İçeriğe geç

Forum

Karanlıklar ve Aydı...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Karanlıklar ve Aydınlıklara...

524 Gönderiler
56 Üyeler
0 Reactions
128.8 K Görüntüleme
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Güne Devam...

Söz verdiğim saatten 30 dakika rötarlı ulaştım tezimi kontrol eden avukatın ofisine... Onu son gördüğümde, çok yakışıklı olduğunu düşünürdüm... Oysa şimdi? Yıllar benim boyumu yaklaşık bir metre kadar uzatırken, onun saçları ağarmış, kaşlarını sürekli çatmaktan izler oluşmuştu yüzünde... Onun o zamanlardaki hali, benim bu zamanlardaki halimdi... Tam 20 yıl önce...

O, güler yüzünü, rahatlığını kaybetmiş, aramızdaki teklifsiz samimiyet yerini ciddiyete ve ürkekliğe bırakmıştı... Avukatlara has "gereksiz cümle dinleme bıkkınlığı" sürekli sözümü kesmesi ve sohbetin gidişatını yönetmesinden anlaşılıyordu. Bugün bir hayalkırıklığı mıydı? Hayır... Çoktan alıştım ki insanların değişmesine... Hayatımdan çıkmalarına ve geri döndüklerinde aynı eskisi gibi olmamalarına... Kaldı ki, ben de artık o eski küçük-masum kız değildim ki... Ve artık değer vermiyordum insanlara...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 20/07/2007 10:06 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Gün Hala Devam Ediyor...
Nişantaşı'ndaki dişçiye gitmeye daha üç buçuk saat var... Sadece baroya uğramak gerekiyor, o da öğle tatilinde... Sürekli koşturmaya, yapacağı işleri aceleyle yapmaya alışan bünye, İstiklal'de mağazalara bakarak, yavaş ve sakince yürüyerek tüketebilir mi zamanı? İmkansız...

İnsanlar sabahtan beri çalışmış, öğle tatilinde de yemeklerini yiyorlar... Hafifçe bir ağrı yükselir mideden... O da atıştırmak ister... Bira-patates ne iyi giderdi... Ama dişçi... Adam menüde neler olduğunu sayar suratıma valla. Rezil oluruz... Hem bu sıcakta kapalı alanda oturulmaz ki...

Ayaklarım rotasını çizmiş gibi kendiliğinden beni kargacık burgacık evlerin üzerinden deniz gören, o çirkin ve gürültülü çay bahçesine doğru götürdü... Bu gürültü ancak müzikle dindirilebilirdi...

Oturduğum yerden onu gördüm... Bana bakıyordu... Ama neden? Güzel değilim ki? Onun ilgisini çekecek bir tip hiç değilim hele ki bu hanım hanımcık halimle... Ama neden ki? Frikik mi var? Yüzümde birşey mi var? Belki de birine benzetti... Hay allah... Çok da tatlıymış... Hoşlanmış mıdır ki? Yok canım... Nerden çıktı şimdi bu?!?

İnsan duyargaları ne kadar ilginç değil mi? Boş kaldığında hemen aşka-meşke sarıyor... Ah içimdeki o pembe kıyafetli aptal kız! Nasıl da kaçırmaz hiçbir fırsatı... Flört konusunda erkeklere üzülüyorum aslında. Hep aynı laflar, aynı sözler... Lise bitmiştir, o üniversite yerine sanatı seçmiştir... Fotoğrafçı, yönetmen ya da müzisyendir... Mutlaka ünlü birilerini tanır, piyasanın içindedir. Ama o ünlü insanlar hep çok iğrençtir aslında... O senin içindeki pembe kıyafetli kızın gördüğü ışıltılı ortamlar ve o çok beğenebileceğin insanlar ya kaprislidir, ya akılsızdır...

İçindeki o fakir ama gururlu delikanlı simgesini menü içinde sunar sana... O pırıltılı hayatın içinde hiçbir kadını beğenmemektedir. Saf bir dünya arar hep kendisine, o çirkeften uzak... Bütün o profesyonel ve cılkı çıkmış dünyanın içinde amatör ruhunu koruyabilen ender insanlardandır. Bir anda parlamak ister gözünde... Ve diğer herkesten üstün tutulmak ister. Çünkü bilir ki, kızlar güçlü erkek ister... Ama birçoğu bilmez ki, kızlar güçlü olanı isterken, bir yandan da olduğu gibi görünmekten korkmayanı severler...

Peki kızlar mı? Hiç girmeyeyim o konuya... Nasıl da alıştım birden dikkat çekici olmamaya? Megaloman benliğim nasıl da alıştı bu sessiz yaşama? Gerçi hala avutuyorum kendimi "kilo versem mükemmel olurum" ya da "zaten kim mükemmel ki bu dünyada?" diyerek... Hala avutuyorum kendimi. Demek ki ölmemiş içimdeki o pembe kıyafetli kız hala...

Dişçide...
Size de olur mu bilmem ama... Dişçide ağzınızı açabildiğiniz kadar açmışken, bütün rahatlığı ve yakışıklılığıyla dişçiniz elindeki aletlerle çalışırken ne kadar komik olduğunuzu düşündünüz mü hiç? Hele ki o diş taşları temizlenirken...

Bazı kadınların sırf onu daha çok görebilmek için bütün dişlerini çektirip takma diş yaptıdığına bizzat şahit olmuş biri olarak, bu tür insanların bu tür işler yapmasını kınıyorum :) Karşısında oturmuş (hatta hafifçe yatmış), eşşek kadar ağzımı açmışım... Yani iç organlarıma kadar kendimi ortaya koymuşum... Acıdan suratım şekilden şekile girerken ağzımın içindeki borudan tuhaf sesler çıkmakta... O ise diş taşı temizlerken, gözlüğüne sıçrayan suyla karışık diş dışkılarına aldırmaz bir havada şarkılar söylüyor, espriler yapıyor :) Bir bu andan, bir de boyalı saçın saatinin gelmesini beklerken orada çalışan yakışıklı kuaförlerin, vs.lerin etrafımda dolanmasından utanırım... Aa unutmamak lazım... Bir de doktorlardan...

Neyse ki işkence sona erdi... Dişlerimin arasından geçen hava ürpertiyor içimi... Yine söz veriyorum sigara-kahveyi azaltıp günde 3 öğün diş fırçalamaya... Ama dişçiden çıkar çıkmaz bir orgazm sigarası yakıyorum... İşkencenin bitmesinden dolayı öyle keyifliyim ki...

Ve gün bitti... Döndüm sıkıcı akşam yaşantısına... Yemek-sofra-kahve...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 20/07/2007 11:51 pm
(@fallfromgrace)
Gönderiler: 1230
Noble Member
 

Aklıma herhangi bir yorum gelmiyor yazı hakkında. Sadece bir çırpıda okuduğumu ve okurken keyif aldığımı söylemek istedim:)


-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam

"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu

-Aferin
-Ehe

 
Gönderildi : 20/07/2007 11:59 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @fallfromgrace
Aklıma herhangi bir yorum gelmiyor yazı hakkında. Sadece bir çırpıda okuduğumu ve okurken keyif aldığımı söylemek istedim:)

Teşekkürler fallfromgrace :) Okunduğunu bilmek bile güzel...
Gönderen: @implosion
Herşey aynı kalsa idi, neyi ne kadar ne zaman nasil bilirdik?

Herakleites'in dediğine göre "Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz." Gerçekten de zaman akıp giderken, sürekli bir şeyler öğretir insana... Öğrenilen ve yaşanan herşey insanların davranışlarını etkiler... Dolayısıyla değişiriz, değişirken bazı şeyleri de yitiririz... Önceleri hayatı amatörce yaşarken, elimizde olmaksızın "profesyonelleşiriz" ve otomatikleşiriz... Bunun adına da büyümek deniyor işte... Çoğunlukla şikayet etsem de, aslında insan için en yararlısıdır büyümek... Yaptığı ve yapacakların sorumluluğunu alabilmek ve kolayca kırılmamak herşeyden... Yumuşacık bir pamuktan, bir kayaya dönüşmek belki de...

Yorumlarınız için teşekkürler...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 21/07/2007 12:14 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Öyle zor ki yaşamak... Geçmiş, şimdi ve geleceğin ortasında kararlar vermek, uygulamak... Zamanı gelince yaşamalı bazı şeyleri insan... Zamanı geldiğinde almalı omuzlarına o demirden yükleri... Yaşayabilmeli insan çocukluğunu, gençliğini... Sana bunları anlatmam anlamsız gerçi... Benden daha çok "şimdi"sini yaşayabilensin, bu konuda benden daha çok olgun olansın...

Önemli olan geçmişe ya da geleceğe çok fazla sarılmadan-takılmadan, ama onları da göz önünde bulundurarak şimdiyi yaşayabilmektir... Geçmişe ve geleceğe zarar vermeyerek, belli bir çizgi üzerinde gidebilmek, insanın içgüdülerine de uygun olarak geleceği nispeten garanti altına aldıktan sonra istediğini yapabilmektir...

Etrafına bak ve itiraf et... Bu olgunluktan pişman mısın? Yoksa şuan çok eski zamanlarda yaşadıkların ve seni kıran şeyleri yaşıyor olmayı ister miydin?


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 21/07/2007 12:46 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlık gölge gölge yayılıyor şehrin en ücra köşelerine... Caddelere yağmurlar yağıyor, gök yırtılırcasına gürlüyor, ağlamaklı... Bir medeniyet toprağa gömülüyor... Karanlık is, kil ve çamur yağıyor bu şehrin üzerine...

Örümcekler sarkıyor artık bahçelere bakan camların köşesinden... Öyle ıssız, öyle izbe dimağlar... Kan, şer ve irin hüküm sürüyor bu karanlık şehirde...

Devam edin! Sizler evlerinizde, sıcacık yuvalarınızda, hangi manken daha güzel, hangi marka daha ünlü kavgalarınıza, tartışmalarınıza devam edin... "Bir" ile "ben" arasındaki bildiğiniz bütün yollardan gidin... Birlik dirliktir, ama siz görmezden gelin...

Bir medeniyet soluyor bu şehirde... Varlığımda her zaman varolan bu güvensizlik perçinleniyor gözlerimin gördüğüyle... "Bilgi en büyük güçtür" ve artık bu şehirde bilgisizlik hüküm sürüyor...

Karanlık yağıyor bu şehre... Ve farkına varıyor benliğim, ben bu dünyaya ait değilim...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 22/07/2007 7:59 pm
gzZzm
(@gzzzm)
Gönderiler: 386
Reputable Member
 

hmm çok iyi şeyler yazmışsın hepsini okuyamadım kafam karıştı saol.. :)


 
Gönderildi : 22/07/2007 11:35 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @gzzzm
hmm çok iyi şeyler yazmışsın hepsini okuyamadım kafam karıştı saol.. :)

:) yorum için teşekkürler


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 23/07/2007 3:37 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlığımızı kendimiz yarattık... Ellerimizde kaç mum varsa, batırdık avcumuzun içine... Söndü... Karanlığımızı kendimiz yarattık... Değişemedik, değiştiremedik bir türlü şu lanet olası bakış açımızı...

Herşey gelip-geçer olduğu halde, hep kalıcı olanı aradık... Üstelik en asil ruha sahip olduğumuzu sanarken, bunu kendimize hak saydık...

İnsan kandırabildiği kadar "insan"dır aslında... Gerisi hep hayvanlıktır özünde... Anlamadık, istemedik de anlamayı ne kadar hayvan olduğumuzu...

Karanlıklarımızı kendimiz yarattık... Ağlayacak başka hiç bir sorunumuz yokmuşçasına, bütün acımızı "aşk"tan çıkarttık... Ve bize dayatılan yaşam... Burnumuza burnumuza sokulan değerlere inanmadığımızı haykırsak da, alttan alttan hep sonsuza dek mutlu olacağımız beyaz atlı prensleri/prensesleri aradık...

Oysa dünya bu değil... Aşk da meşk de tek taraflı yaşanır aslında... Ulaşamadığına uzanır kollar hep, ulaşılabilense, raflarda, diğer geçmiş fotoğraflar arasında... Oysa bu değil hayat... Bu değil olması gereken... Bu sadece kendi duygu dünyalarında kaybolmuş ruhların yarattığı bir kaos aslında...

Kendimize kocaman bir karanlık yarattık... Bütün renkleri siyaha kanattık... Ve karşılığında, asıl ağlamamız/yapmamız gerekenleri... Bütün sorun ve sorumluluklarımızı bir kenara attık... Biz kendimiz kendimizi karanlıklarımıza kapattık... Ve söndürdük her ne kadar mum varsa... Söndürmeye de devam ediyoruz...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 24/07/2007 4:31 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlıktı... Önce sesi geldi, sonra kokusu yanan kibritin... Alevleri karanlık içinde göz kamaştırırken, uzandı sigarasıyla beraber, kibritimin ucundaki aleve... Vasati 40 çöptü... Harcamak istemedim 20'lik sigaramdan bir tanesini çektim... Uzandım alevime... Onun yüzünü aydınlatan alevin, benim yüzümü ısıtmasından duyduğum keyifle...

Yanyanaydık işte... Anlamsızca titriyordu ellerim... Gözlerim, gözlerine dokunmaya çekinirdi... Ellerim nerede duracağını şaşırmış, kah cebimde, kah kucağımda anlamsızca dururdu...

Karanlığa sığındım... Görsün istemedim çekingen yüzümü... Onun parlaklığında, benim şu sönüklüğümü görsün istemedim... O ne kadar beyazsa, ben o kadar karaydım sanki... O ne kadar safsa, ben o kadar çirkef...

O kadar saklandım ki... O kadar sığındım karanlığıma... Orada olduğumun farkında bile değilmişçesine çekip gidene kadar, kapalı gözlerimin ardından baktım o aydınlık silüetine...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 28/07/2007 11:52 pm
scream_of_the_angel
(@scream-of-the-angel)
Gönderiler: 66
Trusted Member
 

Gönderen: @aurora
Karanlığımızı kendimiz yarattık... Ellerimizde kaç mum varsa, batırdık avcumuzun içine... Söndü... Karanlığımızı kendimiz yarattık... Değişemedik, değiştiremedik bir türlü şu lanet olası bakış açımızı...

Kendimize kocaman bir karanlık yarattık... Bütün renkleri siyaha kanattık...

Ne kadar da güzel söylemişsin... Evet karanlığımızın mimarı olduk , bundan gizliden gizliye zevk aldık, dışardan çok da farklı görünmeye çalışarak hemde...

Sanki hayata savaş açtık; direnmek üzere sadece... kabullenmek istemedik kurallarını, kabullenemedik bi türlü hiçbirşeyin kalıcı olmadığını,olamayacağını...

Biz böyle yaptıkça o da daha fazla acıttı canımızı, her seferinde daha ağır yaralar alır olduk...

Tek yapmamız gereken kabullenmekti oysa...
Ama bu sefer de kendimizle savaşmaktan korktuk belki de...


küllerinden doğmayı ihmal etmiyorsan eğer ;; ATEŞ kutsaldır...

 
Gönderildi : 29/07/2007 5:16 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Bir tutkusun içimde... Yıllardır dinmek bilmeyen bir saplantı belki de... Son umut, saflığa dair ne kalmışsa elimde...

Sana koşuyorum... Sonlu olan her ne varsa reddediyorum benliğimde... Bile bile hata yapıyorum... bile bile kurban ediyorum kendimi, sana... Bile bile adıyorum kendimi, sana...

Her bitişte, her bitti dediğimde yine gölgen düşer yollara...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 29/07/2007 3:35 pm
yaratick
(@yaratick)
Gönderiler: 29
Eminent Member
 

görüyorsun işte senin için çarpmıyor artık yüreğim…bir başka hayatta o…sense umutsuzca bir bekleyiş içindesin..bekleme ..bu bekleyiş öldürür insanı….gitmek gerekir bazen gönderilmeyi beklemeden…arkana dönüp bakmadan ve ağlamadan….gitmek gerekir acıya aldırmadan…….


iNsanLarın maskeLerini her düşürüşünde nefret ediyoruM basitLiklerindeN...ve birkez daha Lanet ediyoruM Tanrı'ya...!

 
Gönderildi : 29/07/2007 7:46 pm
yaratick
(@yaratick)
Gönderiler: 29
Eminent Member
 

anladım ki ancak bir ölüye duyulabilir sonsuz aşk ve sonsuz saygı… mezarından kalkıp bozamanz çünkü geride bıraktığı son yazıyı,son büyüyü………bir roman bir yazı bir şiir bir beste bir film neyse işte dünyaya bıraktığı o son güzellikle aramıza giremez…….!


iNsanLarın maskeLerini her düşürüşünde nefret ediyoruM basitLiklerindeN...ve birkez daha Lanet ediyoruM Tanrı'ya...!

 
Gönderildi : 29/07/2007 7:48 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Tatlı bir bahar kokusu yayılıyor ağaçlardan... Karanlık ürkütmüyor artık içimi. Hayatıma "sen" geldiğinden beri... Kuşlar adeta çevreliyorlar etrafımı... Güvende hissediyorum artık... Kelebekler.. En sevdiğim, özgür, rengarenk kelebekler konuyor omuzlarıma... Öyle pır pır yürekleri... Bir günlük özgürlük için yaşamlarını feda ediyorlar...

Soyunur melankolik geceliğinden ve girer düşlerle dolu nehirlere... Akar gider içinde kalmaz kötüye dair her ne varsa... Huzur ılık ılık yayılır bedenine... Gökyüzü öyle sakin, yakamozlar öyle can yoldaşıdır... Balıklar yaklaşır, usulca öper ıslak dudaklarıyla... Ve ay batar nehire.

Uzanır gider nehir bütün çıplaklığıyla serilir gözler önüne. "Nehir gibi olmak lazım. Öyle sakin, öyle duru" diye fısıldar gece. Karanlıklara şafak söker. Bir anda tüm pembeliğiyle aydınlanır gökyüzü, güneşe gebe... Bir masal misali yaşanır günler, senin olduğun yerde...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 01/08/2007 12:56 am
Sayfa 4 / 35
Paylaş: