İçeriğe geç

Forum

Karanlıklar ve Aydı...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Karanlıklar ve Aydınlıklara...

524 Gönderiler
56 Üyeler
0 Reactions
128.9 K Görüntüleme
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 
[#16484]

Gecenin karanlığında aniden parlayan bir hançer gibi inledi çığlık... Duvarlara yapıştı kanlı geçmişim... Ve bir damla hüzün aktı bileklerimden süzülerek mazinin efkarlı sessizliğine... Karanlık mıydı ürküten yalnızlık mıydı karar veremedim... Hiç olmadığım kadar yalnız kalmayı kendim mi seçmiştim? Geride bırakıp bütün yalanlarıyla o pırıltıları... Geride bırakıp bütün o dehşet çığlıklarıyla insanları... Kendi kabuğuma, kendi kurmaca oyunuma dönmeyi ben kendim mi seçtim? Hayat bazen yol açar bizlere... İpler ellerimizde görünür... Gecenin içinde at koştururuz özgürlüğümüzün ıslak sokaklarında... Her özgürlüğün bedeli midir hayatın çizdiği haritalar?

Anlamsız sorularımın içine gömülüp yalnızlığımla sayıklarcasına konuşmayı ben kendim mi seçtim? Yoksa bütün bildiğimizi sandığımız gerçekler gibi olduğumuzu sandığımız kişiler olmadık mı hiç? Hep dayatılmış gerçeklerin sarmaladığı kurmaca bir hayatın etrafında dansettiğimizi düşünürken, tam ortasına mı saplandık? Gecenin çığlığı uğulduyor kulaklarımda... Gözlerim yavaş yavaş kapanıyor; hem gerçeklere hem yalanlara... Yaşıyor muyum? Yoksa sadece koşuyor muyum? Bütün bunlar gereksiz aslında... Bütün beynimizde oluşan düşünceler... Bütün kirlerimiz ve temiz yanlarımız gereksiz aslında...

Bir adım sonrasını düşünerek endişelenerek mi geçirmeli zamanı, sadece adım atarak umursamadan sadece hissederek mi yaşamalı? Yavaş yavaş çürüyor bedenim gecenin karanlığı değdikçe tenime... Yavaş yavaş ölüyorum... Ama biliyorum sabah yeniden doğacak güneş... Yeniden doğacak yepyeni bir güne varlığım... Öylesine umutsuz bir umut taşıyorum içimde... Varlıklarla yokluklara dair... Bir gün daha geçti... Öylesine neşeli, öylesine neşesiz... Ortasındayım hayatın... Tam ortasında anlamsız bir noktasındayım...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 21/02/2007 2:59 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Kanayan yaraların kokusunu almışçasına ıslak bir köpek misali hırıldadı gece... Karanlıklarımın çarmıhına gerili bir İsa'ydı yalnızlığım... Tükendikçe tükenen, tükendikçe acı çeken ve herşeyden vazgeçtiği anda herşeye sahip olan Tantalos misali, manik depresif korkulara esirdi ruhum... Gece çarmıha gerili Prometheus'un ciğerini sökerken, çığlıklar kanardı, dişlerim dökülürdü sessizlikten...

İsyan edilecek onca masal vardı ki, Jean D'arc bile şaşırırdı neye isyan edeceğini... Karanlıkları söküp al artık Nanna! Gönder ay ışığını bana...

Pan neşeli neşeli üflerken flütüne, keçi inatlı insanlar düştü hep eğlencenin peşine... Bir tek ben ve benim sadık ütopyalarım kaldık karanlığın ateşinde...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 22/02/2007 1:43 pm
(@lethee)
Gönderiler: 442
Reputable Member
 

puff.... zaten bir garip basladım güne daha bir daldım düşüncelre eline sağlık auroraxsx cım...

Bir tek ben ve benim sadık ütopyalarım kaldık karanlığın ateşinde...


özgürlüğün geldiği gün, o gün ölmek yasak...

 
Gönderildi : 04/03/2007 1:06 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Kapılarını çarptı yüzüme soluk gece... Bin defa olsa, bin defa daha sönerdim dercesine söndü bir mum daha... Sessizliğin içinde kayıp gitti bir yıldız daha... Bir gece daha...

Yine kendi cesedimin başında kendi ölü doğmuş rüyalarıma ağıtlar yakarım... Yine kendi cesedimle başbaşa hiç doğmayacağını bildiğim günlere sancılanırım... Hep sönük bir muma takılır alevlerim... Yakarım... Yaktıkça yanarım... Bir defa daha söndü şehrin yangını, bir defa daha hançerledi masum kızın boğazını...

Bir kez daha uçurumun kenarından süzülen bu küçük şelale, bir kez daha durgunlaşır yere değince... Dört bir yerini dolaşır durur da dünyanın, hep aynı noktada söner kalır yine... Bir kez daha gidiyorsun bıraktığın yerden git... Bir kez daha sönüyorsun alevlerim... Bir defa daha... Her seferinde bir defa daha vuruyorsun... Vurdukça küsüyor güneş... Karanlık bir bulutun altına hapsoluyor sessizliğim. Ve bir defa daha ifadesizliğimin içinde uçurtmalar uçuyor gökyüzüne... Bir defa daha azlediyorum seni... ve belki de kendimi...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 06/03/2007 4:19 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlık hakim gökyüzüne... İsli-puslu bir gecede çığlıklar çarpıyor şehrin yalnız duvarlarına... Karanlığın sisi gözlerine iniyor... Oradan gözbebeklerine... Tutmalıyım diyorsun... Tutmalıyım bu acı feryadımı içimde... Bir zift gibi yapışıyor yalnızlığına kara gece... Hep bir sonraki günün umuduna uyuyorsun... Belki içi kof, çürük bir umut seninkisi... Hiçliğinde acıyorsun...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 06/03/2007 5:11 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Karanlık... Yavaş yavaş eğ boynumu... Yavaşça boyun eğmemi izlerken zevk al... Ve şu an... Bu sessizlikte... Bu yoklukta... bu varlığımın en belirsiz olduğu anda sarmala beni varlığınla!

Yokluğum ve hiçliğim... Birer armağansınız bana. Bu küçük dünyada... Ve ben aldım yine yanıma benliğimi... Unuttuğum ve unutmaya çalıştığım her şeyi... Yine çizgi değiştirip dolaşıyorum dünyamda... Kederlerin de gülümsemelerin de canı cehenneme artık... Hissetmemenin yüce huzurunda mutluluğuma kurbanlar adıyorum...

Bir aşk vardı... Bir aşk yoktu... Aslında yalandı. Sadece dünya üzerinde zaman geçirmenin basit yoluydu aşk... Artık sadece kendime geliyorum, kendimden gidiyorum... Bütün eskiyen aşklarımda bendi aslında... Sevdiğim her insan içinde bir ben barındırıyordu... Ve ardımda bıraktığım küçük benlerim... Her bir tende bıraktığım izlerim... Hepinizi olmasa da, çoğunuzu çok sevdim...

Bir defa daha bırakıyorum kendimi açlığa ve zenginliğin mahmurlaşmış tenine... Bırakıyorum kendimi kendime... Akıntı her nereye götürürse... Sonum ne olacak bilemiyorum ama... Sonlar kötüdür her zaman... Biliyorum bir avuç küle dönüşecek varlığım... Varlığım yokluğumla bütünleşene kadar sadece gezeceğim dört bir yanı. Ve gerçek sadece "dost"larda gizlidir... Unutma "dost"larda... Her ne kadar insanlar sadece kendi kafalarının içindeki kadar olduklarını sansalarda, bir gün birleşir bir yerde eller... Menfaatleri ve yalan sevdaların açtığı yaraları unutup... Bir gün gene arayacağım aydınlığı... Yorulduğumda eşelemekten karanlığımı....


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 18/03/2007 12:59 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Yine düştüm yollara... Yine yalnız kaldığım süre boyunca biriktirdiğim umutla sana koşuyorum... Nerdesin, kimsin bilmesemde... Rastlaştığım her insanın gözlerinde... Gözlerinin derinliklerinde senden parçalar buluyorum... Her rastlaşma heyecan, her ayrılık hezeyan oluyor...

Sana ulaşmak için daha kaç bahar geçecek? Daha kaç defa kapanacak gözlerim ve ruhum yanılsamalara? Sana ulaşmak için söyle daha kaç can yanacak? Kaç defa daha vazgeçip kendimden ve herkesten... Daha kaç defa?


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 19/03/2007 6:15 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Bir rüyaya karardı gözlerim... Mantık solan saatlerin yanında bir aksesuar şimdi... Sen ve sensizliğin üşüten karanlığı... Uzun yıllar, uzun yollar önce kapanmamış mıydı tüm bu yaralar? Ne bekliyorum ki senden? Hiçbir şey...

Bir rahibe yemini ettim kendime... Bundan sonra ancak böyle diye... Kapansın ömrüme yanan bütün ışıklar, bütün doğrularım ve yanlışlarım... Yanılgılarımdan edindiğim hurafelerimi de bırakıyorum artık... Ve sadece yorgunluğuma asılı kalmış dinginlik...

Sana geliyorum. Durduğum yerde sadece sana bakıyorum. Ve sessizlik... Sessizlik bir armağan... Kana kana içiyorum. Belki bir rüyaya kanıyorum ama asla bırakmıyorum. Varsın olmasın... Ben her halukarda tükeniyorum...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 24/03/2007 5:52 pm
bindokuzyuz84
(@bindokuzyuz84)
Gönderiler: 3149
Famed Member
 

"AurorAxSx" i okumayı seviyorum...


..Notalarına yaklaş aşkın !

 
Gönderildi : 30/03/2007 12:17 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Teşekkür ederim bindokuzyuz84 :)


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 30/03/2007 2:35 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Ask Tanricasi Inanna - R.P.Mielke
Dunya uzerinde Atlantis adi verilen adada yasayan insanlar yeryuzundeki diger insanlardan daha cok gelismis, teknoloji, hayvancilik, ciftcilik, bilim ve tipta asiri ileri gitmislerdi... On kral tarafindan yonetilen bu ulkede uzun yasamanin sirrina nail olan insanlar diger yerlerdeki yerliler uzerinde deneyler(Cro-Magnon deneyleri) gerceklestirmisler, onlari da kendi seviyelerine yukseltmek icin ellerinden geleni yapmak istemislerdir. Genetik oynamalar sonucunda bir cok yari insan - yari hayvan olan yaratik turemis, titanlar, kikloplar, vb türlü yaratiklar meydana gelmistir.

Sonuc olarak Atlantis'te bu bilgiye ve basariya sahip olan insanlar kendilerini "Tanri" olarak nitelendirmisler, sahip olduklari ME'ler ile diger insanlar uzerinde iktidar sahibi olmuslardir. Zamanla eski ve buyuk tanrilar dunya uzerinde Atlantis'in ve kendilerinin konumunun devami icin yeni tanrilar/tanricalar uretmeye baslamislar, ancak bu konuda yeterince basarili olamamislardir.

Atlantis'te duvarlar arasinda buyuyen tanrica Inanna, bu 2. nesil kucuk tanricalardan biriydi... Kendisine pek cok konuda egitim verilmis olmasina ragmen, eski tanrilarin faziletleri yaninda, yeni nesil tanrilar hicbir sey bilmiyorlardi... Inanna ogrencilik zamaninda Osiris ile tanismis, ona asik olmustu... Ancak Osiris'in Misir'da gorev alacagini duydugunda uzuntuye kapildi. Bu arada diger tanrilarla ayni ideolojiyi paylasmadigi icin bir gok gemisine surgun edilen tanri Jason ile tanisti ve jason tarafindan bilincaltiyla basbasa kaldigi "Gri Ev"e gonderildi. Orada gordukleri genc tanricanin diger tanri/tanrica adaylarindan daha cabuk icdunyasi ile tanismasina, kendisini tanimaya baslamasina neden oldu ve bir cok yarar sagladi...

Atlantis karismisti... Yeryuzune dogru hizla yaklasan goktasindan haberdar olmalarina ragmen, onun yeryuzune carpmasini engellemek ellerinden gelmiyordu. Bir zamanlar altin cagini yasayan Atlantis, iyi egitim verememesi, gidenlerin yerini dolduramamasi ve eski bilgilere sahip cikamamasi nedeniyle yavas yavas cozuluyordu. Bu cokusu hizlandiracak olan sey ise, yeryuzune dusecek olan o goktasiydi... Henuz Inanna, Osiris ve digerlerinin egitimi tam olarak tamamlanmadan dunyaya gonderilmelerinin sebebi de zaten bu goktasiydi...

Goktasi dunyaya carptiktan sonra, once buzul devri yasandi... Doga buzlarin ve karlarin altinda olum sessizligindeydi... Cro-Magnon deneyinden beri yasayan insanlari arayan Inanna, diger insanlarla beraber magaralarda saklanarak yasamini surdurdu... Yerlilerin her hareketini gozlemliyor, kendisine ve hala dunya uzerinde var olup olmadigini bilmedigi Atlantis'e yarayacak bilgiler topluyordu. Bir tanrica oldugu halde, diger insanlarin yaninda siradan biri gibi davranan Inanna, bin yillar boyunca bu sekilde yasamini surdurdu...

Sonunda babasi Tanri Enki'nin saklandigi yerde onla gorusme firsati yakalayan Inanna, Tanri Enki'den ME'lerini almayi basardi ve kendisine vaad edilen Catalhoyuk'e gelerek burada ME'leri surgun edilmis tanri Jason'in ideolojisine uygun olarak insanlara verdi. Anaerkil bir yapiya sahip olan Catalhoyuk ve oradaki Cro-Magnon deneyinden kalan insanlar Inanna'nin dikkatini cekmisti. Inanna'nin bu donemde basina gelen kutsal evlilik de Habil-Kabil olayina benzemesi acisindan oldukca urkutucu bir nitelik tasimaktadir.

(Yari tanri olan Tammuz cobanlikla, erkek kardesi ve tam zit karakter tasiyan Enkimdu ise ciftcilikle ugrasmaktadir. Koyun adetlerine gore Inanna kendisiyle evlenmek isteyen erkeklerin sundugu hediyelere bakacak, hangisini istiyorsa onu kabul ederek evlenecektir. Tammuz (Dumuzi) yetistirdigi hayvanlardan kendisince en iyi olanini secerek bunu Inanna'ya hediye etmek ister, Enkimdu ise en iyi tohumlarini alarak Inanna'ya sunar. Inanna asik oldugu dusuncesiyle Tammuz'u secer. Ve kardesler arasinda herhangi bir kavga-cinayet gerceklesmez. Ancak bu olayda Kabil-Habil hikayesine oldukca benzemektedir...)

Tammuz ile evlenen Inanna, dugun gecesi istediginin bu olmadigini anlayarak orayi ve Tammuz'u terk eder. Yollara duser... Bu arada varolusunun amacini sorgulayarak kendisinin kiz kardesi oldugu soylenen Yeralti ve Oluler Dunyasi Tanricasi Ereskigal'i ziyaret eder. Burada yeraltinin on yargici ve Ereskigal ile gorusur ancak gorusme istedigi gibi gitmez. Bunun sonucunda kardesi Ereskigal kiskancligi nedeniyle Inanna'yi oldurur...

Gorev yerine gittiginden beri her yerde Inanna'yi arayan Osiris, telepati ya da ona benzer bir yontemle diger tanrilarla iletisim kurarak en nihayetinde Inanna'nin basina gelenlerden haberdar olarak, onu kurtarmak uzere Ereskigal ile anlasmaya varir. Bu anlasmaya gore Inanna'nin yerine yilin 7 ayi yeraltinda, oluler ulkesinde yasayacak birini bulmalari gerekmektedir. Bunun uzerine Inanna Tammuz'u cagirtir ve kendisine bereket tanriligi vaad eder. Bu teklifi kabul eden Tammuz sayesinde Inanna tekrar hayata doner. Isis adini alarak Osiris ile evlenir. Sonrasinda kardesi Seth tarafindan oldurulen Osiris'i tekrar dirilterek ondan bir cocuk sahibi olur...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 30/03/2007 2:41 pm
LastBreath
(@lastbreath)
Gönderiler: 259
Reputable Member
 

muthiş yazıyorsun


kibarcık

inanırım ki; insan eninde sonunda her şeye alışır.

 
Gönderildi : 07/04/2007 3:39 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

:) teşekkür ederim


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 08/04/2007 12:37 am
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Anlamsız bir noktasındayım hayatın... Öylece durmuş, kalakalmış izliyorum geçmişimi ve bakıyorum ufuklarına geleceğimin... Hala hissediyorum birileri var. Birileri çağırıyor uzaklardan... Bir yer var... Uzak... Çok uzak... Gücüm yetmez uzanmaya. Kollarım yetmez o elleri tutmaya... Ama biliyorum; bir yer var...

İnatçı inancımın karanlığına sığınmış, dondururcasına hayatı duruyorum. Karanlıklarımın arasında aydınlıklarına koşan insanları izlerken, dudaklarımda onlar adına bir tebessüm belirebiliyor sadece...Kendi kendime diyorum... Diyorum ki kendi kendime "Ey benim sonu gelmez beklentilerim! Daha nereye götüreceksiniz beni... Hangi lağıma, hangi dipsiz çukura? "

Hangi ütopyada asılı kalmış benliğim?!? Hangi acılardan geçip hangi anılara tutunmuş da yetinemez... Nasıl olur da hep uzanamadıklarına hasret çeker bu gönül? Nasıl olur da... Nasıl olur da bu kadar kolay bir oyunun bir parçası olur?


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 10/04/2007 11:06 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Yavaş yavaş sallanıyordu iskemle... Yaşlı kadın buğulu camlarının arkasında, tek tek ilmeklerle donatıyordu örgüsünü... Hafif loş ışığa ve körlük derecesine gelen gözlerine rağmen bıkmadan usanmadan devam ediyordu örgüsüne... Her ilmek bir anıydı onun için... Her motif geçmiş anıları temsil ediyordu.

Arasıra uzaklaştırıp kendisinden şaheserini süzüyordu baştan başa... "Neler yaşamışım ben böyle" diyordu içinden sessizce... Ne ırmaklar dolup taşmış, ne denizler kurumuştu içinde...

Karşısında geçmişinden parça parça kendisini görüyordu adeta... Çeşitli dönemlerinden birer sureti vardı. Bir onlar kalmıştı zaten yanında... Her zaman dediği gibi, "İnsanlar yalnız doğar, yalnız ölür"dü. Ve doğrulanmıştı işte. Gerçi korktuğu için bunun başına geldiğini de düşünürdü zaman zaman. Ama kendisini hep öngörülü realist bir kişi olarak görmeyi severdi...

"İşte 15 yaşım" diye geçirdi içinden... 15 yaşındaki hayalleri, üzüntüleri akıyordu gözlerinden... "Ne kadar toymuşum hayat karşısında... Ne kadar anlamsız hüzünleri beslemişim onca zaman" demeden edemedi kendisine... 15 yaşı isyan edercesine haykırdı "Hayır! Bende görüyorum gerçekleri! Bende biliyorum acımasız dünyanın içimizde yarattığı anaforları, gergedanları ve domuzları... Hep kendini çok şey biliyor sanıyorsun ama gördüğüm kadarıyla sadece yaşlı bir bunak olabilmişsin... Sen ne anlarsın ki?"

Büyüklüğün verdiği hoşgörüyle gülümsedi geçmişine... Haklıydı. Herşey zamanında acıtırdı. Ama tüm acılar gelip geçiverirdi birden bire... O dönemdeki yaşadıklarını hatırladı yeniden... Belki de o zamanlar bunca gereksiz şeyi kendisine dert edinmeseydi, bunca anlamsız isyanlarda bulunmasaydı bugünkü kendisine ulaşabilir miydi? Komik bir anıydı artık o dönemdeki utançları, korkuları ve hatta aşkları...

17 yaşı aktı hüzünle gözlerine... Bir silüetti sadece... Melankoliden sarhoş olmuş gözleri sadece ağlamaklıydı her zamanki gibi... "Herşey çok acımasız bu dünyada... Kaldıramıyorum bunca haksızlığı" dedi 17 yaşı... "Açlar, kızgınlıklar ve yarıda kalan insanlar... Hazmedemiyorum bunca karanlığı..." Yaşlı kadın gözlüklerinin üstünden bir bakış attı 17 yaşına... Karanlıkların dönemi... "Yaşadığımız her saniye birer armağan bizlere... Bırakmalısın kötü şeyleri görmeyi... Kendini mutlu etmeyi öğrenmelisin artık" dedi yaşlı kadın... 17 yaşı isyan etti... "Umursamazsın! Duyarsızsın! Onca insan, hayvan canlı acı çekerken ben burada nasıl gülebilirim? Nasıl mutluluktan bahsedebilirsin? Birileri can çekişiyor, birileri nefes dahi alamıyor... Sen nasıl rahatça hedonist söylemlerinle benim üzerimde etki yaratacağını zannedebilirsin?" Kadın tekrar sessizliğe gömüldü... Sustu... Evet acılar vardı... Yalnızlıklar vardı... Ama hayat akıp giderdi ve insan boşa harcayamazdı zamanı... Biraz bencil, biraz fedakar olmalıydı... Bu karara da zaten 23 yaşında varmıştı...

Gözlerini kaldırdı... Sessizce köşeden kendilerini izleyen 23 yaşa baktı... Gülüyordu, eğleniyordu parodileriyle... Kendi kendine en az yirmi espri üretiyordu belki de... "Peki sen ne diyorsun bu duruma?" dedi yaşlı kadın... Genç kız gülerek baktı gözlerine... "Acılar da hüzünler de bu dünyada kalır. Yarın ölmeyebileceğimi kim garantiler bana? Sonuna kadar mutluluğu yaşayacağım... Kimsenin acısına harcayacak vaktim yok benim!" dedi genç kız. Yaşlı kadın hüzünle indirdi gözlerini yere... "Peki sen çekseydin onca acıyı?" "Kendimi memnun edecek bir yol bulurdum elbette!"... Yaşlı kadın o dönemlerde nasıl da bir adım sonrasını düşünmeden yaşadığını hatırladı... Acıdan uyuşmuş beynini nasıl da sadece zevkin ve mutluluğun kölesi haline getirmişti... Ve nasıl da yalan çıkmıştı bütün dostluklar ve sevgiler... "Henüz yaşayacağın çok şey var" dedi kadın... Kız gözlerinde parlayan nefretle "Bana akıl öğretme... Ben yolumu seçtim. Bilirim ne yapacağımı" dedi...

Yavaşça 26 yaş süzüldü içeri... Kadının sırtını okşayarak, "Boşver... Eğer onlar olmasaydı bizler de olamazdık... Geçici dönemler bunlar, korkutmasın sakın seni... Elbette ki defalarca uçurumlara gittik geldik. Ama her düşüşte çok şey öğrendik. Her kırılma, her acı yeni bir yara olduğu kadar hayatla olan kavgamızda yeni bir merhem olmadı mı bizlere? Boşver üzülme..." dedi.

Bıraktı elinden örgüsünü kadın... Geçmişinde ne denizler kurumuş, ne nehirler taşmıştı... Ama hepsi geçmişti işte. Bütün kötü şeylerin geçtiği gibi... Şimdi dudaklarının kenarında kuruyan mutlu anlardı sadece... "İnsan yaşamak istediğini yaşar, onunla şekillendirir hayatını. Ve hep anımsamak istediğini alır koyar en tepeye... Çıkarıp çıkarıp bakmak için... Her anımı doyasıya yaşadım. Tatlısı kadar acısını da. İşte budur huzurum. Yaşadığım her andan tat almak doyasıya..."


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 15/04/2007 6:46 pm
Sayfa 1 / 35
Paylaş: