Forum
Sonsuz bir trajediydi yalnızlık
Bedenlerimizin en kırılgan noktalarından bir çiçeğin solmaya yüz tutmuş taç yapraklarına uzanırdı
Yalnızlığın içindeki anlamı bilenler tüm tutkusuyla yaşarlardı yalnızlığı
Diğerleriyse;o hep bahsedilen ötekilerse
Acı çeke çeke
Kendi ruhlarına doğru kanaya kanaya öğrenirlerdi
O anla(ya)madı yalnızlığı
Başka kadınlarda hayat buldu
Sonra hayat çekti gitti
Ölümün adını sayıkladı
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Birkaç saatin içine sığdırdım sancılı yılları
Biliyordum
Bilmekten acizce korksam da biliyordum
Kaçamadım bildiklerimden
Gideceğin başından belliydi
Biliyordum
Belliydi hayatının akışı
Ve senin beni hiçbir sıfata koyamayışın
İçinde boğulduğum nehir tersine akıyor şu sıralar
Yokluğa akıyor,ölüme akıyor
Sanatlı bir şiirden uzak yazıyorum bugün
Delirmemek için yalnızca
Nasıl karşı koyabilirim başka türlü yokluğuna?
Henüz tanımadan sevdiğim adam
Hiçbir zaman dilemedim seni hiç tanımamış olmayı
Sadece gitmemeni dilerdim..
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Geceyi gündüzde yaşayamazsın
Sen gündüzleri de geceye çevirdin
Tanımlamaları,tamlamaları değiştirip kızgınlığınla,kırgınlığınla biçimlendirdin
Yeni bir ‘’sen’’ yarattın hırpaladıklarımdan
Olmak istediğin olmadın,kazanmak istedin yalnızca
Ve yalnızca yokluğu kazandın
Kötüyü oynayan kalbinle
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
ölümümden yeni bir ben doğuruyorum
geceye ağıtımdır düşselliğim
armağan olsun bu gölgesi görünen acılara
tutunacak kırık dal olsun
‘o’yum ben
düşlerinize konan kanlı çiçeğim
uykularınızı bozan yokluğum
isisin yüceliği karşısında tapınan kölelerin
etrafımda acizleştiği yoldan yürüyorum
gözlerimdeki aleve bak
orada bulacaksın ruhani güzelliğimi
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Dün gece son defa konuştuk
Nehirin sonunda buluştuk
Hiç üzülmüyorum desem yalan
İstediklerin bende yok belki
İstemediklerin çok belki
Bana şans vermeyi hiç istemedin ki
Seni tanımak için çok çaba sarf ettim
Başından vazgeçmeliydin
Bilmem neden inat ettin
Senin için dağları aştım
Bulutları avcuna koydum
Gülüşünden bir parça istedim vermedin
Senin için kendimi aştım
İnan buna ben bile şaştım
Herşey bitti dediğinde biraz aptal oldum
Seni tanımak için çok çaba sarf ettim
Başından vazgeçmeliydin
Bilmem neden inat ettin....
Yavuz Çetin.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
gecende sakla beni
çok değil
güneş pişmanlıklarımıza ışıldayana kadar
benimmiş gibi davran
bende olmadığını bildiğim halde
orada kal
saklan boşluklarımda
eğil içime
ruhundaki hayvanı zincirle biraz
gör ağlayan küçük kadınlarımı
gör yokluğunun gölgeli akislerini
yılların ağırlığında ezilmiş
gizliliğimde kaybolmuş fahişeliğim
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
hayatımda varolmadığını sanırken hayatımı vareden 'o'na
bana çocukluğumu hatırlatan o eski,yüzyıllık meşe ağacının boş bir amaç uğruna kesilip yok edilmesi gibi bu yaşadığım deneyim..gözlerimin önünde kayboldu,kaçırıldı,kaçırılmasına imkan verdiğim adını koyamadığım,biçimlendiremediğim bir şeyler..sahi,neydi onlar?sıfatsızlığı kendine sıfat edinen bir sevgi mi,ta içimde ses verdiğim ‘ben’e duyduğum sonsuz güvene benzer bir güven mi,neydi..neydi beni ona,onu bana bağlayan sihirli his?
Yıllar olmuş şimdi düşünüce..yalnızlığın çıkmaz sokaklarında bulmuştuk birbirimizi..saklanmıştık birbirimize..beni korumuştu gecedeki sislerden ve o sislerin arasında gizlenen kötülüklerden..bense bir çocuk gibi korkmuştum sevmekten,sevilmekten..kaçmaya karar verdim sonra..vurucu darbeler indirdim en eski zamanlardan beri kanayan yaralarına..binlerce kez..benden bu şekilde uzağa gideceğini düşündüm,buzların arasında sakladığım kalbimi uzattım ona..elbetteki geri çevirdi..istediği ‘ben’ aynı gecede onunla saklanan bendim..ona gösterdiğim ‘ben’ ise apaçık geceydi..karanlık,koyu ve ulaşılmazdı..ondan uzaklaşmanın kendimden uzaklaşmak olduğunu nereden bilebilirdim?
bazen uzun zaman konuşmaz,görüşmezdik..kaçardık acılardan..kaçardık birbirimizden..durup biraz sakinleşmek,iyileşmek isterdik..sonra birden ansızın çıkar gelirdi,yada ben giderdim..kimin ne yaptığını umursamadık,davranışlarımızın nedenini sorgulamadık..yıllarca tanımıştık birbirimizi zaten..ben onun bir kelimesinden duygularını anlıyor,o ise benim bakışlarımda kendini görüyordu..bunların dışında olanlar ise sadece gereksiz detaylardı bizim için..sadelikte bulmuştuk biz en derin ışıkları..
yaşadık sadece..yaşayamamayı yaşadık..çabaladık yıllarca..dizlerimiz yara bere oldu..kanattık birbirimizi..kanattığımız yerleri gene biz sardık..o bana sırtını çevirmiş gibi yapmaya başladı sonraları,kötülerin peşinden gittiğimi öğrendi,iyilik dolu kalbine kötülüğü soktu..bense anlamsızca baktım ona..sevgiyle,güvenle,sihirli bir hisle değil,yalnızca anlamsızca..
çünkü onu kendimden uzağa düşürmenin,esas olarak kendimden uzak düşmek olduğunu anladım..onu aradım,sıcaklığını aradım,sevgisini,sonsuz şefkatini aradım..yoktu..acımasız yeller esiyordu onu bıraktığım,onu bırakmasını istediğim yerde..
hala duruyor gözümün önünde,hala yalnız..ama artık kendi gecesinde kendiyle saklanıyor..gecesinden kovuldum,hayatından kovuldum,ve belki de en acısı kendimden kovuldum..
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Güz sabahı buğusunda bir salkım üzüm mü avuçlarımdaki ne?
Ayışığı yansıyor yüzüne.
Ben böyle bulutsu yüzü, ben böyle ışıksı yüzü
bir onyedi yaşındakinde gördüm,
bir de şimdi düşümde.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
Seziyorum ki kaçacaksın..
Yalvaramam koşamam
Ama sesini bırak bende
Biliyorum ki kopacaksın
Tutamam saçlarından
Ama kokunu bırak bende
Anlıyorum ki ayrılacaksın
Çok yıkkınım yıkılamam
Ama rengini bırak bende
Duyumsuyorum ki yiteceksin
En büyük acım olacak
Ama ısını bırak bende
Ayrımsıyorum ki unutacaksın
Acı kurşun bir okyanus
Ama tadını bırak bende
Nasıl olsa gideceksin
Hakkım yok durdurmaya
Ama kendini bırak bende.
Aziz Nesin.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
Biri gelsin
Biri benden bir parça sunup
bade gözlerimdeki altın ışığı sevdirsin
Biri gelsin
Düş yakamdaki hasretimin sevdasını bana geri versin
Biri bana seni anlatsın
Pürüzsüz tenindeki aydınlığı ayrılık seçsin
Biri gelsin
7 tepeli şehrimin hüznünü avuçlarımdan alıp
yine 7 tepeli şehrimin boğazına savursun
Biri gelsin
Biri senden bir parça getirsin
Hani o toy
O hüzün kokan
O arzusunda eridiğim çarşafın üstünde sevişip
hayallerimin en derinine hamile kaldıgım
Ayrılıgınla dört bir parçasını saçlarıma savurdugum
geceyi getirsin..
Biri gelsin..
O da sensin.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
Buldum ve yitirdim O'nu.
Yitik bir bedendeki sahipsiz bebek gibi çırpınan sevincime hüznünü ekledin.
Gittin..
Sen giderken daha toydum.
Daha alçak,daha namussuz bu hayatın
iki yakasında sıkışıp kalmıştım.
Ama gittin.
İki arada kalmak yerine iki ayrı bedene sürüldüm.
Biri bendeki beni
diğeri bendeki seni götürdü.
Ne yazık ki gittin.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
Bizdik onlar..
Bizdik bir türlü kendine yetmeyen insanlar..
Neydi ki hırs dedikleri?
Para mı?büyük kocaman bir ev mi?
Son model bir arabamı içinde en eski hüzünlerin saklandığı?
Neydi hırs?
Değer miydi bunlar bunca yalnızlığa?
Değdi mi?
Size soruyorum ey soylu hayvanlar değdi mi çekilen bunca acıya?
Etkilenerek yazmak istdim umarım sorun olmamıştır....
Değmedi,değemedi!
Acılar çektikçe amaçsız yere
Acılar çektik.e anlamsız yere
Hiçbibr maskeye sığmaz oldular
Kara kalem çalçışması gibi davrandılar hayata
Kendileri çizdiler son model bi araba
İçinede bi fıstık
Ama kendi kabukları yalnızken çatlayınca
Yalnızken yüzleşince en acı yanlarıyla,
Aynı zamandada en hayvan
İşte o zaman birşeyler anlar gibi oldular
Ama onların karakteristik hatalarıyldı hayatları
Adı üstünde hayvandılar
Ve bie o kadarda ucube
Ne kadar cafcaflı gözükselerde
Olamazlardı senin benim gibi insan
Ve sevemezlerdi hiçbir şeyi
Senin benim gibi içten....
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...
İşte yep yeni bir sayfa,
Yep yeni bir kalem,
Sen ve ben.
Yazılmayı bekleyen onlarca an...
The Broadcast like their prayers went unanswered and ignored
god, like the rest of the world, just watched in silence
Altın söğütlerin altındayız
Etrafta ana rahmi gibi bereketli armut ağaçları
Sarılıyorum sıska beline
Boynumun en kokulu yerinde tatlı bir busen
Bir ateş dolu bedenin birde benim filizlenmemiş şehvetim
Mevsim yaz,havada ışık saçan bir rüzgar
Ve güneş tamda tepemizde
Ellerimde yaşlı,yorgun kalbin
Biraz ürkmüş,korkak biraz
Kolay iş değil sevilmek ve bunu bilerek yaşatmak bir bedeni
Mevsim yazsa hele,ve rüzgar ışık saçıyorsa bize
Ben ki işte böyle düşlemiştim seni yalnız yatağımda
Yıllar önceydi,mevsim yazdı
Daha on yedi bile değildim seni tanıdığımda
Ama on yedimde kaybettim seni babamı,çocuğumu kaybeder gibi
İşte o vakitten beri onyedimde kaldım yıllar boyunca
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Biten bir gecenin ardından
Sonbahar yapraklarına sarılmak
Bir hışırtı gibi yüreğim
Damar damar öbeklenmiş hayalin
Ya o kahrolası kokun?
Betimlenen saçlarımın tek parçası olan duruşun..
Sesin benimle
Boğazımdaki tükürüğün son sığınağı olmuş.
Bu aralar senden başka ses
Senden başka hasret
Senden başka ruh yok içimde.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
