İçeriğe geç

Bir Istanbul Yalanı

Yağmurun toprağa gebe olduğu bir sonbahar gününde,vapurların peşine takılan martılara eşlik etmeyi çok eskiden beri severim..Hava ne kadar kapalıysa,güneş ne kadar küskün ise İstanbul`a,deniz bir o kadar çoşar dalgalarla…Martıların çığlıkları karışır puslu rüzgarlara.Lodos anne şefkatiyle okşar darmadağın saçlarımı…

Yunuslar dans ederken Ayasofya`ya karşı,vapura çarpan dalgalar yüzümü yalar…Mutlu bir düşün içinde sanırken kendimi,bir tarafım Kız kulesi gibi yüzyıllardan beri genç bir kıza ağlar…

Ayrılık da;ölüm gibi yılan soğukluğunu taşır.Hele birde yalnızsam,Kız Kulesinin hüznünü dahada benimseyerek yaşarım içimde…

Ortaköy Camii,bir Mevlevi dervişi edasında mimarisi ile neyzenidir boğazın..Beş vakit şehrin günahlarını siler ilahi bir sesle..Birde sabah ezanı vardır ki sormayın..Artık inancım kalmasa da bazı şeylere,umut veren bir gözyaşı olur,karışır Boğazın serin sularına..

Kanlıca unutulmuş eski aşkları yaşatmaya çalışsa da,İlk aşk gibi unutulmaya yüz tutmuştur..Bir kaç soluk hatıra taşır yüzünde,gerdanındaki kayıklar gibi yaşlanmıştır..

Şehrin beton ormanından kaçan kuşlar Yıldız Korusuna sığınıp son nağmelerini söylemektedirler..Bu kadar gürültünün içinde ah bir seslerini duyurabilseler keşke…..Kim bilir neler söylüyorlardır İstanbul adına….

Varoşların yalın ayaklı çocuklarını yağmurun altında mendil satmaya çalışırken görseydi,kahrından ölür müydü Barbaros Hayrettin Paşa,Beşiktaş iskelesinin önündeki kabristanında bir daha….

Dolmabahçe hüzünlüdür her zaman ki gibi…Ata`sının acısını hala taşır yüreğinde…Ne ihtişamı umurundadır nede güzelliği.O`nu en iyi anlayan 09:05 geçen saatlerdir,Birde takvimlerin 10 Kasım yaprakları.

Sevda Tepesi artık özgürlüğü olmasa da hala o sonsuz aşkı yaşatır benliğinde.Genç Teğmen ile Sevda`sının neden iki kurşunla sonlandığını sır gibi saklar…

Beyoğlu`dur artık,Pera değil. 6/7 Eylül günlerinde kovmuşuzdur gerçek İstanbul beyefendilerini.Ağaların,aşiret çocuklarının beylerin oğullarına parsellemişizdir sokak sokak.Hangi yanına baksak bir tarih ağlıyordur,hapçıların esrarkeşlerin alkoliklerin esaretinde.

Kaç kişinin hayatı bitiyordur kim bilir bir gün içinde.Çocuklarını bile kirletmişlerdir,ya ellerinde bir cigaralık,ya da broşür dağıtmaktadırlar.İnsanlar o`nu harcarlarken bilmezler ki kendilerini bitirmektedir.Muhallebinin de tadı yok çikolatanın da,en iyisi yak bir sigara daha.Karaköy`e ne kaldı ki şunun şurasında…Galata Mevlevi Hanesinin önünden mi geçsem yoksa bir tramvay ile köprü altına çabuk ulaşıp rakı balık mı yapsam?

Orhan Veli tadında baksam da Eminönü`nden Gülhane`ye,ne Nazım`ın İstanbul`unu görürüm karşımda nede Sultan Ahmet`in.

Kim bilir Hazerfan Çelebi uçtuğunda Galata köprüsünden İstanbul`u ne çok sevmişti.Kendisini din düşmanı gösterip ölüm fermanını imzalayan zihniyetin torunları,Anadolu`dan 15 yaşında ki genç kızları getirip Karaköy`de bir mamaya verip et pazarında satışa çıkarttıklarını bilse,Boğazın serin sularına bırakırmıydı kendini gözyaşlarıyla?

Heybeli Ada hala sürgün prenslerini bağrına basar harabe Bizans mezarlıklarının arasında.Işıl ışıl yanar evlerin ışıkları,Bostancı`ya el sallar uzaktan uzağa.Büyük Ada Sedef Ada`sını koynuna alır geceleri aşk şarkılarıyla..Kınalı Gelin ise Burgaz`a tutkundur,denizin ortasında birbirlerine sürgün yaşarlar aşklarını..

Pendiğin balıkçıları küsüp Tuzla`ya dümen kırsa da artık,pek umut yoktur deniz kızı Eftalya dan ..Adem Kaptanın takasıyla çoktan terk etmiştir bu diyarları..

Kalamış bir huzur sahili edasıyla durmaya çabalasa da dimdik,yaşlı köpeklerinden başka yoktur kimsesi..Birde Fenerbahçe parkı olmasa,kim bilir ne yapardı o zengin züppelerinin keşmekeşliği arasında.

Kadıköy gerçek sahiplerini yaşlandı bahanesiyle evlerinde yalnız ölümlere terk etse de,özler çoğu zaman eski Bahariye`sini Moda sahilini..Elinden gelen bir şeyi olsa,çoktan bağrından söker atardı zaten,barlar sokağını da,amerikan kültürü kıvamında ki her şeyi.Boynu büküktür kilisesinin de,Osman Ağa Camii`de..Bit pazarı artık kene pazarına dönüşmüş olsa da hala Antikacılar eski hatıralara sahip çıkarlar.

Kim bilir kaç insanın hayatını vitrinlerine dökerler…Ölüm bile pazarlanmamıza engel olamıyor galiba.Kim bilir bir gün o güzel anılarımız kimlerin evlerinin süsü olacak..O mutlu aile fotoğraflarımız bir eskicinin tahta arabasında nereye yol alacak?

Bakırköy teslim olsa da şehrin çılgın intiharına,biraz umudu vardır Ataköy`e doğru..Belki bir gün biri feryadını duyar da tutar o güzel ellerinden, kendisi için şiirler söyler..O kadar sanatçı yetiştirdi ki içinden,biri gerçekten hatırlayıp bir söz söylese adına nasıl mutlu olurdu acaba?

Kara tren ile gelip Haydarpaşa Garına,tahta bavulundan başka hiç kimsesi olmayanların çocukları, Tarabya ve Etiler`de geceleri zindan ederken İstanbul`a,Vefa İstanbul`da bir semt adı diyesim gelir…Evet artık hatırlayan kimsesi kalmadı galiba…

Ah İstanbul … Öyle çok sevmişim ki Seni….Yaşadıklarımın sebebi hep sensin… O kadar çok ortak noktamız var ki senle bir bilsen ah

İnsanların yanıldıkları şey ikimizde,büyüleyici karanlıkta ki yalan güzelliğimiz..Hiç anlamaya çalışmazlar bizi,asla tanımak istemezler..Sadece görmek istediklerini görür,alacaklarını alıp ruhumuzu kirletip terk ederler.Bilmezler ki canları yandıkların da tek suçlu biz değiliz.Biraz da bunu kendileri istemişlerdir aslında..

İyi yanlarım da Sen,kötü yanlarımda Sen..

Olduğumuz gibi bizi hiç kabul etmediler..Hep değiştirmek istediler ama nafile… Bak işte şeklimiz değişse de gün geçtikçe,hala eskisi gibi aşk kokuyoruz ikimiz de.

Buna ikimizden başka kimse inanmasa da..

Şimdi bir şarkı söylemek lazım..

Sana,Bana ve Aşka dair…

Çok mutsuzum İstanbul.Sana sığınıyorum,

Al beni koynuna…

Bir İstanbul yalanı olsam da…

N`olur…

Uzanıp Kanlıca`nın orta yerinde bir taşa

Gözümün yaşını yüzdürürüm Hisara doğru

Yapacak hiç bir şey yok gitmek istedi gitti

Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti

Bir lodos lazım şimdi bana

Bir kürek bir kayık

Zulada birkaç şişe Yakut

Yer gök kırmızı

Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp

Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

Ah İstanbul İstanbul olalı hiç görmedi böyle keder

Geberiyorum aşkından,kalmadı bende gururdan eser…

4 yorum

  1. Dostum nefis bir yazı olmuş tek kelimeyle.Bir çırpıda okuyuverdim. Edebi yönüm çok zayıftır bu nedenle istediğin şekilde yapıcı eleştirilerde bulunmam pek olasılık dahilinde değil.Ne kadar beğendiğimi söyleyebiliyorum ancak. Umarım devamını getirirsin biz de zevkle okuruz yazdıklarını

  2. Bir İstanbul hüznü yaşadım yazıyı okurken.Büyük bir özlem duydum, uzaktayken daha mı değerli oldu bilmiyorum ama yazılanlar bir yumruk gibi oturdu içime..Eline, yüreğine sağlık. Yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum..

    1. Gerçek ten çok güzel istambul bu kadar güzel anlatılır ama herzaman bu kadar mutlu değil istanbul kirlenmedimi yalanlarla sevgisizlik artmadımı tüm dünyadaki gibi yinede yaşıyoruz iste herşeye rağmeni istanbul ve kirli insanlarıyla,

Yorum yaz