diğer yanında kanlar içinde ölüler diyarına çoktan göçmüş bebeği... Doğrulmak istedi... Kara bir mızrak misali dağlamıştı tüm bedenini her ne idiyse bu kör acı... Evlat mı dersin, toprak mı? Hepsi bir bir, parça parça satılmaktaydı... Duydu kadın... Duydu acı feryatları, çığlıkları ve üzerinde yankılanan acı çığlık misali sesi... Bommmm! Bir anda anlayamadan ve anlam veremeden bitti film... Bir anda kapandı tüm gözler o son acıyla birlikte...

Kanlı savaş yakıyordu, yıkıyordu, içinde her kim varsa yutuyordu... Binlerce ruh, binlerce yürek korkuyla çırpınıyordu adına savaş denilen şeytanın öfkesiyle... Yutuluyordu gençlik, geleceğe bir nesil daha eksik... Baştan kaybetmişti her kim ki savaştaysa... Baştan kaybetmişti, çoktan yitirilen insanlık...

Yitip gidiyordu ellerimizin ucundan, yitip gidiyordu güzele dair her ne varsa... Sarıyordu etrafımızı barutların yaktığı et kokusu ve çürümüş insan parçaları... Artık ne kadın bu dünyadaydı, ne de çocuk... Ne eğitimdi, ne de aşklardı geride kalan... Kocaman bir pislikten başka... İnsanlığın en büyük pisliğiydi, ölü insan bedenleri...

Filistin'den Fadi için...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 19/11/2007 2:28 pm
desiderius
(@desiderius)
Gönderiler: 1128
Noble Member
 

Can yasası bu insanın:
Savaşlara yoksulluklara
Ve binbir belaya karşın
İlle de yaşayacaksın!

Can Yücel


Disconnectus Erectus

 
Gönderildi : 19/11/2007 2:35 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlığın içinde el yordamıyla yolunu arıyordu kadın... Çarpık bacaklarında üzerinden geçip gittiği çalıların yaraları... Bir mağara misali yalnızlığı, bir yalnızlık misali karanlığı... Binlerce yol ayrımına girmiş, binlerce yol seçmişti kendine... Şimdi önünde uzanan ikilem, binlerce ayrımdan biriydi sadece...

Seçmeliydi, bir kez daha şekillendirmeliydi adına yolculuk denilen bu yalnız hayatını... Bir defa daha bilmeliydi kendisini, bir defa daha... Yollara umursamaksızın geldiği bu noktaya kadar, artık bilmeliydi ne yapması gerektiğini... Karanlık bir ayrımın tam ortasındaydı kadın... Bir yanında cehennem misali bir sıcak, bir yanında tatlı sıcak bir esinti...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 28/11/2007 12:39 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Sıcacık yatağın içinde mahmur mahmur mesaisine başlayan güneşe gülümsemekle başladı gün... Karanlık kabuslar geceyle beraber çekip gitmiş, şafağın o pembe kızıllığını bırakmıştı yüzlerde... Korku dolu saatler, endişeli geçen sayısız geceler sonunda, işte tatlı mavi salınıp duruyordu rüzgar oyunlarıyla gökyüzünde...

Kalabalık yollar, kırgın yorgunluklar ve anlamsız yalnızlıklar diziliydi geçmişin içi boş çerçevelerinde... Karanlıklara bakan gözler, güneşin yansımasıyla hare hare doğdular yine güne... Geçmiş, bugünü yaratan bir oyun bahçesiydi sadece... Varlığımızı bugüne hazırlayan... Kendi doğurduğumuz doğruları anlamamızı, görmemizi sağlayan... Geçmiş, geçip gitmiş olandı... Önümüzde yaşanmamış nice saatler...

Açtık... Kapılarımızı ardına kadar açtık... Acıkmış, susamıştık karanlığın kavurduğu hayatlarımızda... Karşımızda sere serpe duran bir düş bahçesiydi adeta... İçinde mükellef bir muhabbet sofrası... Acemice, hiç düşünmeden belki de, daldık... Dağıldık... Dökülüp saçıldık hatta... Bir an evvel gidermek için açlığımızı, susuzluğumuzu, sözcüklerden kendimize bir düş yarattık... Düşmemek için düşlerimizden, düşümüzde yarattığımız düşüncelerimizi kendimize siper yaptık...

Bırak kendini... Bırak sarsın etrafını düş bahçesindeki mis kokulu çiçekler... Bırak düşsün kalkanın... Bırak düşsün kılıcın... Sere serpe bırak kendini kışın gelen baharın çiçek kokulu çimenlerine... Kapat gözlerini ve yaşa düş bahçesindeki bu anı... Benim gibi...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 30/11/2007 2:47 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Kasvet damla damla yağıyordu karanlık bulutların lanetini tüm ülkeye yaydığı gökyüzünden... Yağıyordu gökyüzü yerle bir olmuş insanlığın çirkefine... Çamur yağıyordu, is ve kan yağıyordu gökten yer yüzüne...

Kan ağlıyordu bıçak misali soğuk damlaların dokunduğu tenler... Kan kusuyordu gözlerde acı kuraklık günleri... Ellerinde deri ciltli kitaplara sarılan insanlar karanlığı bastırmak adına çıktılar saklandıkları kasvet dolu karanlık köşelerinden... Bir büyücü edasıyla titrettikleri sesleriyle kovdular gökyüzünden yeryüzüne inmeye çalışan bu lanetli şeytanı...

Kan damlıyordu gökyüzünden yeryüzüne... Binlerce ölü bebeğin kokuşmuş kanı... Mide bulandırıcı bir koku sarıyor dünyayı... İnsanların kokuşmuşluğu... Ellerinde deri ciltli kitapları, üstlerinde iri kalın cübbeler...

Yukarda... Çok yukarda... Bulutların da yukarısında, güneşin hüküm sürdüğü aydınlıkta, tanrı ve şeytan kol kola... İyi ve kötü... Çirkin ve güzel... Aç ve tok... Tüm zıtlıkların yan yana olduğu üst dünyada, anlamsızca izlenir karanlıklar ülkesi... Kendi çirkeflerinin yağmur misali üzerlerine yağdığı ülkedir dünya...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 01/12/2007 11:52 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Kaç kere yıkılır insan? Kaç kadehte devrilir insan? Bir an bıraksam tutarlılıklarım tutar mı ellerimden? Tutar mı beni bu rakı denizi? Balıklara yem olur mu geçmişim? Bir an kurtulsam ellerinden...

Bir an bıraksam kendimi, tutmasam... Bir an olsam, anı anlasam... Bir an bıraksam... Bir ağlasam... Bir kıskansam... Bir çıldırsam bir yorulsam... Bir an bıraksam ve bıraktığımla kalsam... Değişir mi kaderim? Benimle dalga geçen kaderim... Dalga olsam, aksam... Dalga olsam kurusam... Bir an yığılıp kalsam... Bir an kurtulsam ellerimden, kendimden kaçsam. Bir an bıraksam, bir an tutsam... Bir an tutarlı olsam, bir an yıpranmasam... Bir an inansam... İnandığıma inansam.. Bir an inandırsam seni... Bir an evvel yaşasam! Biraz da ben yaşasam... Biraz da sen yaşasan...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 01/12/2007 9:32 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlığa karalanır kara kaplı kader defterinden yere düşen soluk yaprak... Yazılmamış olanlar bir bir açar yara yara yaprağın tam ortasında...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 02/12/2007 4:37 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Soyulur anlamsızlıkların ucu yırtık geçmişi mazime kalın harflerle yazılan her yaranın ardından... Ben mi çok çabuk pes ettim bunca zaman boyunca, yoksa doğru muydu kaçışlarım? Kendimi ezip geçmekten korkarcasına, ezdim geçtim etrafımda her kim varsa... Her yıkım bir felaket... Her felaket yıkım oldu içimde... Geçmişin harabelerine bakıp durmaktan, baktıkça durmaktan, durdukça kendimden kaçmaktan başka ne çarem vardı ki?

Güzel günlerin geleceği umuduyla yeşillenir bahar, yanar gider acılar - ıstıraplar - kederler... Kötüye dair her ne varsa yanar gider içimde... Tek kötü ben kalırım... Çirkefinin içinde debelenen domuz misali ne paylaşırım kendimi, ne de bırakırım... İşte bu yüzden baharlar çabuk geçer bu şehirde... Yeşiller bozuşur ellerim değdiğinde... Elimin değdiği yerde ölüm biter... Kurur - solar yapraklar... En mutlu çiçekler bile büker boyunlarını değdiğim anda... Ölümler ölümüm olur... Karanlıklar mezarım... Kaç punto yapmak gerek yaraları? Daha ne kadar kalınlaştırmalı bu anlamsızlığımı...

Kış misali yağar karanlık lapa lapa yalnızlığıma... Yalnızlığım yağar, karanlığım yağar, sonum yağar... Gömülürüm kendime... Gömülürüm içime... Geride sadece bir labirent kalır... Kendime kurduğum tuzak misali Ölüm Labirenti...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 08/12/2007 1:36 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

"Öylesine bırakıp ardında herşeyi, sana açılan ve güzele ya da kötüye dair hiçbir şey vaad etmeyen o kapıdan girip ardında bıraktğında bugüne dair herşeyi... O kapıdan girip sıyrıldığında etinden ve kemiğinden, soyunduğunda çoğu kimseye göre seni sen yapan deri ve etten oluşan kimliğinden... Soyunduğunda ve geride bıraktığında varlığınla yokluğuna dair her ne varsa... O beyaz ışığı emdiğinde ruhun bütünüyle, o ışıkla aydınlandığında artık olmayan iliklerine kadar... Ve bütünleştiğinde gerçek anlamıyla, genel geçer olmayan o bütünle bütünleştiğinde bulacaksın huzuru" dedi rüyalarımdaki kızıl kıvırcık saçlı, beyaz cübbeli kadın...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 09/12/2007 7:15 pm
Sayfa 10 / 35
Paylaş: