Forum
Sana çok ihtiyacım var desem koşup uzaklardan gelebilirmisin?"Cevabını bilsemde yine de bir umut soruyorum işte.Ama degişmez ve aynı cevap yüzüme bir tokat gibi vuruyor ve bana "HAYIR" diyor sessizce ve çaresizce.Bense durgun,üzgün ve de her an benimle olan ve beni hiçbir zaman bırakmayan ve terketmeyen
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Karanlığa adanmış birkaç parça sözcük dökülür param parça, kanla kandırılmış ve kana kana içilmiş andların süzüldüğü dudakların arasından... Kimdik, neydik ve kimlerleydik bunca zaman? Hepsini bırakıp ardımızda ellerimizi birleştirdik kan gölü misali kendi kaygan ve ıslak ruhlarımızda...
Sana taşınıyorum... Bırakıp ardımda binlerce nesil süregelmiş yaşamları, sana geliyorum... Bir bavul dolusu eşya... Geçmişten bugüne kalan sadece... Sana taşınıyorum... Zamansız bir yüzyıl boyunca zaten senin içinde yaşayan ben, fiziksel olan bütün engelleri kaldırıp sana geliyorum...
Herşeyimi aldım geldim... Kanımı... Canımı... Sana taşınıyorum... Ve bugün... Ve yarın... Her gün hep ilk gün gibi... Her gün hep son gün gibi... Sana taşınıyorum. Bütün varlığımla... Bütün yokluğumla... (ECE)
aman yanlışlıkla senin nick açıkken yazmışım karalamayı
altına (ECE) diye not düştüm işte ![]()
muck evimizi toparlamaya çalışıyorum şimdi
Konuşturmayın beni 
Ben de insanım lan!
Su gibi berrak ve dingin... Bir o kadar gür akar gecem gündüzüme. Ve çağlayarak uyanır enginlerden gelen ışık, yoğurur benliğimi hüzünsüz kederlerle...
Huzur... Dediğini bilmek, dediğinin ardından gelmek. Ve bilmek kendini bir su damlası gibi... Huzur... Kendini bilmek, insanları sevmek ve bilmek acının en yakınlardan gelebileceğini... Acıyı bilmek ve en derinlerinde hissetmek bugünün ve geleceğin getireceklerini...
Geceler gündüze, gündüzler geceye döner şeffaf ve anlık hüzünlerle. Kokuşmuş geçmişin bütün çamurlu ayak izleri silinir zamanla, kendimi temizlediğimde... Ve ruhlar... Temiz - saf - kirli ruhlar... Hepsinin ama hepsinin canı cehenneme...
Ben de insanım lan!
rahatlığın vermiş olduğu rahatsızlık beni kahrediyor.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Kafasının içinde tortop hale gelen anlamsız düşüncelerin her birini yüzüne yansıyan kibirin öfkesi altında kabul ettirmek için direndi. İnsanlığın en büyük düşmanıydı bencillik... Her defasında yenildiği bencilliğine kör bir köpek gibi boyun eğdi. Ve her zamanki sıradan kavgaları... Kavgaları benimle değil, kendisiyleydi. En çok kendisini yendi... Hayvanlığı, insanlığına galip geldi... Kör bilinç kuyusunda mutluluğun anahtarını mutsuzluğun balçıklı çamurumsu pisliğe gömerek kendisini huzurlu kıldığında, artık geri dönemezdi. Var olmak için öldür, önüne her ne çıkarsa ez ve geç... Senin varlığının temelinde bu gizli...
Ben de insanım lan!
Hayatın cebime koyduğu üç beş kuruşla alabileceğim en değerli şey buydu...En işe yarar...
Aldım ve cebime koydum.Sonra akşam yemeğinde oturup bi güzel yedim.Kana kana da içtim suyunu.Bir baktım bu hale gelmişim.Sonra açtım avuçlarımı tam dua edecektim kurtulayım diye.Çünkü korkuyordum...
Bir baktım avuçlarım kan dolmuş.İçtim kana kana...
Sonra sende bunları dedin bana.İçtin hayatımı ruhumu kana kana...
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...
Hırçın bir deniz misali dalgalarıyla boğuşurken hayatın, uzaklaşır insan bütün pisliğiyle yosunlardan...
Ben de insanım lan!
Ben de insanım lan!
.
Ben de insanım lan!

Ben de insanım lan!
içgüdüsel olarak ışığa yöneliyoruz..onun kaynağını bulduk,sırrını çözdük, peki karanlığın ??
Karanlık? Geçmişte kalan kirli paslı tozlu bir kitap misali... Yarınları aydınlık etmek için karanlığın çamurlu paslı ormanından geçilmesi zorunluymuş gibi... Doğruyu anlamak için eğriyi, iyiyi görmek için kötüyü yaşamak gibi... Karanlığın sırrı ne ki?
Hayatı anlamak, olgunlaşmak ve tiksinmek... İnsanları ve yaptıkları bütün kirleri görmek ve nefret etmek... Ve sonrasında hepsini kirli bir geçmişe saplayıp, birçoğu önemsiz hatırayı silecek kadar güçlü bir aydınlığa teslim etmek kendini... Karanlığı anlamak niye ki? Zarar verdiği her hücreyi temizlemek için bütün yoğunluğuyla güneşi çekerken ciğerlerinin en derinliklerine, karanlığı adam yerine koyup tekrar ona dönmek niye ki?
Sadece bil ve gör karanlığı... Sadece aydınlatabildiğin yerleri aydınlat ve koşar adımlarla uzaklaş... Çünkü çeker derinlerine o dipsiz kuyu, içine bakmaya çalışan herkesi sarar sonsuz melankolisiyle.
Gökkuşağı misali hayatta her renk ayrı ayrı anlamlar taşırken, siyaha hapsolmak neden ki?
Ben de insanım lan!
Karanlık;çünkü hiçbirşey varolmadan önce de vardı o..ışıktan önce..bizi,Kozmosu doğuran anamızdır ondan geliliyoruz biz..
Karanlık;çünkü hiçbirşeye bağımlı değildir varolmak için yokedemeyiz onu, ışık kaynağını kesince yerini ona bırakan bir zavallıdır
Karanlık güçtür ,kudrettir ışık ise aciz
Karanlık olduğu gibidir, ışık aldatır ,doğada en renkli olan şey en zehirli değilmidir?
Karanlık gizemlidir,sınırsızdır buyüzden kutsaldır
Karanlık;çünkü tüm kainat yokolunca,büyük kıyamet gerçekleşince yine o kalacaktır geride...yutacak herşeyi büyük anamız......
Karanlık ezeli ve ebedi dir..

