Forum
uzaklık düşlerimden öte
kendimce rutine bağlanmışlıktan geldim
denizin karanlığına uzanan eskimiş balıkçı kayalıklarına
temmuzdu aylardan
ve yağmur kanıyordu az evvel yanan havadan
imgelerimi yitirmemiştim henüz
solgun betimlemelerle biçimlendirebiliyordum ‘kendim’ dediğim ne varsa
sonra o gördüğüm yaşlı amcayı
tüyleri çamurlanmış bir kediyi
imgelerimle varolabiliyordum hala
loş lambaların ışığında
koyu yeşil bir ormanın içerisinde ölürken
tükenmezdi yazı
o köşe başında ayrılıp,kavuşurken yokluğa
ve acıda olsa deneyimlerim öğretti ki bana
varlık biter,yazı başlardı
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
4 gün 4 gece ağladım ben
4 gün 4 gece yağdı yağmur
yaşlarımı saydım içimden
hiç haber yokki senden
4 gün 4 gece bekledim ben
4 gün çıkmadım evimden
uyur gibi yapınca acım diner mi sence?
artık gel nerdeysen
artık gel nerdeysen
bu uğursuz yağmur dursun
artık gel nerdeysen
artık gel nerdeysen
bu yürek huzur bulsun
4 gün 4 gece ağladım ben
4 gün 4 gece yağdı yağmur
yaşlarımı saydım içimden
hiç böyle olmadım ben
4 gün 4 gece ağladım ben
4 gün çıkmadım hiç evimden
ölür gibi yapınca acım diner mi sence?
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Hasretinden Maiden dinleyemez oldum.
Seni seviyorum.sanırım..sevmek güzel şey velhasıl..Serde erkeklik var demiş Orhan Veli..Şimdi şişede balık olmak lazımken,batıyor içimdeki özlem duygusu,batıp batıp çıkıyor karanlığa..Hani aydınlıklarda olmasa bihaberim kendimden.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim
Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim bozbulanık gençliğimde
Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim, ya sen beni
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
Ne tuhaftır..Sanki seni yıllardır tanıyormuş gibiyim..Ne oldugun kim oldugun önemli olmadan,bana veremeyeceklerinden endişe duymadan tanımak,sevmek istiyorum seni..Sanırım seviyorumda ve kaybedecek bir şeyimin olmadığını bilerek ilk kez biri için bu kadar endişe etmeden seviyorum.Sen olduğun için bazı şeyler çok daha anlamlı kılınıyor gözümde..
Mesela zenginlerin herkes gibi giyindiğini gerçekten seninle tanıştıktan sonra öğrendim..Bazen aptalca gelsede eli ayağı düzgün,kravatlı,elinde kocaman bir çantasıyla taksi bekleyen insanlarla,sıradan bir gömleğin altına alalacele sıkıştırılmış bir pantolonludan daha parasız olduğunu,cepleri hıncahıç parayla dolu yüklü bahşiş veren insanların benden daha beter giyindiklerini biliyorum.Çok gülünç bu.Bazen nelere kafa yordugumu bile umursamıyorum..Sanırım bu sıralar sürekli aklımda sen varsın..İşin kötüsü şu kutsal fahişelik yalanına kendini inandıran fahişe Maria gibi can atıyorum Cenevre gölünün buğusunda sulanmaya..Ama o gerçek bir fahişeydi.Ben para kazanmanın daha saygın bir işten geçtiğine inanıyorum.Dolayısıyla onunla aynı statüde olamayacak olmam onunla aynı hayalleri kurmadıgım anlamına gelmiyor..
Herneyse.
Zaten seni tanıyalı ne kadar oldu ki..Hayatımda büyük kopuluklar var..Sanki bir cümleye başlarken yarısında virgüller uçuruma yuvarlanıyor ve ancak noktasında bulabiliyorum kendimi..Oysa o yarıda kalanlar?
İçimde kalan onca şey varki şu yaşıma rağmen..Ama sanki hepsini seninle yavaş yavaş,ama tökezleyerek tamamlamaya çalışıyor gibiyim..Üstelik hiçte acele etmeden,umarsız!
Bu benim için müthiş bir başarı..Bunu biliyor muydun?Bilmesen daha iyi sanırım..
Ama kendime de hayret ediyorum doğrusu..Sıradan bir Melissa P. romanı gibi yaşamak istemiyorum hayatı..Aşkı çok fazla takıyor olmam seni benden bir nebze uzaklaştırsa da artık nerde durmam gerektiğini iyi biliyorum..Çünkü piştim.Buna gerçekten inanıyorum..Yalnız kaynama noktamın nerden geçtiğini henüz kestirebilmiş değilim..O yüzden Eylül'e kadar yasak koydum kendime hayal kurmayı..
Şimdilerde bir roman okuyorum..Bir genç kızın uyuşturucu günlüğü..Bazı şeyleri o kadar tanıdık geliyor ki ama tanıdıgım senden farksız bir hayata sürüklenmek istemiyorum açıkçası.Bazen kafama balyoz gibi inen yumruklara rağmen tantumla idare edebiliyorum mesela..Arada canım çekmiyor değil -bir daha asla dememe rağmen..
Ama sorun şu ki hayal gerçeğe dönüşse herşeyden vazgeçerim..Bütün alışkanlıklarımı yıkabilirim uğruna..Mesela o dağınık,bakımsız bulduğun saçlarıma iki günde bir fön çektirebilirim..Ya da geçen gün tam sevişecekken bana bahsettiğin kadınlık meselelerimden bir çırpıda kurtulabilirim..Rakıyı aza indiririm,başkada şey içmem zaten..Ama dünyanın adaleti ya,cilveside burda işte ne yazık ki bende hayaller hiç gerçeğe dönüşmez..Dolayısıyla yarının hesabını şimdiden yapmadan yaşıyorum..Ne düşündüğünü umursamadan.
Benim hakkımda ne düşündüğün gerçekten umrumda değil..Senden hoşlanıyorum.
Bundan eminim,Efeye bile sorabilirsin!..
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
uzun zaman var aramızda,uzun yollar var
benim hiç dinmeyen hasretim var
senin acılarıma ışık tutan yüzün var
sonra
sonra..
arkadaşların var senin
hiçbirini kabul etmediğin
ayrı bir dünyan var
sönmek üzere olan
ve ben varım burada
senden yıllarca uzakta
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
her şeye inat..benim tüm söylediklerime,bana tüm söylenenlere,tüm duyduklarıma inat..sevmek istiyorum seni,özlemek istiyorum..gecenin bir yarısı yarı uykulu bir halde yanına gelip,tüm yorgunluğuma rağmen sana bir kahve yapmak istiyorum,ve senin sigaramı yakmanı istiyorum..o an ellerin ellerime değince her şeyi bırakıp sevişelim istiyorum..gün ışıyınca yanımda masum yüzünü görmek istiyorum..istiyorum,seninle bir zaman diliyorum..her şeye inat,tüm yaşanmışlıklara,tüm yaşanmamışlıklara inat..sevmek istiyorum sesinin tonlarını,kızgınlığını da sevmeliyim,hırçınlığını da..bağırmalısın bazen bana yanına gelmeyince..ama hemen ardından beni ne kadar çok sevdiğini söylemelisin..bense gene de belli etmemeliyim sana için için nasılda gitmenden korktuğumu..açık kapılar sunmalıyız birbirimize,ama hiç çıkıp gitmemeliyiz o kapılardan..sahiplenmeden ait olmalıyız birbirimize..bir hayat yeşertmeliyiz öldürdüklerimizden..bir ‘biz’ yeşertmeliyiz yollara inat,yokluğa inat..
ve biliyor musun seni bunca uzağımda olmana rağmen,ta içimde hissedebiliyorum..hissetmek istediğim için değil,sen yapabiliyorsun bunu..bana hep burada ol,iyiki varsın derken hissettirebiliyorsun..boşver,beklesin biraz savundukların,bir tane az sigara iç,ama gel burada benimle ol..
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Dün gece doğdum ben,
İçinden çıkıp giderek
Ve gözlerinin mavi buğusuna hoyrat bir elveda diyerek
Doğdum yeniden,dün gece
Seni ardımda bırakıp,kendi hayatıma yönelirken
Ne kadar geç oldu değil mi?
Ne kadar uzun yıllar oldu?
Ve ben ne kadar çok acı çektim
Ama artık istediğin yerde duruyorum
Yokluğun yada varlığın mühimsiz
O çok sevdiğim Nazım’ın dediği gibi
‘’Artık sende herkes gibisin..’’
Sahi öyle misin
Sokakta görsem seni
Kafamı çevirip gelir miyim görmemezlikten
Gönül rahatlığıyla gidebilir miyim 5 dakika sonra gitmem gereken yere
Herhangi bir saatte,herhangi bir sokakta görsem seni
Hiç mi gelmez aklıma bana ısmarladığın kahve
Yada deli gibi sevdiğin kadınlarla gitsem bir yerlere
Hiç mi haber almak istemem senden
Hiç mi..
Hiç..
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Sanki aylar geçmiş gibi..Oysa daha geçen haftasonu bir bardak rakının dibini bulmayı dileyen dilenciler gibi yanıbaşımda bana dil çıkarıyordun..Aptal mıydım neydim-sanırım son gece telaşı-ayaklarım geri geri gidiyordu sana gelirken..Çaktırmadan senden gizli içtiğim bir tane sigara vardı,bana kızmış olmalısın,sana aldırmıyorum çünkü şu sıralar bana kızmış olmanı bile dileyecek haldeyim.
Acaba bu umarsızlık neyeydi?Çokta sinirime dokunurdun bazı akşam,çılgına dönderdiğin savurganlığında bile kendime pay çıkarırdım..Şimdi anlıyorum herşeyi,tüm bunlar gideceğinin belirtisinin sinyalleriydi.Çoktan gittin.
Şimdi para kazanmanın daha faydalı olacağını düşünerek çalışıp para biriktiriyorum..Hani belki o çok sevdiğim ayakkabıları alır,aklımdan birkaç saatliğine dahi olsa çıkarırdım seni.Sırf bu yüzden gecelere kadar sigorta işleriyle uğraşıyorum.
Çok sonra öğrendiğim iş temposunun akabinde seninde şu sıra çalışıyor olmanı diliyorum.Mutlaka iş peşinde,bu gecede gelmez,daha niceler gelmediği gibi,deyip aklıyorum seni güya..Gerçekten öyle midir?
Sanırım bunları bile umursayacak durumda değilim..Bana ne oluyor bilmiyorum ama bildiğim tek şey şu sıralar tarafımca çok özlendiğin gerçeği..
Sürekli birşey peşinde koşmak,sabahları gazete okumak,akşam üzeri yemekleri ısıtmak ve geceleri kahve içmek..Sence bunlar seni aklımdan çıkarmanın indirgenmiş halleri mi?Sanırım bunu yapmaya çalışıyorum-her ne kadar günün 24 saati kesintisiz beyin hücrelerime tecavüz etsen de.
Bu aralar nedendir mide bulantılarım fazlalaştı,dün banyodayken ayna karşısında tebessüm ettim halime,hani o karnımın üstünde gezdirdiğin parmaklarınla, yokladığın midemi sorup, tatlı tatlı rakımı elimden aldığın gece geldi aklıma..Sanki rüya gibiydi "şerefine"diye kaldırdığın her kadehte..Sahi şerefine sunsam kendimi kabul eder miydin?Ama senin gibi cüzdanı kabarık zengin evlatlarının hep bir karın ağrısı olduğundan buna yanaşmıyorum bile..Ben biçimsiz,alabileceği en lüks içkisi 20cl lik rakı olan,lisedeyken tel örgülerden kaçıp,hayatta bir bok olamayacağını düşünüp gece yatağında ağlayan bir aslan burcu kadınıyım..Sanırım senin kolejlerden gelme,her ay en az bir kere yurtdışına çıkan,eli ayağı düzgün,70lik rakısını kendi ödeyecek ve dönüşte eve taksiyle dönme lüksünü kendine sunacak "güzide"bayanların kol gezdiği bir dünyada yaşadığını var sayarsak bu duruma pekte hayıflanmamak gerek..Ama bu şu sıra pekte umrumda değil,aklımı fazlasıyla meşgul eden bu kadınların yanı sıra herşeyden fazla sen varsın.
Ama yine de nerede durulacağını bildiğimi sanıyorum.Sanırım olgunlaşma sınırının ne olduğunu öğrenmeye başladım-sen inatla yaşımla dalga geçsende-Oysa aramızda 7 yaş olduğunu unutacak kadar ihtiyarlamış olduğunu hiçe sayarak.
Bu arada Efe'ye selam söylemek istiyorum.
Ha birde bana dönüşte İtalyan yemeklerini anlatacağın uzun bir gece yaşatmanı istiyorum.Ve birde İsviçre çikolatası.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
veda vedasızlıkta saklı..gideceğini bana çok önceden söyledin..gitmeliydin de zaten..seni burada tutacak ne gücüm,ne cesaretim var..burası dediğim yerde bile ne kadarda uzağım sana..ve sana kal demek deli saçmalığını geçmez..biliyorum ki;gitmek sana iyi gelecek,orada yeni insanlar tanıyıp o nefret ettiğin yalnızlığından bir nebze de olsa kurtulacaksın..gitmelisin,git,bırak seni kendim içinde istiyorum bunu..belki bir yada en fazla 2 ay buradasın,sonra tamamen çıkıp gideceksin hayatımdan..kendine yeni bir şehirde,yeni bir hayal kuracaksın..bense sanırım zamanla unutmayı başarırım seni..eski olmayan ama rengi sararmış bir resmin içinde hatırlarım seni..olması gerektiği gibi davranırım..belki de ilk kez yaparım bunu..olmaması gereken bir şeyi bitmesi gerektiği gibi bitiririm..şu küçük hayatımda ilk kez gurur duyabilirim kendimle yapabilirsem bunu..ama seni düşlemek,-kendime inkar etsemde-seni sevmek büyük bir gurur kaynağı oldu benim için..onca yola,onca zamana rağmen düşleyebildim seni..aldım,ta içime oturttum..evet,seni sevdim doğrusu..sevmesem,içimde bir yer sızlar mı şimdi,sanki yarın gidiyormuşsun gibi..ama duyguları atmalı belki bir kenara..belki gerçeğin peşinden gitmeli,gerçeği görmeli..gerçek acıtır,ama gerçeğin tedavisi geçici değildir..lanet olsun,rahatlamak için yazmaya başlamıştım..peki bu kalp ağrısı neden?yazamıyorum daha fazla,yazmamalıyım..
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Korkuyorum senden
Korkuyorum yanınsıra gidenden
Pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından
Söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı-yavaş zamandan
Korkuyorum senden
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır, sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya
katlanmam
sevgilim...
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Yine böyle bir yaz akşamında gelmiştin yıllar önce..Aynı yazı yaşıyorum yıllardır oysa gözünün yolda olduğunu biliyorum..Kendime papatyalar aldım bugün..Beni almaya geldiğinde hep aynı yoldan yürürdük ya,işte o yol üzerinde ki çiçekciden aldım papatyalarımı..O yolu sevmezdim,ben papatyalara dalarken gözlerinde ki yolları en net orda gösterirdin bana..Sevmezdim o yüzden...Yine bir yaz akşamı,yıllar önce bana gitme dediğin köşe başından geçerken gökyüzüne baktım,bir yıldız tutmak için ey sevgili!Yine aynı yazdayız yine o köşe başındayız bu defa gitmeye kararlısın dudaklarından sonu ama ile biten cümleler dökülüyor..Ben dinliyorum,hazırlıklıyım bu sahneye..Gitmek için önüme sunduğun şey tüm ezberimi bozduruyor..Gidiyorum;çünkü mutlu olmanı istiyorum.2ay sonra yine yollara düşeceğiz,kanamanı istemiyorum 3 yıl daha böyle geçsin istemiyorum istemiyorum istemiyorum..Gözlerime bakmadan söylüyorsun bunları,yıldızlara bakıyorum sanki tükürüyorlar yüzüme ve diyorlar ki yıllar önce o yaz akşamı gitmeliydin diyorlar,o köşe başından dönüp gitmeliydin....
Yüz bir hudut boyudur..Yabancıyı Benden,geçmişi Şimdiden,tahammülü zor olanı,tahammülü kolay olandan ayıran bir hudut...
Yolun sonunda bir ışık,ben yaklaştıkça uzaklaşan..yolun sonunda bir adam,bana veda edenlerden biri..yolun sonundaki adamı düşlüyorum,o ise bana elveda diyor...hep böyle olmadı mı zaten?bana yüreğini ben istemeden açanlar aniden gitmediler mi,kalmadım mı yıllarca onların hayaliyle,beklemedim mi bir telefondan ruhuma sızacak olan buğularını..neden hala düşlemek istiyorum peki?neden hala umut etmeye çabalıyorum ve çabaladıkça ruhumdaki bataklığın dibine batıyorum?neden kendimi dipsiz kuyularda bırakıyorum?ben bir melek değilim,asla bir melek gibi davranmadım,iyi olmak istedim iyi oldum,kötü davranılması gerekti kötü oldum,bazı günler hiç tanımadığım adamların odasına gittim,bazense kendime hayran oldum..beni ne olarak gördüğünü bilmiyorum ama ben bir melek değilim,ve bir şeytanda değilim..sana kendimi anlattım,sana korkularımı anlattım sen ne yaptın peki?anlayışsızca,düşüncesizce beni yanına çağırdın..gidiyorum ama gel dedin..gitmek senin için böyle kolayken gelmek de benim için bir o kadar zor..bunu anlayamadın,senin çaresizliğin beni kendine sürüklemek oldu,benim çaresizliğim sana sürüklenmek..ve işte bundandır ki gelemem sana,yanında uyuyup elimi beline saramam..inan gideceğini bilmesem haftalardır istediği küçük kırmızı ayakkabıları almaya giden küçük bir kız gibi heyecanlanır,elim ayağıma dolanır gündüzü edemezdim..ama gidiyorsun,lanet olsun ki sende gidiyorsun..ve bana hala hiçbir şey olmamış gibi gel diyebiliyorsun..benim için bunun anlamını bilmeden,benim içimde ne hayaller büyüttüğümü bilmeden..senin için beni onca seven birini bıraktım,yolun ortasında..senin beni bırakacağını bildiğim yerde ben bir başkasını bıraktım..değer miydi sence buna?sen olsan yapar mıydın?ben bir melek olamadım hiçbir zaman,ama verdiğim sözleri tuttum..
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Şu sıralar çok gerginim,gözüm kararıyor midem bulanıyor.Oysa gelsen,sımsıkı sarılsan,bir umut ışığı patlak verse içimde yeniden.
Fena haykırmak istiyorum Dünya'ya
Seni Seviyorum
diye diye inlemek istiyorum.
Dön artık şu koduğumun ülkesinden.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
Gözler önünde işte
Gittikçe arınıyorum kendimden
Her giden güzelleşir
Gidiyorum güzelleşmek için
Unutulsun diye çirkinliklerim
Gelecek birisi güzeldir
Gelince güzel değil
Hele gelmişse çirkin
Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim
Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
Artık ne gelmek ne de gitmek
Yaşamın en zor yanı beklemek
Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
Doğduğumuzdan beri beklediğimiz
ÖLMEK
AZİZ NESİN
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
