İçeriğe geç

PROGRESSIVE ROCK’ IN YOLDAŞI: ‘ PROGRESSIVE EGO

‘’Öncelikle prog. rock dünyasındaki ufak bir tartışma konusunu kısaca anlatalım: Progressive Ego (Bunun için “her zaman kaliteli müzik dinlemekten fazlaca ilerlemiş ego” şeklinde kısa bir çeviri yapabiliriz). “Benim dinlediğim müzik son derece sofistike, ileri ve de derin, çevredeki başka bir şeye benzemez bu” havasıdır Progressive Ego.

Örneğin Internetteki bir Progressive FAQ sayfasında “Eğer progressive müziğin Red Hot Chili Peppers veya The Cure tarafından da yapıldığını ya da MTV’de Alternative Nation, 120 Minutes gibi programlarda çaldığını düşünüyorsanız bu FAQ sayfasını terk etmeniz daha iyidir” falan yazar. Ama burada sağlam bir neden vardır.Yukarıdaki bahsedilen hava doğrudur. Konsantre Prog. rock dinleyicileri gecenin bir yarısı iyi bir müzik sistemiyle, sözlerine dikkat ederek, hepsinden önemlisi albüm kapaklarını dikkatlice inceleyerek müzik dinlemenin yükseltici duygusunu bilirler (albüm kapakları prog. rock için hayati önem taşır. Her prog. rock dinleyicisi Roger Dean adını bilir örneğin). Yeni tanıştığınız birinin “Ne müzik olsa dinlerim” demesi bu yüzden ağızda hoş olmayan bir tat bırakır. Sonuç olarak Progressive Ego, tüm prog. rock dinleyicileri ve eleştirmenleri tarafından kabul edilen ve ‘napalım biz öyleyiz işte’ şeklinde karşılanan bir “ukalalık” durumudur Eleştirmen Geoff Nicholson “Rock Guitar in the 1990’s” adlı kitabında progressive rock için şöyle bir tanım yapmış:

“Progressive rock, 60’ların sonuyla, 70’lerin başında yetenekli ve zeki müzisyenlerin üç-buçuk dakikalık teenage aşkı parçalarını çalmaktan sıkılıp, bu sıkıntıyla herşey hakkında on-buçuk dakikalık parçalar çalmaya başlamalarıyla oluşmuştur.”

Alt Türler
Progressive müziğe atfedilen pek çok alt tür vardır – öyle ki farklı kaynaklar karıştırırsanız asla bir standart oluşturamazsınız. Ancak genel hatlarıyla şöyle bir sınıflandırma yapabiliriz;

1) Progressive rock & metal
2) Neo-prog
3) Senfonik rock
4) Art-rock
5) Fusion, Deneysel
6) AOR

1) Prog.Rock & Metal: Bunlar aslında diğerlerini kapsayan ana akımlar olarak kabul edilebilir. Örneğin senfonik-progressive dendiğinde buraya Yes de girer, 90’ların süper grubu Anglagard da. Prog. metal ise, rock’tan daha ağır (doğal olarak!), daha hızlı ritmler, ağır distorsiyonlu gitarlar vs. ile karakterize edilir. Bu işin en iyisi de Dream Theatre kabul edilir.

2) Neo-prog: Progressive müziğin 80’lerdeki hali olarak kabuledebileceğimiz bu alt türü tanımlayan en iyi grup Marillion’dur. Taa ortaokullardayken dinleyip de bu ne güzellik dediğimiz Kayleigh’den beri Marillion iyi müzik yapar. Neo-prog, güçlü melodiler ve keyboard ağırlıklı müzikle tanımlanır, aslında bu türün kökleri Peter Gabriel’s Genesis’e dek dayanır (Agora’daki diğer PR yazısında da belirtildiği gibi iki Genesis vardır, bir Peter Gabriel’s Genesis yani gerçek Genesis, bir de Phil Collins’s Genesis yani light Genesis).

3) Senfonik Rock: Tüm bu alt-türler arasında ana akıma (yani listelere) en yakın olan da budur. İyi senfonik rock grupları herkes tarafından bilinir; Moody Blues, Alan Parson’s Project, Barclay James Harvest hatta Queen vs. Adından da anlaşılabileceği gibi bu grupların yaptığı müzikler klasik ve orkestral etkileşimler taşır Bu alt türe klasik rock da denebilir ve bu durumda ELP (Emerson, Lake, Palmer) gibi bir dev de bu alt türe dahil edilebilir.

4) Art-rock: Aslında bu türün prog. rock ile çok yakın bir ilgisi yok. Ama bazı kaynaklarda bir alt-tür olarak kabul ediliyor. Bu türe glam-rock da diyebiliriz. Glam rock, prog. rock gibi 70’lerin başlarında ortalığı kasıp kavuran bir akımdı ve de ana akıma, pop müziğe daha yakındı. Art-rock veya Glam-rock’ta müziğin kalitesi kadar görüntü ve şov da önem taşıyordu. Todd Haynes’ın filmi Velvet Goldmine (David Bowie’nin hayatını anlatır) Glam-rock ile ilgili çevrilmiş en iyi filmdir örneğin. Bu türün 3 dev ismi günümüzde bile yeni yetme popçuları etkilemeye devam eder; Marc Bolan (T-Rex), Bryan Ferry (Roxy Music) ve eşsiz David Bowie. Bunların arasında bir ara Dünyaya Düşen Adam, bir ara da Dünyayı Satan Adam olan David Bowie apayrı bir olaydır.

Bazı kaynaklarda Art-rock alt türü, prog-lite (light progressive rock) ile paralel kabul edilir. Özellikle Hollanda grupları (Kayak, Focus gibi) bu türden müzik yaparlar. Bu gruplar aslında prog. rock’a yavaş yavaş ısınmak için idealdir.

5) Fusion, Space-Fusion, Deneysel: Yani jazz, klasik, rock, progressive, heavy vs. her şeyin bir karışımı kabul edilen bir alt-türdür. Mahavishnu Orchestra veya Ozric Tentacles gibi isimler vardır burada. Grup elemanları stüdyoya kapanırlar ve deneysel çalışmalar yaparlar. Aslında prog. rock için müziğin laboratuarı denir, notalarla yeni denemeler yapan bilim adamlarıdır prog. rock grupları. Bu tanımı bu alt türde daha net görebiliriz.

6) AOR (Adult Oriented Rock veya Adult Contemporary Rock): Aslında AOR’un prog. rock ana başlığında bir alt tür olarak kabul edilmesi pek çok Progressive Ego’yu rahatsız edebilir! Çünkü AOR, konuyla ilgili çok insan tarafından prog.rock’ın tersi olarak kabul edilir. AOR isminde kastedilen 30’lu yaşlarında ilk gençlik dönemlerini bırakmış, iş güç sahibi insanlardır. AOR güçlü melodik yapısı (Melodic hard-rock da denir) ve genelde kadın-erkek ilişkilerini ele alan sözleriyle karakterize edilir (parçaların yarısının isminde bir şekilde Love geçer zaten. Out Of Love, I Cant Stop Loving you, I Want To Know What Love Is vs) Bu gruplardaki müzisyenler birer Usta’dır. En iyi iki AOR grubu herkes tarafından bilinir: Toto ve Foreigner. Bu gruplar, 20’li yaşlarda her açıdan zıpkın gibiyken pek çekilmezler ama 30’lu yaşlar başladığında beliren “eyvah yaşlanıyoruz” düşüncesine bire bir iyi giden müzikleri vardır. AOR klasikleri olarak ise Foreigner’in Agent Provocateur ve Toto’nun Seventh Sign albümlerini tavsiye edebilirim. Hatta Seventh Sign’daki AOR klasiği “I Can’t Stop Loving You” da Jon Anderson geri vokaldedir.

Prog. Rock’çıları AOR dendiğinde öfkelendiren bir diğer faktör de Asia’dır. Grup, All-Star bir kadroya sahiptir – vocal+bas John Wetton (Uriah Heep, King Crimson), gitar Steve Howe (Yes), davul Carl Palmer (ELP) ve klavye Geoff Downes (Yes). Bir de albüm kapaklarında Roger Dean’in muhteşem çizimlerini düşünün. Bu grubun albümlerinin, bu gezegende yapılmış en konsantre müzik olacağına bahse girebilirsiniz. Gelin görün ki Asia AOR yapar. Aslında epey de iyi yapar. Asia üzerine yapılmış röportajlarda Geoff Downes “bu bir maceraydı” derken Steve Howe Usta da “progressive müzik ile pop arasında bir köprü kurmak istedik ve grubun başarılı olması için çalıştık” diyor. Bahsettiği başarı liste başarısı tabi. Asia’nın özellikle Amerika listelerinde bayağı iyi iş yaptığını belirtelim.

Aslında 6 ana başlık koyduk ama bunların yanında Avangarde rock, senfonik/opera metal (Savatage’ın çok iyi olduğu söylenir), Canterbury ekolü, Space Rock (ve muhteşem Hawkwind), Krautrock, RIO (Rock In Opposition), Electronic Progressive (Tangerine Dream, Kraftwerk ve hatta J.M.Jarre bile bazen dahil ediliyor), Zeuhl (albümlerinde kendi dilini oluşturan eşsiz Fransız grubu Magma’nın oluşturduğu bir akım) gibi daha bir çok alt tür sayılabilir. O yüzden prog. rock’ın tam tanımı ve tam sınıflandırması yoktur zaten. “Progress” ilerlemek demek ve prog. rock müzisyenleri de her an, her şekilde ilerleyiş içindedir .’’

Müzik türevleri arşivimden, sevgili yazar ve Progressive tutkunu Levent GÖKGÜNNEÇ tarafından 16 Aralık 2002 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde kaleme aldığı çok yararlı ve doğru bilgilerdir.Bu konuya merakı olanlar Gökgünneç ‘in yazılarını araştırsınlar,derim…

Yorum yaz