Neyse…
Hayatımda ilk defa bir yazıya başlarken nereden nasıl başlayacağımı belirleyemedim. Kaç gündür bir şeyleri yazıp yazıp siliyorum. Göğsüme sancılar saplanıyor, kendimle defalarca çelişip en sonunda mutsuz bir şekilde başımı yastığa gömüyorum.
… … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … …
Açıkçası özel hayatımı burada pek yazmak hoşuma gitmiyor ama fazla ayrıntıya girmeden kısaca bir şeyi anlatmak istiyorum sizlere.
Bugün gözlerimi mutlu bir güne başlama umuduyla açmıştım hayata, nitekim de öyle oldu. Uzun zamandır ilk defa güneşli bir Pazar günü yaşadığım semtten ayrılarak hayatımın en değerli insanıyla buluşmaya gitmek için sabah erkenden yola koyuldum. Buluştuğumuz da her şey çok güzeldi ve yüzümüzden gülümseme eksik olmuyordu. Bu hoşnutluğun devam etmesi için sinemaya karar verdik ve eğlenceli bir film olma konusunda hem fikirdik.
Sınav filmini çoğunuz tahminimce biliyordur. Ben filmin fragmanlarını uzun zamandan beri sinemalarda izliyordum ve gitmek istiyordum. Vizyona girdiğini gittiğimiz sinemada tesadüfen fark ettim ve ona gitmek istediğimi hafiften olsa da belirttim. Karşımda ki kişi büyük bir hoşgörüyle kendide istercesine ( ki zannediyorum kendiside merak ediyordu) hadi gidelim diye teklif etti. Memnuniyetle kabul ettim. Açıkçası bazı şeylerin başıma geleceğini hiç düşünmemiştim.
Filmin başlangıcı beklediğim gibi espritüel ve güzel başlamıştı, nede olsa bir Ömer Faruk Sorak yapımı diye düşündüm. Filmi izledikçe gülmeye eğlenmeye başladım fakat sahneler ilerledikçe kendi hayatımdan o kadar çok şey bulmaya başladım ki şaşkınlık üzerine şaşkınlık yaşadım. Yanlış anlaşılmasın arabesk edebiyatı yapmak istemiyorum. Kendi hayatımdan bir şeyler bulduğumu söylerken çevremde ki insanları da kastettiğimi belirtmek isterim.
Neyse, konuya devam edelim. Filme gülme amacıyla gitmiş iken, ilk perde kapanana kadar gözyaşlarımı tutayım derken dudaklarımı ısırmaktan kanattım. Ama ikinci yarısı başlayınca artık daha fazla kendimi tutamadım, gözyaşlarım kısık sesli hıçkırıklarla yanaklarımdan süzülmeye başladı. Yanımda ki insanı da şaşırttım ve üzdüm biraz. Kendi neslimin ve benden bir önceki ve sonraki neslin içler acısı hayatını öyle bir şekilde senaryoya yansıtmışlar ki tepkisiz kalmak imkânsız oldu benim için. Hayatın ta kendisi o filmin içindeydi ve sanki ben filmde herhangi bir karakterdim. Bir dakika önce kahkaha atarken şimdi gözbebeklerim ıslak bir ışıllıkta karanlıkta parlıyordu.
İnanın bu benim için yılın filmi oldu. Tek talihsizliği Hokkabaz filmi ile aynı dönemde gösterime girmesi galiba. Fakat kesinlikle izlenmesi gereken bir film, inanın pişman olmayacaksınız. Senaryosuyla, çekim kalitesiyle, oyunculuğu ile ve müzikleriyle başlı başına trajikomik bir şaheser. Abartısız, sade ve yaşamın içinden… Kesinlilikle izlemenizi tavsiye ediyorum…
Film çıkışında başka bir gerçek aklıma geldi. Bu sefer içim kan ağladı…
Neyse…
… … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … …
Ama yazmadan duramayacağım galiba…
Günlerce birisinin aklımda olan bu gerçeği forumda bile olsa yazsın diye dua ettim. Bir kişinin dikkatini çeksin biri isyanını dile getirsin dedim ama maalesef artık umutlarım tükendi. Kimsecikler tek kelime dahi yazmadı ya da ben göremedim. Forumumuzda feminen geçinen bayan üyelerin en ufak kadın erkek üzerine açılan konulara tez yazarcasına cevap verirler iken bu konuda sessizliğe bürünüp, başlarını kuma gömen deve kuşlarından bir farklarının olmadığını da görmek beni ayrıca kahretti.
Hiç birinin fikri yok muydu bu konuyla ilgili? Yoksa haberlerimi yoktu? Yahut da bile bile görmemezlikten gelerek özellikle bu olayların ülkemizin doğusunda yaşandığı için mi seslerini çıkarmıyorlardı? Anlayamadım inanın. Sebep hangisi olursa olsun bence hepsi birbirinden vahim.
Kısa bir zaman zarfında kadınlarla ilgili bir konu yazmıştım ve bir daha yazarsam kadın popülizmi yapmakla suçlanacağımdan dolayı kendimi bu yazıyı yazmaktan alıkoymuştum. Ama artık vicdanım daha fazla susmama izin vermiyor, yeter artık isyan ediyorum! Kim ne derse desin ne düşünürse düşünsün bu yazıyı yazmak, bu tepkiyi vermek zorundayım. Bugüne kadar susarak bu vahşi feodal sistemin bir parçası olduğum içinde kendimden ayrıca utanıyorum. Susmamam gerekliydi, şimdi sadece konuşmak yetmiyor isyanımı dile getirmek için.
Evet, hiç bir şeyi tek başına değiştiremeyeceğimin bende farkındayım. Ama Güldünya’ya, Zeynep’e, Ümmi Gülsüm’e ve adını sayamadığım birçok kardeşime bu yazıyla acılarını paylaştığımı haykırmak istiyorum sadece. Hepsi bir hiç uğruna öldürüldüler hayatlarının ilkbaharında. Biri tecavüze uğradı, diğeri bir radyo istasyonundan bir şarkı isterken yayında ismi geçti, bir ötekisi iftiraya uğradığı için ailesinin namusunu kirletti diye hunharca katledildiler. Ya da kendisinden 60 yaş büyük bir adama başlık parası altında satılmak istenirken kaderine isyan edip canına kıydı.
Yazılacak o kadar çok şey var burada fakat o kadar duyarsızsınız ki, kelimeler boğazımda düğümleniyor. Sadece susuyorsunuz, birileri sizlerin canını yakmadan hiçbir şeye tepki vermiyorsunuz! Hayatı geyik muhabbetlerinden ibaret görmeniz beni çıldırtıyor açıkçası.
Batman’da bir ay önce 9 yürekli kız yürüdü bu olanlara karşı bir isyan olarak sessizce. Cesaretlerinden ve duyarlılıklarından dolayı önlerinde saygıyla eğiliyorum…
Neyse…
… … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … …
Bir konu daha var değinmeden geçemeyeceğim. Biliyorsunuz sitemizin meşhur bir sloganı var ‘Yerli Gruplarına Sahip Çık!’ diye. Şimdi izlediğim filmle ülkemizde yaşanan törerizmi karşılaştırınca birde üstüne hayat sıkıntısını ve diğer büyük problemleri koyunca bir soru geliyor aklıma. Yerli gruplarımız bizim gerçeklerimize ne kadar sahip çıkıyor diyorum kendi kendime. Bırakın bazı sorunları dile getirmeyi Türkçe metal müzik yapmayı bile utançla karşılıyor çoğu yerli grubumuz. Halktan, gündelik yaşamdan o kadar kopuklar ki çoğu zaman ne anlattıklarını veya ne için müzik yaptıklarını kendileri dahi bilmiyor. Şimdi bana ne diyecekler kardeşim benim müziğim enternasyonal, illa politik olmak ya da gündelik sorunlarla ilgili müzik yapmak veya Türkçe müzik yapmak beni ilgilendirmiyor diye. Bir bakıma da kendince haklı olabilirler. Fakat o zaman bende size diyorum ki lütfen bir beklenti içinde olmayın, ülkemizde bu müziğin gelişmemesinden dolayı ona buna suç atmayın. İnanın müziği dinleyen kesim sizin Norveç dağlarında olma fantezilerinizle ya da iki savaş karşıtı söz yazıp ortaya çıkmanızla ilgilenmiyor. Dünyada bu konularla ilgili çok iyi müzik yapan gruplar var ve sizde onların birer taklidi olmaktan ileriye gidemiyorsunuz açıkçası. Neden iyileri varken sizleri dinlesinler ki? Artık insanlar kendi yaşadıklarını duymak istiyorlar. Kendi dillerinde özellikle! Sanki çok okuyan bir toplumuz ya hepimizin 3/5 tane yabancı dili var sizler İbranice söyleseniz bile bizler anlayacağız!?
Nasılsa çoğu kişi anlamıyor diye beceremediğiniz brutal scream vokallar arasında bozuk İngilizcenizle saçma sapan sözleri de yutturmaya çalışıyorsunuz ya oda ayrı bir mesele zaten. Sakın yanlış anlamayın burada İngilizce karşıtlığı yapmıyorum ama onu da doğru dürüst yapamıyorsunuz ki be kardeşim! İnsanlar sizi anlamıyor ve sizde inanın kendilerine dair hiçbir şey bulamıyorlar.
İnanın bir Haluk Levent ya da Manga vb. bu yüzden dolayı sizden daha fazla ilgi görüyorlar. Müzikleri çok mu kaliteli, çok mu iyi? Bence kesinlikle hayır sıradanlar. Fakat o rock müzisyenleri ve gruplar bazı şarkılarında halkla aynı dili konuşuyorlar. Sizinde fark etmek istemediğiniz konu bu işte. Sizler gerçek yaşamlarımızdan çok kopuksunuz. Bu müzik bir alt kültürdür ama siz öyle bir hale getirdiniz ki bu işi sanki belirli bir sınıfa ait hissini uyandırıyorsunuz insanlarda. İnsanları küçük görüyorsunuz. Bu şekilde inanın bir yere varamazsınız. Sadece sizler biliyorsunuz, sadece sizin yaptıklarınız dinlediğiniz gruplar iyi diğerleri işe yaramaz. Yok öyle bir şey, kendinizi kandırıyorsunuz!
Hadi bu olanları da geçtik diyelim.
Birde konuyu şöyle düşünelim sizin açınızdan düşünelim diyorum. Tamam, siz dünya çapında düşünüyorsunuz, yurt dışına açılacağız düşüncesindesiniz. Century Media ya da Nuclear Blast vb. gibi plak şirketinin yöneticisi sizlere sormayacak mı kendi ülkenizde ne yaptınız diye? Kendi ülkende bir varlık gösteremez iken Avrupa ya da Amerika’da ne yapabileceksiniz diye sormayacak mı? Yanıtı çok basit, kocaman bir HİÇ! Darbukacı diye dalga geçtiğiniz Orphaned Land bile bu ülkede sizin toplam dinleyicilerinizden daha büyük kitlesi var. İnsanlar sizlerden daha çok yakın buluyorlar Orpahaned Land ı neden acaba?
Boş hayaller peşindesiniz inanın, sizin taklit ettiğiniz gruplar Amerika’yı çoktan keşfettiler. Siz ancak kendinizi ve gittiğiniz barlarda ki insanları kandırabilirsiniz ancak biz keşfettik diye! Bizlerden sizlere sahip çıkmamızı bekliyorsunuz ama sizler bize sahip çıkmadıktan sonra, bizlerin isyanını anlatmayıp, dertlerimize ortak olmayıp, yükselen sesimiz olamadıktan sonra bu bekleyiş inanın nafile. Çoğunuz hatıra olsun diye demo ep çıkarıyorsunuz zaten. Birde bu rezaletleri bizden milliyetçilik palavralarıyla satın almamızı istiyorsunuz. Yeter artık ya! Ya doğru dürüst müzik yapın ya da bu müziğin sırtında ki kambur olmaktan vazgeçin. Bu şekilde devam ettiğiniz sürece sırtımız size hep dönük olacak buna emin olun. Sakın beni yanlış anlamayın bunu her grup için söylemiyorum ama doğru dürüst bir şeyler üretmeye çalışan o kadar az kişi var ki bu camiada inanın onların hakkını yenildiğini düşünerek bu yazıyı yazdım. Doğru, dürüst ve gerçekçi müzik yapmaya çalışan insanlara her zaman saygım vardır ve ben olmasam da onlar bu ülkede zaten o saygınlığı kazanmış durumdalar. Ama onlarda seslerini çıkaramıyorlar. Ne adam gibi bir medya yayınımız var, webzine adı altında kurduğumuz internet ortamlarımız zaten çingene bohçası gibi, herkes birbiri ile kavgalı saçma sapan bir kargaşa içinde. Sidik yarışı yapıyoruz sadece. Rüzgâra tükürmenin bir faydasını görmediğimizi anlayamıyoruz bir türlü, boşa kürek çekiyoruz. Bu durumdan dolayı da ufak tefek gruplar saçma sapan işlere imza attığı zaman kimse ses çıkaramıyor. Ah doğru bir medya ve eleştirmenler olsaydı bu böyle olur muydu acaba?
Neyse…
… … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … …
Aslında yukarıda ayrı ayrı yazdığım üç konuyu tek tek ele alsam hepsi başlı başına uzun bir konu oluşturur. Ama internette yazı okumak zor biliyorum sizi de fazla yormak istemedim, aksiliğimde üzerimde zaten. Uzadıkça uzar bu konular. İsterdim ki hepsini ayrıntılı yazayım ama o kadar duyarsızsınız o kadar tepkisizsiniz ki bu haliniz insanı çıldırtıyor. Depolitize olmuşunuz birçoğunuz farkındayım ama gittikçe hayattan da soyutlaşıyorsunuz, farkına varın artık lütfen! Sizler alt kültürü temsil eden müziği dinliyorsunuz ve bu müzik protest yapılı insanları ait bir müzik, bu sizin için hiçbir anlam ifade etmiyor mu? Farkındayım artık biraz fazla oluyorum. Fakat sizler sustukça ben suratlarınıza gerçeğimizi haykırmaktan vazgeçmeyeceğim. Bir işe yaramayacağında biliyorum ya…
Neyse…
… … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … … …
Her yazımın sonuna bir şarkı, şiir, resim eklemek alışkanlık gibi oldu ve aslında böyle yapmayı da seviyorum açıkçası. Sınav filminin bir şarkısı ile son noktayı koymak istiyorum… Özgürce yaşıyorum özgürce düşünüyorum ve hissettiklerimi yaşıyorum. Belirli kesim Türk gruplarından nefret etse de, bizi de Türkçe müzik dinlediğimiz için aşağılasalar da… Neyse!…
sevemedim ben bu günü
sevemedim başından
göremedim geçtiğini
yanıbaşımdan en yanımdan
gelemedim ben oyuna
gelemedim yaşımdan
kovaladım sevdiğimi
yanıbaşımdan her yanımdan
yaşamadım ben bugünü
yaşamadım inadımdan
göremedim geçtiğini
yanıbaşımdan her yanımdan
ellerin uzanmasın
uzak dursun
tenin sakın dokunmasın
hayal etikklerim bana yakışmasın
inancım yok benim

3 yorum
Müzik konusunda, acayip derecede savundugum bir konuya deyinmişsin.Bilgisayarımda MetalTR Klasörü var,ve içine girdiğimde türkçe grup ismi bulmak bile zor..Niye TürkRock gruplarımız salakmı onları koyuyor? niye Metal gruplarımızın gözü hep dışarılarda? Pentagram’a filan laf atıyorlar,fakat onların ezgileriyle kendilerininki birmi..Onlar kadar hiç öne çıkabildilermi..Tamam pentagramda ingilizce sözlerle yapmış olabilir.Fakat En azından Ezgileri,Bazı parçaları türkçe idi..Türk grubu olduğunu anlıyabiliyorduk. Gruplar bence bırakmalı şu şovenistliği.Türk olduklarını unutmamalı.
Kendi sorunlarımız içinde o kadar boğulmuşuz,o kadar gözümüz başka bişeyi görmez olmuşki…sana hakvermemek elde değil !!!Yazdıkların çok doğru konular…bi ışık olsun hepimize derim ben.. Türkçe müzik konusunda da bi bilgi eklemeden geçemicem..Moribund Oblivion’ın 2007 Ocak ayında çıkacak olan albüm tarzının Türkçe sözlü senfonik dark metal olarak bahsediliyor..
Açıkçası büyük bir merakla bekliyorum ben albümü ve çokta umutluyum…Birileri bir yerlerden başlamalıydı diye düşünüyorum ve sonunda bir başlangıç yapıldı..Artık hayırlısı…
türkçeye bu kadar önem wericeksek nie o zaman bu sitede herkesin kullanıcı adı ingilizce… yazarın görüsünü bende savunuyorum ama insan birazda kendine bakmalıı (iğneyi kendine çuvaldızı başkasına misali yani…) . NEYSE…