Forum

Dalgalar altında kalıp nefesimi sonuna kadar harcıyorum...
Yarım yamalak konuşmalarımla hayatıma tad veremiyorum.
Karanlıklar ardında,kilitlenmiş pencerelere çarpan yağmur damlaları gibi yağmalısın yüreğime...Pençelerinin derin yaralar bıraktığı aşkın tokadını tekrar yememek için... Sen olmadan ruhsuz bir taş.... Aşktan başka yalnızlıgın...Yalnızlıktan başka neyim vardıki,Senin hiç olmadığın önüne geçen duvarların hep ordaydı... Yürüyerek yaşadım yaşamı seninle koşamadım hiç bir zaman... Çok uzun zaman oldu aşk sen gelmeyeli... Gittiginde nasılsam şimdi dahada boş ruhum...
soğuk ıssız bir yerdeim...gecenin hınzır uğultusu kulağımda çınlıyor...adımlarımla yer yer dökülmüş yapraklar hışırdıyor...karanlıkta yürüyorum tek başıma,ona ulaşmak için içimde bir arzu beliriyor... yürüdükçe arzum daha da artıyor...ona ulaşmalıydım beni mutlu edecek tek o vardı çünkü...onsuz ben duygusuz ruhsuz bir bedenden farksız olamazdım...lanetli bir hayat değildi istediiğim...kör ve sağır olmak istemiyordum baktığım ve duyduğum zamanlarda...ben ona doğu yürüyorum aklımda hiçbişi yookmuşcasına ondan başka birşeyi istemiyorcasına ona gidiyorum...az kaldı hissediyorum...ona ulaşmama az kaldı gölgesini görebiliyorum işte orda...karanlık sonunda ona olan bağlılığımın mükafatını verecek bana ben ona ulaşacağım sonunda...biliyorum az kaldı beni kucaklamaya gelecek sadece bir nefes kadar yakınımda...sadece tek bir nefes...hissediyorum...
ertucum eline sağlık çok güzel olmuş.ben de bişiler yazayım dedim içimden bu kadarı geldi.yoğunlaşmam bu kadar oldu.harika yazıyorsun devam et daha da ![]()
DARK ANGEL IN THE FOREST
teşekkürler yazarım yine =)
Tükenen alevler...
Korkarak yaşayacak olan bir çift göz...
Üç kelimeye bağlanmış bir nefes...
Alabiliyorsan ne mutlu sana...
Açılan yara büyür dikiş tutmayan bedende...
Dokunamazsın bir defa da olsa küçük bedenime...
Elektrik verseler vücuduma kanayan dudaklarım olurdu,
Seni sevebileceğimi söyleyemeden göçmek...
çok gsl=(
Son yaprağın düşecegi günü bekler gibi gözlerimdeki cansızlık...
Bir gün benimde göçüp gidecegimi anlatıyor bu sonbahar...
Yağmur olup hayatından çıktığım günü hiç unutma...
Seni buralarda yalnız bıraktığım için bana kırılma..
Son nefesimi çektim belki cigerlerimden...
Belkide yarın sabahı görmicem...
Sevdigim herşeyden heryerden her insandan dahada degerli olan sen...
Sen benim uykularımı kaçııran...
kızıl saçlım...
Gözlerinde yandığım...
Küçügüm...
Yalnızlığa iten perim...
Nescafe bardağımla biz iyiyiz meraklanma...
Zaman yudumlarla akıp gidiyor...
Sayfalarımı eskitiyorum başkada yapıcak bişey mi kaldı sence..
Yokluğunda içimden geçenler,Fırtınada ağaçların içinden geçmiyor..
Damlaların arasındayım...Yüzüme çarpıyorlar...
Sanırım dayanacak gücüm kalmadı...
Doktor sök al damalarlarımı o gelmiyecekse hiç bişey atmasın...
Periler geceleri sesimi duyarmı sence doktor?....
-Uzun bir sigara molasıydı bu...
Karanlık basıyor Doktor gözlerime,yüreğime...
Ölürsem sende gelirmisin doktor...
Sigaram var hepimize yetecek kadar..
Biliyormusun o yok orda...
Şeytanla anlaşma yaptım ruhumu da sattım bedenimide...
Ona hiç acı vermesin...Canı yanmasın ...
Ne diyorsun doktor şizofrenmiyim..
Sende yazıp gidiyorsun hergün...Nasılsa delidir dimi..
Annem yaşıyormu doktor?.. ha pardon 22 yıl önce ölmüştü dimi...
Doktor çocuklarım olacaktı biliyormusun..
İki yada Üç tane kız çocuğu...Başka bişe istemiyodum Allah'tan...
Geceleri beyaz birşey görünüyor penceremden,
Güneşmi o...
Gündüzleri göremiyorumda ışıktan...
Doktor eşim yaşıyormuydu benim sen yazıyorsun herşeyi..
-.....
Doğruya oda ölmüştü...
Doktor beni niye getirdin buraya...Deli olan sen olmalısın...
Yeter bu kadar yatağımı özledim...
Bırakta bari orda rahat uyuyayım..
Sevgilime yazdığım mektupları görüyormusun...Hepsi çok uzunlar...
"Uyurken başlar bütün herşey önce kalbim durur sonra vücudum soğur...Hayır hayatım 22 yıl önce bunların hepsini ben söndürdüm... Bir mum gibi...Kalbini kontrol et derdin ya hep sensizlige o kadar alışmışki atmıyor artık..."
Diyor ya ruhum ; bir gün sırtında ellerimi hissedersen..ebedi huzura erişecegiz...
Yağmur öldüremedi bu küllenmiş insanı...
Bilinmezlerin içindeki karanlık kutular içinde kalmış ruhum...
geride kalan ömür boşa ...
gidecek yeri herzaman olan
sokaklardaki şarap şişeleriyle uyuyan
ölümün çoktan geçtigi
Elleri nasır tutmuş ... kalbine ölüm mührü vurmuş..
bilirmisin sen çatısı olan evde ıslanmayı...
bilirmisin sen palton üzerindeyken üşümeyi..
görebilirmisin sen 5 parmagına baktıgında arkasındaki hayatı...
sevebilirmisin sen bu kadar yalnızlığı...
ölebilirmisin mührü sökecek insan için..
gözleri görmesede sevdanın elleri demi tutamaz..
sayfalar dolusu gözyaşı gömülmüş içime..
ne yağmur yıkar bu ruhumu nede kara toprak...
Yeşildi eskiden bu yaprak..
köküne alev dökülmeden önceydi yaşam
herşey boşaydı artık...
tufanlar koptu...
ne nuhlar geçti bu damarlardan..
kesildi atıldı hayatla herşey ölümsüz degilim ya bende..
öldügümde hatırlayacak ruh mu var bi sorsana İstanbula..
Bir merhabayla başladı hikaye...
Seninle beraber son vapuru beklerken bir çayı paylaşmaya geldim...
Hayatımın 23 yılını 1 dakka seni görmek için vermeye geldim...
Uzaklara inat kalbine yer etmeye geldim...
Ellerimde papatyalar yanağıma bir öpücügü hak etmeye geldim...
Soğuktan titreyen ellerini tutmak...
Gözlerimi kitledim gözlerine...
Hadi Tut yüreğimden,uzun yolculuga gidelim...
Hadi sarıl bana bir defa...
KoKunu içime çekeyim....
Şarap şişelerini beraber bitirelim...
İstiklalin arka sokaklarında beraber donalım,
Sabah güneş doğarken simidi martılarla paylaşalım...
Hadi tut ellerimden... Ölüme koşalım
Gidişleri azraile bıraktım boş dönüyor evine...
Yağmurları getirdim,Doya doya yaşayalım birbirimizi diye...
Her yıldıza adını verdim heryerde sen olasın diye...
Bitmeyen şeyler vardır ya inanıyorum sevdiğim öyle bir yolculuğa çıkacagız seninle...
Sessiz ol,Yalnızlık gitsin buralardan....
Sen ve ben paltonun altında ısınalım...
Yanan ateşi görebiliyormusun...
yüregim cehennem ateşinden de kor....
Gözlerimde gözyaşı,Dudaklarındna çıkacakları bekler...
Yüreğim Geceleri...Yıldızları görünce mutlu olurya insan...
Bir merhabayla başlar hikaye...
Tanrı ayırdı bahanesi ya.... Kim birleştirecek peki...
Selam söyle yıldızlar yüreğimin yarısına...
Sakın bırakma yıldızlar onu bensiz...
Gözyaşlarıma döküyorum artık kelimeleri...
istanbul şarap şişelerinin yansıyan silüeti...
Karanlıktan çıkarken güneşe hasret gibi...
Ölüm kokuyor bu yürek.. Ölüm....
Gece soğuk olabilir ama ellerimi yüzüne sürdügümde yanan ruhumdur....
Islanmayı özlemiş dudağında ellerim var...Yüreğimde bir şarkı var... Deniz koydum adını.Belki dönemeyeceğim bu gece açık denizlerden...Acının surlarında ateşler yaktım....Güzel şeylerdi şehrin ışıklarına bakıp iç çekmek,sensizliği hatırlatsada...
-Saat Yedi...
Gözlerimi doldurdu yine yalnızlığın masumiyeti...
Ellerim küçük ama kalbimde büyük umudun,
Kokuna hasret hapishane camlarında havayı kokluyorum bu sabah...
Her sarıldığımda derdim parfümünü degil seni koklamayı istiyorum...
Sahte kokularla avutulmuş bir yaprak,
Kurudu,Boynunu duvarlara büktü.
Başını ellerinin arasına aldı ve,
"Işık bu kadar yakınken dokunulmaz kılan neydi seni"
Aşık olduğu gecenin karanlığına haykırdı...
Karanlık içine almıyorsun beni gitti gideli...Gel artık sisli dumanların arasında kaybet bu büyük cüsseyi...Yalanların içinde gidecek yeri kalmamış insan... Saat Yedi buçuğu bir geçiyor sevgilim... Bir dakika bile yaşamak istemiyorum...
Yaralayıp durdun beni...
Derinlerde bir yerlerde...
Kanayan ellerim gizlemekte gözlerimi..
Açılan yaralarım ıslatıyor soguk odayı..
Gidiyor... bedenimden bir ruh gidiyor bu gece..
Sessiz ol yüregim..
Sessiz ol bu gece,son bir defa sus ve git..
Çekilmiş dalgalar gibi... Uzaklaş...
Dönüpte bakamayacagın bir hatıra defterin var..
Bırak bitsin herşey sessizce...
Kapat gözlerini ölümün sessiz olsun..
Ve Sessiz ol dedi bir çığlık... Kaderine boyun eğ ve beyazlara bürün...
Gelemez kimse geriye..Sobadaki odun bile..
Damarlarındaki kanları çekiyorlar...
Yaşarken var olanlar...
Ölürken bıraktıklarım sadece bunlar...
Belkide sizlerin bana bıraktığı miras...
-Saatler geçmek bilmedi gölgemin üzerine damlayan gözyaşlarımla....
Küçüklüğümden başladı bütün olaylar,kaçamadığım kaderim...
Hissiyatını sonradan ögrenecegim ölüm...
Kaçıp gidermişcesine,susarmışcasına,tutmayan ellerimle...Sarıldım...
Gitti ama hiç arkasındakini düşünmeden gitti...Susarak gitti..
Bir kelime bile söylemeden,sebepsizdi...Karanlığı gözetledim gizliden gizliye...Saçmaladım yalnızlığımla beraber...
Başımı yastığa koydum bir çift gözle,uyandım tek başıma...
Sokaklarda içtim biramı tek başıma...Yıldızlarıda sensiz saydım...Perileri bırak melek bile yoktu...Şeytanla başbaşa kaldım...
Işıkları kapadığımda görürdüm hep seni...Hep karanlıktaydım...Aydınlıkta bir başıma bıraktın..
Hiç düşündünmü beni...Hiç kimseyi umursamadım.Kendimi bile...
Gizliden gizliye fotograflarına baktım..Şarkılarını tek başıma mırıldandım...
Bulutları bile ayırdım...Mavi gökyüzüne kan bulaştı...Isınamadım sobanın önünde..Yatağımda üşüdüm..
Herşeyi sensiz yaşadım...Öldügünde beyaz melek görüyormuşsun öyle dediler..O zaman ben öleli çok olmuş...
-Ve uyudum ruhun beni izlerken...
Karanlık bir odadaydım dün gece,Işıklarını izledim şu kahpe şehrin...
Rahat bir koltuk,Soğuk havayı hissetmeyen ellerim...
Gök gürültüsü bozuyor sessizliği...
Yağmur şırıltıları,Koşarak evine yetişmeye çalışanlar...
Islanıcam nede olsa diyen zevk sahibi insanlar..
Dinlesenize sesini bu büyük haykırışın...
Klasik müzik gibi degilmi...Kemanın inleyişi..
Rahatlatması gereken bu damlacıklar neden acı veriyor...
Neden Yağmurlu havalarda şehir ışıkları parıltılı gelir insanlara...
Ben bile bilmiyorum neler oluyor karanlık odamda...
Ben bile şaşkınım bu insanların kalbinimi unuttun tanrım...
Yeşillikler içinde yürüdügümü hissediyorum bir an...
Bir Tarlada bulutlara doğru yürüyorum..
-evet evet yürüyorum.. Belkide Ölüm çağırıyor...
Ortasında duruyorum yolun...Hışırtılarını dinlemek için yaprakların...
Bu bulutlar neden koyu renklere bürünmüşler...
Neden herkes gibiler...
-Gel...
Biliyormusun...İdam mahkumları gibiyim...
Ölüm gelene kadar yüzüne bakmak istiyorum....
Söyleyemediğim şeyleri söylemek...
Boş bir şehrin içindeki tek sen...
Dolu dört duvar arasında paramparça ben...
Hayat herşeyin öcünü alıyor sanırım..
Hergün bir damla kan çekerek...
-Derin Sessizliğin Bitişi....
Büyük bir gürültü kopardı Tanrı,kısa soluklu...
Çok sessizdi avlusu ölümün...
Yine yalnız kaldı ruhun...
Giderken Şarkısınıda söyledi.. Ve...
Seni hiç unutmadığını.. tad vermeyen,
Mapushane yemekleri gibi değildin sen.
Tanrının verdiği en güzel kokulu çiçektin...
Değerini darağacında bilmek ne kadar da kötü...
-Yalnızlığımı dinliyorum yine bu gece...
Karanlığımdan çıkarken veya onunda beni terk etmesini izlerken geldin...
Yalnızlıktan beyaz'a çıkarken... bekleyişlerin derin sessizliğini sesinle yeşile çevirdiğinde...geldin...
Mutluluğumun temiz sayfalarının,yağmurlarda yıkadığın ruhumun,Bulutların beyaza döndüğü gece geldin...
Bir mutluluk akşamında yürüdün gözlerime...Dokundum... Sıcaktı,temizdi,parlaktı... Daha çok günler var dediğim günde geldin...
Mutluyum..Beyaz Sayfaları kirletmiyor parmaklarım...
Sen... Bedenimi ağır sancılardan kurtaran kadın..Gözlerinle yeşil bahçelerde gezdirdin beni...
Sen... Şafak söktüğünde uykudan uyandırdın beni... Yine sen vardın yağan her yağmurda...
Ben... Ömrümün her nefesinde seni sevmekten korkmadım...
Beyazlarımı siyaha sen çevirdin..Dudaklarımdaki sevda sözcüklerini sen gökyüzüne gönderdin...
Bilmemiştim böyle bir şeyin nasıl zevk verecegini...Bilemezdim yaralarımın böyle sarılacağını...
Görmemiştim senin gibi beni seveni... Yaşama küsmeyen bir ben doğurdun...
AŞK İKİ KİŞİLİKTİR
Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
(ATAOL BEHRAMOĞLU)
The end diyelim virgül koyalım ,)
Bir avuç kuru toprak...Çiçeğin olmadığı kuru bir bahar...
Yaktın masum hırslarını geliyorsun, oysa bir bilsen, seni ona taşıyan şehir saçını bağladığın iple bile alay ediyor Ah! Bir bilsen herkes tetikte; sense böyle hesapsız, böyle sevinçle
Ah! bir bilsen sadece güzelliğin tutuyor acımasızlığın kapılarını
Yaktın masum hırslarını geliyorsun, şehirden bir çocuk sevdin
Cezmi Ersöz.
Rüzgar bile o kadar çaresizdiki...
Bir yüzüme vuruyordu,
Bir sırtımı sıvazlıyordu...
Ben yine ırmaklara yürüyordum
Kaçamadım bulutlarından...
Gidemedim benliğimi bulacağım yere,
Bekleyemedi hayat bizi.
Ben yine ırmaklara yürüyordum...
Her köşe başında yeni bir rüzgar vuruyordu..
Sen yine yoktun...
Hep biz vardık çünkü,
Irmaklara yürüyoruz...Rüzgar kesiyor önümüzü...
Same amala oro kelena
Oro kelena dive kerena
Sa o Roma
(Amaro dive
Amaro dive, Ederlezi
Ej... ah... )
Sa o Roma, babo, babo
Sa o Roma, o daje
Sa o Roma, babo, babo
Ej, Ederlezi
Sa o Roma, daje
Sa o Roma babo, E bakren cinen.
A me coro, dural besava.
A a daje, amaro dive.
Amaro dive erdelezi.
Ediwado babo, amenge bakro.
Sa o Roma, babo. E bakren cinen.
Eeee...j, Sa o Roma, babo babo, Sa o Roma daje.
Sa o Roma, babo babo, Erdelezi. Erdelezi, Sa o Roma Daje.
Eeee... Sa o Roma, babo babo, Sa o Roma daje. Sa o Roma, babo babo, Eeee...
Erdelezi, Erdelezi.
Sa o Roma Daje
Kara meleklerden Kan akarmış karanlıkta..
Ruhsuz meleklerin taze kanı..
Gece yarısını çoktan geçti..
Bulutların arasındaki ay bile kana bulanmış...
Kadın... kırmızıyı getirdi bize bu gece...
Ayrılık zaten doğuştan bağışlanmıştı..
Bırak karanlık kalsın gece
Çiçekten geçer oldum ben
Bırak gözyaşı maviye aksın
Denizden geçer oldum ben
Bırak aşka dair ne varsa hiç yaşanmamış sayılsın
Acıdan geçer oldum ben
Geçer oldum acıdan ben
Uzakta çok uzak bir yerlerde
Büyülü bir masal düşünde
İki aşık yaşarmış sevdalı bedenlerde
Yakında çok yakın bir yerlerde
Büyülü bir masal kentinde
İki aşık yaşarmış yorgun sevişmelerde
Bırak ellerim okşasın bedenimi
Aşıktan geçer oldum ben
Bırak saçlarını gece yeline
Uykudan geçer oldum ben
Bırak aşka dair ne varsa yarım kalsın
Ölümden geçer oldum ben
Geçer oldum ölümden ben
Bırak bana dair ne varsa hiç yaşanmamış sayılsın
Acıdan geçer oldum ben
Geçer oldum acıdan ben
Uzakta çok uzak bir yerlerde
Büyülü bir masal düşünde
İki aşık yaşarmış sevdalı bedenlerde
Yakında çok yakın bir yerlerde
Büyülü br masal kentinde
İki aşık yaşarmış yaralı sevişmelerde
İki aşık...Ölümle yaşam gibi birbirine yapışık
Bırak ruhum geceyi içine alsın
Koca bir ateştir artık yüreğimi deşen
Çünkü acıdan geçer oldum ben
Oldum ben
Ben...
