İçeriğe geç

Satranç Nedir?

Satranç, iki oyuncu tarafından oynanan bir zeka oyunudur. 8 x 8 ‘lik kare bir tahtada oynanır. Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur. Taraflar beyaz ve siyah renkli taşları alırlar, her oyuncunun bir seferde bir hamle yapmasıyla oyun gelişir. Oyunun başında beyaz ve siyahların 16 taşı bulunur. Bunlar Şah, vezir, iki kale, iki fil, iki at ve sekiz piyondan oluşur. Oyunun amacı karşı tarafın şahını mat etmektir.

Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

Amacı
Oyunun amacı rakip şahı mat etmektir. Bunun anlamı rakip şahın bulunduğu karenin tehdit altında bulunması ve tehdit altında olmayan bir kareye kaçış ya da tehdidi engelleyecek başka bir hamlesinin olmamasıdır. Eğer bir oyuncunun şahının bulunduğu kare tehdit altında olmadığı halde bu oyuncunun legal hamlesi kalan tek taşı şahı ise ve de şahının tehdit altında olmayan bir kareye yapabileceği bir hamlesi yoksa oyun pat olur, yani berabere biter. Ayrıca oyun herhangi bir anda oyunculardan birinin yenilgiyi kabul etmesi veya bir oyuncunun beraberlik teklif etmesi ve diğerinin de bunu kabul etmesiyle de sona erebilir. Oyun sırasında taşları avantajlı yerlere yerleştirerek rakibin hareketini kısıtlamak ve rakibin taşlarını almak yoluyla gücünü azaltmak esastır. Her taş, kurallara göre ulaşabileceği bir karedeki rakip taşın bulunduğu kareye yerleşerek, yerinden ettiği taşı oyun dışı bırakma gücüne sahiptir, buna taş almak denir. Alınan taş oyuna bir daha geri dönemez ancak bulunduğu hattın son karesine varan bir piyon, oyun haricinde bulunsun bulunmasın, arzu edilen başka bir taşla değiştirilebilir.

Taşların Hareketi

Şah : Boş olduğu takdirde hemen bitişiğindeki karelere gidebilir, tek hamlede daha uzak karelere gidemez.

Vezir : Boş olan karelere hem dikey hem çapraz hareket edebilir. Kale ve filin hareketlerinin birleşimi şeklinde hareket eder.

Fil : Önünde bir engel bulunmadıkça çaprazlarda hareket eder. Fillerin biri daima beyaz, diğeri daima siyah karelerde hareket eder.

Kale : Yatay veya dikey bir hat üzerinde başka bir taşın olduğu kareye kadar serbestçe hareket edebilir. Kale, bulunduğu hattın üzerinde hareket yönünde rakibe ait ilk taşı almak potansiyeline de sahiptir.

At : Herhangi bir yönde 2 kare ve buna dik yönlerden birinde bir kare ilerler. İlerlerken geçtiği karelerin dolu olmasından etkilenmez. Hareketini bitirdiği karede rakip taş varsa bu taşı alır.

Piyon Piyonlar önlerinde taş bulunmadıkça, ileriye doğru ve düz olarak ilerlerler. Piyonlar açılışta (ilk hamlelerinde) isterlerse iki kare ilerleyebilirler. Piyonlar ileriye doğru tek kare çapraz olarak diğer taşları alabilirler. Sekizinci sıraya ulaşan piyonlar oyuncunun istediği herhangi bir taşa (Şah hariç) terfi ederler. Bu taş genellikle en güçlü taş olan Vezir olur.

Rok Yapmak
Şah ve Kaleyle yapılan 2 hamlenin oluşumundan oluşan tek bir harekettir. Oyunda en fazla bir defa yapılabilir. Arada başka hiçbir taş yoksa ve şah ile kale hiç oynamamışlarsa ve şah tehdit altında değilse, Rok yapmak için Şah Kaleye doğru iki hamle atar. Aynı hamlenin devamı olarak, Kale Şahın üzerinden atlar ve yanına yerleştirilir. Şahın geçeceği karelerin de tehdit altında olmaması gerekir.

Satranç Notasyonu
Satrançta genel olarak cebirsel notasyon kullanılmaktadır. Satranç tahtasında düşey sütunlarda birer harf (a, b, c, d, e, f, g, h) ve yatay sütunlara birer sayı (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ) konulur. Böylece her kare bir harf ve bir de sayı ile belirlenmiş olur. Örneğin, sol alt kare a1, sağ üst kare de h8 ile belirtilir.

Ayrıca taşları ve hamleleri yazmak için şu kısaltmalar kullanılır:
• Taşlar
o Ş : Şah
o V : Vezir
o K : Kale
o A : At
o F : Fil

• Hamleler

o 0-0 : Küçük Rok
o 0-0-0 : Büyük Rok
o x : Taş Alma
o + : Şah
o ++ Çifte şah
o # : Mat
o = : Terfi

• Yorumlar
o ! : Kuvvetli Hamle
o !! : Çok kuvvetli Hamle
o ? : Zayıf Hamle
o ?? : Büyük Hata
o ?! : Şüpheli Hamle
o !? : İlginç Hamle
o □ : Zorunlu Hamle

Satranç Incileri

Satranç 1001 gece facialarıdır – [Savielly Tartakower]
Satranç güzel bir kadındır – [Larsen]
Satranç hayattır – [Bobby Fischer]
Satranç hayat gibidir – [Boris Spassky]
Satranç herşeydir; sanat, bilim ve spor – [Karpov]
Satrancın % 99’u taktiktir – [Teichmann]
Satrancın aslında % 99’u hesaptır – [Soltis]
Satranç aklın işkencesidir – [Kasparov]
Satranç acımasızdır; öldürmek için hazırlıkli olmak gereklidir – [Nigel Short]
Satranç bir denizdir bir sivrisinek su içerken bir fil yıkanabilir – Hint atasözü
Satranç çok gizemli bir kadın gibidir – [Purdy]

Yansımalar

Satranç, aşk ve müzik gibidir insanı mutlu yapar – [Tarrasch]
Eğer nazik biriysen asla satranç oynayamazsan – [Fransız Atasözü]
Morphy galiba içlerinde en büyük dehaydı – [Fischer]
Her usta bir zamanlar acemiydi – [Chernev]
Hayat satranç için fazla kısadır – [Byron]
İyi oyuncu daima şanslıdır – [Capablanca]
Satranç oyunu üç parçaya bölünebilir: İlk olarak , bir tarafın avantajının olduğunu umduğu an,
İkincisi avantajının olduğuna inandığı an ve son olark bir tarafın kaybettiğini anladığı an- [Tartakower]
Oyun bittiğinde şah ve piyon tekrar aynı kutuya girer – İrlanda atasözü [Etienne Goldstein tarafından derlenmiştir]

Kasparov’dan satranca edebi bakış

Satranç seven sevmeyen, bilen bilmeyen hemen herkesin tanıdığı bir büyük satranç ustası: Kasparov. İlk adını bile bilmeyen pek çok kişi onun dünyanın en büyük satrançcılarından biri olduğunun farkındadır. Garry Kasparov, satranç meraklısı olan olmayan herkesin bir şekilde ilgi gösterdiği, en azından sonucunu merak ettiği satranç şampiyonalarının gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından biridir. Satranç tahtasına “aklın savaş alanı” diyecek olsak, dünya şampiyonu olmayı başarmış satrançcılar için de bu arenanın gladyatörleri diyebiliriz. Kasparov da bu gladyatörlerin en şanlı olanlarının başında geliyor.

Bu girişi neden yaptık durup dururken diye sizi boşuna düşündürtmeyelim, hemen konuyu açalım. Resmi satranç tarihinin ilk dönemlerine ışık tutan harika bir oyun derlemesi kitabı var karşımızda ve yazarı da saygıdeğer usta Kasparov. Eh, ondan iyi kim bilecek ki bu işin içyüzünü değil mi ya? Uzun süredir merakla beklenen Dünya Satranç Şampiyonası Tarihi’nin ilk kısmı, dile kolay on beş yıldan fazla bir süre boyunca satrancın bir numarası olma başarısını kimselere kaptırmamış olan Garry Kasparov tarafından kaleme alınmış. Kendisinden önceki satranç ustalarının oyunlarını, en son satranç yazılımlarının da yardımıyla gayet detaylı bir şekilde analizler eşliğinde sunuyor bize Kasparov. “Benim Ustalarım” isimli kitabında, ilk dört dünya satranç şampiyonu Wilhelm Steinitz (1886-1894), Emanuel Lasker (1894-1921), Jose Raul Capablanca (1921-1927) ve Alexander Alekhin’in (1927-1935 ve 1937-1946) oyunlarının yanı sıra, dönemin satranç tarihini de konu alıyor. Kitap, satranç bilenler için önemli bir kaynak, öğrenmek isteyenler için de önemli bir ilham kaynağı.

Kasparov, kitapta bu dört büyük satranç ustasının yaşam öykülerini, kendine has anlatımıyla, dönemin politik ve kültürel anlayışıyla da bağdaştırarak kaleme almış. Böylece okunması zevkli ve zengin bir hikâye çıkmış ortaya. Büyük ustaların kendi tarzlarını satranç tahtasına nasıl taşıdığını ve yeni düşüncelerle oyunun teorisini nasıl zenginleştirdiklerini öğrenmek de cabası! Satranç ile ilgili herkes için eşsiz bir kaynak desek abartmış olmayız. Kitap, İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

Ve İnsan Makinaya Yenildi

Uzun yıllardır ilk defa tek bir Dünya Şampiyonu var artık ve Viladimir Kıramnik (Vladimir Kramnik) yeni ünvanı ile ilk kez bir karşılaşmaya çıktı. Rakibinin adı Deep Fritz 10.
Maç Almanya’nın Bonn kentinde yapıldı.Toplam 6 oyunluk maç öncesinde favori olan Deep Fritz yazılımıydı.Kıramnik de açıklamalarından yazılımı daha iyi konumda görüyordu ama kendisinin de kolay pes etmeyeceğini ifade etmişti. “İnsanlık adına gelişmiş bir satranç yazılımını yenmek için son fırsat olabilir” diyerek, karşılaşmanın önemini de ortaya koyuyordu şampiyon. 2002 yılındaki karşılaşmada Deep Fritz 7 ile 4-4 berabere kalmıştı Kıramnik fakat aradan geçen zamanda Kıramnik tecrübesini arttırmış olsa da, karşısında eskisinden daha hızlı, saniyede 8 milyon hamle hesaplayan ve oyunun her konumunda en az 9 hamle ilerisini hesaplayacak çift çekirdekli 5160 sisteme sahip bir makine vardı.

İlk maç berabere sonuçlandı (oyun sonrası analizler Kıramnik’in kazanca daha yakın olduğunu gösterdi).İkinci oyunda bu tarihi maçı daha çok hatırlanır kılıcak bir başka olay oldu; Kıramnik oyunda en azından eşit bir konumdayken, rakibinin bir hamlelik mat tehdidini görmeyerek maçı kaybetti. Diğer üç maç berabere sonuçlandı.Son maçta siyahlar ile risk alan Kıramnik başarılı olamadı ve insan, makinaya 4-2 yenildi.

Yazılımın gösterdiği oyun gücü, makinanın sanki bir satranç bilincine ermiş olduğunu gösterir seviyeye geldi. Bilgisayarın muazzam hesap gücü yanında konumsal derin değerlendirmeler de yapmaya başladığı söylemek mümkün.Bundan sonra makinalar şampiyonların peşinde değil, şampiyonlar makinanın peşinde koşacak gibi.

Ve Birkaç nükte..

iran şahına satrancı sunan bilge karşılıgında ne istedigi soruldugunda şu çok bilinen cevabı vermiştir:

ilk kareye bir bugday tanesi, yanındakine onun iki katı, onun yanındakine de onun 2 katı…

padişah olaya jawslıyo “hemen verin istedigini” diye ama sonra bir de bakıyor ki 2 üzeri 64…

iyi olabilmenin sadece zeka ve tecrube ile mumkun oldugu yoketme oyunu.

kazanma ihtimalinin yuzde 33,3333333333….. oldugu oyun.

çok zevkli bir strateji oyunudur kanımca.

karizmatik bir oyun. saç beyazlatır, açlığı unutturur, adamı altına ettirir.

64 kare vardır ki hepsinin yeri gonlumde ayrıdır.herkesin her karede bi anısı vardır kanımca.

ilk ciktiginda adi caturanga imis zamanla satranc haline gelmis.

rakip zeki biriyse kasmanın zevkli oldugu bir oyun.

dunya satranc sampiyonlarindan cabaplanca daha konusmayi beceremezken ogrenmis bu oyunu. babasi bir arkadasiyla mac yapmis ve
arkadasini yolcu ettikten sonra capablanca babasina “hile yaptin baba” deyince babasi sasirmis ve nasil oldugunu sormus. at
“L“ seklinde hareket ediyor ama sen capraz oynadin demis. bunun uzerine babasi onunla oynayinca satranci seyrederek
ogrendiginin farkina varmis. ve babasini yenmis.

oldukten sonra cabaplanca’nin beynini acmislar ve normal bir insaninkinden cok daha fazla kivrim oldugunu gormusler.

cocukken okudugum cizgi korku kitaplarindan birinde satranci iki ulkenin liderleri canli insanlarla oynuyorlardi. liderler
buyuk bir alandaki localarda karsilikli olarak oturuyorlar ve oynamak istedikleri taslarin (insanlarin) adini soyluyorlar,
aldiklari taslar alan adamlari tarafindan oldurulup oyun sahasindan disari tasiniyordu. bu sahneyi yillar sonra simdi adini
hatirlamadigim bir filmde seyretmistim.

derler ki oynayıp da beceremeyen aptaldır.

şansa ve bahaneye yer olmayan oyun. (ve/veya spor)

sanal günlük oyunda ülke olarak can arduman’a yenildik.rövanş eylül ayı ortalarında.

satranç stillerinden bir de “yıldırım” vardır. çok zevklidir. rakiplere 2 şer dakika (değişebilir) verilir (mecburen satranç
saati ile oynamak gerekir). amaç bu süre sonuna kadar rakibi yenmektir (doğal olarak). o ne stresstir, o ne zevktir,
anlatamam. bizim üniversitenin** birincisini ancak bu şekilde yenebildiğimi de belirtmek isterim.

hata yapmazsanız yenilmezsiniz.

ruh hastasi eden bir oyun! katildigim turnuvalarda ben dahil iyi oynayip da manyak olmayan yoktu…cok disiplinli ve surekli
bir calisma gerektirir. zekayla uzaktan yakindan hicbir alakasi yoktur!

tamamı ile zeka ve mantıga ddayali bir oyundur oynanirken onemli olan herzaman birkac hamle otesini gorebilmektir.

satranç oynarken oyuncular birbirlerinin taşlarını çatır çatır yemeye başladılarsa bilin ki oyunun artık bir esprisi
kalmamıştır, düğümler çözülmeye başlamış, kimin kaybedeceği çoktan belli olmuştur artık, oyunun esas keyifli sekansı taşların
konumlandırıldığı, savaş öncesi strateji arenasıdır, o kısım keyiflidir, stress, heyecan, işleyen beyin hücreleri oradadır,
tabi bence.

oyunun atası : shatranj (hindistan)

oyunun yuzlerce sene onceki ilk kuralları:

vezir sadece capraz iki kare ilerler

fil capraz bir kare ilerler

at,kale aynıdır

sah oyun ıcınde sadece bır kereye mahsus at gıbı hamle yapabılır (eger rakip sah cekmemısse)

bır pıyon hangı tasın yerıne gelmısse karsı sırada, o tasa donusur(sah harıc tabıı kı)

piyonlar ilk acılısta bıle tek kare ılerler

sahmat yapan gene! kazanırken, pat yapan oyunu kaybeder..

sivrisinegin yikanabilecegi ve filin bogulabilecegi denizdir. (hint atasozu)

bu oyunu oynayanların zeki ve matematiklerinin iyi oldukları söylenir,doğruluğu tartışılır.bende de einstein’ın beyni var
zaten.

hayatın nadir demokratik ortamlarından biri.

“oyunlarin krali, krallarin oyunu”

satranc ve yasamin kendi arasinda bir bag oldugu oteden beri iddia olunagelmistir. gm lev polugayevski, “bana bir
buyukustanin partisini gosterin, ogle yemeginde ne yedigini soyleyeyim.” demeye kadar vardirmistir bu durumu. dusuk duzey
satranc egitiminin, imgelem gucu, konsantrasyon ve diger zihinsel melekeleri kuvvetlendirdigi maalesef dogrulanmis olsa da,
isi daha ileri boyutlara tasimak, bireyin ustune gereksiz bir hirs ve sinir yuku bindirir.

ustelik, bir satranc kitabinin onsozu soyledir:”bu kitabi okumaya baslamadan once iki kere dusunun sayin okur; zira insan
iradesi sigarayi, ickiyi nihayet limitinde uyusturucuyu bile yenebilir, ancak satranci asla!” satranc mikrobunu yotan birinin
iflah olma olasiligi yok denecek kadar dusuktur.satrancci, aktif oyunculugu birakir; hakem olur, satranc yazari olur,
antrenor olur, monitor olur vs, ancak camiadan kopmak hicbir zaman mumkun olmaz. gorece en cok ruh hastasi satranccilar
arasindan cikar. bu kisiler, ancak kendileri gibi insanlarla bir arada olduklarinda nispeten rahat edebilirler. satranc
kulubune gidebilmek icin, karisina zamparalik yapmaya gittigini soyleyip, kiskanclik kavgalarinin ortasinda sinirle(!) kapiyi
vurup cikarak dogru kulube kosan satrancci sayisi hic de az degildir. simdilik bu kadar.

kafasi calişmayan bir rakiple zaten bir boka benzemeyecek, kafasi calişan bir rakip karşisinda alinan keyfin yer yer kazanma
duygusunun bile onune gecebilecegi oyun, kronolojinin belki de en keyiflisi.

stephan zweig’ın bir kitabına ismini veren,kitapta da anlatıldığı gibi bir insanın 24 saat üzerinde uğraşabileceği,zihnin
sonuna kadar kullanıldığı,stratejinin hayati önem taşıdığı oyun.

kendinizi geliştirmenizle birlikte, sizi adım adım imkansızlarınıza yaklaştıran zihin sporu.

en iyi oyun.

teorik olarak oynanabilecek en uzun satranç oyunu, 5949 hamlede beraberlik ile biter:

http://www.drpribut.com/sports/chfaq04.txt

http://www.usaweekend.com/99_issues/990627/990627chess.html

pratikte oynanmis en uzun oyun, nikolic – arsovic, belgrad 1989’da oynanmis olup,

269 hamledir ve beraberlikle bitmistir:

http://www.logicalchess.com/info/trivia/l.html

“chess is a mental torture”.kasparov

“when in doubt — play chess.” tevis

“life is too short for chess.” byron

“the loser is always at fault.” panov

“chess is a curse upon a man.” h.g.wells

“chess is the art of analysis.” botvinnik

“i hate anyone who beats me.” lisa lane

“chess was capablanca’s mother tongue.” reti

“let the perfectionist play postal.”seirawan

“a good player is always lucky.”capablanca

“there are no heroes in chess.”cory evans

“one bad move nullifies forty good ones.”horowitz

“the older i grow, the more i value pawns.” keres

bir oyun programı yazarken yapılacak en hatalı tercihlerden biri..

hakkında yazılmış kitapların sayısı diğer bütün oyunların toplamından daha fazla olduğu oyun.

estonya kanunlarına göre seks yaparken oynanması yasak olan oyun.

iran şahının çok iyi tavla bilmesine rağmen bir takım ballı insanlara yenilmesine dellenip vezrine icat ettirdiği oyun.
gerçekten de bir takım yok italyan açılışı yok fransız savunması yok macaristan matı şeklinde şablonize edilse de hala
maksimal düzeyde bir zeka oyunudur. en azından insan ırkı için… zira kombinasyonların sınırlı olması bilgisayarların salt
donanım gücü ile yenilmez olabilmesini sağlar, tek eksik yeterince güçlü bir konfigürasyondur, yeterince güçlü konfigürasyon
üzerinde çalışan en kötü satranç ai’si bile mevcut ihtimalleri sıralayıp en iyisini seçebilecektir. bir insanın bu işlem
hızına ulaşması en azından mevcut beyin kullanım yüzdesi ile mümkün olmadığı için bizlere hala bir zeka oyunudur

satranç tahtasının başındaki 2 kişinin gerçek savaşı. profesyonelleştikçe teorik bilgi önem kazanır. fakat teorik bilgi
ezberden çok anlayışa dayanmalıdır. çünkü her teorik bilgi yanında seçimleri ve devam yollarını getirir ve her devam yoluda
sizin ve rakibin yaptığı hamlelerle şekillenir. yani teorik bilgi ve ezber görüldüğü kadar da önemli değildir satrançta.
amacı olan her hamle doğru olmaya aday hamledir. mühim olan bu amaç doğrultusunda satrançta önemli olan 3 unusuru göz önüne
getirmektir : pozisyonel üstünlük , tempo , materyal üstünlük. bu üç kavram üzerindeki dengeler oyunun gidişatını belirler.
satranç boş bir tuale iki ressamın sırayla şekil çizmesi gibidir. ve eğer iki taraftan biri oyunu bırakmazsa son hamleyi
yapan kazanır.

tasavvufta satranç taşlarından şah kainat’ı, diğer taşlar da anasır ı erbaa‘yı temsil ederler. vezir ateşe, kale toprağa, fil
havaya, at da suya işaret eder. divan ve halk edebiyatında da, müfteilün-müfteilün-müfteilün-müfteilün kalıbında yazılmış
şiirlere satranç denir. benzer vezinlerde yazılmış satrançlar varsa da sayıca azdır bunlar.

deep blue ve fritzin torunlari tarafindan mukemmel satranc partisinin (veya partilerinin) bulunmasi sonucu anlamsizlasacagini
dusundugum icin biraktigim oyun

farkındalık(awareness) ve önceden tahmin etme(forecasting) olaylarını mükemmel biçimde insan beynine empoze eden bir tür
düşünsel oyun.

hayatın basitliğinden sıkılanlar için hayatı daha karmaşık yapmanın yolu. 1 büyük karenin içindeki 64 karede verilen savaş.
kaybettiğinde bile çok kazandıran spor. sistematik düşüncenin ve sebep sonuç ilişkisinin en güzel gösterimi.

modern satranç diye tabir edilen satranç** rastgele yerleşim olduğu için hiçbir şekilde satranç sayılamaz. her satranç
taşlarıyla oynanan oyun satranç sayılamaz***. satranç oyununun ana temasında rastlantıya yer yoktur. ayrıca satranç oyunu
asla ezbere dayalı değildir. her ezberin (doğru telafuzu teorik bilgidir) fikrini de ana temasını da bilmek gereklidir. ana
teması olmayan teori ancak 10 – 15 hamle işe yarar.

aslinda bizim klasik anlamda oynadigimiz versiyon hint satrancidir.. bu oyun perfect oynanildigi surece beyaz tasla
oynayanlar her zaman kazanir, siyahlarin yapabilecegi en iyi sey beraberlige zorlamaktir.. ancak, gunluk satranc oyunlarinda
perfect’den uzak bircok hata yaptigimiz icin her iki tarafinda kazanma olasiligi degisebilmektedir… eger bu perspektiften
bakilirsa, satranc bir strateji oyunu olmaktan ziyade bir hatalar oyunu olarak da tanimlanabilir..amac hatalari minimize
etmekdir..bir optimizasyon surecidir.

satrançta uygun rakip bulmak zordur. genellikle ya yenilirsiniz ya da yenersiniz.

– oğlunuz ne iş yapar?

– piyondur kendisi?

– ?..

– bir hamlesi var amcası sonra vezir çıkacak.

– haa!.. iyi o zaman.

satranç ilkokullarda zorunlu ders olmalıdır.

aynı zamanda bir halk şiiri türüdür.

aruzun (müfte’ilün, müfte’ilün, müfte’ilün, müfte’ilün) kalıbıyla ve musammat gazel biçiminde yazılan şiirlere denir.

mısraların kafiyeli parçaları alt alta dizilirse dörtlüklerden oluşan bir biçim ortaya çıkar.

satranççıların iyi bildiği (muhtemelen hint kökenli) çok doğru bir quote da şudur.

“aptallar satranç oynayamaz ama sadece aptallar satranç oynar”.

Kaynaklar

www.satranc.net
www.wikipedia.org
www.istegenc.com.tr
www.sozluk.sourtimes.org
www.fazlamesai.net

12 yorum

  1. Çüşanzi, ben bu adamı niye bir türlü yenemediğimi anladım şimdi 🙂 Ben sadece taşların nereye gidebildiğini biliyodum 😀 Eline sağlık, güzel yazı olmuş, öğrendim bayağı birşey.

    1. yazı çok güzel, ellerine sağlık.Zorunlu ders olmalı demişsin doğru demişsin zaten dünyada ders olarak gösterilen tek ülke ama zorunlu olsada birşey fark etmez.satranç insanın zamanını ister verebilecek çok kişi olduğunu sanmıyorum.

  2. ya kerem bragh satranç nedir fln…en son oynadığımızda çok pis kepmiştim vezirini(zuhahaha cümle bir facia)once gel benı yen ondan sonra oyna bu oyunu…hem insanları bilgilendirceksen git go yu fln yaz millet gorsun orensın bende ogrenıym bu arada 😀

Yorum yaz