İçeriğe geç

Forum

Karanlıklar ve Aydı...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Karanlıklar ve Aydınlıklara...

524 Gönderiler
56 Üyeler
0 Reactions
128.8 K Görüntüleme
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Ne yana baksam karanlık... Ne yana baksam sahte hüzünler iliştirilmiş mazilere...Her dokunuş bin parça etmiş yüreği... Her söz her kavgaya dönmüş de, geçmişin küllü-isli çamurlarında oynar kalmış çocuksu benliğimiz... Belki de bencilliğimiz...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 30/06/2007 11:46 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

O kadar farklı olduğumuzu iddia eden bizler, neden bir yandan bakınca hep aynı noktada duruyoruz? Neden hep aynı tepkiler... Neden hep aynı şekiller, şekilcilikler?

Kategorilere mi sığdırmaya çalışıyoruz benliğimizi, yoksa kategorilerden taşamıyor muyuz? Biz "ben" olamıyor muyuz? Yoksa "ben"cilliğimizden "biz"e geçemiyor muyuz? Her noktada sadece kendi menfaatimiz için başka "ben"lere rol mü kesiyoruz?

Asılıp kalır ruh, bedenin içinde... Aşamaz, çıkamaz, taşamaz... Hep kalıplar, hep kalıplar... Adımlarımızı bile çok önceden tayin eder sınırlarını bilemediğimiz menfaatlerimiz ve içgüdülerimiz. Ve bizler... Hepimiz... Kendi tuzaklarımızda, kendi duvarlarımızın arasında isteklerimizden, kendimizden uzakta... Ve biz... Biz ne yapmak istediğini dahi bilmeyen mutsuz bir nesiliz...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 02/07/2007 11:19 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Öyle karanlık ki bu gece, kendimi bile sevemiyorum artık... okşayıp saçlarımı, sarılıp kendime, kendimi bile avutamıyorum... Kendimi bile kandıramıyorum artık... Çok içesim var bu gece... Herşeyi, en çok da kendimi unuturcasına içmek istiyorum... Gölgeler düşmüş baktığım her yere... Kaçışan insanların arkalarından uçuşan ayak sesleriyle birlikte, yalnızım bu gece...

Biri gelirmiş... Biri gidermiş... O sevinirmiş bu üzülürmüş... Herşey öylesine kalabalıkmış ki... Bir anda yok olmuş... Zaman öldü bu gece... Anlamsız ve zamansızlıklar dizilmiş körpe körpe ciğerimde...

Sevemiyorum kendimi bu gece... Öyle sevimsiz ki herşey... Etrafımda biriken her şey... Bırak git beni hayat... Yeterince kirlendim ve eskidim... Çamurlarımın çirkefimin içinde en derinlere gömüldüm... Bırak git beni gece... Bu şafaklar hasret değil, ölüm... Bırakın gidin beni... Bırakın... Gidin... Diyorum ki... Bırakın gidin! Ama siz nerdesiniz ki zaten? Ben de bıraktım kendimi... Anladım artık... Sevemiyorum... Sevemiyorum, kendimi...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 05/07/2007 8:29 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Dibe vurmuşluğun ve kokuşmuşluğun göstergesiydi adeta geçmiş ve gecikmiş yaraların üzerine alkolden sünger çekme çabaları... Buradayım! Ayaktayım... En çok da kendimle savaştayım... Her zafer bir yenilgi aslında... Her zafer bir yara...

Yaralara alkol döksen geçer mi acıların? Unutulur mu mazindeki delik deşik kavgaların? Bunca yol geldin, bir o kadar da gideceksin... Alkol hayatını baştan aşağı değiştirecek mi sandın?

Debelenme... Dur ve bekle sadece... Kurtulamazsın bu bataklıktan kolayca öyle... Dur ve bekle sadece... Hatta artık ölmeyi dile... Bir defa başladı mı kırılmalar, düzelir mi sandın? İnsanlar değişir mi sandın? Her karşına çıkanı bir öncekinden değişik mi sandın? Alkole bandıkça yaraların iyileşir mi sandın?

bırak kendini... Bırak ki, esir alsın seni gece... Bırak ki, ciğerlerine dolsun, çoktan her yerini saran bu çamur... Bırak çirkef aksın içine... Bırak... Kendini bırak artık...

Dünyayı sen değiştiremezsin, gerçekleri değiştiremezsin... Bir bk çukuru içine düştüğümüz bu dünya... Bu gerçekle, bu gerçeklikte baş edemezsin... Kolay mı sandın unutmaları? Her yara bir iz bu bellekte... kolay mı sandın kurtulmayı? Bırak artık gittiği yere kadar. Tanrıcılık oynamakla geçmez hayat. Görüyorsun, elbet göreceksin... Tükendin artık... Artık o saflık bitti, uyan!


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 06/07/2007 9:18 pm
(@fallfromgrace)
Gönderiler: 1230
Noble Member
 

Sanki bana söylüyorsun bunları. Ne yapmalı Aurora? Bedenlerimizi dondurmak işe yarar mı? Bedenlerimiz donarsa zihinlerimiz de donar mı? Herşeyi unutarak uyanır mıyız bir anda? Herşeyi unutarak uyansak bile aynı hataları tekrarlamama olasılığımız ne? En iyisi hiç varolmamak mı? Peki hiç varolmazsak varolmamanın verdiği huzuru nasıl yaşarız?

Olmamak nasıl birşey hiç düşündün mü? Anının farkında olmadığının farkında olan bir zihin mümkün mü? Aradığımız ne? İsyanımız kime? Ne istiyoruz bizi yaratan atomlardan? Niye anlaşamıyoruz onlarla? En iyisi çoğunlukla varolup arada bir varolmadığımızın farkına varabilmek için varolmak mı yoksa?:)

Bence nefes almayı bile hak etmiyoruz biz. Çok fazla şeye sahibiz çünkü. Çok az acı çektik. Çok az yokluk gördük. Rahat batıyo derler ya. Derdimiz bu işte bizim. Çok az acı çektik. Sahte acılarla kapatamayız bu boşluğu. Bize gerçek acılar lazım. Cümlelerin arkasına soklanmış korkak acılar değil. Lanet olsun şımarıkça kurulan cümlelere. 16 yaşında bir baltaya sap olmaya çalışan genç kızın acısına lanet olsun. Gerçek acılar lazım bize.

Bir sokak fahişesi gibi hissetmeliyiz. Çocuğunu kaybetmiş bir anne gibi. İçindeki boşluğu kapamak için yaratılan sahte acılar.. İlaç olmaz bize Daha fazla büyütürler boşluğumuzu. Ve daha çok sahte acı geçer elimize. Oysa bize gerçek acılar lazım. Geri dönülmez bir noktada durmalıyız. Bir eroinmanın öleceğini bildiği noktada. Damarılarına doldururken zehri kurtulamayacağını bildiği noktada. Öyle ki gözlerimiz umutsuzluğa baksın. O zaman anlam kazanır hayat. Acı da olsa anlamsızlığın acısından büyük değil ya. Hem belki tanrı acıyıp merhamet bile eder. Tutar elimizden. Işığa uyanırız hiç beklemediğimiz bir anda.

Şımarık veletleriz sadece. Acının anlamını bilmeyen yeni yetmeler. Tanrı bizi affetsin Aurora


-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam

"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu

-Aferin
-Ehe

 
Gönderildi : 07/07/2007 1:54 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Hiçbir şey fallfromgrace... Yaşamaktan ve devam etmekten, her adımda hisleri kaybetmekten-şehit etmekten başka bir yolu yok bunun... Her adımda acı... Yeni doğmuş bebeğin ciğerlerine çektiği ilk oksijende bile yer alır acı... İlk adımlarda...

Herkes kendi hayatını yaşar fallfromgrace... Her hayat her anı ve her adım... Hepsi acı barındırır içinde. Her yeni adım korku-risk-acı... Her acı en büyüğüdür insan için. İster 10 yaşında, ister 16, ister 26 yaşında... Her acı, yeni bir deneyime gebe... Her deneyim yeni bir öğrenmeye... Her öğrenilen, his kaybına gebe...

Hissizleştirir insanı hayat... Her adım duyarsızlığa, duygusuzluğa... Ne kadar dirensen de, insanız biz. Bulunduğumuz koşulların üstünden bakmaya çalışsak da, hissedemeyiz başka koyunların asıldıkları bacakları... Yaşayamayız başka yaşamları, her ne kadar çorba etsek de kendi hayatımızı...

Umutsuzluk çözüm müdür? Bilemiyorum... Yeterince sokmuyor muyuz kendimizi küçük acılarımıza? Yeterince sarmıyor mu acılarımız... Geçecek bile olsa? Küçük endişelere yer yok artık... Yirmialtı yaşın verdiği hissizlikle, küçük hesaplar, küçük endişeler, küçük korkular geride kaldı desem de, her adım hala ürkütücü... Bir yol ayrımındayım adeta... Hissizlik-hissiyat arasında...

Yeni bir yol var önümde... Bacağımdan asılıp kaldığım bu kasap dükkanında, ruhum yeni bir yön vermek üzere kendisine... Bütün bu dünya işleri denilen acılardan geçtim, ruhum başka eziyetlerin altında eziliyor artık... Ve artık 16 yaşındaki saflığımı kaybettim fallfromgrace... Her yeni adımda gözleri kocaman açılan, sokakta aç yatan insanların ölümünü ilk defa ve yürekten hisseden insan değilim artık... Yaşam geldi, deldi ve geçti içimden adeta... Dışında kaldım birçok şeyin... En çok da kendimin...

En iyisi hiç var olmamak mı? Zaten yaşarken varla yok arasında bir uçurumun kıyısında geçer gider zaman... İnsanlar gözlerini kapar, yoksundur... İnsanlar gözlerini açar... Bir anda ordasındır... Kendi hayatın dışındaki hayatlar için yoksun ki zaten? Hissedebildiğin kadar hissetmektir yaşamak... Hissedebildiğin kadar önünde durmak acıların. Ve hissedebildiğin kadar tadına varmak dibe vurmuşluğun... Yeterince hissizleştiğini düşündüğünde, var ile yok arasındaki o ıssız köprüde durup öylece izlemek yaşayanları... Onların acılarını ve yaşamdan aldıkları tatları... Tanrı bizi affetsin fallfromgrace... Kendi çamurunda debelenen zavallı domuzcuklarız bizler. Kendini önemsemekten, başkasına önem vermeyi bile öğrenemeyen, en ufak acıda cümleler kusarak bir nebze nefes almaya çalışan zavallı kibirli domuzcuklar... Tanrı bizi affetsin...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 07/07/2007 1:18 pm
(@fallfromgrace)
Gönderiler: 1230
Noble Member
 

Bu nefis cümlelerin üstüne başka ne denilebilir ki! Söylenecek her söz, yapılacak her yorum, getirilecek her eleştiri bozacak bakireliğini ve yok edecek masumiyetini yazının. Susuyorum...

En güzeli de susup satırların arasında kaybolmak zaten. Konuşmadan, yargılamadan, düşünmeden; her bir kelimeyi tekrar tekrar okuyup, ana fikri defalarca beynime penetre ederken, cümlelerin arasında ağır çekimde dans etmek. Suda uçan büyük kanatlı bir kuş gibi.

Teslim ediyorum kendimi zihninden çıkanlara. Kelimelerine...

Eğer zihnim bomboş bir defter olsaydı, başlangıç olarak ilk sayfasına bunlar yazılsın isterdim

---

Ve artık 16 yaşındaki saflığımı kaybettim fallfromgrace... Her yeni adımda gözleri kocaman açılan, sokakta aç yatan insanların ölümünü ilk defa ve yürekten hisseden insan değilim artık...

Yavuz Çetin yaşasaydı "benden bir ruhsuz yaratmayı nasıl başardınız?" derdi sanırım bu yazının üstüne.

Bana öyle geliyor ki; sen bunları yazmadan çok önce, kendi içindeki kumsala yazmış o zaten zayıf parmaklarıyla bu yazdıklarını.

Ve onun gibi binlercesi... Buna benzer şeyler yazmışlar
eminim. "Kaybedenler Kulübü"nün sessiz müdavimleri... Sessiz ama bir o kadar da huzursuz.

Umarım bu listeye yazılmaz hiç adımız. Umarım şımarıkça bir serzenişdir sadece bizimkisi. Acının ne olduğunu bilmeyen 26 yaşında çocuklarızdır umarım.

Yüreğine sağlık Aurora. Susuyorum...


-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam

"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu

-Aferin
-Ehe

 
Gönderildi : 07/07/2007 4:30 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Benden bir ruhsuz yaratmayı nasıl başardınız?

Kim yaptı bunu bize... Ve nasıl? Asıl araştırılması gereken bu olsa da... Cevabı "biz" de gizli sanırım... "Ben"de değil...

Teşekkür ederim güzel yorumun için... Bir başkasının bir yerlerde benim gibi düşünüyor olabilme ihtimalini bilmek güzel bir duygu :)


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 07/07/2007 7:36 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Hava aydınlanıyor yine... Gece yeni bir güne gebe... İsli-puslu gecede ürkütür havlayan köpekler benliğimi... Ve gece ıssız yine... Her zamanki gibi yine hala yalnızım... Ama neden dökülüyor yakamozlar denize? Neden güneş tatlı tatlı gülümsüyor yüzüme?

Görüyorum... Sonunda en nihayetinde görüyorum yürümem gereken yolu... Aydınlanıyor, yırtarak-parçalayarak açılıyor önümde gün ve açıyor tüm o izbe kuytuları gece... Bir dolunay gibi doğuyor güneş zihnime...

Sen ve ben değil... Biz önemli olan... Ben zaten senin bir parçanım, inan! Geçmiş günlerin, ya da geleceğin... Ben senden bir parçayım... Buna inan... Uzan ellerime... Tut... Bizi ancak biziz, gerçek kılan...

En derinlerde bir yerde çağlamaz mı doğru olan? Hissetmez misin? Dinlemez misin hiç kendini zaman zaman? Dur ve dinle kendini, ulaş en saf olana... O zaman göreceksin, nedir gerçek, nedir yalan...

Kimseye zarar verme, kendini korumaktan başka... Ve acıtma bir başka yüreği, bil ki o da senin gibi...

Şizofrenik bir yükselme yaşıyorum... En huzuru, o en safı görebiliyorum?!? İnsanlara güvenilmez, biliyorum... Hala bilebiliyorum... Ama tek olan insana, kendimi bırakıyorum... Bu bir düş, belki rüya... Belki de bir yanılsama... Ama sonuçta, huzur yaşıyorum...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 09/07/2007 3:21 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Yağmur yüklü bulutlar gibi kararıyor gündüzüm... Derin bir çukur bu, içine düştüğüm... El uzatmaya varmaz gururlu gönlüm... Derin bir boşluk bu, içine düştüğüm... Karanlıklarım sabit, aydınlıklarım bulutların ardına saklanan güneş misali... Bir kör kuyu bu, dibinde biriken mazi tortusu... Kıyılarıma sığınır yas, keder, hüzün... Her ne kadar kaçmak istesem de, etrafıma ördüğüm duvardır hüznüm... Gözyaşı hapsi bu... Kendi içine düştüğüm... Ne kadar çözsem de, çözülmez-çözümlenemez içimdeki bu kördüğüm...

Mazoşist bir ressamın tablosuna duyduğu huzursuz aşkla bağlıyım hayatıma... Bir an karakalem, bir an kanlı bir yara... Bıktım her seferinde yeni bulutlara tutunmaktan... Yeni bulutlardan yağmak çamurlara...

Çamura dönüyor ruhum... Belli ki özüne... Kirlendim ve duruldum... Ama güven olmaz ki sözüme... Domuz gibi debelenirken çirkefimde, biliyorum yeniden düşüp düşlerden, aydınlanacağım karanlığımın içinde... Ve hayat... Bir gülümser, bir ağlatırken insanlarını... Korkmuyorum, Korkmuyorum artık senden... Ve geçici heveslerimden... Her ne varsa "insan"ca ve bencilce yarınsız bugünler yaşamak istiyorum...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 13/07/2007 2:43 am
sangwawen
(@sangwawen)
Gönderiler: 98
Estimable Member
 

sadece kendi acıları değildir insanı büyüten. İnsan bilir, bildikleri yaşadıklarıdır, bildikleri gördükleridir. Fen laboratuarlarında yazdığı gibidir ama: "okursan unutursun, görürsen hatırlarsın, yaşarsan bilirsin."

Karanlıkta ışıktandır. Işıkta karanlıktan. Işıkta karanlıkta insandandır. Herkesin hissettiği farklıdır. Bir körle aynı mıdır varlıkların hissedilişi ki?Herkesin aynı gördüğünü iddaa edebilelim. Gerçeklik o kadar değişken ki...

Kayıptır insanlar. Bilinç acıdır çoğu zaman. Farklı ; farklı olduğun içinde yalnız hissedersin ve yalnızlığın sarar seni. İnsan özlersin , paylaşmak , çocukluğundaki gibi arkasından kötücül niyetler çıkmayacak oyunlar oynamak , sevmek , sevilmek istersin ama sundukları gibi değil sunduğun gibi.

Saflığının bozulduğunu hissetmek kırar seni büyürsün gene. Büyüdükçe yalnızlaşırsın , büyüdükçe kırılır yüreğin. Ve büyüdükçe yaşarsın. Yaşadıkça kıymet bilirsin. Bilmeyenleri , görmeyenleri anlayamazsın. Garip , kör ve kayıp gelir insanlar.

Akıntıda durup istediğinde gidenlerdensindir. Suyun dışında güneşle karşılaşırsın. İlk anda acıtır canını ama kabullendikçe gözlerindeki tenindeki o acıyı ilerisini görürüsün , gideceğin noktayı ve senin gibi akıntıya dışardan bakanları. Yalnız olmadığını bilmek güç verir sana.

Güneşin acısını dindiren rüzgarı hissedersin , okşar tenini rüzgar. Seversin o duyguyu. Akıntıdan tanıdığın rüzgara hiç benzemez ; benzemediği içinde daha vahşi daha tam daha yoğun olduğu içinde gülümsersin ruhuna. Geleceğin umuduyla sarılısın rüzgara. Tenindeki dokunusunu seversin ve bilerek yaşamanın gururuyla istediğin yönü veririsin kendi akıntına.

sessizce dinlemek gerekir bazen.susman ve anlatıcıyla hikayesi arasına girmeden dinlemen gerektiğini hissedersin.bir yandan da hikayeni dinliyorum demek istersin bilsin istersin ,bilsin ki bitmesin hikayesi,bitirmesin anlatmayı öyküsünü.


insanda ay gibi karanlık yüzünü herkesten saklar.

 
Gönderildi : 13/07/2007 1:03 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Yaşam... Kıyısına sürekli dalgaların dokunduğu yaşam... Bazen tokat, bazen okşayış gibi... Bazen hırçın, bazen tuzlu, bazen Marmara gibi içi b.k dolu bir yaşam... Hızla çeker zaman, alır götürür bizi bizden ve diğerlerinden uzaklara...

Küçücük kabuğumuzun içinden çıkmaya korkardık önceleri... Başımızı dışarı çıkarıp dış dünyanın rengarenk büyüsüne kapılana kadar... Yavaş yavaş açıldı gözlerimiz, o rengarenk yaşamın içindeki hüznü tadana kadar...

İçinde bulunduğumuz kabuğu çatlatmaya çalıştık belki önce... Peki ya sonra? Saklanıp sığınmadık mı? Dönmedik mi özümüze? Hayat bir çekiç gibi vurur durur üzerimize, alır bizi zorla içine...

Biz büyüdük ve yaşlandı dünya... Biz büyüdük ve kirlendi dünya... Biz büyüdük... Ve çirkinleştik... Çirkinleştirdik. Özümüzü ve coşkumuzu kaybettik... Hepsi bu kadar...

Teşekkür ederim... Güzel düşüncelerinle gurur verdin karanlık sayfama


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 13/07/2007 1:39 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Şehir yanıyor... Bütün ağaçlar alev alev bu gece... Dumanlar kapatıyor, dumanlar karartıyor önümüzde kocaman sarı bir tabak gibi doğan dolunayı... Şehirler yanıyor içimde...

Sen öylesine uzak bir şehirde; yıllar var, yollar var aramızda... Şehirlerim yanıyor, ormanlarım yanıyor yokluğunda sessizce... Bir dere... Öyle sessiz ağlıyor ki gidişine... Üzmekten korkarak seni. Sessiz sessiz akıyor içime, sen gittiğinden beri... Umutlar yakıyorum yokluğunda, tütsülü-büyülü yıldızlar kırpıyorum sana... Eline geçti mi? Kaldır başını, bak bulutlara... Aralarında seni ürkütmekten korkarcasına titrek yıldızlara, yıldızlarıma...

Bulutlar geçiyor üstümüzden... Bir nehir akıyor altımızdan... Ve dünya... Dünya öyle küçük ki... İnsanlar, hüzünler ve dertler... Öyle kutsal ki bu basit güncel yaşantısında hayat... Sen nefes aldıkça öyle güzel ki herşey...

Şehirler geçiyor... Aramızda yıllar kadar yollar var... Ve nehirler, çağlayanlar... Gece karardıkça yangının dumanları iniyor geceme. Oluk oluk akıyorlar nefesimden içeriye... Şehirlerim yanıyor... Irmaklarım yanıyor... Gecelerim yanıyor... Anlasana... Yokluğunda üşütüyor yalnızlığım. Ne varsa yakıyorum; bana dair... Sen oluyorum yavaş yavaş... Kanında dolaşmak istiyorum, benliğimden vazgeçip...

Kırpılmış nice yıldız, gönderilmeyi bekliyor yastığımın altında... Almazsın diye, istemezsin diye ürkek... Ve bu şehirde bir yürek kanıyor... O küçük Gretel misali, yolunu kaybedince bulman kolay olsun diye... Sana kestim her ne varsa içimde...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 15/07/2007 2:28 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Perde perde açılıyor karanlık... Ardımda sıradan işlerin telaşlı adımları... Gün geceye varmadan kaçıp gidebilsek... Gün geceye kalmadan varabilsek içimizdeki o huzur dolu sahillere...

Durma! Düşersin... Durdukça geriler içindeki medeniyet bozması modern kanalizasyon çarkları... Sen durdukça, sen durdukça düşersin çukurlara, biliyorsun... Durma, koş! Karanlık yırtar atar kara peçesini sen koşarken en ücra köşelerinde. Durma koş... Koş ki anla yaşadığını ve var olduğunu... Bir işe yaradığını anla! Durma koş!

Yapılacak öyle çok iş var ki... Karanlığın içinde bir fener misali çarpmak gerek hayatta, o duvardan bu duvara... Yaşamlar akıp geçer içimizden, yırtar kor yangınları... Elimizde kalan hep bir avuç kül... Bir avuç kil... Durma koş! Düşünme vakti değil artık... Bir ömür var yaşanacak... Karanlığında harcadığın izbe saatlerin gölgesinde yaşamın acınası telaşına karışma vakti artık... Susma, konuş... Vakti gelince açılacak kör gözler, sağır kulaklar... Israrla konuş...

Karanlık yavaşça kaldırır peçesini, gösterir içindeki gizemi. Sarhoş saatlerin ardından ayık bir güne başlar melankolik düşlerdeki sancılı, yavan geleceğin. Bir gün geçmişin olmak üzere atılır hayata. Savaşır ve belki de başarır hatta... Bekleme vakti çoktan geçti... Yola koyulmak zamanıdır artık... Durma... Koş...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 17/07/2007 2:04 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Bomboş geçen bir günden orada-burada kağıda yansıyan düşünceler;

Tramvay Beklerken...
Taksim'de tramvay durağında öylece otururken, nasıl da akar geçer hayat... Koşturmacanın dışında kalan insan kalabalığı, tramvayla beraber sessizce, salına salına ilerlemeyi bekler durakta... Koşturmacanın dışında kalır, kendisini beklemeye alır bir grup insan...

Anlamsız detaylara takılır gözlerim... İnsanlar neden yürürken anlamsızca sallar kollarını? Hızla öne arkaya sallanan kollardan destek mi alınmaktadır? Peki ya şu zıplayarak yürüyen kısa boylu kızlara ne demeli? Ya da yürürken kafasını öne eğen, bir saniye bile müziksiz duramayan çocuklara? Peki ben nasıl oluyorum yürürken acaba? Anlamsız sorular yapışır yakama, tramvay durağında, adına hayat dediğimiz koşturmacanın dışında kalınca...

Ve çanlarını çalarak usulca yaklaşır tramvay. Yüzlerce yaşamın arasından alır götürür beni... Uzaklara... Adına hayat denilen koşturmacaya...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 20/07/2007 9:59 pm
Sayfa 3 / 35
Paylaş: