İçeriğe geç

Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

WHISKY

40 Gönderiler
32 Üyeler
0 Reactions
14.9 K Görüntüleme
(@c0rpser666)
Gönderiler: 19
Active Member
 

İlerisi parlak xD


 
Gönderildi : 30/11/2007 1:05 pm
BtgKowboy
(@btgkowboy)
Gönderiler: 67
Trusted Member
 

Elimde Whisky nin "Güneşin Tahtı" ile "Babaanne" albümleri var paylaşım isteyen P.M. den bana ulaşabilir.


Dont Panic
No Fırfır
This is Turkish Technology

Bertuğ-Lord Bael:Guitar
[email protected]

 
Gönderildi : 02/12/2007 9:00 pm
rocking80s
(@rocking80s)
Gönderiler: 21
Eminent Member
 

Birinci ağızdan alınmış bilgilerle yazılmış bir Whisky biyografisi:

Ama Yine de WHISKY Yakar Bizi !

Konumuz Türk rock ve heavy metal ise eğer, Türkiye'de '80 'lerin sessiz rock tarihine damgasını vurmuş Whisky'den söz etmeden geçmek olmaz. Türkiye'nin ilk türkçe sözlü hard rock/heavy metal albümü "Babaanne" 'yi çıkarmış olan Whisky'nin hikayesini okurken, Türk rock ve metal müziğin aslında ne zor şartlar altında kurulduğunu, maddi imkansızlıklar, toplum baskısı ve devlet otoritesi tarafından dışlanmışlıkla ,çalabildikleri son notaya kadar savaşan Rock 'N Roll'un onurlu şövalyelerine ne kadar minnettar olmamız gerektiğini daha da iyi anlayacaksınız.

Sanatın devlet baskısı altında olduğu, sözün söylenemediği, eylemin yapılamadığı, düşünülemeyen, yazılamayan, konuşulamayan, darbe sonrası dönem, kahrolası '80 'ler...Cem Karaca'nın provakatif sözleri, Erkin Koray'ın psychodelic şarkıları, öte yandan Ajda Pekkan'la göbek atan milyonlar...O dönemde devrimcilerin, prograsiflerin, öfkeli kalabalığın düşlediği Türkiye'yi mümkün kılan tek bir şey vardı, Rock 'N Roll.Whisky, tam da bu dönemde, 1979 yılında Kamil Özaydın tarafından İstanbul'da kuruldu.Grubun ilk kadrosunda davulda Kamil Özaydın, gitarda Ümit Altın, bas gitarda Nevzat Özkıranatlı ve vokalde Erhan Şakar vardı. Fakat bu birliktelik 2 provadan öteye gidemedi. Erhan Şakar'ın vokalden ayrılmasıyla grup yeni vokal ve 2.gitarist arayışına girdi.O yıl gruba dahil olan basçı Faruk İkikat, Kamil Özaydın'ı, arkadaşı Serdar Çokuslu ile tanıştırdı ve daha sonra uzun yıllar grubun demirbaş elemanı olacak Serdar Çokuslu, 2.gitarist olarak gruba dahil oldu. Fakat provalardan sonra Serdar, Kamil'in ısrarlarıyla Whisky mikrofonunu da eline aldı ve bir daha hiç bırakmadı.
Amaçları, kuşaklar çatışmasını, baskıyı, şiddeti, susturulmayı bir kenara bırakmak; sevginin, barışın, hoşgörünün rock'n rolldan geçtiğini herkese anlatmak, dünyada çiçekler açtırmaktı.
Grup bu hedef ve kadroyla son sürat provalara başladı.Fatih'te, arkadaşlarına ait kullanılmayan bir kömürlük buldular.Burayı temizleyip aldıkları ekipmanlarla bir prova stüdyosu haline getirdiler.Prova stüdyosu dediysem, yanılmayın, ekipmanlar 2.el eski gitarlar,anfiler ve topkapı bit pazarından alınmış,berbat durumda olan 3 parça bir davul setinden ibaretti.O yıllarda Türkiye'de enstürman bulmak, hele ki iyi enstürman bulmak çok zor ve pahalı bir işti.Fakat Whisky yılmadı, el birliğiyle aletleri onarıp provalara başladı.Tarihler 1980' i göstermekteydi.
Kamil,tam bir beste makinası misali hergün yeni şarkılarla çıkıyordu grup arkadaşlarının karşısına. Bu sıralarda Kamil'in okul arkadaşı Ahmet Dağaşan'ın söz ve besta yazarı olarak gruba destek vermesi, şiirsellik ve söz gücü anlamında gruba büyük bir ivme kazandırdı."Bak Biz Genciz" şarkısı ise gelecekte Ahmet Dağaşan'a ait bir Whisky klasiği olacaktı.
3 yıllık hırs ve inanç dolu prova sürecinin ardından 1983' te Whisky, ilk kez bir organizasyona, İstanbul Tepebaşı Gazinosu Rock Festivali'ne davet edildi.Grup artık sahneye çıkma şansını yakalamıştı.Tüm elemanlar sevinçten ölmek üzereydiler.Whisky, sahneye çıktı ve konser sonunda alkışlar arasında sahneden indi.Bu, onlar için çok iyi bir tanıtım olmuştu.Bu festivalden sonra grup, o yıllarda popüler olan gençlik çaylarına katılıp, Hard Rock soundunu tüm gençliğe iletmeye başladı.Fakat bu sıralarda bas gitaristin askere gitmesi nedeniyle grup bassız kaldı.Kamil, çok radikal bir karar alarak davuldan bas gitara geçti ve bagetleri Yüksel Ünver'e teslim etti.Ensturman bulmak gibi ensturmanist bulmak da bir hayli zordu o yıllarda.Bu nedenle grubun varlığı için herkes müzikal yetenekleri doğrultusunda farklı pozisyonlarda çalmak zorunda kalıyordu.Yine de Rock 'n Roll savaşında ayak kalmak için tüm elemanlar kişisel zevklerinden vazgeçmeye hazırdı.
Bu arada grup, 1984 yılında "Bak Biz Genciz" şarkısını kaydetti ve dönemin tek televizyon kanalı olan TRT'ye yolladı.TRT denetleme kurulu "Bak Biz Genciz" e yayınlanır onayını verirse artık televizyona çıkıp, dertlerini daha geniş kitlelere anlatma imkanı bulacaklardı.Aylar sonra TRT'den gelen rapor şöyleydi:

Söz: Yayınlanır
Müzik: Yayınlanır
Şarkı: Yayınlanır
Grup: Yayınlanamaz.

Gerekçe: Bira reklamının bile yasak olduğu bir devlet kurumunda Whisky isimli bir grup yayınlanamaz.

Türkiye'ye hoşgeldiniz! Gülünesi bir nedenle grup, kurula takılmıştı.Yapılacak fazla birşey yoktu.Amaçlarına ulaşmak, hard rock müziği geniş kitlelere duyurmak için fedakarlık yapıp, isimlerini değiştirdiler. "Yüzdeyüz" ismiyle tekrar başvuruldu ve TRT kapılarını Whisky'ye açtı.Onlarca TRT programında "Grup Yüzdeyüz" olarak boy gösterdiler.TRT dışındaki aktivitelerde ise "%100 Whisky" adıyla sahneye çıkıyorlardı.
Tüm grup elemanlarında Türkiye'nin ilk Hard 'N Heavy albümünü ortaya koyma inancı vardı.Stüdyoya girip ellerindeki parçaları kaydetmeye karar verdiler.Fakat ortada mali sıkıntılar vardı ve kayıt parasını ödeyebilecek bir durumda değillerdi.1984'te "Stüdyo Değişim"e gidip mali açıdan peşin para ödeyemeyeceklerini ama iş bitiminde para bulabileceklerini söylediler ve şaşırtıcı bir biçimde stüdyo ikna oldu.Böylece kayıtlara başlandı.
Bu arada kayıtlardan önce grup elemanları yine değişmiş, davulun başına Philip Sümbülkaya, 2.gitara ise Engin Tümer geçmişti.Bu kadro, 2 uykusuz gece ile 31 saat süren kayıt sonrası, hard rock temelli, Türk Rock tarihinde bir ilke imza atacak olan "Babaanne" albümünü ortaya çıkardı.Fakat grubun bu sevinci bir süre sonra hüzne dönüştü.Çünkü albümün stüdyo ücretini ödeyemediklerinden bandı stüdyodan alamıyorlardı. Ve bu süreç tam 2 yıl sürdü.Üstelik grubun diğer iki elemanı Philip Sümbülkaya ve Serdar Çokuslu gruptan ayrılma kararı almış,Kamil tek başına kalmıştı.Fakat yılmaya hiç niyeti yoktu, çünkü elinde güçlü bir Whisky ismi ve en önemlisi bitmiş bir albüm kaydı vardı.1986'da yapımcı Piccatura firmasıyla anlaştı ve "Babaanne" resmen raflarda yerini aldı.
Kamil Özaydın'ın bitip tükenmeyen enerjisi insanları hayretle içinde bırakıyor ve Kamil, rock/heavy metal'in Türkiye'deki temellerini attığını biliyorcasına sağlam adımlarla,yalnızlığı bahane etmeden yolunda yürüyordu.Yeri geliyor eşini solist yapıyor, yeri geliyor kendi çalıp söylüyordu.Fakat askerlik zamanı gelmişti ve çok iyi bir noktadayken gruba ara vermesi gerekti.Ama o hep besteledi, askerde besteledi, askerden geldi yine besteledi, içindeki anarşik duruş notalarda hayat buldu.
Askerlik dönüşü Kamil kaldığı yerden devam etmek istiyordu.İhtiyacı olan parayı sağlyabilmek için Kadıköy'de bir müzik dükkanı açtı(Halen Kadıköy Çarşısı'nda faaliyet gösteren,Kamil Özaydın'dan sonra Serdar Çokuslu'nun devraldığı Whisky Guitar Shop). Yepyeni bir kadro kurdu ve yola çıktı.Bu yeni kadroda vokalde Pentagram'dan yeni ayrılmış olan Ogün Sanlısoy vardı.Davula da o sıralar müziğe yeni başlayan Alpay Şalt'ı davet etti.Fakat birkaç prova sonra Ogün Sanlısoy gruba uyum sağlayamadı ve vokal koltuğunu bıraktı.Grup yeniden dağılmıştı.Kamil türlü uğraşlarla kadroyu yeniden topladı ve Serdar Çokuslu'yu da tekrar ikna etti.Böylece Whisky, davulda Alpay Şalt, gitarda Kamil Özaydın, 2.gitarda Arif Deniztoker, basta ve vokallerde Serdar Çokuslu ile yeniden ateşlendi.Artık grubun bir menajeri bile vardı.Kamil'in gazeteci bir arkadaşı,Bülent Şar, grubun menajerliğini üstlendi ve ekibe yeni televizyon programları,konserler gibi birçok imkan sağladı.Bu sırada yeni kaydedilen parça "Binnaz" için bir tv kanalı klip çekti. Klipte Kamil Özaydın, uyumakta olan bazı kitlelerin dikkatini çekmek için bir sahnede kendini canlı canlı ateşe verdi ve bir alev topuna döndü(hile tabiiki).Gerçekten de bu klip tüm basın organlarının ilgi odağı haline geldi.Akılcı bir davranıştı, çünkü rock müziğe ilgi duymayan birçok insan bu klip sayesinde Whisky'den, daha da önemlisi Türkiye'de de bir hard rock soundu olduğundan haberdar oldu.Bu şarkı sayısız tv programına imza attı ve Whisky' yi adından sıkça söz edilen bir grup haline getirdi.İşler bu kadar ilerlemiş, grup iyice ivme kazanmş, tam da Kamil'in '79 da hayal ettiği yere gelmeye hazırlanırken, beklenmedik birşey oldu. Kaydedilen bir başka şarkı, "Cadı" 'nın klip çekimleri sırasında, 17 Mayıs 1992'de Kamil Özaydın geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti.Ürekenliği, enerjisi, Rock 'n Roll aşkı, grubunu üst noktalara taşımak için ordan oraya koşturup, Türkiye'de rock müziğin daha geniş kitlelere ulaşması yolundaki mücadelesi,Kamil Özaydın'ı ölene kadar bir frontman ve bir Rock savaşçısı yapmıştır.
Bu acı kayıp grubu şaşkınlığa ve üzüntüye boğmuştu.Kamil grubun kurucusuydu, yeri geldiğinde basçısı, davulcusu, vokalisti, gitaristi, zaman zaman ise menajeri idi.Whisky' yi Whisky yapan Kamil Özaydın'dı ve şimdi herkes grubun ne yapacağını merak ediyordu.Grup hızla tekrar toplandı ve bas gitara Çağatay Ateş'i dahil ederek Kamil'in anısına çoğu onun bestelerinden oluşan "Ateş Suyu" albümünü 1993'te kaydetti.
Kamil'in bıraktığı mirası kaldığı yerden devam ettirmek isteyen Serdar Çokuslu, grup elemanları, menajer Bülent Şar ve ticari işlerden sorumlu Ahmet Dağaşan ile görüştü ve hep beraber Kamil'in Whisky'sini daha da ileri götürme kararı aldılar.Bir yanları eksik olsa da, grup yeniden yollardaydı.
Konserler, tv programları...Grup hergün biraz daha tırmanıyordu merdivenin basamaklarını.3 seneyi ordan oraya koşturarak ve beste yaparak geçiren grup, 1996'ta tekrar stüdyoya girdi. Whisky'nin unutulmaz şarkısı "Yak Bizi" 'nin A1 parçası olduğu, ekibin prestij albümü olan "Güneşin Tahtı" 'nı kaydedip piyasaya sürdüler.Ardından önce "Yak Bizi" şarkısına, daha sonra "Dünya" parçasına klip çekildi."Dünya", rock müzisyenlerinin çevreye olan duyarlılıklarının bir kanıtı gibiydi.
Grup 1998'de son bir albüm daha yaptı."Dünyanın Kapısı" albümü, unplugged olarak kaydedilmişti ve içinde yeni şarkıların yanısıra eski parçalardan bazılarının da akustik versiyonları bulunuyordu.Bu başarılı albümden sonra işler değişmeye başladı.Piyasadaki müzikal kirlenme grubu olumsuz etkiledi.Whisky ekonomik olarak kazanım elde edemiyordu.Bu yüzden grup elemanları yavaş yavaş piyasa şartlarında müzik yapan insanlarla çalışmaya başlamış, Whisky ile olan mesailerini azaltmışlardı.Bu, grubun sonunu getirdi ve Whisky 2001 yılında dağıldı.
Böylece bir rock kalesi daha piyasa şartlarına teslim oldu.
Şimdilerde Serdar Çokuslu yeni bir kadro toplamış, Whisky şarkılarından oluşan bir repertuarla tekrar yola çıkmış durumda.Çeşitli konserler ve festivallerde yer alıyor.Fakat bana sorarsanız, Whisky zaten "Güneşin Tahtı"ndan sonra, zirvedeyken sonra erdi.Serdar Çokuslu da artık yeni işlerle insanların karşısına çıkmalı, efsaneyi olduğu yerde bırakmalıdır.

Bir doğuş ve batış öyküsü.Önce toplum baskısı, maddi imkansızlıklar, hoşgörüsüzlük, devlet sınırlamaları; sonra piyasa şartları, acımasız rekabet, müzikal kirlilik... Rock 'n Roll yolunda bir ömür savaşan, yenilseler de geride çok önemli şeyler bırakan, şimdi sahip olduğumuz koşullarda çok emeği olan Whisky ve Whisky gibi birçok Türk Rock tanrısına teşekkürü bir borç biliyorum.Biraz da müzikal olarak inceleyelim Whisky'yi.Bakalım babalar neler kazandırmış Türk rock tarihine.

İlk albüm, "Babaanne", genel olarak o güne göre çok hızlı ve sert bir albüm.Saldırgan ve hızlı gitar soloları ön planda.Ayrıca tonlar çok iyi olmasa da bence muhteşem bateri partisyonları var.Ama albümün en dikkat çekici ve cezbedici tarafı kesinlikle sözler."Babaanne" 'de sen zamanın gerisinde/ben zamanın ilerisinde/bunu sana anlatmak/işte bütün mesele babaanne diyerek kuşaklar arası çatışmayı anlatan, "Bak Biz Genciz" 'de hey dur dinle bak/sevgi dolu bir sokak/giremessen içine/anlamazsın nedir rock sözleriyle kendilerini dışlayan topluma öfke kusmak yerine kendini anlatıp herkesi rock müziğin ritmine çağıran lirikler, "Hoşgörü" de ise hey sen/hoşgörü nedir bilsen/sen de seveceksin beni diyor, ki bu sözler "tamam, istersen dinleme rock falan, ama bari hoşgörülü ol kardeşim, insanız hepimiz" gibi çok insani bir mesaj vermekte aslında..Bunların dışında aşk üzerine yazılmış çok güzel şarkılar var albümde.Gerisi için de bir zahmet edinin albümü, baştan sona dinleyin.
İkinci albüm, "Ateş Suyu", Kamil Özaydın'a itafen yapılmış bir albüm.Bu albümün çok değişik bir yapısı var.Şarkıların yarısı ağlarken, diğer yarısının içinde çiçekler açıyor sanki.Albüm ismi de buradan geliyor zaten, ateş ve su, iyilik ve kötülük, hüzün ve neşe...Birbirlerini var eden zıt kavramlar.Ama öyle bir parça var ki,"Cumartesi", bir cumartesi aramızdan ayrılan Kamil Özaydın' a şimdi ağlıyor gözlerim her cumartesi diye sesleniyor sanki.Eğer bu şarkıyı dinleyipte gerçekten kaybedilmiş bir müzisyenin acısını duyuyorsanız içinizde, siz gerçek bir rock müzik sevdalısı, gerçek bir insansınız emin olun.O acıyı duymayacak bir rocker tanımıyorum ben.Albümün gerisi de müthiş,mutlaka dinlenesi.Ve bir de ağıt var albümde.İç acıtan bir gitar solosunun ardından Serdar Çokuslu'nun ağzından Kamil' e bağlılık yemini edercesine şunları söylüyor Whisky:
" Sevgili Kamil, öyle çok seviyoruz ki seni, yokluğuna katlanabilmek için seni yok saymıyoruz.İşte senin eserin, işte senin Whisky'in.Sana, büyüklüğünü bir kez daha gözler ve kulaklar önüne serme mutluluğumuzu sunuyoruz.Sevgili Kamil, hepimizin sevgilisi Kamil, ölümsüzlüğünle yak bizi! "
Ardından üçüncü albüm geliyor, "Güneşin Tahtı". Şahsen favori albümüm.Müzikal ve liriksel olarak Whisky 'nin doruğa çıktığı albüm Güneşin Tahtı, birçokları için de grubun prestij albümüdür zaten.Şarkılar saymakla bitmez, tüm şarkılar dinlenesi, hatim edilesi.Ama A1 şarkısı "Yak Bizi" her zaman tüm şarkılar içinde ayrı bir yere sahip.Öfkeli bir gitar solosuyla başlayan şarkı,ilerleyen dakikalarda Serdar Çokuslu'nun çıkışları,karakteristik bas yapısı ve yine hızlı sololarıyla kendinden geçiriyor dinleyeni resmen.Hele bir nakaratı vardır ki,öfke taşar,sığmaz olur bedene, "Yak biziieee" diye haykırası gelir insanın her dinleyişte.Sokakta, otobüste yada kamuya açık biyerde iseniz bu bir sorunsala dönüşür, ya içinizde patlayacaktır bu haykırış, yada yak bizi diye bağırıp yanınızdaki teyze ve amcaların "cık cık cık" sesleriyle karşı karşıya kalacaksınızdır.Siz yine de haykırın, içinizde kalmasın.
Ve Whisky'nin son albümü, "Dünyanın Kapısı".Bu da çok başarılı bir albüm,fakat ortaya pek yeni bir iş koymamıştır.Yine de elektro gitarları uçuran abilerin akustik gitar üstündeki marifetlerini de mutlaka dinlemelisiniz.Kayda değer tek yeni şarkı Dünyanın Kapısı şarkısıdır bu albümde.Çok güzel bir girişi vardır ve sözleri savaş,ölümünü soğukluğu ve düzen yarışı üzerinedir.Her ne kadar albümün kapağında Unplugged ibaresi bulunsa da bu şarkıda distortion gitar sesi duyulmaktadır, ki fazla karıştırmamak lazım,şarkıyı gayet güzel tamamlıyor.
Eğer bu yazıdan sonra Whisky dinlemeye karar verirseniz, size bir rockerin Whisky'ye başlama kılavuzunu vereyim:
"Babaanne, Rock'n roll'u bir dinle, Bak biz genciz, Hoşgörü, Binnaz, Cumartesi, Cadı, Yak bizi, Yabancılar, Dünya, Ayna, Çılgınlık zamanı, O yıllar, Dünyanın kapısı."

Siz bir yudum alın, bir daha istesenizde bırakamazsınız zaten, çünkü bu Whisky, yakar sizi !


 
Gönderildi : 26/03/2008 6:06 pm
intylerwetrust666
(@intylerwetrust666)
Gönderiler: 87
Trusted Member
 

güzel yazı olmuş rocking80s


Neobux

ClickSense

Corebux

 
Gönderildi : 28/03/2008 12:57 am
wASp
 wASp
(@wasp)
Gönderiler: 567
Honorable Member
 

whisky demişken aklıma geldi ...bass gitarım bi haftadır dükkanda umarım satmamışlardır acil işim vardı sap ayarı olcak die bırakıp gittim :D


ağlayın su yükselsin, belki kurtulur gemi..

 
Gönderildi : 28/03/2008 1:09 am
panik_431
(@panik-431)
Gönderiler: 747
Prominent Member
 

rocking80s,
Ellerine sağlık! muhteşem bir yazı! :)


I, wanna rock and roll all nite, and party every day

 
Gönderildi : 28/03/2008 1:32 am
anguish
(@anguish)
Gönderiler: 3334
Famed Member
 

özledim nerdesiniz şimdi .....


Ölüm dansı yapan kelebekler gibi, yüzüm hep ışığa doğru...

 
Gönderildi : 27/05/2008 6:50 pm
Whisky21
(@whisky21)
Gönderiler: 40
Eminent Member
 

tek kelimeyle mükemmel ölene kadar dinlenilcek bir grup..ayrıca yukardaki biyografi çok güzl paylaşan arkadaşın ellerine sağlık


I Admit; Ive Lost Control...

 
Gönderildi : 30/05/2008 9:45 pm
anguish
(@anguish)
Gönderiler: 3334
Famed Member
 

[img]


Ölüm dansı yapan kelebekler gibi, yüzüm hep ışığa doğru...

 
Gönderildi : 11/05/2009 1:05 pm
Freddy_myers
(@freddy-myers)
Gönderiler: 1823
Noble Member
 

Whisky!!!!!

Geri dönüyorlar.!!


it can't rain all the time

 
Gönderildi : 12/05/2009 12:29 pm
Sayfa 3 / 3
Paylaş: