Forum
Gömülüyorum ve bunu ben istiyorum.Çünkü daralıyorum gün geçtikçe.Etrafta fazladan bir acı görsem beynime batıyor en keskin ve en uzun yeri.Bense çıkartamıyorum buraları kendimden.Sol yanımsa düzeltmeye çabalıyıp daha çok yoruluyor ama ben artık düzeltmek istemiyorum.gece karanlığında yürüyüp bir sokak lambasının altından geçtikten sonra buharlaşmayı istiyorum.Ben tam olarak o birinci tekil şahıs ekini yada kelimesini kullanmak istemediğim bir yerde yaşamak istiyorum.Hatta tam olarakta o birinci tekil şahıs ekini yada kelimesini yani "Ben" i bukadar çok seven insanlar arasında dolaşmak istemiyorum.BEN sadece gitmek istiyorum,yada boğulmak.O kustuğum nefretim yani kendii kusmuğumda boğulmak istiyorum.Çünkü bu kadar berbat bi dünyadaki herhangi birşey bana sevindircek birşey yapsa bile tiksiniyorum.Ve bunları düşündükçe bir kez daha gömülüyorum.Ölüme , sessizliğe,karanlığa, nefrete ve geceye gömülüyorum.Yıldızların,bizim hiç bilmediğimiz ve görmediğimiz yıldızların yanına hömülüyorum.Buna çok seviniyorum ve "BEN" i de bu dünyada bırakıyorum!
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...
Yorgun bedenim beynimle uyum içinde harap ve bitkin. Yüzüm tüm yorgunluğuna rağmen bedenime inat gülümsüyor olanca iki yüzlülüğü ile. Gözlerim dolup dolup içime akıyor. Yakıştıramıyorum ağlamayı kendime her zaman olduğu gibi; şimdide.. Uykusuzluk dokunur, hep dalga dalga yayılır bütün metabolizmama. Alt üst eder geçer gider. Ne sevgiden yoksunluğumu bırakır, ne de yalnızlık türkülerini eksik eder dilimden. Boşa çıkardım umutsuzluğu yanında /düşleri çevirmek bir kum saatinde ve dolmak boşalan hüznün yerine pimi çekilmiş bir bomba ne kadar tehlikeliyse işte o kadar derindeyim…! sevdim acıyı; kanatırcasına dudakları bir parmak geriliminde(!) havaya uçmak an meselesi…. ya da bir şarapnelin koynunda uyumakta bütün mesele ki bir otopsi yapılsa vücuduma / her yerimden sana ait izler çıkacak / bilmem taşıyabilir misin?
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Mutlaka,ama mutlaka,intikamın vuslatında,önce gözbebeklerim göz bebeklerini yiyecek.İntikam ateşi ile yanan ellerim ise,korkudan kıvranan senin kalbini sökecek.
Fazla zamanın kalmadı,elinden geleni ardına koma!
Çünkü son nefesin,kulağımın yanından çektiğin ilk nefes kadar uzun sürmeyecek.
Çekebildiğin kadar çek girdabına onca tazeyi.Zira,yok ettiklerinden biri,kurtuluşunun zaferini,tüm kinini,intikamını;kanınla doldurduğu gözlerinde,aldığın ilk nefes gibi verdiğin son nefesi de almanın ehl-i keyf sarhoşluğu ile taçlandıracak.
Bre hain!Geri durma,yanaş eceline.Yanaş ki çok acılı olmasın.Zira senin acıdan anladığın gibi bedensel acıların yanında,tüm hücrelerin de çöküntüden ölümü iseyecek,ama,debelenme boşa.
O kadar kolay olmayacak!
Ave Satanas
Ave S6th6n6s
"Acı çekmenin,tekelinizde olduğunu mu sanıyorsunuz?"
"Merciful,Angel of Death! How you love your precious guilt?"
Kapkaranlık bi yolda yürüyorum
Hedefim ve yolum bilinmez
Ve zihnimdeki korku ihtiva oluyor,
Derinlerden gelen ölüm çığlıkları sayesinde.
Sessiz bir günün geçmesine el vermeyecek kadar vicdanlı
Hayatıma adrenalin ekcek kadar enerjik
Ve akrep kadar sinsi bir içgüdü bu
Omzumda sürekli gezinen bir el gibi
Yüreğimi sürekli okşayan ölüm mısraları gibi
En önemlisi senin gibi.
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...
Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan naşım
Üzerinden sessizce minareller atılırken
İşte tam o anda bu çığlığı attı yine
Ve elinde yıllanmış bir av
Kalbi.
Kalbin üzerine ışık vurmasıyla rünleri ortaya çıkıyor
Bir aşkın rünleri bunlar
Beraberinde bitişin rünleri
Yaşlanan bir ayrılıkla beraber
Geçen zamanla vereceği acıyı artıran ayrılığın rünleri.
Ve bunları okuyan bir arkeologdun sen
Okudukça ağladın rünleri
Ağladıkça yıllandın ve yaşlandın.
Aşık oldun benim geçmişteki rünlerime
Aşık oldun benim geçmişteki aşkıma
Aslında bilmiyordunki sen reenkarne olmuştun
Bilmiyordun ki kendi rünlerini okuyordun
Keşke bir bilseydin sen benim çürümüş kemiklerimi
Kurtlanmış beynimi
Ama binlerce yıllık dinazorlu aşkımı okuyordun...
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...
Ölümle dövüştüm bu gece
Elinde kanımdan bir rehine
Elinde yüreğimden bir rehine
Elinde kardeşim dediğim rehine.
Ve işte bu sahnede çıktım ortaya
Yumruklarım duvarla sevişmekten kanamış
Duvara sadece yumruk izleri bırakmıştı
Aynı izleri ölümde bırakmayı isticek kadar gururlu
Ne zaman hareket etceğini bilemeyecek kadar ise saf
Ve benliğim kadar hırslıydı yumruklarım.
Nefretim nehir olup aktı yerlere
Heryeri ıslattıktan sonra durabildi ancak
Bu esnada ölüm kanını cekiyerdi rehinenin
Bense bi yandan akıtıyordum tüm ramarlarımı
Ve korkmaktan yılmış gözlerle izledim sonucu
İzlerken kafama indirdi tokmağı ölüm
Artık sadece son rüyamdı ölüm...
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...
Kitap kahpesi demiştim sana.
Çünkü seni kitaplarda bulmuştum.
Aşk romanlarında aşık oldum sana
Tanımadan hatta görmeden!
Hayallerimde seni çizdim suratı boş bırakıp
Ve suratıda sen oturtmuştun.
Bunu yaparken çokta kancık davrandın
O kadar kancık davrandın ki sen değildin o
Sadece küçük bir melankoliyi kandırmaktı seninki
Sadece beni kandırmaktı...
Bende kandım v eseni kitaplarda birdaha okudum
Okudukça anladım ki sen tam bir kitap kahpesiydin
Aynı kitapları okuyacak kadar kitapçı
Ve onları bana uygulayacak kadar kahpeydin
Sen kitap kahpesiydin
Tozlu sayfalardan çıkıp hayatımın tozunu attırdın
Ve keşke sadece satır aralarında kalsaydın...
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...
Günlerin ertelenmiş hesaplaşmalarına yeni bir güneş doğmadan yürekteki bekleyişler huzurla birleşmez. Sarılmadan geçen saatler bitince göğsündeki salkımlarla dönersin geriye. Sana boşalan bir kadehten içemeden tutkunun damlalarını isyanlar sürersin dinlenmiş bedenine. Her kavganın galibi zamandır gülüm, özlemin biri biterken bir diğeri en gerçek duruşlarla bütündür. Aştığın yollar seni ona götürürken bu kez yargıladığın haklıdır, yollar özlemine taşıdıkça seni.
Sana biriken bir damarın kaynağına dokunacaksın birazdan. Avuçlarındaki kuru çizgileri dolaşacak en deli coşkular. Bahanesi çürümüş kaçışların yeni buluşma mekânlarında gözleriyle soyacak bir adam uykusuz diriliğini. Üçe bölerek arzulu dudaklarıyla özlemler akıtacak, günlerdir bana suskun dudaklarına. Pişmanlıklar tükenecek ve bir alevin dansı içine girecek, gelgitlerle damarların kasılacak ve işte o an ismim diline dolaşacak işte o an aşk burada seni sensiz yaşayacak.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Bir kapı açılıyor sessizliğin ortasından. Upusul uzanıyor bir el; upusul, bembeyaz, yumyumuşak. Bir el uzanıyor sessizliğin ortasından. Bir el, bir an, sadece bir an. Duruyor her şey öncesine ihanet ederek. Her şey sessizliğin ortasından uzanan elin parmaklarının ucunu takip ediyor. Sonsuz bir dinginliğe kavuşma anının huzuru ile eğiliyorlar. Zaman seyrediyor sessizliğin ortasından uzanan eli. Eşya seyrediyor. Renkler seyrediyor. Bilinenler seyrediyor ve bilinmeyenler. Her şey, orada yeryüzüyle birlikte evrende yerini alan; öncesi ve sonrasıyla eli, bembeyaz, yumyumuşak eli seyrediyorlar her şeyi unutarak…. Milyarlarca göz, milyarlarca gözbebek, yüz. Sadece seyrediyor sessizliğin gücünün önünde eğilerek; izliyor. İzliyor varlık o eli.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Geçmesi lazım artık bu karabasan geceler biliyorum... Yıkıp mantığımı,çoktan dizçökmem lazımdı hayatın önünde...
Ertelemişsem bunca yaşanılması gerekenleri
Vardır herhalde bir bildiğim ama öğrenebilecek miyim ben de bir gün...
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Bakamıyordum cesetleşen bedenine, bu kadar sahte olamazdı... Kırılgan bir faydam var sana yalnız bıraktım kanatlarını kırarak...
Affetmelisin beni kollarımın arasında ölümünü izlerken! Gözettiğim sen vardın karanlıklar içinde.
İşte bu ebedi bir yitirişti! Aydınlığın ölümüyle...
Yapmamalıydın alev kırmızısı kıyafetinle... Ne kadar yakışıksız kaçtı sana dökülen yapraklar gibi ölümsüz sandığım meleğim...
Affet beni kollarımın arasında ölümünü izlerken...
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
bunalık gercekler ardında ıkı simayız şimdi. başka simalar arasında kaybolan , başka simalara aşık olan , başka simalar tarafından terkedılen, Başka simalarda birbirimizi ve kalın gözlüklerimizi arıyan.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
aradığını tam bulduğun anda öldürmek kadar iğrenç bir fantazinin ortasındayız seninle
yaşamamalıydık
ölmeliydik
taştan daha sert yataklarda
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
Herkezden özür diliyorum 1 aylık bir dağ yaşantısındaydım ve internet erişimim yoktu...
Ve döndüm ölüm kokan tenimle.Döndüm ama hayal kırıklıklıarı kapıda karşıladı hayatımı.Etrafta değişmiş onca şey ve silinmiştim bu nalet düzlemden.Gözlerim ağlamak istiyordu ama erkeklik var serde yapamıyordum.Ama yorganın altında anca dökülebiliyordu o çakma erkekliğe inat yaşlar.Dökülürkende unutulmuşluğumu ıslatıyordu ağır ağır.Yastığımın altında korsanlar tarafında çalınmış önceki günün ölüm haritası.Bunlarla karşılandım ölüm kokan tenimle...
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...
Tam buldum derken ölmek
Öldürülmek kendi duygularınla
Ve ezele gömülmek kendi ellerinle
Bembeyaz bir boşluğu yaşamak
Yada kapkaranlık bir sevgiyi
Kendi seçimlerin olarak yaşamak
İşte buydu benim en güçsüz hayalim
Ve hayallerimi yaşadım birer birer
En güçsüzünü kapanış müziği yapacaktım hayatıma
Ağır bir senfoni gibi uğuryalayacaktım kendimi
Ama sırası karıştı birden
En başlarda da olmazdıki ama
Tam gülücüğümü yüzüme yapıştırmışken
Ellerim titremezken ve melekleri severken
Tamda bunları yaparken
Kendi ellerimde ağırca uğurlandım isteksizce...
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

