İçeriğe geç

Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

Kimse Anlamasın

120 Gönderiler
12 Üyeler
0 Reactions
39.8 K Görüntüleme
PlagueAngel
(@plagueangel)
Gönderiler: 220
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Aşk mis kokar
Aynı ölümün sonsuzluğu gibi
Aynı benim sana olan özlemim gibi.
Elini uzatırsın, dokunamazsın
Badem gözlerine bakarsın, boğulursun
Ve ben boğuldum gözlerinde.
Anılarımızı düşünürüm her gece
Yanlış zamanda çıktın derler ya
İşte sen yaptın o hatayı
Çocuktum, miniciktim
Sözler verdim sana, tutamadım.
Hayellerimiz vardı
Tiyatro oyunları gibi düzenli hayaller
Bütün senaryo sen ve ben üzerindeydi
Oyun prim yapmadı, yorulduk
Ve ben yine seni özledim.
Hiçbir elde sen yoktun
Hiçbir dudak sen kadar sıcak değildi
Ve hiçbir göz badem değildi...
Ayrıyken bile beraber gibiydik
Bakışlarımız kaçamak olamayacak kadar barizdi
Ama ben haykıramadım seni
Gözyaşlarımın tuzlu tadı boğazımı yakarken bile
Ben bunun acısıyla yaşadım.
Dillere destan sevemedim seni
Mektubunu savaş gazisi gibi gözledim
Ve ölümün tadı kadar sonsuz sevdim seni
Ama haykıramadım, yapamadım
Sense sadece farklı buldun...
Eskisi kadar küçük değildim,
Ama büyüyemedim
Ben senle milatta kaldım!
Milata senle başladım
Ve ayrıldığımızda çarmahtan inemedim...
Beraberinde tadım gözyaşlarımda kalmıştı.
Tuzlu, acı ve üzüntüyle dökülüyordu...


umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

 
Gönderildi : 19/08/2008 1:56 am
PlagueAngel
(@plagueangel)
Gönderiler: 220
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Tutku dolu gözyaşlarım gözlerimden akıp giderken
İşte tam o anda aklıma geliyorsun.
Neden veya sebep döngüsünden farklı bir hatırlama bu
Bilinçaltıylada alakası yok
Sadece özlem dolu bir kalbin artıkları.
Küçük üç beş kırıntı yapıyor bunları
Ve o üç beş ayakta tutuyor beni,
Ama düşünmeden de edemiyorum
Üç beş kırıntıyla yaşarken şu an
O kırıntılar bütünken nası sevmişim seni
Nası özlem dolu sarılmışım sana
Nası elini tutarken ayaklarım dolanmış birbirine
Ve nası parçalanmışım sonra
Küçük bir küp şeker gibi...


umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

 
Gönderildi : 19/08/2008 2:03 am
PlagueAngel
(@plagueangel)
Gönderiler: 220
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Kapkaranlık düşlerimin küçük kahramanları vardı
O kadar küçüktü ki bu kahramanlar benden bile güçsüzdü
Ve ben bunlara tutunarak yaşadım
Yada yaşama umudu barındırdım beynimde
Melankolik bi dünyanın küçük artığı olma şerefine nail oldum böylece
Ve bi denizdeki tek bir dalga sesi gibi arada kaynadım
İşte bu bir şerefti,
Ve benim içindi!
Kalpsiz kralı oynamak istedim umarsızca
Kimse olamayacak kadar silik
Ve etrafa destek olacak kadar güçlü görülmüştüm nedense...
Off, yine neden!
Neden diye sora sora bu hale geldiğimi bilecek kadar kafam çalışıyordu
Ama veremeyecek kadar aptaldım...
Dünya o kadar büyüktüki hayallerimde
Kendimi bile bulamadım
Kendim denen insanı o kadar aramıştım ki
O kadar özlemiştimki onu
İşte bu yüzden kıymetim bilinemedi galiba
Ve en sonunda şu an yaptığım gibi karanlık mısralara gömüldüm...
Karanlık beni koruyacak tek gerçekti
Hatta gerçek olamayacak kadar güzeldi.
Çünkü beni alıp yok ediyordu
Ve mısraların arasındada bu cevabı buldum,
Ki kendime hep bunu isterdi...


umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

 
Gönderildi : 19/08/2008 2:14 am
(@metabolic)
Gönderiler: 1741
Noble Member
 

gayet iyi gidiyorsun anlatımın gerçekten etkileyici. bekliyorum devamını.


bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein

 
Gönderildi : 19/08/2008 4:16 pm
PlagueAngel
(@plagueangel)
Gönderiler: 220
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @metabolic
gayet iyi gidiyorsun anlatımın gerçekten etkileyici. bekliyorum devamını.

teşekkür ederim ayrıca senin yazdıklarından da çok etkilendim senden bunu duymak sevindirdi beni çok saol


umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

 
Gönderildi : 20/08/2008 10:48 pm
PlagueAngel
(@plagueangel)
Gönderiler: 220
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Bir maskede gizliydin benim için
Ve sonraları aynı maskeden binlerce oldu etrafımda
Ve ben senin sesine aşık oldum böylece
Yutkunmanı düşündüm yatağımda
Bu kadar kusursuz bir yutkunma olamazdı dünyada
Bu kadar uyumlu hareket eden bir gırtlak
Boğazı okşayan bir adem elması
Sanki ruhumu okşayan bir senfoni gibiydi
Korku dolu hissettim nefesini
Korku dolu aşık oldum sesine
Ama korkmaktan sıkıldım zamanla
Topladım tüm cesaretimi
Ve ben haykırdım o içimdeki gizli sesi
O içimdeki gizli seni vurdum tüm egolarımla
Tüm sadist aşkımı döktüm ellerimle
Okşamaya kıyamadığım kapkaranlık aşkımı
Avuçlarımda sundum sana çarpan kalbimle süsleyip
Kabul ettiğinde çarpık bir dünyam oldu
Sonra sen tekrar konuştun
Ve sesinle öldüm böylece


umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

 
Gönderildi : 20/08/2008 11:21 pm
PlagueAngel
(@plagueangel)
Gönderiler: 220
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Boş sokaklarda umutsuzca dolaşarak tanıdım bu şehri.İs kokulu günlerinde o dumanı ciğerlerime yaşam gibi çektim.Ama bir türlü hayatı yaşam tanımına uydurcak şekilde yaşayamadım.Çabaladıkça o tanımdan üç beş kelime eksilmeye başladı.Bense eksilen kelimeleri bulmaya çalışan beceriksiz bir avcı gibi koşturdum etrafta.Elimdeki tüfeğin nasıl ateş alacağını bilmeden aslan avına çıkacak kadar aptal cesaretim vardı yüreğimde.Ve ben bunu hiçbir zaman atamıyacağımı biliyorum.Bu aptal cesareti kelimeleri kaçırmama (yada kaybetmeme) bir bir destek oluyordu alay edercesine.Bu alay köpek havlamaları oluyordu geceleri veya bir baykuş sesi.Gündüzleri ise egzoz kokusu ve korna sesi.Ve ben bunlara inat tanımı tamamlamaya uğraştım kendi çapımda.Hatta çapım varmıydı onu bile bilmeden bir inada bindirmiştim.Bunlarla birlikte küfür kokmuştu hertarafım.Beni gören herkezin ettiği küfürlerin kokusuydu bu.Çünkü ben çalıp çırpmayacak kadar saftım bu şehirde.Aşkımı yalandan değilde severek yaşayacağıma inanacak kadar aptal,hayatımı anlımdan akan tuzlu ter damlalarıyla yoğurmaya kalkacak kadar saf ve bunları yaparken bana karşı gelmeye çalışanlara karşı duracak kadarda dengesizdim.İşte bu kayideler içinde hayallerimin içine tuz biber ve nefret kustu dünya....


umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

 
Gönderildi : 20/08/2008 11:40 pm
(@metabolic)
Gönderiler: 1741
Noble Member
 

Kopuşlar yaşanmakta.... Fark etmemek mümkün değil. Çünkü böylesine büyük bir değişim, büyük bir yalnızlığı da yanında getiriyor. Öylesine büyük bir kaybetmişlik duygusu ki nefes almak dahi mümkün değil... Birkaç gün yataktan çıkmamakla, sürekli televizyon seyretmekle, yalnız kalmamak adına onun bunun yanına sığınmakla geçiştirilebilecek gibi bir buhran değil. Ruhuna kızsan, yalvarsan ne fayda. Bir kez karar alınmış; ruh ve beden birbirinden ölesiye nefret ediyor. Bavullar toplanıyor, kapılar vuruluyor, kavga gürültü, cam kırıkları derken biri taşınıyor diğerinden içeri. Çünkü gidecek başka yer yok. Benim dünyam bir avuç yalnızlık... Ölümden önce yapılabilecek tek şey bir oda değişikliğinden öteye geçemez ya...


bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein

 
Gönderildi : 21/08/2008 10:55 am
PlagueAngel
(@plagueangel)
Gönderiler: 220
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Ve bende bu söz üzerine geçtim yan odaya.Elimde bir bardak kahve ile karamsarlık içgüdülerimi bileklerimi kessem bile akıtamayacağımı bildiğim gibi oda değiştirmesinide biliyorum artık sayende,sayesinde.En yumuşak hikayemi buraya gömmüştüm ben küçükken.Kimse bilmediği için kıymeti vardı taki ben bunu duygusuz kahve çekirdeklerime anlatana kadar.İşte o anda o kahve çekirdekleri birer ağaç gibi filizlendi ve şehrin günah tahomlarını herkezin beyinlerine ekti.Ve kapkaraydı o filizler.Aşkı boğdular ve sevgileri çökerttiler.Onlar bunları yaparken ben çocukluk hikayemin ne kadar güzel olduğunu kötü etkilerini görürken anlayabilmiştim ancak.Çünkü sadece acı kelimesi metabolizmamı harekete geçircek şifreydi.Ben bunları anlarken etraftan fırlayan acılar gördüm.Düz yolda yürürken sebepsiz yere ölen insanları,kristal bir bardak gibi kırılıp paramparça olan hayalleri ve ne işe yaradığını bile bilmeyen anlamsız zihinleri gördüm.Bunları tamda yan odada gördüm.Anladım ki kaderin odası yan odamdan daha iyimiş.Kaderin odası bilmeden kesinleşmiş birşeyi beklediğini bilsende güzeldi.Çünkü ben yan odada omuzlar üzerinde naşımı gördüm....


umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

 
Gönderildi : 21/08/2008 10:39 pm
Metalogy
(@metalogy)
Gönderiler: 56
Trusted Member
 

Böyle bir yeteneğin bu forumda olması çok gurur verici ve mutlu edici :) Bu tasvirlerle alternatif bir şiir türü yaratman bile mümkün..Üzerine gitmeni tavsiye ederim :)


(U)nknown (F)lying (O)bject..

 
Gönderildi : 22/08/2008 6:45 pm
(@metabolic)
Gönderiler: 1741
Noble Member
 

Ve odaya girdiğimde gördüm naaşını!! şimdi uyuyor yüzünde buruk bir mutluluk var dedi. Sanırım mutlu olabildiği anlar rüyalarda geçirdiği o kısacık zaman dilimleri. Elimde kala kala bir demet sarı kasımpatını başucundaki boş vazoya ıslattıktan sonra usulca çıktım odandan ve hayretle düşüncelere daldım; nasıl oluveriyor da bir rahatsızlık insana, bunca zaman yaşananların birer kandırmaca dan ibaret olduğunu anlatıveriyor diye..


bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein

 
Gönderildi : 22/08/2008 8:31 pm
PlagueAngel
(@plagueangel)
Gönderiler: 220
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Naaşımın taşındığını tavandan izliyordum sessizce.İçeri giren çıkanlar, başucuma kasımpatı bırakanlar, kalbinden gülümseyip yüzünden ağlayanlar ve gönlüyle ağlayanlar doldurmuştu son kamaramı.Başta kaptan oturuyordu ayak ucumda,sağımda solumda ise tayfalar ıslatıyordu bedenimi aynı o sarı kasımpatları gibi,sadece suyum tuzluydu.Ve tuzlu su ölmüş bedenimdeki acıları yakıyordu.Bunu vücudum hissetmesede ben görüyordum yukardan.Sonra fikirleri okuyorum bir bir.Arkamdan dünyanın melankolik bir kırıtısıymış gibi davranıyorlar.Ve ekmek kırıntısı gibi davranılıyorum bu yüzden.Çöpün en dibini boylayacak ve bütün çöplerin suları üzerinde dökülcek bir madde.Madde çünkü sadece ihtiyaç olduğunda tüketilebildim ben.Diğer zamanlarda ise çürütüldüm.Ve şimdi ise cesedimin çürümeden önceki son hailini izliyorum.Bir resmini çekip üzerindeki gülümseyişi herkeze göstermeyi çok isterdim.Hani mutlu anların o sonsuzluk hissinde var olduğunu herkeze anlatmayı isterdim.Ortalama insan ırkının 60 yıllık bir sabrından sonra,60 yıl boyunca aynada üzgün yüzünü gördükten sonra sonsuzluğun hazin gülümsemesi ne kadarda değişik ve tatmin edici gelir insana bunu anlatmak isterim.Tamda bunu yaparken inanılmamanın verdiği o garip espriyede gülmeyi hele ne çok isterdim.Bunu tamda şuan bulunduğum noktada naaşımın olduğu odanın tavanında yapmak isterdim.Tamda hakkımdaki düşüncelerin en yoğun şekilde uçuştuğu odada,kasımpatlarının ıslandığı o odada yapmak isterdim...


umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

 
Gönderildi : 22/08/2008 11:45 pm
(@metabolic)
Gönderiler: 1741
Noble Member
 

Maziye uzanarak elinde kalan son duygu melodisini kullanıyorsun ? Hiç bilinemeyen yollarda kaybolmak gibi her taraf sisli, bulutlar renksiz. şu sonbaharın yaşlaştığı gğnlerde eşsiz güzelliği sadece b/sana mı hoş görünüyor sanki gri hakim, Hayallerim sessiz, rüzgarların çığlıkları var... hiç hüzün bu kadar masum olur mu? Hatıraların arasında arıyorsun çıkış kapısını ve kaçmayı hak belledik yalnızlığımıza. Umutsuz bekleyişlerimizin esiri içinde unutuyorum hatıraları, hiç olmamalıydı kalbinde hazan. Yanımda olamayışlarının yıkıntıları içinde çoğalırken daha henüz efsane olamadım. Rüzgarların esip geçtiği her yerde aradım nafile çığlıklarımı ve sen yoktun yoksulluğumda.


bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein

 
Gönderildi : 23/08/2008 1:43 am
PlagueAngel
(@plagueangel)
Gönderiler: 220
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

hatıraların arasında arıyorum.işte bu cümlw 3 defa yankılandı beynimde.o kadar derin bir darbeydiki bu kafatasımı çizmeden beynimi doğradı...daldım hatıralara ve aradm o kapıyı.evet aradım hemde hevesle yaptım bu işi.ama bulamadım bir türlü.derinlere daldıkça canım yandı kayboldum, karıştım, beynim uyuştu ve aptallaştım.adrenalini damarlarında hat safaya çıkmış bir çocuk gibi debelendim.debelendikçe ise daha diplere gidiyorum.bunu çokta iyi biliyorum ama bi türlü çözemiyorum.başka yol bulamıyorum ve hatıralarla gömülüyorum o kemiksiz hayatıma...


umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...

 
Gönderildi : 23/08/2008 1:51 am
(@metabolic)
Gönderiler: 1741
Noble Member
 

Geride bıraktığım bir şeyler vardı kimden kaldığını hatırlamadığım. Yıkılan şehirler molozlarını sarsmıyordu bile mazinin tanınmayan fay hatlarında. Yapayalnız ve soğuk sularla yıkanmaya mahkum bir küçük çocuk gibi üşüyordum ayazlarda. Tenime değen rüzgarlar beni görmüyor ve acısı tenime değip de derinden sıyırmış hiçbir rüzgar zerresi de hatırlamıyordu beni. Yepyeni yollara itilir gibi ayaklarım sürükleniyordu. Gel tut beni diyemiyordum tanımsız geçmişime. Neyim vardı? Bir şeylerim vardıysa nerdeydi? Allah kahretsin zıkkımın dibindeydi işte. Cehennemin dibiyle zıkkımın kökü arası bir şey gibi. Köklerimi kurutacak biliyorum. Ne flüdümü yeşertecek toprağım ne kemanımı ne sözlerimi ne söyleyemediğim tümcelerimi... Bir bataktan hangi çiçek açabilir ki? Kimin umrunda bileklerim? Kimin umrunda kendi alfabemde konuşan gözlerim? Kimin umrumdayım söylesene kara duvar? Böyle bir şey işte zıkkımın dibi. İçine aldıklarını çürütmek gibi. Ölmek gibi yaşamsal enzimlerin içinde. Kader gibi inanmadığım! Nefret gibi kendinden, kanını değiştirip yerine deterjanlı su koyar gibi.... Köpük köpük kusuyorum. Bak nasıl değişiyorum. Küçük bir çocuk oluyorum yalancı! Sonra dua ediyorum. Bir tatlı edalı seste uyuya kalıyorum. Her an yalnız kaldığımı daha iyi anlıyorum. Ve yalnızlığıma bile tutunamayarak benim olmayan bir hayata itiliyorum... Benim olmayan bir hayata gömülüyorum.


bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein

 
Gönderildi : 23/08/2008 1:55 am
Sayfa 2 / 8
Paylaş: