İçeriğe geç

Forum

Karanlıklar ve Aydı...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Karanlıklar ve Aydınlıklara...

524 Gönderiler
56 Üyeler
0 Reactions
128.6 K Görüntüleme
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlık ormanın içindeki gölgelere açılmış gözler, kuduz köpek misali saldırmak için doğru anı bekler... Saldırdıkları ise çoktan gölgelerini bile yitirmişler... Nefesi kor, aklı kör... Bir yudum heyecana aç, doymayı ister... Kuduz köpek misali saldırmak için doğru anı bekler... Tek hedef: doyuma ulaşmak!

Kaç leş bırakırsan ardında o kadar iyisin... Kaç mürid bırakırsan ardında o kadar tanrısallaşırsın... Geçmişte kaç yara bırakırsan... O kadarsın...

*İçten yorumun için teşekkür ederim Anathema


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 19/01/2008 10:50 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Çıplak bir gerçek misali sarınır korkularına ürkek ruhum, yağarken bulutlardan soğuk hüzünler damla damla... Karanlığımın limanına sığınır çıplak gecede kör gemiler... Yakamozlar söner gecenin ayazında bir bir...

Yırtarım gecenin karanlığını uzatıp ellerimi sonsuzluğa... Buruşur karanlık, ardında bir karanık daha... Avucumda sonsuzluğum, ardımda hiçliğim... Kararır gecelerim ayaz kokulu rüyalarımda... Bırakırım kendimi boşluğumun derinlerine...

Boğulurum.. Hiçliğimin kanayan nehirlerine akar, kaybolur ruhum... Karanlığıma eklenir kararlılığım... Geceyi bir anda tüketir, son umudum...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 21/01/2008 1:34 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Ilık ılık yayılır bedene zehir. Dudaklarının arasından çıkan tek bir cümleyle içilir... Karanlıkların ardından doğacak şafaklara gebe ruhum... Nasıl da hasret kalmış sevdalara...

Mahmur bir gecenin sonrasında dudaklara yayılan huzurlu tebessüm kalır sabaha... Ilık ılık yayılır bedene zehir... Varlığın yavaş yavaş istila eder ruhumu karanlık gecelerim şafaklara baktığında... Kan kırmızı olur gökyüzüm, ruhun içime aktığında...

Gökyüzüne uzanır ellerim; yıldızlara, aya... Bir hayale uzanır ellerim... Olmayacak bir duaya... Biliyorum... Masallara yer yok benim hayatımda... Kırıp geçer, istila eder, tutsak eder varlığın bedenimi kendine her nasılsa en sonunda...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 22/01/2008 12:33 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

"Üç kuruşluk fahişeye beş kuruşluk değer verirsen, onun gözünde sahip olduğun iki kuruşluk değeri de yitirirsin..." dedi yaşlı adam... Gözleri önünde uzanıp giden dalgalara takılmış, sarı dişlerinin arasına takılan hayali et parçalarını çıkarmaya çalışan senfonik bir "nççç" sesiyle... Martılar bile dinlemiyordu artık... Ne dediğinin önemi yoktu dünyanın gözünde. Elindeki şarap şişesinin dışında kimsenin umrunda değildi varlığı, yokluğu... Bir yudum daha aldı, bir defa daha öldü sokaklarda yarı aç gezen köpekler...

Karanlık bastırırken, soğuğa rağmen yazı düşlemek... Yağmur yağarken, kan kırmızı gökyüzünde batan güneşi düşlemek... Düşerken en diplere, yükseldiğini düşlemek... Batarken bu çirkefin derinlerine, ruhunun çekilip alındığını düşlemek... İşte buydu onun naçizane yaşantısı... Sadece düşlemek. Gerisi hikaye...

"Bırak kendini dalgalara, ister kumsala, ister ummanlara... Bırak kendini hayata... Nasılsa saçından tutup sürükler, götürür seni istediği anda."


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 24/01/2008 12:55 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Herhangi bir karanlık hücrenin telaşsız yosun tutmuş duvarlarına asılı kalır kendimi eksik hissettikçe üzerime giydiğim hiçliğim. Hiçliğimin bir adım ötesinde sensizliğim ve sessizliğim... Ve boşluk doldurmaca oynarcasına sarıldığım yastığım... Ve görebildiğimden daha fazlasını göstermesi için yalvardığım demir parmaklıklı camlarım...

Daha da dibi var mıdır hayatın? Bütün bu karanlığın, karamsarlığın? Gittikçe sonu gelir mi, geldikçe beni bitirir mi? Bittikçe yeniden doğar mı insan... Küllerinin arasından?

Hangi masaldı? Kandırıldık ve inandırıldık... Hangi masaldı? Yalan dolu karanlığımıza bir mum misali astığımız o yalan sevda... Karanlığımızı aydınlatsın diye tutunduğumuz o yosma? Hangi masaldı... İçimize bunca hüznü dolduran açık kapıları kim bıraktı ardında? Bütün camlarını açıp bir verem misali doldurdu içimizi, içimizdeki bu yangını körükledi...

*Benim masalım Prenses ve Bezelye Tanesi...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 25/01/2008 11:30 pm
devils_N_angels
(@devils-n-angels)
Gönderiler: 1608
Noble Member
 

hayranınım...


Öyle büyük ki içimdeki boşluğum,ne koyarsam koyayım dolmuyor...

 
Gönderildi : 25/01/2008 11:53 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

:oops: teşekkürler devils_N_angels... Okunduğunu bilmek güzel bir duygu :oops:


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 26/01/2008 12:02 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlık ormanın içinde fısıldıyor ağaç dalları karanlık geceye bu sahte benliğin izbe lanetini... Aynaya yansımıyor ruh hali, karanlığın arkasına saklanmış bakirenin... Saklambaç misali saklıyor yüzünü kordan, körden ve de közlerden. Saklambaç misali saklıyor ruhunu en arsız gözlerden... Saklandıkça tadına varıyor oyunun, gizli hep köşeleri bucakları ruhunun...

Bilinmek istemezcesine bölünüyor bütün varlığı lime lime... Her bir parçası ayrı bir bilinmezde... Hak ettiğini veriyor herkese, bütünleri parçalarda gizli ruhunun... Paramparça izler kalır geriye, bu izbe gecenin lanetinden öteye... Ne kalır bu parçalanmışlıkta aklı fahişe, bedeni bakireden geriye?

Kendisini içine hapsettiği bu oyun kulesine, yollar varmaz, eller anlamaz, ne kalır geriye? Koca yalan yalnızlığına sarılır da birden, başlar ağlamaya "ben ne yaptım böyle?" diye...

Anılarda kalan ve nasıl olduysa şimdi hatırlanan eski bir arkadaşa...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 26/01/2008 8:01 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Haysiyetsiz yaşanır bu şehirde aşklar, herkes karın doyurma derdinde... Kirlenir ruhumda kanadı beyaz melekler, karanlığa aç ellerin dokundukça tenime... Habis bir sonbahar akşamıydı... Öylece bıraktı beni gece senin ellerine... Habis bir sonbahar akşamıydı. Gölgeler bile ağlamaklı düşündükçe...

Sen öğrettin belki de boyun eğmeyi. Önünde eğilen boynumu öptükçe... Sen belki de öğrettin sevmeyi. Ne kadar çok sevdiğini söyledikçe... Ve sen öğrettin susmayı. Hiç konuşmamışcasına, üzerine konuşulmazcasına susmayı...

Ve bir yaz akşamı... Sevilmekten ve sevişmekten mahmur tenimde uğuldayan denizin sesi... Bir yanımda sen, bir yanda uzaklara kaçan gözlerin... Ne zamandı, nasıldı... Nasıl oldu da uzaklar bu kadar yakınlaştı içinde... Ne zamandı nasıldı... Nasıl oldu da karanlığın üzerimde miras kaldı?

O yaz akşamı... Sonbaharla birlikte yaprak misali süzülerek girdiğin hayatımdan çıkıp gitmiştin işte... Bizler sana kaldı, ben ve bir daha yıkılması mümkün olmayan bencilliğim de bana... Ben ve sen bölüşüldü o yaz akşamı bir anda... Anılar döküldü gözlerimizden, "hiç"e döndü... Hiç yaşanmamışçasına... Miras kaldı o en karanlığın senden bana...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 28/01/2008 4:37 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Senliğimden yoksun bir ben kaldı elimde, benliğim parça parça yok olurken alevler içinde... Bir yıldız misali kaybolurken gökyüzümde, içimden kopup gitti senle beraber o en dilenmemiş dilekler de...

Karanlık mıydı gökyüzü? Ya da aydınlık mıydı bahar? Kaç gece geçti yokluğunda, daha ne kadar var? Bilinmezlere doğru yol alırken ruhum, içimde sevinçlerim kadar, kuşkularım da var...

Ve gün gelir, açılır yollar... Gün gelir, yine doğar bahar, yine doğar saklandığı köşeden sessizce... Gün gelir ve an gelir... Gün gider ve an biter... Kalır sessizlik orman misali omuzlarımızda yaşanan anılar... Bize kalacak olan sadece bunlar var...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 30/01/2008 11:26 pm
AreYouDeadYet
(@areyoudeadyet)
Gönderiler: 410
Reputable Member
 

Karanlık dünyanın hakimi AurorA mükemmelsin =)


Tanrının hepimiz için bir planı vardır .. Sanırım ben B planıyım.

 
Gönderildi : 31/01/2008 12:00 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Gece çöktü bu yalnızlık denizinin tam ortasında... Gece çöktü dalgalarla beraber bir adım ileri, bir adım geri gittiği halde orda, denizin tam da ortasında öylece durduğu yerde saydığını fark etmeyen boş tekne misali ruhuma... Hep bir anda "dokunsam ağlayacak" tonda sessiz hıçkırıklar kaplar tenimi, karanlığın ve yalnızlık denizinin tam ortasında... Ve hüzün kaplar öylesine bedenimi, ilişkilerin tam da ortasında...

Susuzluktan çatlamış dudaklarımı yapıştırıp dudaklarına kana kana içse de, doymak bilmez içimde geçmiş yaraların hesabını tutan vampir... Bir değil, ardında bin ceset bıraksa da bıkmaz sırayla katletmekten ehl-i keyifleri içimde geçmiş acıların hesabını soran vampir. Her ne olursa olsun bilir tenha mezarların sessiz ziyaretçisi, bilir kalbine batırılan ve bir daha asla çıkmamacasına bastırılan o en değerli hançeri...

Ve bilir hançer göğsünde durdukça durmayacağını cinayetlerin... Ve bilir yavaş ve sessizce bilir... Öyle çok bilir ki, öyle çok bilir... Bir daha asla eski masumiyetine dönemeyeceğini... Bir daha hiç kimseye güvenemeyeceğini... Bir daha birisinin boynuna sarıldığında, ait olmayı düşleyemeyeceğini...

Sessizce kurur toprakları bu kuzey şehrinin... Ölüler mezarlarında can çekişirken kuru toprağın altında, kendisi de bilir artık bir yaşayan olmadığını...

Bu arada yorumlar için teşekkür ederim...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 01/02/2008 6:08 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Kırıldıkça kırılır camdan yapılmış ruhum olanlara ya da olmayanlara... Bir bakış durdurur, bir dokunuş dondurur sanma... Bir gün eser gider deli rüzgar göklerimizden geçer gider de, sana eğilmiş boynum son darbeni indirmeni bekler sanma... Kana susamış gözlerin kan çanağı misali dikilir ecelime, giyotin misali sözlerin, bir darbede ayırır ruhumdan bedenimi... Ve hala titrek bir mum ışığı misali, geçmişin o kanlı-parçalı derin izleri...

Sen istedin bütün geçmişimize bu anıyı koymayı... Bu manzarayı sen seçtin, nasıl da kırıldı ömrüm iki noktanın arasında... Sen istedin ve sen gerçekleştirdin... Bu güzel manzara, artık senin eserin...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 01/02/2008 9:54 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlıkla aydınlığın sarmalandığı o gri noktada öylece durmuştu kaygan yıldızlar. Bir an kaçışıverecek, bir daha asla tutulamayan sözler olmayacaktı adeta... Bir an uçuşuverecek, bir daha asla boş hayaller olmayacaktı adeta... Ve içi kof hayaletler...

Adeta bir bakışla delinirdi derisi, görünürdü iliklerine kadar içi... Ne vardıysa, ne yoktuysa ayan beyan ortada... İsli, puslu kasvetli gecenin son anlarında, yavaş yavaş saklanarak bulutların ardına, yükselirdi güneş bütün küçüklüğüyle küçülürdü dünya... Uzaklaşırdı gecenin ıslak nefesi... Uzaklaşırdı vücutlarımızı ağırlaştıran o rehavetin mahmur sesi... Küçülürdü dünya...

Yavaşça bağlanırdı bağcıklar... Bir daha açılmamacasına iliklenir düğmeler. Ve son bir bakış aynaya. Karanlığın ardından aydınlığa çıkmadan önce, günün günlük koşuşturmacası içinde bir farkımız yokmuşcasına diğer insanlardan... Bir bakış aynaya... Küskün gözlere, altı mor, içi suskun gözlere vedasal bir bakış... Ve uzaklaşır insan gece kendi koynunda yatan kendisinden... Ve uzaklaşır insan bir daha hiç dönmemecesine... Ve uzaklaşır insan, atar kendisini gündüzün günlük kof işlerine...

Yeni bir gün daha... Ve yine bir gün daha... Öylece akıp geçmekte...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 05/02/2008 1:41 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

-1-

Güneş dağların ardından çıkıp gülümserken Nippur surlarının dışındaki ovalarına, elinde keskin mızrağıyla ormanın derinliklerinden gelen çıtırtıları dinliyordu… Ne kadar süredir yürüdüğünü bilmiyordu… Gece-gündüz demeksizin, hiç durmaksızın yol almış, bitkin düşmüştü… Artık dinlenmesi, biraz olsun uyuması gerekiyordu. “Şu günü de atlatayım” diye düşündü, bedeninin ne kadar dayanabileceğinden habersiz…

Ormanın gergin sessizliğinde, adeta izleniliyor olduğu hissine kapılmıştı. Bir an evvel uzaklaşmalıydı bu geniş ve görkemli ağaç kalabalığının yakınından… Takatsiz bacakları kendini taşımayacak hale geldiğinden bir an sendeledi ve çimen dolu yere düştü. Düşmesiyle gecelerce etrafını keskin şekilde süzmeye alışmış kısık gözleri kapandı… Kendisini gördü, ailesini… Ve nasıl da terk edip gitmek zorunda kalışlarını köylerini… Öyle boynu bükük… Öyle yalnız… “Neden?” diye sormuyordu artık kendisine… Neden annesi, babası, o güçlü ağabeyleri değil de, bir tek kendisi kalmıştı hayatta? Sormuyordu artık… Düşündükçe içinden çıkamadığı, sığınmayı reddettiği adetlerin o korkulu kabullenişleriyle “Tanrılar böyle istedi muhakkak” cümlesine çıkıyordu bütün yollar… Ve üzerine yapışan lanete…

Tanrılar kurban istemişti… Ay, tanrıların tabağı misali uzanmıştı gökyüzünün kendilerine en yakın yerine… Tanrıların aç karınları Lamassatum’u istiyordu şimdi… Çalınan davullar ve süs kabaklarının içinde bir o yana bir bu yana şıngırdayan çakıl taşları Lamassatum için çılgınca dans ediyor, onun için kendinden geçiyordu büyücü ozanlar… Herkes ayın kan kırmızısını bekliyor, kana susamış bedenleriyle transa geçmiş insanlar yüzlerine sürdükleri renk cümbüşünde kızın defalarca korkudan bayılmasına neden oluyorlardı…

----

devamı daha sonra...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 06/02/2008 2:05 am
Sayfa 15 / 35
Paylaş: