İçeriğe geç

Forum

Satanizme Hukuki Ba...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Satanizme Hukuki Bakış...

42 Gönderiler
16 Üyeler
0 Reactions
8,250 Görüntüleme
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 
[#18905]

Daha önce birçok defa Satanizm üzerine başlık açıldı, ancak hepsi de türlü tartışmalar sonucu kapatılmak zorunda kalındı. Öncelikle bu konuyu hiçbir inanç sistemini tartışma amacıyla açmıyorum... Burada göstermek istediğim, Hukuki açıdan Satanizm'e nasıl bakıldığıdır... Hepimizin hatırlayacağı, birçoğumuzun uzun zaman boyunca siyah renkli hiçbir t-shirt, gömlek vs. giyemememize ya da giyip de Taksim'de ya da Akmar'da dolaşamamamıza yol açan üzücü bir olay yaşanmıştı... İşte bu olayla ilgili verilen ilk Yargıtay Kararı... Sonrasında da yine bu olayla ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Kararını da ekleyeceğim... Umarım sitede boş inanç tartışmalarına neden olmaz...

T.C. YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
E. 2001/4274 K. 2002/361 T. 6.2.2002
• SATANİZM ( Şeytana ve Kötülüğe Tapma İnancına Sahip Olan Sanıkların Canavarca His Sevkiyle Mağdureyi Öldürmeleri )
• TASARLAYARAK ADAM ÖLDÜRME SUÇU ( Şeytana ve Kötülüğe Tapma İnancına Sahip Olan Sanıkların Mağdureyi Öldürmelerinin Canavarca His Sevkiyle Adam Öldürme Suçunu Oluşturması )
• CANAVARCA HİSLE ADAM ÖLDÜRME SUÇU ( Şeytana ve Kötülüğe Tapma İnancı Olan Satanizm Dolayısıyla Mağdureyi Öldürüp Irza Geçme Eyleminde Bulunan Sanıklar )
• NAAŞA HAKARET ( Sanıkların Mağdureyi Öldürdükten Sonra Irzına Geçmeleri )
• ŞEYTANA TAPMA ( Satanist Olan Sanıkların Canavarca Hisle Mağdureyi Öldürdükten Sonra Irzına Geçmeleri )
765/m.178,448,450/3-4
ÖZET : Bir Tanrıya bağlı olmama ve "şeytana ve kötülüğe tapma", onları yücelterek kötü ve mel'un olan şeylerin iyiliğe dönüşeceği inancı, isyan, başkaldırma, özgüven ve seksin ön plana çıkartılmak istendiği inanç hareketini yani Satanistliği benimseyen sanıkların, bir süre önce tanıştıkları öleni, inançları gereği yapacakları ayinde "şeytana kurban edip ırzına geçmeye" karar verip, birlikte gittikleri Mezarlıkta şarap içip bekledikleri "şeytanın mesajı geldiğinde, öleni boğmaya başlayan erkek sanıkların ve sanık Zinnur'un da ölenin bacağına bıçak saplayarak birlikte öldürdükten sonra soyarak bir sanığın onun ırzına geçtiği, diğerlerinin kalkıştığı olayda eylemlerin" toplum bilinç ve ahlakının geniş tepkisini çekmesi, tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimini sergilemesi psikolojik güdüyü anlatması" nedenleriyle "canvarca his sevkiyle öldürme" ve erkek sanıkların da "naaşa hakaret" suçları belli kabul edilmelidir.

DAVA : Şehriban'ı kasten öldürmekten sanıklar Ömer, Engin ve Zinnur Gülşah'ın yapılan yargılamaları sonunda: Hükümlülüklerine, adları geçen sanıklar Ömer ile "Engin'in naaşa hakaret suçundan beraatlerine ilişkin ( İstanbul İkinci Ağır Ceza Mahkemesi )nde verilen 14.3.2001 gün ve 400/61 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar ve müdahil taraflarından istenilmiş sanıklar Ömer ile Zinnur duruşmada talep etmiş ve hüküm mahkumiyete ilişkin kısmı re'sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: Sanık Ömer hakkında duruşmalı, diğer sanık Zinnur'un duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız, diğer temyizler veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR : 1- Sanık Engin'in, dosyaya yansıyan kimliği ile doğum kaydındaki bilgilerinin uyumlu bulunması ve bu konuda herhangi bir itirazın olmaması karşısında sanığa doğum ve adli sicil kaydının okunup diyeceğinin sorulmaması sonuca etkili bozma nedeni görülmemiştir.

2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde cezayı azaltıcı sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık Ömer müdafinin teşdidin yerinde olmadığına, TCK. 463. maddesinin uygulanması gerektiğine, sanık Z. Gülşah müdafinin eksik soruşturmaya, suç vasfına, TCK. 463. maddesi uygulanması gerektiğine,msanık Engin müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

Ancak; Müdahil vekilinin öldürme ve naaşa hakaret suçlarına hasren ve aleyhe olan temyiz itirazı nediniyle yapılan incelemede;

I ) OLAY:

"Satanist" olduklarını kabul ve ifade eden her üç sanığın, kısa bir süre, önce tanıştıkları maktüle Şehriban'ı, inançları gereği ayın 13. günü yapacakları tapınma ayininde kurban edip ırzına geçmeye karar verdikleri, bu karar doğrultusunda gerekli malzemeleri sağlayıp, maktüleyi de kandırarak ağaçlık tenha bir yer olan Ortaköy mezarlığına getirdikleri burada getirdikleri şarapları içip, uzunca bir süre oyalanıp şeytandan mesaj bekledikleri, bekledikleri mesaj geldiğinde öldürme kararını gerçekleştirmek için sanıklardan Ömer ve Engin'in hiçbir şeyden habersiz olan maktülenin boğazını, boynunu sıkıp, ağız ve burnunu kapatmak suretiyle boğmaya çalıştıkları, fiillerini birlikte icra ederken sanık Zinnur Gülşah'tan da maktülenin direnişini kırması için elindeki bıçağı vurmasını istedikleri, Zinnur Gülşah'ın da maktülenin bacağına 6 cm. derinlikte bıçağı saplamak suretiyle asli manevi katılımı yanında fer'i maddi katılımıyla da maktüleyi birlikte boğarak öldürdükleri, nabız ve boynunu kontrol edip öldüğüne kanaat getirdikten sonra sanık Ömer'in maktülenin üstündeki gömleğini göğüslerini ortaya çıkaracak şekilde açıp, giydiği kot pantolan ve külotunu da aşağı sıyırmak suretiyle soyduktan sonra cinsel ilişkiye geçtiği, ve akabinde de sanık Engin'den aynı şeyi yapmasını istediği, fakat Engin'in uğraşısına rağmen ereksiyon nedeniyle başarısız kaldığı, bilahare cesedin bulunmaması için yanlarındaki çekiç ile çukur kazıp içine maktüleyi attıkları, üzerindeki bel çantasını, saatini, cebindeki üç milyon lira parasını aldıktan sonra toprak ve çalılarla kapatıp gittikleri, çantasındaki parfüm ve kartları attıkları suçta kullandıkları bıçak ve çekiçi yıkadıkları, bulunur endişesiyle belçantasına taş koyup denize attıkları, yakaladıklarında yer göstermeleriyle çantanın denizden bulunup çıkartıldığı, cezai ehliyetlerinin tam olduğu belirlenen sanıkların öldürme ve naaşa hakaret fiillerinde saiklerinin şeytana tapınma gereği olduğunun sanıkların savunmaları ve bunu doğrulayan tanık anlatımları ve otopsi bulguları ile açığa çıktığı, mahkemesince de ve delilere uygun biçimde öldürmenin şeytandan emir gelmesi nedenine bağlandığı görülmüştür.

II-SATANİZM NEDİR:

Mahkemesince öldürme ve naaşa hakaret nedenini teşkil eden "şeytana kurban" etme olayı üzerinde durulmamış ise de; suça vasıf verme açısından bu husus önem taşımaktadır,

Şeytana tapma satanizm nedir?

Satan: Türkçe karşılığı şeytan olan Fransızca bir kelimedir. Satanizm ise; felsefede ve edebiyatta şeytana ve kötülüğe bağlılık, onları yüceltme demektir ( Meydan Larousse ).

Genelde anlaşıldığından farklı olarak, bu inançta olanlara göre; bir ilaha bağlı olmama anlamında "dinsizlik"e karşılık olarak kabul edilmekte, bazıları ise satanizmin sınırlayıcı Musevi-Hristiyan prensiplerinin verdiği memnuniyetsizliği ve bir biçimde dini yeniden tanımladığını ifade etmektedirler. ( Matt Paradise The Devil Work İn Obvious Ways S.3 )

Şeytana tapan ve kurulu düzeni devirmek isteyenlerin insanın varlığı ile yaşıt olduğu ancak M.Ö ve M.S. birinci yüzyılda gizli gruplar oluşturdukları, Ortaçağ döneminde "Cadı Avı" ile satanizme karşı başlatılan hareketin 17. yüzyıla kadar sürdüğü bu yüzyıl sonlarında gerçek satanistlerin 14. Louis'in çevresinde oluşturdukları gruplarla törenler yaptıkları, sunağa çıplak kadın yatırıp, bir çocukta, kurban ederek şeytan çağırdıkları bundan sonra sessizlik dönemine girip 19. yüzyılda yeniden artaya çıktıkları,1839'da kurulan Carmel Kilisesinin Papalık tarafından lanetlenmesine rağmen ( 1848 ), bu yüzyılda Eugone Vintras, Boulten, Hsymans ve lister Crowley'le varlıklarını sürdürdükleri, ancak satanizmi geliştiren, onu bir doktrin olarak empoze etmeye çalışanın Şeytan Kilisesinin kurucusu büyük rahibi olan ve "Kara papa" olarak da anılan Anton Lavey denilen kişi olduğu, Kafkas kökenli 11 Nisan 1930 doğumlu olan Lavey'in çocukluk ve gençlik yıllarında arslan terbiyeciliği, fotoğrafçılık, oyunculuk, hipnozitörlük yaptığı, beş yaşında müzik yeteneği keşfedilip efektronik müziği seçerek synthesizer teknolojisi üzerinde çalışmalar yaptığı, majikat müziği ararken okült müzik adını verdiği parçalar bestelediği, ona göre insanın; egoist; çirkin, habis ve korkulması gereken varlık olup kötü olanın şeytan değil aksine insanın kendisi olduğu ve kötülüklerini şeytan adının altına gizlediği, "Hristiyan Kilisesinin çağrısı beni tatmin etmiyor, burada marjinal bir formül yok, oysa dünyevi başarılar için belirli kurallar vardır. Bunlar beni doyuma erdirmiyor" diyerek 30 Nisan gecesinde ( San Fransisko - 1966 ) Şeytan Kilisesini açtığı, örgütünün eğitimli, üretken, eksantrik kişilerden teşekkül ettiği, grubunun amacının "Bireyselliğin bütünleştirilmiş enerjisini topladıktan sonra doğanın karanlık güçlerine ulaşmak olduğu, bu gücün şeytan olduğu, kendisinin şeytanın sesini dinlediği" / "Satanic Bible" ( Satanic İncil ), "Satanic Ritüels" ( Satanizm'ın Temelleri ) vb kitaplar yazdığı, Satanic İncilde satanizmin 9 ana kuralını açıklarken; "Satan; vurana öbür yanağını da çevir düşüncesine karşı intikamı-satan; insanın fiziksel, duygusal ve zihinsel mutluluğuna, memnuniyetine vesile olan günahları temsil eder" dediği, şeytanın müsamahayı, realiteyi, duru ve temiz bilgeliği, nezaket ve kibarlığı temsil ettiği, satanın özgürlüğünün, gücün ve kuvvetin temsilcisi olduğu, kilisenin ve mensuplarının ondan güç aldığı, ona göre şeytanın özelliklerinin bu kadarla bitmeyip aynı zamanda intikamı ve insanların arzuladıkları bütün günahları da temsil ettiği isyan baş kaldırma ve şehvetin şeytanda dolayısıyla bir satanistte olması gereken önemli hususiyetlerden olduğu, "Bir çoğunuzun hayat felsefesi; düşünülmesi yasak farzedilen şeyleri irdelemeyi engeller ve bunlardan kolay kaçış yolları arar, fakat biz bilinçli ve uyanık olursak mel'un olan şeyler bizim icin iyi şevlere dönüşebilir. Satanik kurallar satanistler için yazılmıştır ve satanist olmayanlar için uygun bir şekilde yararlı olmasına rağmen zihindeki bazı öğrenmeler buna engel olabilir " ( Anton Lavey The Devils Notebook Sh. 93 )." tarzındaki düşüncelerine rağmen satanizmde her şeyi olanca netlik ve açıklıkla ortaya koymadığı, satanizmin bütün insanlığı kucaklayan bir yaşam felsefesi diye açıklanmasına karşılık durumun böyle olmadığı, ABD işlenen yüzlerce cinayetin kendisini satanist olarak tanıtanlarca yapıldığı, bir Amerikan polisinin "Şeytanın Peşinde" adlı kitabında; satanistlerin çıkardıkları olaylara genişçe yer verdikten sonra, "iki satanist toplulukta rahibe mertebesine çıkarılan Marty Jonson; şeytana tapınma ayinlerinde satanistlerin yaptıklarını; "Teksasta Harris Country bölgesinden kaçırılmış sekiz yaşlarındaki küçük bir kız çocuğunun kurban edilmesine tanık oldum. Küçük kıza uyuşturucu verilmişti, gözleri dehşetten açılmış olarak başka çocukların gözleri önünde katledilmiştir. Amerikan polisinin bir bölümü için satanistler, kuşaklardan beri ibadetlerini gizlice sürdüren, bakımevlerinden çocuk çalan, katleden, kaçıran ve tecavüz eden aile üyelerinden oluşuyordu... uzmanlara göre cinayetler, işleyenlerin enerjisini zenginleştiren temel güçleri serbest bırakıyordur ( Girald Messadie; Şeytanın Genel Tarihi; 519 ). dediği, Matt G. Paradise: "Şu vurgulanmalıdır ki Anton Lavey'in Satanic İncili en azından satanizmin temellerinin anlaşılmasını sağlar. Benim söyleyebileceğimden çok daha fazlasını orada bulabilirsiniz." dediği ve devamla satan kilisesi ve üyeleri tarafından yayınlanan sanatik dergileri iyice incelemenin gelişen satanizle ilgili işleyen bir model olarak ayrı bakış açısı kazandıracağı, aynı kuruluşların oluşturdukları Web sitelerininde bu konuda yararlı olacağı satan'ın kısır düşünceye başkaldıran, hoşgörüyü cesaretlendiren, köleliğe karşı isyan eden insan doğasını ve bütün dünyevi teklifleri, getiren bir karakter olarak olageldiği, şeytana tapmak yerine onu örnek aldıkları, şeytanın ilah olmaktan ziyade sembol olduğu, satanistlerin bu sembolün kendilerine uyan tarafını seçtikleri, bu seçimin karakterlere ve coğrafyaya bağlı olduğu, bütün satanistlerde, satanın özellikleri olan isyan. başkaldırma. kendine güven ve şehvet bulunduğu ( MattParadise The Devil Works İnObvious Ways S:3 )

Satanist olmak için, belirli bir tek yolun bulunmadığı, tekillik ve başarının teşvik edildiği, Gotik Müzik, heavy metal veya klasik pop arasında fark bulunmadığı kiliseye uymadan da gerçek satanist gibi yaşamakla satinst olunduğu. "Letter to Satanic Youth" ( Şeytan Kilisesinin Yayını ).,

"The Black Book of Satan" ( Şeytanın Kara Kitabı ) adlı kitapda ise Conrad Robury'nin satanistlerde bulunması gereken 21 özellikten; "1-Zayıflık ve zavallılığa saygı gösterme, onlar hastaları güçlü yapan hastalıklardır, 2-Gücünü her zaman test et zira başarı güçtedir, 3- Mutluluğu zaferde ara, barışta değil... 5- Bir biçici olarak gelki o zaman tohum ekebilesin.., 6- Ölümünü göremiyeceğin bir şeyi çok sevme..., 9- Boyun eğmektense öl, sanat eserleri değil ölüm kılıçları üret, sanatın büyüklüğü burada yatar" dediği,

Şeytan Kilisesinin şimdilerde sadece A.B.D'de değil, dünyanın farklı ülkelerinde de görülmeye başlandığı, Dünyada ve Amerika da birbirlerinden farklı bir çok satanist tarikatın bulunduğu, bunların çoğunun Şeytan Kilisesi çıkışlı ve İlhamını Lavey'den aldıkları, satanist gruplar arasında en belirgin farklılığın kozmoloji anlayışları ve organizasyon metodlarından ibaret olduğu.

Satanistlerin kendi aralarında ödül alma törenleri düzenledikleri, internet aracılığı ile birbirleriyle irtibat kurup kiliseleri için paralar topladıkları, ayinlerinde gonk, kedi kanı, kara ip, şarap, zil ve mum gibi bazı ritüelleri kullandıkları; tapınmalarını, kimsenin görmeyeceği özel yerlerde yaptıkları, ayin için bütün argümanların mutlaka bulunması zorunluluğu bulunmadığı, güçlü ayin için ihtiyaç duyulan şeyin sadece sessiz bir yer olduğu, Satanik Kilisenin, "Mumu yakın önümüze koyun dik oturun, derin nefes alın, sakinleşin, aleve bakarken içinizden veya yüksek sesle "Karanlığın efendisi ben hazırım, senin gücünü içimde hissediyorum ve senin hayatımı şereflendirmeni istiyorum. Ben şeytanın sahiplendiklerinden biriyim, selam şeytan" deyin kosatre olun ve sizden geleni dinleyin. Başkasının veremeyeceği, kendinizden cevaplar; duyacaksınız. Bu Şeytanı kendi hayatınıza davet etmenin basit yoludur. O sizi çizgiye çekecektir ve mutlu, güçlü ve odak olmanız için ne yapmanız gerektiğini söyleyecektir. Size onu yapmanız için gerekli cesareti ve dayanıklılığı verecektir düşünceleriyle inançlarının gereğini yerine getirdikleri,

Satanistlerin tatil günlerinin olduğu, her satanistin ise doğum gününün onun tatil günü olduğu, çoğunlukla siyah giysiler giyip yeni üye için kitaplarını okuyanları imtihandan geçirip başarılı olanları aldıkları,

Dünyada satanistlerin tek ve belli kitabının bulunmaması, tarikatların ve gurupların her bir yöneticisinin farklı olması nedeniyle üç ana grup etrafında toplandıkları;

a ) Birinci grubu; Gençlik veya protest satanistlerin oluşturduğu, bu gruptakilerin protesto olsun diye bu dalda çare aradıkları, protestlerinin sebebinin toplum, materyalizm, norm düzenini veya bütün düzenler olduğu, bu grubun Black-Death metale yöneldiği, bunların satanizmin işaretlerini ( Pentagram, ters haç vs. ) açıkça taşıdıklarının görüldüğü,

b ) Şeytanı arkadaş seçen bu suretle kendilerini güçlü hisseden yarı professionel satanistlerin güç emelerine kavuşmasalarda küfürler vs. gibi şeylerle kendilerini avuttukları bunların çoğununu silah-uyuşturucu tüccarlığı veya tecavüzden sonuçta hüküm giyenler olduğu,

c ) Mülti nesil satanistlerin oluşturduğu ekolde "O.T.O ( Ordo Templi Orientis ) veya Fraternitas Saturnis" hiyerarşisinin hüküm sürdüğü bunların kendilerini topluma açmadıkları gibi bu gruba girmenin çok zor olduğu,

Satanistlerin; bir takım törenlerine bakıldığında; Önceden öldürülmüş hayvan veya insanın yarıldığı, içine gruba yeni girecek kişinin girdiği, töreye göre bu kişinin grubun içinde doğduğu; kurbanın derisinin büyücü tarafından soyulduğu, bu ayini izleyenlerin kurbanlarının çektiği acıdan güç topladığı, kurbanın boğuluncaya kadar su altında tutulduğu ve ardından cinsel ilişkiye girildiği, güç kaynağının kurbanın çektiği acı olduğu kurbanda açılan yaradan faydalanarak kurbana sihirli ameliyatla şeytan yerleştirildiği, çoğu zaman kediler veya köpeklerin yeni katılanlar tarafından kurban edildiği, kanlarının içildiği, törenlerinde kurbana gruptan birinin tecavüz ettiği ( Bu satanı temsil eder ) ( İnternet belgeleri., ve diğer yayınları )

III. SANIKLARIN SATANİZMDEKİ KONUMLARI

Sanıklar suç tarihinden önce tanıştıkları arkadaş oldukları kendilerini satanist düşünce, inançlarını da Satanizm olarak ifade ettikleri. ( Sanık Ömer'in 20.9.1999/24.9.1999/24.9.1999; sanık Zinnur Gülşah'ın 20. 9.1 999/24.9. 1999/24.9.1999; sanık Engin'in 20.9.1999 ve duruşmadaki 19.12.1999 günlü beyanları ) ve tanık Sonat'ın ( 20.9.1999 ) beyanıyla bu şekilde çevrede tanındıkları,

Sanıkların, yukarda ayrıntılı olarak açıklandığı şekilde çeşitli tarikatlara ayrılan bu inançlarının "kötülüğe gerçekten inananların cehennemde kötülük görmeyeceği aksine cehenneme hükmedeceği şeytana taptıkları şeytanın kediyi çok sevdiği ve kendisine kedi köpek gibi hayvan kurban ettikleri şeytana tapanların mutlu oldukları ve bu nedenle kötülük yapanların iyi yaşadıkIarı, Norveçli metal gruplarının satanist müzik yaptıkları, sanık Ömer'in de o sıralarda bu çeşit müzik yaptığı, şeydana tapanların ayinlerinde kedi kanı içmekle ve kedi kanının insan kanına karışımının insana şeytani güç verdiği, insanın bu suretle her türlü zorluk ve şanssızlığı yendiği, bu nedenle kedi kurban etme ayini yaptıkları, kanını içip, etini pişirip yedikleri, ayin sırasında şeytana ey efendimiz bizi kutsa diye bağırdıkları, akrep burcunda iken 4. Cuma günü boyunca 13 yıl ayin sürdürüldüğünde sonuçta cehennemde tahtlarının olacağı, örgüt sempatizanlarının ters haç şeklinde kolye taktıkları, siyah sırtı yazılı tişörtler giydikleri ( Tanık Sonat'ın 20.9.1999; İlhan'ın 23.9.1999 günlü anlatımları ),

SANIKLARIN SAVUNMALARINDA

Sanık Zinnur Gülşah'ın: "Ömer, ayın 13'ü olması nedeniyle kızın ırzına geçip şeytana kurban edecekti, bunu saat 24.00 sıralarında yapacaktı" ( 24.9.1999 günlü C.Savcılığı ) ve "satanizm adına kurbana mani olmadım ( 24.9.1999 Sulh Ceza Sorgu ), "Sanık Engin şeytandan emir aldığını maktüleyi bu nedenle öldüreceğini söyledi" ( 26.1.2000 günlü duruşma ),

Sanık Engin'in; ( 20.9.1999 emniyette ) "sanık Ömer; ben bu kıza tecavüz edeceğim, öldüreceğim, satanizm de olduğu gibi güç kazanmak için onu şeytana kurban edeceğim" ve ( duruşmada 19.12.1999 ); "... bu arada bana şeytandan mesaj geldi. Bir senedir kendisinden mesaj alıyorum, kulağıma sesler geliyor, ne derse onu yapmak zorundayım, konuşmalarında bendeki canın kendisine ait olduğunu söylüyordu. Benim elim olacaksın diyordu. Aramızdaki anlaşmaya göre bende bunu kabul ettim. Bunalıma giriyordum, benim ruhum devamlı şeytanda idi, iyi tahsil yapmam, iki dil bilmeme rağmen hayatta yaşamanın anlamsız olduğunu düşünüyordum. Şeytan bana senin sınavların var, bunları başarırsan senin canını alırım demişti. Mesajları genellikle geceIeri alıyordum, sanıklar daha önce benim şeytandan mesajlar aldığımı biliyorlardı... sanıklarda satanistti... şeytandan mesaj aldım... öldürdük...",

Sanık Ömer ise: "Gülşah bana biz satanistiz, belli başlı insanlar var, örgüt kuracağız bize katıl, belli başlı insanların canlarının alınması lazım... bize şeytandan mesaj geliyor dedi. Bunu Engin'de doğruladı... devamlı belli başlı günlerimiz, o günlerde ayinlerimiz törenlerimiz olacak sende bizimle ol dediler.., olay günü olay yerine hazırlanıp gittik, 19.00 sıralarında Gülşah dizleri üzerinde ileri geri sallanıp kendi kendine konuşuyordu. Engin'e sordum, mesajlar aldıklarını, bugün ayın 13'ü olup uğursuz olduğunu, ayrıca o gün deprem olduğunu saat 24.00'de Şehriban'ı şeytana kurban edeceklerini söyledi" diyerek bu amaçla o gece maktuleyi kurban ettiklerini kendisinin daha önce kedi parçalayıp resim çektirdiğini, etini pişirip yediğini. ( 20.9.1999 - Enıniyet ); "Black Metal müzik satanizmle ilgilidir.Satanizmi öğrenmeye çalıştım... bende şeytanla ilgili düşüncelerinden dolayı Şehriban'ın ağzını, burnunu kapattım öldürdük... ( 24.9.1999 - C.Savcılığı ) ve aynı günlü aynı yöndeki Sulh Ceza Sorgusu beyanları ile...,

Engin: bize şeytandan mesaj geldi öldürmem gerekiyor dedi... bende öldürme fiiline katıldım. ( 9.12.1999 günlü duruşma beyanı ) şeklindeki anlatımlarıyla öldürme fiilini, şeytandan aldıkları mesajla şeytana kurban etmek maksadıyla yaptıklarının açıkça ortaya çıktığı, bu itibarla tek saikin SATANİZM doğrultusundaki kendi öz inançlarının etkisiyle olduğu,

Dosya içinde bulunan bir takım fotoğraflardaki giysiler ve ellerinde kesilmiş kedi resimlerinin bu inançlarına dair kanıt oluşturduğu görülmüş,

Yine maktülenin otopsi bulgularına ve olay yeri tesbitlerine göre ırzına yönelik saldırıya da maruz kaldığı ayrıca anlaşılmıştır.

IV- SANIKLARIN ÖLDÜRME EYLEMLERINİN NİTELİĞİ

A- CANAVARCA BIR HİS SEVKIYLE ADAM ÖLDÜRME KAVRAMI Türk Ceza Kanunun 450. maddenin 3. bendi "Canavarca bir his sevki ile..." adam öldürmek fiilini vasıflı öldürme olarak düzenlemiştir.

Bu düzenlemenin amacı ve kapsamı nedir, maddenin yorumu nasıl olmalıdır?

1- Majno: "bu cürüm şekli, insanın-hayvanlığını, vahşiyane hissini ve kan dökme istidadını gösterir, Canavarca katlin akıl hastalığına müptela bir kimse tarafından vukuunda hastalık gözönüne alınmamıştır. Bu cürüm şeklini sebepsiz işlenen cürümlerle karıştırmamak icap eder. Zira failin nazarında sebep daima haklı olduğundan failin bir sebebe istinat etmesi cürmün şeklindeki şiddet ve kötülüğe haizi tesir değildir. ( III-. S.231 )

2-a ) 1889 tarihli kaynak İtalyan Yasası 366/3. bendinde "Per solo impulso di brutela malvagita" sözcükleri kullanılmış, çeviride "münhasıran" anlamına gelen "solo" sözcüğü dışlanmış, "brutela malvagita" sözcüklerine de kelime anlamından ziyade "canavarca" sözcüğü seçilmek suretiyle suçun failinin insan olacağı, "canavar"ın ise kurt, domuz gibi cana kıyıcı yabanıl ve yırtıcı hayvanlar için kullanıldığı, bu itibarla insan için kullanılan bu sözcüğün daha ziyade mecazi anlamı ifade ettiğinin kabulü gerekir. ( S.Selçuk = Karşılaştırmalı Hukuk Açısından Canavarca His Sevkiyle Adam Öldürme = Yargıtay Dergisi Ekim 1988 )

Yasa, kavramı tanımlamamış bunu belirleme işini, genel çizgiler içinde mahkemelere ve özellikle Yargıtay'a bırakmıştır.

Kaynak yasanın gerekçesinde; çok az da görülse bu ağırlaştırıcı nedenin var olduğunu denemeler göstermiş, insanı ürküten yabanıl kötü yürekliliğin kazanç hırsıyla değil daha çok kan şehvetiyle suç işleyenlerde bulunduğu belirtilmiştir ( Manzini Tarattato Di Diritto Panela Torino. 1922 VILNo: 2382/IILS:30-S.Selçuk:a.g.m. ). Failin adam öldürme eylemiyle onu bu eyleme iten neden arasındaki ölçüsüzlük - oransızlık, eylemin canavarca işlendiğini ortaya koyan en nesnel ölçüttür. Çoğu zaman bu neden açıklanmamaktadır. Öldürmek için öldürmek, kan dökmek, kan gördükçe öldürmeye eğilim göstermek, baş olmak için öldürmek, suç işleme kabadayılığı, antipati, başkasına zarar verme zevki, silah denemek, belli toplumsal sınıflara yada gruplara duyduğu hınç için öldürme; canavarca his sevkiyle öldürmektir. ( Manzini Loc. Tic. )

Manzini'ye göre; terimlerden biri insansı bir öğeyi; öbürü ise duygusuzluğu anlatmakla birlikte ikisi birlikte aslında duygusuzluktan çok anlayışsızlığı dile getirmektedir. O yüzden "neden yokluğu" her zaman yeterli olamaz ve "eylemi başka türlü açıklamak olanaksızdır." gerekçesiyle "canavarca hisle" işlendiği şeklinde yorumlamak doğru bir yargı olamaz. Nedensizlik ancak başka kanıtlar bulunduğu takdirde olumlu bir sonuca götürebilir. ( Manzini opct. s: 31. S. Selçuk a.g.m. )

TCY; "hareketi" değil, "his/duygu" itibariyle içtepkiyi/güdüyü ağırlaştırıcı, neden olarak benimsemiştir. Bu itibarla hareketin biçimini benimseyen Fransız Geza sisteminden ( Md.303 Barbarca - yabanıl davranışlarda bulunma ve bunun sonucu olarak adam öldürme" düzenlemesiyle ayrılmaktadır.

Türk Ceza Kanununun 450. maddesinin 3. bendinde "işkence ve taziple" adam öldürme suçu da ağırlaştırıcı bir neden olarak kabul edilip ikinci bağımsız bir suç şekli olarak ayrıca düzenlenmiştir. Bunda hareket esas ise de bunu aynı bentteki iç güdüyü esas alan "canavarca hisle" işlenen öldürme ile karıştırmamak gerekir. Kanun-koyucu canavarca hisle öldürmekte içtepkiyi/güdüyü, işkence ve tazipte ise hareketi esas almıştır.

b ) Yeni İtalyan Ceza Yasası 577/4. maddesinde de 61. maddeye yollama yaparak; alçakça yada değersiz nedenlerle adam öldürmeyi ağırlaştırıcı neden saymıştır. Uygulamada bu düzenleme önceki yasa doğrultusunda telakki olunmuştur.

B ) CANAVARCA BİR HİSSİN TANIMI;

Yasada "canavarca bir his sevki" tanımı yapılmamış ise de; yukarıdaki açıklamalar ışığında;

1- Bu sözcüklerin psikolojik bir olgu olduğu,

2- Bu olgunun her türlü bulgu ve kanıtla belirlenebileceği, bu bağlamda özellikle failin davranışları, fiili işlemeye iten nedenlerle sonuç arasındaki oransızlığın ölçüt oluşturabileceği, ancak hiçbir neden olmamasının her zaman bu iç güdünün kanıtı olamayacağı,

3- Yasanın; kullanılan aracı değil iç güdüyü ağırlaştırıcı neden olarak benimsemiş olduğu, kullanılan aracın kanıt olması mümkün ise de bunun zorunlu olmadığı,

4- "canavarca his sevki'nin toplumun ortak bilincinin, duygusunun ve vicdanının hiçbir zaman onaylamayacağı,alçakça bir güdü/içtepi olacağının gözden uzak tutulmaması gerekeceği ve kaynak yasayla uyumlu olduğu kabul edilen yeni İtalyan Ceza Yasasının yukarıda açıklandığı üzere yararsızlık, değersizlik, gereksizlik güdüleriyle çakıştığına ilişkin görüşler doğrultusunda eylemin ağırlığı ile eyleme iten neden arasındaki oransızlık, failin tehlikeliliği ve kötülüğünü sergileyen ölçütlerle ortaya konulması gerekeceği.

Sonuç olarak; toplum bilinci ve ahlakının geniş tepkisini çeken, amacı itibari ile tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimini sergileyen psikolojik bir güdüyü ifade eden kavram olarak algılanması gerektiği sonucuna varılmalıdır. ( S. Selçuk. a.g.m. )

C ) SANIKLARIN FİİLİ;

"Canavarca his sevki" kavramına bu anlam verildiğinde; çağımızda insan hayatını her şeyin üzerinde tutan evrensel ve toplumsal anlayışa ve ahlaka karşı çıkan bu yönüyle iğrençliği, ilkelliği ve tehlikeliliği vahim ve aşikar olan "insanı kurban etmek" gibi bi düşüncesinin ister bir dini inanış, isterse bir fikri düşünce yada olaydaki gibi seytani bir amacla islenmiş bulunsun toplumsal açıdan ne denli tehlikeli ve vahşi olduğu izah gerektirmez bir olaydır. Bu nedenlerle sanıkların kendilerine göre satanizm çerçevesinde oluşturdukları örgütsel düşünce doğrultusunda maktüleyi öldürmeleri eylemi TCK.nun 450. maddesinin 3. bendindeki "canavarca bir his sevki ile" adam öldürme cürmünü oluşturacağı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıklığa çıkmaktadır. Buna aykırı olarak sanıkların öldürme fiilini niteliksiz adam öldürme olarak vasıflandırmak bozmayı gerektirmektedir.

IV ) TASARLAMA KONUSU

Yerel mahkeme; her ne kadar Yargıtay'ın tasarlamadaki karma düşüncesinden hareketle fiili işlemeye karar verme ile soğukkanlılıkla icra arasında yeterli bir zaman diliminin olayda oluşmadığını kabul etmekteyse de; sanıkların sergilenen düşünce yapıları, suç işleme saikleri ve özellikle belirli günlerde tapınma gereği kurban adamalarınında esasen tasarlamayı da içerdiği uzun açıklamayı gerektirmeyeeek biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu yönüyle de oluşa uygun olarak sanıkların saikierine değer veren yerel mahkemenin TCK. 450/4. maddesi uyarınca tasarlayarak adam öldürmekten en azından hüküm kurmaması da yasaya aykırıdır.

V ) NAAŞA HAKARET

Sanıkların suçlarının sabit bulunmadığı yönündeki uygulamaya gelince; Maktülenin ölü muayene ve otopsi zabıtlarına, olay yeri tespit ve tutanaklarına göre; yarı soyunuk halde bulunduğu cinsel ilişkinin izlerinin belirlendiği, bu maddi bulguları da doğrulayan sanıkların kısmi ikrar ve anlatımları da dikkate alındığında; sanıklar Engin ve Ömer'in TCK.nun 178. maddeye muhalefetten de açılan davalarının sübuta erdiği halde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile her üç sanık hakkındaki hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına ( BOZULMASINA ), 6.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 08/07/2007 8:23 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

T.C. YARGITAY CEZA GENEL KURULU
E. 2002/1-294 K. 2002/425 T. 17.12.2002

ÖZET : 1- Satanist inançlar doğrultusunda, toplum bilinci ve ahlakının geniş tepkisini çeken, amacı itibariyle tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimini sergileyen psikolojik bir güdü altında işlenen adam öldürme cürümlerinin canavarca his şevki ile işlendiğinin kabulüyle failler hakkında TCY.sının 450/3. madde ve bendinin uygulanması gerekir.

2- İnsan cesedine yönelik cinsel nitelikli eylemler, TCY.sının 178/1. maddesindeki na'şı tahkir suçunu oluşturur.

3- Hükümlünün yasal kısıtlılık altında bulundurulma süresi, hapis halinin sona ermesinden sonrayı kapsayacak biçimde belirlenemez. ( TCY.nın 33. ve 4721 sayılı TMK.nun 471. maddeleri )

DAVA : Nitelikli adam öldürme, hırsızlık ve naşı tahkir suçlarından sanıklar Ömer, Engin ve Zinnur Gülşah'ın dönüşen suç vasfı itibariyle kasten adam öldürmek suçundan TCY.nın 448, 59/2. maddeleri uyarınca 25'er sene ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında TCY.nın 31. maddesinin uygulanmasına, TCY.nın 33. maddesi uyarınca ceza müddeti zarfınca yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına, hırsızlık suçundan dolayı TCY.nın 491/ilk-son, 522 ve 59/2. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, sanıklardan Ömer ve Engin'in naşı tahkir suçlarından beraatlerine ilişkin ( İstanbul İkinci Ağır Ceza Mahkemesi )nden verilen 14.3.2001 400-61 sayılı hüküm katılan vekilleri ve sanıklar vekilleri tarafından temyiz edilmekle ve kısmen temyize tabi bulunmakla dosyayı inceleyen Yargıtay Birinci Ceza Dairesince 6.2.2002 gün ve 4274-361 sayı ile;

1 ) OLAY: "Satanist" olduklarını kabul ve ifade eden her üç sanığın, kısa bir süre önce tanıştıkları maktule Şehriban'ı, inançları gereği ayın 13. günü yapacakları tapınma ayininde kurban edip ırzına geçmeye karar verdikleri, bu karar doğrultusunda gerekli malzemeleri sağlayıp, maktuleyi de kandırarak ağaçlık tenha bir yer olan Ortaköy mezarlığına getirdikleri burada getirdikleri şarapları içip, uzunca bir süre oyalanıp şeytandan mesaj bekledikleri, bekledikleri mesaj geldiğinde öldürme kararını gerçekleştirmek için sanıklardan Ömer ve Engin'in hiçbir şeyden habersiz olan maktulenin boğazını, boynunu sıkıp, ağız ve burnunu kapatmak suretiyle boğmaya çalıştıkları, fiillerini birlikte icra ederken sanık Zinnur Gülşah'tan da maktulenin direnişini kırması için elindeki bıçağı vurmasını istedikleri, Zinnur Gülşah'ın da maktulenin bacağına 6 cm. derinlikte bıçağı saplamak suretiyle asli manevi katılımı yanında fer'i maddi katılımıyla da maktuleyi birlikte boğarak öldürdükleri, nabız ve boynunu kontrol edip öldüğüne kanaat getirdikten sonra sanık Ömer'in maktulenin üstündeki gömleğini göğüslerini ortaya çıkaracak şekilde açıp, giydiği kot pantolon ve külotunu da aşağı sıyırmak suretiyle soyduktan sonra cinsel ilişkiye geçtiği, ve akabinde de sanık Engin'den aynı şeyi yapmasını istediği, fakat Engin'in uğraşısına rağmen ereksiyon nedeniyle başarısız kaldığı, bilahare cesedin bulunmaması için yanlarındaki çekiç ile çukur kazıp içine maktuleyi attıkları, üzerindeki bel çantasını, saatini, cebindeki üç milyon lira parasını aldıktan sonra toprak ve çalılarla kapatıp gittikleri, çantasındaki parfüm ve kartları attıkları, suçta kullandıkları bıçak ve çekici yıkadıkları, bulunur endişesiyle bel çantasına taş koyup denize attıkları, yakalandıklarında yer göstermeleriyle çantanın denizden bulunup çıkartıldığı, cezai ehliyetlerinin tam olduğu belirlenen sanıkların öldürme ve naaşa hakaret fillerinde saiklerinin şeytana tapınma gereği olduğunun sanıkların savunmaları ve bunu doğrulayan tanık anlatımları ve otopsi bulguları ile açığa çıktığı, mahkemesince de ve delillere uygun biçimde öldürmenin şeytandan emir gelmesi nedenine bağlandığı görülmüştür.

Canavarca his kavramı, toplum bilinci ve ahlakının geniş tepkisini çeken, amacı itibari ile tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimini sergileyen psikolojik bir güdüyü ifade eden kavram olarak algılanmalıdır. "Canavarca his şevki" kavramına bu anlam verildiğinde; çağımızda insan hayatını her şeyin üzerinde tutan evrensel ve toplumsal anlayışa ve ahlaka karşı çıkan, bu yönüyle iğrençliği, ilkelliği ve tehlikeliliği vahim ve aşikar olan "insanı kurban etmek" gibi bir düşüncenin ister bir dini inanış, isterse bir fikri düşünce, yada olaydaki gibi şeytani bir amaçla işlenmiş bulunsun toplumsal açıdan ne denli tehlikeli ve vahşi olduğu izah gerektirmez bir olaydır. Bu nedenlerle sanıkların kendilerine göre satanizm çerçevesinde oluşturdukları örgütsel düşünce doğrultusunda maktuleyi öldürmeleri eylemi TCK.nun 450. maddesinin 3. bendindeki "canavarca bir his şevki ile" adam öldürme cürmünü oluşturacağı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıklığa çıkmaktadır. Buna aykırı olarak sanıkların öldürme fiilini niteliksiz adam öldürme olarak vasıflandırmak bozmayı gerektirmektedir.

Öte yandan, Yerel Mahkeme; her ne kadar Yargıtay'ın tasarlamadaki karma düşüncesinden hareketle fiili işlemeye karar verme ile soğukkanlılıkla icra arasında yeterli bir zaman diliminin olayda oluşmadığını kabul etmekteyse de; sanıkların sergilenen düşünce yapıları, suç işleme saikleri, ve özellikle belirli günlerde tapınma gereği kurban adamalarının da esasen tasarlamayı da içereceği uzun açıklamayı gerektirmeyecek biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu yönüyle de oluşa uygun olarak sanıkların saiklerine değer veren yerel mahkemenin TCK. 450/4. maddesi uyarınca tasarlayarak adam öldürmekten en azından hüküm kurmaması da yasaya aykırıdır.

Sanıkların suçlarının sabit bulunmadığı yönündeki uygulamaya gelince;

Maktulenin ölü muayene ve otopsi zabıtlarına, olay yeri tespit ve tutanaklarına göre; yarı soyunuk halde bulunduğu cinsel ilişkinin izlerinin belirlendiği, bu maddi bulguları da doğrulayan sanıkların kısmi ikrar ve anlatımları da dikkate alındığında; sanıklar Engin ve Ömer'in TCK.nun 178. maddeye muhalefetten de açılan davalarının sübuta erdiği halde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." isabetsizliğinden bozulmuştur.

Yerel Mahkeme 5.6.2002 gün ve 107-114 sayı ile;
"Sanıkların satanist düşünceye sempati duymaları canavarca duygular taşıdığının kanıtı olamaz. Olayımızda sanıklardan Engin'in aniden şeytandan mesaj aldığının belirterek maktuleyi öldürmek girişimine başlaması ve diğer sanıkların da bu eyleme asli fail olarak iştirak etmeleri canavarca bir his veya işkence ve tazip yoluyla eylemin gerçekleştirildiğinin kabulünü olanaksız kılmaktadır. Yine, düşünce ile eylem arasında Yasanın aradığıanlamda zaman dilimi geçmediğinden öldürme suçunda tasarlamanın varlığından da söz edilemez." Öte yandan, sanıklardan Ömer'in öldürme olayından önce maktule Şehriban'ın rızası ile ilişkide bulunduğu, sanıkların duruşmadaki tutarlı savunmalarına nazaran öldürme olayından sonra sanıkların cesede yönelik cinsel bir eylemlerinin bulunmaması nedeniyle sanıklar Ömer ve Engin'in naaşa hakaret suçundan beraatlerine karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de müdahil vekili ile sanıklar Zinnur ve Ömer müdafiileri tarafından temyiz edilmesi ve kısmen de temyize tabi olması nedeniyle dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" isteyen 22.11.2002 gün ve 149962 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, Ceza Genel Kurulunda duruşmalı inceleme yapılacağına ilişkin bir usul hükmü bulunmadığından sanıklar Zinnur ve Ömer müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin reddine karar verildi, gereği konuşulup, düşünüldü:

YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanıklar Ömer, Engin ve Zinnur Gülşah'ın şeytandan emir gelmesi nedeniyle ona kurban etmek amacıyla Şehriban'ı öldürmeleri eyleminden dolayı kasten adam öldürmek suçundan cezalandırılmalarına, sanıklardan Ömer ile Engin'in naaş'a hakaret suçundan beraatlerine, sanıklar Ömer ve Gülşah'ın hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık,

a ) Sanıklara yüklenen öldürme suçunun niteliğine,

b ) Sanıklar Ömer ve Engin'e atılı naşı tahkir suçunun sabit olup olmadığına ilişkindir.

OLAY: "Satanist" olduklarını kabul ve ifade eden sanıklardan Ömer ve Engin'in kısa süre önce tanıştıkları maktule Şehriban'ı, inançları gereği güç kazanmak için kurban edip ırzına geçmeye karar verdikleri, gerekli malzemeyi sağlayıp, maktuleyi de kandırarak kendilerini bekleyen diğer sanık Zinnur Gülşah ile buluştuktan sonra Ortaköy mezarlığının yanındaki ağaçlık tenha bölgeye getirdikleri, düşüncelerini kendileri gibi Satanist olan sanık Gülşah'a da açtıkları, şarap içip bir süre oyalandıkları, şeytandan bekledikleri mesaj geldiğinde sanıklardan Ömer'in öldürme kararını gerçekleştirmek için maktule Şehriban'ın boğazına sarılıp sıkmaya başladığı, verdiği işaret üzerine diğer sanık Engin'in de maktulenin ağız ve burnunu kapatarak birlikte boğmaya çalıştıkları, sanık Zinnur Gülşah'tan da önce gelip bacaklarından tutmasını, bir süre sonra da elindeki bıçağı vurmasını istedikleri, önce maktulenin bacaklarından tutan sanık Gülşah'ın daha sonra elindeki bıçağı maktulenin bacağına 6 cm derinlikte saplayıp direnişinin tamamen kırılmasını sağlayarak eyleme katıldığı, böylelikle her üç sanığın katılımıyla maktule Şehriban'ın boğularak öldürüldüğü, nabız ve boynu kontrol edilerek tam olarak öldüğüne kanaat getirdikten sonra sanık Ömer'in maktulenin gömleğini göğüslerini açığa çıkaracak biçimde açıp, giydiği kot pantolon ve külotunu da dizlerine kadar sıyırdıktan sonra cinsel ilişkiye geçtiği, akabinde de aynı şeyi yapmasını sanık Engin'den istediği, ancak Engin'in uğraşmasına karşın ereksiyon olamaması nedeniyle cinsel ilişkiyi başaramadığı, bunun üzerine maktulenin üzerindeki bel çantası, saati ve 3.000.000 lira parasını aldıktan sonra cesedin bulunmaması için yanlarındaki çekiçle çukur kazıp cesedi içine atarak üzerine toprak ve çalılarla gizledikten sonra oradan ayrıldıkları, çantasındaki kartları ve parfümleri attıkları, suçta kullandıkları çekiç ve bıçağı yıkadıkları, bulunmaması amacıyla içine taş koyup denize attıkları bel çantasının ise yakalandıklarında yer göstermeleri üzerine denizden bulup çıkartıldığı, cezai ehliyetleri tam olduğu belirlenen sanıkların öldürme ve naşa hareket eylemlerindeki saiklerinin şeytana tapınma olduğu belirlenen sanıkların açık ve kaçamaklı ikrarı, bunu doğrulayan tanık anlatımları, otopsi bulguları, tutanaklar, fotoğraflar, Satanik notların yazılı olduğu defter ve dosyada toplanan tüm kanıtlardan kuşkuya yer bırakmayacak biçimde anlaşılmaktadır.

Kanıtlara uygun biçimde gerek Yerel Mahkeme gerekse Özel Dairece öldürme ve naşa hareket nedenini oluşturduğu kabul edilen "Şeytan'a kurban etme" saiki ve anlayışının açıklığa kavuşturulabilmesi ve suç niteliğinin belirlenebilmesi açısından öncelikle Şeytan'a tapma ve Satanizm olgusu dünyadaki ve ülkemizdeki tarihi gelişimi içinde irdelenmeli, sanıkların bu olgu içindeki yerleri ve inançlarının eylemleri üzerindeki etkisi değerlendirilmeli, canavarca his şevki ile adam öldürme suçunun unsurları öğretideki görüşlerden de yararlanarak açıklanıp, eylemin bu suç tipine uyup uymadığı ortaya konulmalıdır.

1- ) A ) SATANİZMİN TANIMI:

Satan Türkçe karşılığı "şeytan" olan Fransızca bir kelimedir. Satan; Kötü Ruh'un, Şeytan'ın, Baştan Çıkaran'ın, Karanlığın Prensi'nin, Tanrı'nın ve Tanrı'yı seven ve O'na kulluk edecek olan herkesin Büyük Düşmanı'nın şahıslandırılmış şekli veya sembolü diye tanımlanmıştır. ( Pike, E, Roston, Encyclopedia of Religion and Religions, London, 1951, s.338, nakleden Doç. Dr. Ahmet Güç, Satanizm Şeytana Tapınmanın Yeni adı, İst-1999, s.19 ) Eski Ahid'de "Şeytan" kelimesi esas olarak "düşman ( İbranicesi adversary )" anlamına gelir. Aynı şekilde o; kötülüğün kaynağı, devam ettiricisi ve elebaşı olarak tanıtılmıştır. Genel anlamda Şeytan, kutsal bilinen metinlerde, Tanrı'nın karşısında yer alan fakat sonunda daima O'nun iradesine bağlı kalacak olan kötü güce verilen isimdir. Diğer isimleri ise; "kötü birisi", "İblis", "eski yılan" vs.dir. ( Doç. Dr. Ahmet Güç, Satanizm Şeytana Tapınmanın Yeni Adı, İst-1999,s.19 )

İblis ise, kelime olarak "ümitsizlik, cesaretsizlik" gibi anlamlara gelmektedir. İslami literatüre göre, cinlerin başı ve Allah'ın huzurundan kovulan meleklerin lideridir. Diğer bir adı da Haris'tir. Haris de Arapça'da "bekçi" anlamına gelmektedir. Farsça ve Arapça'da geçen İblis'in, Hıristiyanlık'taki Şeytan'la eş anlamlı olduğu belirtilmiştir. ( Davidson, Gustave, A Dictionary of Angels, U.S.A, 1968, s. 135, nakleden Doç. Dr. Ahmet Güç, s.19 )

Satanizm ( Fr. Satanisme ) ise; felsefede ve edebiyatta Şeytan'a kötülüğe bağlılık, onları yüceltme demektir. ( Meydan Larousse, Cilt 17, sayfa 347 )

Ayrıca değişik kaynaklardan Satanizm;

"Şeytan'a, diğer bir ifadeyle Yahudi-Hıristiyan geleneği tarafından Tanrı'nın tam karşısında mutlak kötülük veya mutlak kötülüğün temsilcisi olarak tecessüm ettirilen şahsiyet veya prensibe ibadet etmek demektir. Aynı zamanda bu ibadet, Yahudi-Hıristiyan dini tahakkümüne karşı bir başkaldırı hareketi olarak da tanımlanmakladır." ( The New Encyclopedia Britannica ( TNEB ), "Satanism", X, 465 )

"Katolik Hıristiyanlığına karşı aşırı isyankar gruplar tarafından değişik zamanlarda uygulanmış olduğu söylenen, Şeytan'a tanrı diye tapınma faaliyetidir." ( Pike, s.339 )

"Esasen Hıristiyanlığa karşı bir reaksiyon olarak ortaya çıkan; Şeytan'a veya Hıristiyan Demonolojisi'nden diğer merkezi figürlere tapınmaktır." ( Hinnels, John. R., The Penguin Dictionary of Religions, London, 1988, s.286 )

"Şeytani tasarruf veya uygulama; Şeytan'a ibadet ve özellikle Hıristiyan ayinin alaylı bir tarzda kutlanışıdır." ( New Vebsler's Dictionary of English Language, U.S.A, 1985, s.852 )

"Hıristiyan ayinlerinin alaylı ve gülünç taklidi şeklindeki yarı dini törenler ve Şeytan'ın yeryüzündeki hakimiyet davasını yüceltmeye yönelik diğer fiillerin icrası ile Şeytan'a saygı gösterme kültürünün icrasıdır." ( Griffin, M.D., "Satanism", New Catholic Encyclopedia, XII, s.1094 ) Yapılan tanımlardan da anlaşılacağı gibi Satanizm; Şeytan'a tanrı diye tapınma faaliyeti adı altında Yahudi-Hıristiyan geleneğine, Yahudi-Hıristiyan dini tahakkümüne ve özellikle de Hıristiyanlığa karşı başlatılan bir reaksiyonun adı olmuştur. Buna "Modern Protesto Hareketi" demek de mümkündür. Bu hareket, başta Hıristiyanlık olmak üzere bütün dinlere ve dinlerin ortaya koymuş olduğu kutsal değerlere karşı bir başkaldırıyı temsil etmektedir. Dolayısıyla Satanizm; Şeytan'ın en önemli özelliği olan muhalefet ve başkaldırıyı esas alarak, dinin ve dini olan her şeyin karşısında; fakat Tanrı'nın karşısında olanın, yani Şeytan'ın ve onun temsil etliği şeyin yanında yer alma harekelidir. ( Güç, Ahmet, s.47 vd. )

B ) SATANİZMİN ORTAYA ÇIKIŞI VE GELİŞİMİ:

Satanizm, başlangıcı itibariyle ortaçağ büyücülerine ve Hıristiyanlıktan uzaklaşan ayrılıkçı gruplara ( heretiklere ) kadar dayandırılmış bulunan ve 19. asrın sonlarında Amerika ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ortaya çıkan ve günümüze kadar düzensiz olarak da olsa devam ettirilmiş olan bir inanç ve uygulamadır. Böyle bir uygulamayı benimsemiş bulunan Satanistler, çeşitli isimler altında ele alınıp incelenmişlerdir. Bunlar; Satanistler, Lusiferciler veya Paladistlerdir. Son zamanlarda kendilerine Metadinistler adı verilen bir gruptan da söz edilmektedir.

Geleneksel Satanizm ve Modern Satanizm gibi iki temel başlık altında ele alınıp incelenen Satanizmin tarihi Ortaçağ'a kadar götürülmekte ve Ortaçağ büyücüleri ve büyü uygulaması ile irtibatlandırılmaktadır. 14 ila 16. yüzyıllar boyunca, büyücüler, dinden dönenlerle birlikte, Şeytan'a tapınmakla suçlanmışlardır. O dönemde büyücülerin pek çoğu, baskı altında tutularak Şeytan'a taptıklarını itiraf etmek zorunda bırakılmışlardır.

17. yüzyılda, Katolik Kilisesi, papazlardan bir kısmını, Ekmek-Şarap ayininin büyüsel gücünü kötü maksatlarla bozmakla itham etmiştir. Büyü ile ilgili bir metin kitabı olan ve 17. yüzyılda basıldığı sanılan "Grimore of Honorious"ta, büyü yoluyla şeytanları çağırma amacıyla ayin düzenleme bilgilerine yer verilmiştir. Öte yandan, 17. yüzyılda Satanik faaliyetler, papaz rütbeleri ellerinden alınmış kimselerin veya ahlaksız diye nitelendirilen papazların nezaret ettiği, Şeytan'a tapınma ayininin ( black mass ) büyüsel/seksüel törenlerine düşkünlük gösteren Hıristiyanlar tarafından yönetilmiştir. Bu tür ayinlerin en çok konuşulanı ise XIV. Louis döneminde Fransa'da yapılmış ve kralın metresi olduğu söylenen Madam de Montespan tarafından yönetilmiştir.

18. yüzyılda Satanik faaliyetlerin varlığına ilişkin güvenilir kanıtlara rastlanmamakla birlikte, İngiltere'de Sir Fancis Dashwood ( 1708-1781 ) tarafından kurulmuş bir topluluk olan Hellfire Kulüp ya da kendi isimlendirmelerine göre "Medmenham Keşişleri" içkiye, "rahibeler" adı verilen kadınlarla seksüel ilişkilere ve edebe aykırı davranışlara düşkün gençler için düzenlenmiş bir organizasyon olup, üyelerinin şeytana tapınma ayinleri icra ettikleri söylenmiştir.

19. yüzyıl ile Satanik grupların ve faaliyetlerinin yeniden canlandırıldığı bir dönem olmuştur. Bu yüzyılda Eugene Vintras tarafından 1839 yılında Karmel Kilisesi kurulmuş, bu kilise 1848 yılında Papa tarafından kınanmasına karşın daha sonra yine bu dönemin en meşhur satanistlerinden olan Fransa'lı Abbe Boullan, Karmel Kilisesinin bir dalının başı olarak gizlice satanist ayinlerinin icrasını sürdürmüş, söylendiğine göre büyü ve 1869 yılında da çocuk kurban edilen bir satanist ayinini ( black mass ) gerçekleştirmiştir. Boullan'ın arkadaşı ve bir satanist olan roman yazarı J. K. Huysmans, kendi gözlemlerine dayanarak yazdığını belirttiği ve Satanizmin ilk klasiği diye nitelendirilen La-Bas ( Paris-1891 ) isimli romanına bir Satanist ayini olan Black Mass'ı da eklemiş, bu ayinde okunması gerekenlerin tersinden okunduğunu, üstünde İsa'nın resmi bulunan haçın ters çevrildiğini, evharistiya'nın kirletildiğini ve ayinin bir seksüel safahatla sona erdiğini belirtmiştir.

Yirminci yüzyılın başlarında ise "kara papa" olarak da bilinen Aleister Crowly Satanizm'le irtibatlandırılmıştır. Son dönem ve günümüz Satanist anlayışını önemli ölçüde yansıtan Modern Satanizmin en büyük hareketi ise 1960'larda ABD'de başlamıştır. Bu hareketin öncülüğünü Anton Szandor La Vey yapmış ve 30 Nisan 1966'da büyü ve büyücülük ilminde en büyük festival olarak bilinen Walpurgisnachfta, büyücülerin geleneğine uygun olarak başını tıraş ettirerek "Şeytan'ın Kilisesi'ni ( The Church of Satan" )" kurmuş ve onun başrahibi olmuştur. LaVey 1969 yılında "The Satanic Bible ( Şeytan'ın Kutsal Kitabı )"nı yayınlamış, onu 1972'de 'The Satanic Rituals ( Satanik Ayinler )" izlemiştir. Üçüncü kitabı "The Compleat Witch" ise Avrupa'da basılmıştır. Ayrıca, "The Devil's Notebook ( Şeytan'ın Not Defteri )", "The Church of Satan ( Şeytan'ın Kilisesi )" ve The Satanic Witch ( Satanik Büyü )" gibi kitapları da bulunmaktadır. Şeytan'ın Kilisesi 1970'lerin ortasında, gizli bir topluluk olarak yeniden organize edilmiş ve suni yer altı odalarına dağıtılmışlar, Merkezi ise San Fransisko'da kalmıştır. Sirkte aslanlarla ilgilendiğini, gençlik dönemlerinde gizli güç ve büyüyü öğrendiğini söyleyen LaVey, sonraki yıllarda esrarlı ( okkült ) konularda bazı grupların da oluşmasına önayak olarak bir büyü halkası oluşturmuştur. Bu büyü halkası LaVey'in önceki kaynaklardan yararlanarak ihya ettiği ayinleri icra etmek üzere bir araya gelmişlerdir. LaVey, ayinlerin dramatik etki yapma sanatını öğrenmiş, bundan açıkça zevk almış, al renkli çizgileri olan bir pelerin giymiş, kafataslarını ve diğer acayip objeleri bir araya toplamıştır. LaVey, şeytanı yeryüzünün işlerini idare eden, tabiatta gizlenmiş karanlık bir güç olarak görmüştür. İnsanın gerçek tabiatının bir şehvet düşkünlüğü, gurur, hedonizm ve inatçılık gibi, medeniyetin gelişmesine olanak sağlayan özelliklerden ibaret olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre insan tabiatı ( beden ) inkar edilmemeli, kutsanmalıdır. Bir kimsenin ihtiyaç duyduğu başarının elde edilmesi yolunda ayak direyenler lanetlenmelidir. LaVey, Şeytan'a ibadet karşılığında "kilise" terimini kullanmanın etkileyici değerini anlamış ve insanların ayin, merasim, debdebeli törenlere karşı doğal eğilimleri bulunduğunu kabul ve itiraf etmiştir. Hepsi medyanın takibine maruz kalan Satanik vaftizleri, evlenme ve cenaze törenlerini icra etmiş, bütün bunları şeytan adına yapmıştır. Satanist ayinlerinde, kısmen leopar derisi ile örtülü, çıplak bir kadını sunak ( altar ) olarak kullanılmıştır. A.S LaVey, kendi mensuplarına, kurum karşıtlığını, kendi isteklerine düşkünlüğü ve intikam almanın kişiye vereceği bütün haz çeşitlerini tavsiye etmiş, seksi yüceltmiştir. Ona göre düşmanlardan nefret edilmeli ve onlar mahvedilmelidir. Şeytan'ın Kilisesi suni yer altı odalarında organize edilmiştir. "Baphomet" adı verilen bir keçi kafasını içeren ve tılsım olarak kullanılan ters çevrilmiş beş köşeli yıldız, aynı zamanda bir sembol olarak seçilmiştir. LaVey ayinlerde de büyüsel dil olarak Enoch'un ( İdris ) dilini kullanmış ve Crowly tarafından kullanılmış olan Enoch'a ait anahtarları benimsemiştir. Şeytan'ın Kilisesi pek çoğu orta sınıftan olan, arasında okkültistler, heyecan arayanlar, meraklılar, ırkçılar ve politik yoldan hak arayanlar dahil uluslararası bir taraftar topluluğunu cezp etmiştir.

LaVey'in kurduğu Şeytan'ın Kilisesinden ayrılanlar ise 1975 yılında San Fransisko'da yeni bir organizasyon olan "Temple of Set ( Set Mabedi )" oluşturmuşlardır. 1980'lerin ortasına doğru yüzlerce üyeye ulaşan bu topluluk da Mısır tanrısı Set'e bağlı olarak, onu şeytanın prototipi olarak kabul edip, Set'in evrimin bir sonraki seviyesi için üstün yetenekli insanlar yaratmak üzere bin yıldan fazla bir zamandan bu yana insan genetiğini değiştirdiğini savunmuşlar ve yalnız "seçilmişlerin yani "Temple of Şefin hayatta kalabileceklerine dair vahiyle geldiği söylenen bir kehanete inanmışlardır.

Kuşkusuz yirminci yüzyılda ortaya çıkan ve özellikle 1970'lerde oluşturulan çok sayıda Satanik grup 1980'lerde ortadan kalkmıştır. Bununla birlikte Satanik faaliyetler Atlantiğin her iki yanında da yaygın olarak kalmıştır. Bazı uzmanlar, 1980'lerden itibaren yeniden canlanmakta olduğunu ileri sürmüşlerse de, pek çok organizasyonun gizlilik içinde sürdürülmesi nedeniyle nerelere ve ne kadar yayıldıklarını tahmin etmenin mümkün olmadığı belirtilmektedir. Bir kısım Satanistler ise, Neo-Nazi organizasyonları veya seks büyü teşkilatları ile irtibatlandırılmışlardır. Yine bazı Satanik grupların da uyuşturucu maddeye, fuhuşa, pornografi ticaretine bulaşmış oldukları ve taşınmaz mal holdinglerine sahip bulundukları, ayrıca üyeleri arasında beyaz yakalı profesyonellerin bulunduğu da söylenmiştir.

Okkültizmin ( gizemcilik ) yeniden canlandırılması, önceki asırlarda büyücü kadınlara ve sihirbazlara atfedilen uygulamaların bir taklidi ile Satanizmin yapay bir canlandırmasını içerdiği söylenen günümüz Satanizmi ise; Geleneksel Satanizm, LaVeyan Satanizm veya Modern Satanizm, Left Hand Path, Sinister Path, Order of Nine Angels ( ONA ), Temple of Set vb gruplara ayrılmıştır. ( Güç, Ahmet, s. 115 )

C ) SATANİSTLERİN ÇEŞİTLİ KONULARDAKİ DÜŞÜNCE VE ANLAYIŞI:

Genel olarak ifade edilmek gerekirse Geleneksel Satanizm; Hıristiyanlığın Şeytan anlayışını, Hıristiyan ahlak ve felsefesini, hayat ve dünya görüşünü baz alan ve fakat tamamen Hıristiyanlık karşıtı bir görüş ve düşünceye sahip bulunan bir grubun temsil etliği Satanist anlayıştır. ( Güç, Ahmet, age, s.119 ) Geleneksel Satanizm'de yedi basamaklı bir sistem söz konusu olup, bunun ilki kişinin önce "Black Mass" gibi Satanisl törenlere katılması ve daha sonra ise Satanist bir grup meydana getirmesi şeklinde olur. Ayinler, büyüsel gruplar ve belirli sinistler ( kötü, karanlık ) görevleri üstlenme yoluyla kötülüğün doğrudan tecrübelerini gerektiren bu yolun ilk safhalarından sonra birey daha da ilerler. Bu tür ilk görevlerden birini söylemek gerekirse, bu, insan kurbanını veya Şeytan'a kurban sunmayı gerektirir. Daha sonraki safhalar

.10- Sanat eserlerini değil fakat ölüm kılıçlarını taklit et, çünkü büyük sanat onda yatar... 12- Yaşayanların kanı, yeni yetişenlerin tohumu için iyi gübre olur. 13- Kafataslarının en yüksek piramidi üstünde duran kimse daha öteleri görebilir... 21- Öldürmeyen kimse daha güçlü yapar" ( Güç, Ahmet, age, s.147 vd. )

Modern Satanizm ve onun kurucusu olan A.S. LaVey, herhangi bir tanrının varlığını, ölümden sonraki bir hayatı, dolayısıyla cennet ve cehennem'i inkar eden bir anlayışı benimsemektedir. Şeytan ise, sadece bir tabiat gücünü ve tabiatta Var olan karanlık güçleri temsil eden, bağlantı kurulamamış bir hazinedir. LaVey'e göre Şeytan; dünyevi işlerin işleyişinden sorumlu olan, fakat bilimin ve dinin herhangi bir izahını yapamadığı, tabiatta gizli karanlık bir güçten başka bir şey değildir. LaVey'in Şeytan'ı; ilerleme ruhu, medeniyetin gelişmesine ve insanlığın ilerlemesine katkıda bulunan tüm büyük hareketlerin telkin edicisidir. O, özgürlüğe götüren isyanın ruhu, özgürlüğe kavuşturan bütün sapıklıkların somut örneğidir. ( LaVey, The Satanic Bible, s.13, nakleden Güç, Ahmet, s.141 ) LaVey, "The Stanaic Bible" isimli kitabında, Satanizmin temel ilkelerini belirttiği gibi, "Şeytan'ın Kitabı" başlığı altında da, Şeytan'a ait olduğunu ileri sürdüğü bazı sözlere yer vermiş olup, bu sözlerin bir kısmında "Tanrıya tapanlara lanet olsun, onlar koyun gibi kırkılacaklardır" ifadeleri bulunmaktadır.

Satanizm, kelimenin gerçek anlamında seksüel özgürlüğü savunur ve kişisel arzuları tatmin eden herhangi bir seksüel faaliyet türüne göz yumar. Satanizmde büyü, teorik ve pratik olarak iki grupta düşünülmüştür. LaVey'in "The Satanic Bible" isimli kitabında büyünün tanımı, "normal olarak kabul edilmiş metotların kullanılması halinde değişmeyecek olan durum veya olaylarda, bir kimsenin arzusu doğrultusunda değişikliğin meydana gelmesi" olarak tanımlanmıştır. Satanistlere göre "Ak" ve "Kara" diye iki çeşit büyü vardır.

Satanist'lerin geçmiş dönemlerde gerçekleştirdikleri kısaca Şeytan'a tapınma ayini olarak tanımlanabilecek olan Black Mass, aslı itibariyle Roma Katolik Kilisesi'nde ölülerin anısına düzenlenen ( Ekmek-Şarap ayini ) ayine verilen isimdir. Ayinde siyah giysiler giyildiği için bu isim verilmiştir. Bu ayinin Satanistler tarafından inkarcı bir tutum içerisinde ve alaycı bir tarzda taklidine de Black Mass adı verilmiştir. Bu ayinde tüm semboller ve dini tören tersine çevrilmiştir. Genellikle büyücülükte irtibatlandırılmıştır. Ayinde icra edilen Mass Kurbanı, Tanrı yerine Şeytan'a sunulmaktadır. LaVey'e göre Satanik ayinlerde, mumlar, çan, kadeh, iksir, kılıç, gong, parşömen, Baphomet'in sembolü ( şeytanı temsil eden ve keçiye benzeyen ters çevrilmiş beş köşeli yıldız ), erkek tenasül uzvu sembolü gibi malzemeler hazır bulundurularak kullanılır. Ayine katılan erkekler siyah giysi giyerler, kadınlar ise seksüel yönden tahrik edici giysiler giyerler ve katılımcılar Baphomet'in mührünü taşıyan amuletlerini veya Şeytan'ın geleneksel beş köşeli yıldızını takarlar. Giysi, yakılan mumlar gibi eşyalardan özellikle tercih edilen siyah rengin "Karanlık Güçleri" temsil ettiği belirtilmektedir. Bu nedenle siyah rengin Satanistlerin yanında ayrı bir yeri vardır. Satanik ayinlerde sunak olarak çoğunlukla ( canlı altar ) bir kadın kullanılır. Töreni yönetecek olan kişinin "Büyük Tanrı Şeytan'ın adıyla" diye başlayan ve Şeytan'a övgü ve şükranların sunulması ile devam eden hitabı ve konuşması sonrasında başlanan tören katılanların cinsel ilişkiye girmeleriyle sona erer.

Satanik dinde tüm tatil günlerinin en büyüğü bir kimsenin doğum tarihidir. Bundan sonra iki büyük Satanik tatil günü ise; Alman folkloründe büyücü kadınların toplandıkları gece olan 30 Nisan gecesi ( Walpurgisnacht ) ve çocukların türlü giysiler giyerek eğlenceler düzenledikleri ve aynı zamanda hortlak gecesi olarak da bilinen 31 Ekim gecesi ( Holloween )dir.

Geçmişte bazı din mensupları tarafından çeşitli düşüncelerle uygulanmış olan insan kurbanına Geleneksel Satanistlerde ve bazı Satanist gruplarda rastlanmaktadır. Geleneksel Satanistler'e göre insan kurbanı, tabiatı gereği değersizleri yok eder, böylece nesli geliştirir. Tabii olarak, kurban edilecek kimseyi seçmenin uygun yolları vardır. Seçilen her bir kurban, kendilerini kurban edilmeye uygun olarak gösterildikleri için seçilmiş demektir. Onlar, "suçsuz, masum" olmadıklarından, asla rastgele seçilmezler.

insan kurban etmede varsayılan amaç, diri diri boğazlanan kurbanın kanıyla elde edilen enerjiyi büyüsel mekanizma atmosferine atmak ve bu yolla büyücünün başarı şansını artırmaktır. Mesela "Ak Büyücü'ye göre kan hayat gücünü temsil ettiğinden, ilahları veya şeytanları yatıştırmak için, onlara uygun tarzda kurban sunmaktan daha iyi bir yol yoktur. Buradaki mantık şudur. Ölen bir canlı kimyasal özleri ve hayat kimyası ile ilgili diğer enerjileri bol miktarda yayacaktır. Öte yandan bunlar, güçlü ve yenilmez özelliğe sahip bir bileşim meydana getireceklerdir. Bu enerjilere sahip kimselerde aynı özellikleri elde etmiş olacaklardır. ( LaVey, The Satanic Bible, s.87-90, nakleden Güç, Ahmet, s.235 )

Bazı Satanist grupların iç yüzünü yansıtması bakımından Michelle Smith ve Lawrence Pazder andan "Michelle Remembers ( 1980 )" adı altında anlatılanlar dikkat çekicidir. Anlatılanların baş kahramanı durumundaki Michelle Smith 1954-1955'lerde beş yaşında bir çocukken, Victoria, British Columbia'da Satanik ayinlerde yaşamış olduğu dehşeti nakletmiş, annesi tarafından Satanistler'e teslim edilen bayan Smith, ayinlerde canlı bir işaret değneği ( gösterge ) olarak kullanıldığını, hayvanların ve küçük çocukların ayin sırasında öldürülüşüne tanık olduğunu, mezarlara konan tabutlara kapatıldı mı, o tabutların içine hayvanların atıldığını, kült üyelerinin boynuzları olan bir beyaz erkek heykeline güya can verme teşebbüslerini seyrettiğini, yine kendisine hile ile haç üzerinde tuvaletini yaptırdıklarını ve Hıristiyan Tanrı'sını inkar etmesini istediklerini söylemiş, bu hatıralarından psikiyatrik tedavi ile ancak 28 yaşında kurulabildiğini belirtmiştir. Bazı Satanist gruplar tarafından gerçekleştirilen benzer bir olay da bu olayları bizzat yaşayan bir çocuk tarafından anlatılmıştır. 1985 yılında Bakersfield, Kaliforniya'da, on yaşında bir erkek çocuk, kendisinin ve diğer 24 çocuğun, yaklaşık 40 civarında yetişkin tarafından kötü bir kilise'ye götürüldüklerini, o yetişkinlerin şeytana dua okurken çocukların giysilerini çıkardıklarını, bu çocukların yaşayan bir bebeğe bıçak saplamaya zorlandıklarını, sonuçta çocuğun öldürülüp parçalandığını, sonra da o bebeğin kanını içmeye mecbur bırakıldıklarını, ayrıca yetişkinlerin diğer çocuklara tecavüz ettiklerini söylemiş, benzer durumlar Kaliforniya'nın her tarafından anlatılagelmiştir. Yine 1987 yılında Alberta Royal tarafından Kanada'lı Atlı Polis'in, çözüme kavuşturulamamış çocuk kaçırma olaylarıyla Satanizm'in ilişkilendirilmesi gerektiğini iddia ettiği yolunda bir rapor hazırlanmıştır. Aynı zamanda Satanistlerin, bazı mezarlık tecavüzleri ve soygunlardan sorumlu olduklarına da hükmedilmiştir. Yine Satanizm, bazı Heavy Metal gruplarıyla ve 13-19 yaşlar arası intihar ve öldürme olaylarıyla da irtibatlandırılmıştır. Keza, bu yaştaki bazı problemli gençlerin; kendilerini güçsüz veya aileleri, dünya ve Hıristiyan Tanrı'sı tarafından tamamen terk edilmiş hissettiklerinde açıkça Satanizme yöneldikleri, şeytana sadakatini kanıtlamaları için kendilerini şiddet fiillerini işlemeye teşvik eden gruplara katıldıkları tespit edilmiştir. ( Güç, Ahmet, s.111 vd )

D ) SATANİZMİN ÜLKEMİZDE ORTAYA ÇIKIŞI:

Batı dünyasında ve özellikle Amerika'da yayınlanan Satanik kitaplar, dergiler, WEB siteleri ve kişisel ilişkilerle yayılan ve son yıllarda "alternatif bir din" haline getirilmiş olan, kısaca "Şeytan'a tanrı diye tapınmak" anlamına gelen "Satanizm"in Ülkemize 1980'li yıllarda Amerika'lı bir ressam tarafından getirildiği ( Samsun Milli Eğitim Müdürlüğü Rehberlik ve Araştırma Merkezi ) ileri sürülmektedir. Ancak Satanizm ve Satanistler ülkemizin gündemine 23 Haziran 1998 tarihinde İstanbul Ataköy'de 14 ve 17 yaşındaki iki gencin el ele tutuşup 14. kattan kendilerini aşağı atarak intihar etmeleri üzerine girmiş, 24 Ocak 1999 günü Antalya'da 22 yaşındaki genç bir kızın intihara kalkışması ve 9 Mayıs 1999 tarihinde 15 yaşındaki bir başka genç kızın İstanbul Kızıltoprak'ta üzücü intiharı, ardından 13 Eylül 1999 tarihinde meydana gelen dosyamıza konu öldürme olayı ve sonrasında az sayıda da olsa devam eden intiharlar ile gündemdeki yerini sürdürmüştür.

Yargılamaya konu cinayet olayının gerçekleştirilmesinden önce 24-25 Ekim 1998 tarihlerinde bir özel televizyon kanalında bazı satanist ayinleri görüntülenmiş, ayine katılanlardan bir kısmı konuşturulmuş, çoğunlukla parçalanmış ve problemli ailelerin çocukları olan bu gençler ayinlere katılarak huzur aradıklarını söylemişler, müzik eşliğinde yapılan ayinlerde bir kedinin kurban edildiği, kanının bir kapta biriktirilerek üç gün sonra içilir hale geldiğinde içildiği, ayine katılan bayanların isteyen her erkekle seksüel ilişkiye girmek zorunda olduğu, seçme haklarının dahi bulunmadığı, programa katılan bir başka bayan tarafın açıklanmış, ayin yapılan binanın duvarlarına kedi kanı ile çeşitli yazıların yazıldığı, şekiller ve resimlerin yapıldığı görüntülenmiş, ayin için genellikle izbe yerlerin, eski, tarihi ve terkedilmiş binaların tercih edildiği söylenmiştir.

İzmir Emniyet Müdürlüğünce hazırlanarak internette yayınlanan bir raporda ise; Türkiye'deki Satanizmin önce internet kanalıyla tanındığı, sonları Satanist bazı Heavy Metal grupları ve masum arkadaşlık ilişkileri aracılığıyla gençler arasında yayıldığı, Şeytan'a tapanların çoğunluğunun yüksek gelirli ailelerin çocukları olduğu, Satanist grupların Türkiye'de el altından çıkartılan ve fotokopi yoluyla çoğaltılan çeşitli dergilerinin bulunduğu, Satanistlerin genellikle siyah ve kırmızı renk giysileri tercih ettikleri, deri pantolon, abartılı takılar, başlıklı tişörtler, yaz-kış postal ve çizme giydikleri, çoğunluğunun ters haç taktıkları ve giysilerinde satanik sembollerin bulunduğu, geceleri metruk yerlerde ve mezarlıklarda toplanıp ayin yaptıkları, kedi kanı içerek ölümsüzlüğe ulaşacaklarını düşündükleri, bazı ayinlerin sonunda toplu seks yaptıkları, 7, 13, 666 sayıları ile ekmek, keçi ve şarabı kutsal saydıkları, bütün dinlere ve kutsal kitaplara karşı saldırgan bir tutum içinde oldukları, belirtilmektedir.

E ) SANIKLARIN SATANİK EĞİLİMLERİ:

Suç tarihinden önce tanışan sanıklar satanist düşünceye mensup olduklarını belirtmişler, ayrıca yapılan aramada elde edilen defterde sanıklardan Zinnur Gülşah'ın çeşitli kaynaklardan yararlanarak çıkardığı Satanizme ilişkin notlar bulunmuş, sanıklardan Ömer'in Satanik ayin öncesinde kestiği kedinin iç organları ve kafasını elinde tutarak çektirdiği bir fotoğraf elde edilmiş, yine tanık Sonat hazırlıktaki beyanında sanıkların Satanist olduklarını belirterek, katıldığı bir ayinden söz etmiş ve Satanizm hakkında yukarıda açıklanan hususları doğrulayan bilgiler vermiştir. Devam ettiği barlar, arkadaş ilişkileri, alışkanlıkları, sanık Ömer'in anlatımı ve üzerinde ters haç şeklinde küpe ve kolye taşıdığı dikkate alındığında, maktulenin de aynı eğilimde olduğu anlaşılmaktadır.

Sanıkların kısaca; "kötülüğe gerçekten inananların kötülük görmeyeceği ve efendilerinin şeytan olduğu" yolundaki inançları gereği şeytana taptıkları, Şeytan'ın kediyi çok sevmesi nedeniyle onun için kedi kurban edilen ayinler düzenledikleri, kedi kanının kendi kanlarına karışmasının insana şeytani güç verdiği, insanın bu nedenle her türlü zorluk ve şanssızlığı yendiği yolundaki düşünce ve inançları nedeniyle ayinlerde kurban edilen kedinin kanını içip, etini pişirip yedikleri, ayin sırasında şeytana övgüde bulunup kendilerini kutsamasını istedikleri, Satanistlerin simgelerinden olan ters haç şeklinde kolye taktıkları, siyah renkli giysiler giyindikleri, suç tarihinden bir gün önce de yeni bir Satanik yapılanmayı başlatmak amacıyla görüşme yaptıkları, bu suretle Satanik inanca mensup oldukları anlaşılmaktadır.

F ) SANIKLARIN OLAYA İLİŞKİN ANLATIMLARI;

Sanık Zinnur Gülşah'ın; "Engin, bugün 13. gün uğursuz bir gündür, ayrıca bugün deprem oldu, biz de bunu şeytana kurban olarak vermek istiyoruz. gece 24.00'ten sonra onu öldüreceğiz dedi." ( 20.9.1999 günlü kolluk ), "Ömer, ayın 13'ü olması nedeniyle kızın ırzına geçip şeytana kurban edecekti, bunu saat 24.00 sıralarında yapacaktı." ( 24.9.1999 günlü C.Savcılığı ), "Satanizm adına kurbana mani olamadım" ( 24.9.1999 günlü Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusu ), "Sanık Engin Şeytan'dan emir aldığını, maktuleyi bu nedenle öldüreceğini söyledi" ( 26.1.2000 günlü duruşma )

Sanık Engin'in; "Sanık Ömer; ben bu kıza tecavüz edeceğim, öldüreceğim, satanizmde olduğu gibi güç kazanmak için onu şeytana kurban edeceğim dedi" ( 20.9.1999 günlü kolluk ),"... bu arada bana şeytandan mesaj geldi. Bir senedir kendisinden mesaj alıyorum, kulağıma sesler geliyor, ne derse onu yapmak zorundayım, konuşmalarında bendeki canın kendisine ait olduğunu söylüyordu. Benim elçim olacaksın diyordu. Aramızdaki anlaşmaya göre ben de bunu kabul ettim. Bunalıma giriyordum. Benim ruhum devamlı şeytanda idi, iyi tahsil yapmam, iki dil bilmeme rağmen hayatta yaşamanın anlamsız olduğunu düşünüyordum. Şeytan bana senin sınavların var, bunları başarırsan senin canını alırım demişti. Mesajları genellikle geceleri alıyordum, sanıklar daha önce benim şeytandan mesajlar aldığımı biliyorlardı... sanıklar da satanistti... Şeytandan mesaj aldım... öldürdük" ( 19.12.1999 günlü duruşma )

Sanık Ömer'in; "Gülşah bana biz satanistiz, belli başlı insanlar var, örgüt kuracağız bize katıl, belli başlı insanların canlarının alınması lazım... Bize şeytandan mesaj geliyor dedi. Bunu Engin'de doğruladı... devamla belli başla günlerimiz, o günlerde ayinlerimiz törenlerimiz olacak sen de bizimle ol dediler... Olay günü olay yerine hazırlanıp gittik, 19.00 sıralarında Gülşah dizleri üzerinde ileri geri sallanıp kendi kendine konuşuyordu. Engin'e sordum, mesajlar aldıklarını, bugün ayın 13'ü olup uğursuz olduğunu, ayrıca o gün deprem olduğunu, 24.00'te Şehriban'ı şeytana kurban edeceklerini söyledi" diyerek o gece bu amaçla maktuleyi kurban ettiklerini; kendisinin daha önce kedi parçalayıp resim çektirdiğini, etini pişirip yediğini, ( 20.9.1999 günlü kolluk ) "Black Metal müzik Satanizmle ilgilidir. Satanizmi öğrenmeye çalıştım... Ben de şeytanla ilgili düşüncelerimden dolayı Şehriban'ın ağzını burnunu kapattım, öldürdük" ( 24.9.1999 günlü C.Savcılığı ) ve aynı günlü Sulh Hakimliğinde aynı doğrultudaki sorgu beyanları ile "Engin, bize Şeytandan mesaj geldi, öldürmem gerekiyor dedi... ben de öldürme fiiline katıldım" ( 9.12.1999 günlü duruşma ) biçimindeki anlatımları ile sanıkların öldürme eylemini şeytandan aldıklarını söyledikleri mesaj ve Satanik inançlarının etkisi ile "şeytana kurban verme" saiki ile gerçekleştirdikleri anlaşılmış, dosyadaki bir kısım fotoğraflarda gözüken giysiler ve ellerinde kesilmiş kedi organları bulunduğu halde çektirilen resimlerin bu inançlarına dair kanıt oluşturduğu kabul edilmiştir.

G- ) SANIKLARIN ÖLDÜRME EYLEMLERİNİN NİTELİĞİ: aa- ) Canavarca Bir His Şevki İle Adam Öldürme Kavramı;

Türk Ceza Yasasının 450. maddesinin 3. bendi adam öldürme fiilinin, "Canavarca bir his şevki ile..." gerçekleştirilmesini bu suçun nitelikli biçimi olarak düzenlemiştir.

Canavar kelimesi kurt, domuz gibi cana kıyıcı yabani ve yırtıcı hayvanlar için kullanıldığından, bentte suç faili insan için belirtilen ve Yasada tanımlanmayan "canavarca" sözcüğünün daha çok mecazi anlam ifade ettiği kabul edilmelidir. Şurası da belirtilmelidir ki, eylemin canavarca his şevki ile işlenmesi başka şey, işleniş tarzının canavarca olması başka şeydir.

Majno'ya göre; "Bu cürüm şekli, insanın hayvanlığını, vahşiyane hissini ve kan dökme istidadını" göstermeklerdir. ( Ceza Kanunu Şerhi, Ankara-1980, Cilt 3, s.231 ) Kaynak Yasanın gerekçesinde ise, insanı ürküten yabanıl kötü yürekliliğin, kazanç hırsıyla değil, daha çok kan şehvetiyle suç işleyenlerde olduğu belirtilmiştir. ( Sami Selçuk, Karşılaştırmalı Hukuk Açısından Canavarca His Şevkiyle Adam Öldürme, Yargıtay Dergisi, Ekim-1988, s.468 )

TCY'mız bu suçta "haraket"i değil, "his/duygu" itibariyle içtepiyi/güdüyü ağırlaştırıcı neden olarak benimsemiştir. Öte yandan, 450. maddenin 3. bendinde, "işkence ve taziple" adam öldürme suçu

ar verilmelidir.

2- ) NA'ŞI TAHKİR SUÇU YÖNÜNDEN;

Sanıklardan Zinnur Gülşah, kolluk ve C. Savcılığındaki ifadeleri ile Sulh Hakimliğindeki sorgusu sırasında, öldürme olayından sonra sanık Ömer'in, maktulenin gömleğini yukarı, pantolonunu ve külotunu da aşağı sıyırarak ırzına geçtiğini, daha sonra diğer sanık Engin'in de denemesine karşın ereksiyon olmaması nedeniyle başaramadığını belirtmiş, sanık Engin kolluktaki anlatımında bu doğrultuda ifade vermiş, sanık Ömer ise, Şehriban'ın rızası ile ilişkide bulunduğunu, sonra hep birlikte oturup sohbet ettiklerini, öldürme olayının daha sonra gerçekleştiğini savunmuştur. Aldırılan ekspertiz raporunda, maktulenin külotundaki meni lekesinin sanık Ömer'e ait olduğu belirtilmiştir. Olay yeri görgü tespit tutanakları, ölü muayene ve otopsi tutanakları ile dosyadaki fotoğraflara göre, ceset bulunduğunda, pantolonun ve külotunun diz bölgesine, gömleğinin ise göğüslerinin üzerine kadar sıyrıldığı, cinsel ilişkinin izlerinin belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu maddi bulguları doğrulayan sanıkların kısmi ikrar ve anlatımları dikkate alındığında, eylemleri nedeniyle TCY'nın 178/1. maddesinde belirtilen naşı tahkir suçundan cezalandırılmaları yerine, beraatlerine karar verilmesi isabetsiz olup, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

3- ) YASAL KISITLILIK ALTINDA BULUNDURULMA SÜRESİ YÖNÜNDEN:

Öte yandan, somut olayda Yerel Mahkeme kasten adam öldürmek suçu nedeniyle sanıkları TCY'nın 448, ve 59. maddeleri uyarınca 25'er yıl ağır hapis cezasıyla hükümlendirmiş, ayrıca TCY'nın 33. maddesi uyarınca "ceza müddeti zarfında yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına" karar vermiştir.

Ceza Yasamızın 33. maddesinin 1. fıkrasında; "Beş seneden ziyade ağır hapis cezasına mahkum olanlar ceza müddetleri zarfında mahcuriyeti kanuniye halinde bulundurulur ve emvalinin idaresinde mahcurlar hakkındaki Kanunu Medeni ahkamı tatbik olunur." denilmiştir. 4.12.1929 gün ve 33-18 sayılı içtihadı Birleştirme Kararında ise, hükümlülüğün sonucu olması nedeniyle, ilamda ayrıca açıklanmasa ve hükmedilmese dahi bu durumdaki hükümlülere her halde Kanunu Medeni hükümlerine göre bir vasi tayin edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Halen yürürlükten kalkmış bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin hükümlüler hakkındaki kısıtlılık halinin sona ermesini düzenleyen 415. maddesi ise; "Hürriyeti salip bir cezaya mahkum olan kimse üzerindeki vesayet hapsin hitamıyla nihayet bulur. Muvakkaten veya bir şart ile serbest bırakılmış olan mahpus vesayet altında kalır." hükmünü taşımaktaydı.

Ancak 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun hükümlüler hakkındaki vesayetin sona ermesini düzenleyen 471. maddesi ile; "Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar." biçiminde yeni bir düzenleme getirilmiştir.

Madde gerekçesinde de;"... yeni düzenlemede, özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkumiyet sebebine dayanan kısıtlılık halinin, kişinin hapis halinin sona ermesiyle yani cezasını çekmek veya şartlı salıverilme yoluyla cezaevinden çıkmasıyla birlikte kendiliğinden kalkacağı öngörülmüştür.

Yürürlükteki 415. maddenin yeni düzenlemeye alınmayan ikinci cümlesi geçici veya şartlı olarak salıverilmenin vesayet halini ortadan kaldırmayacağını öngörmektedir. Bu hüküm iki açıdan isabetli değildir. Öncelikle, bir kişinin şartla olsa bile salıverilmesine rağmen, kısıtlılık halinin devam ettiğini ve dolayısıyla fiil ehliyetinin tam olmadığını kabul etmek bir çelişkidir. Kişi salıverildiği yani özgür kılındığı halde, vesayet halinin devam ettiğini kabul etmek özgürlüğü bir başka açıdan kısıtlamaktır.

Kişi salıverildiği halde vesayet halinin hala devam ettiği kabul edilecek olursa, bundan haberdar olmayan iyiniyetli üçüncü kişiler bu hüküm dolayısıyla mağdur olabileceklerdir. Şartla salıverilmelerine rağmen, bunu gizleyerek iyiniyetli üçüncü kişilerle hukuki işlem yapan kişinin, bu işlemi kendi yararına görmediği durumda "kısıtlılık halinin devam ettiği" iddiasıyla hukuki işlemin ehliyetsizlik nedeniyle iptalini istemesi haksız sonuçlar doğurabilecektir." denilmektedir.

Görüleceği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun hükümlüler hakkındaki vesayet halinin sona ermesini düzenleyen 471. maddesi ile getirilen ve TCY.nın 33. maddesinin bu doğrultuda yeniden yorumlanmasını gerektiren bu yeni yasal düzenleme karşısında, hapis halini aşacak ve şartla salıverilen kişi yönünden deneme süresini de kapsayacak biçimde yasal kısıtlılık altında bulundurma kararı verilemez. Bu itibarla, TCY'nın 33. maddesi uyarınca sanıkların, "hapis halleri sona erinceye kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmaları" yerine "ceza müddeti zarfında yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına" karar verilmesi isabetsiz olup, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bu yönden de bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün açıklanan üç ayrı nedenden dolayı ( BOZULMASINA ), dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına gönderilmesine, 17.12.2002 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 08/07/2007 8:31 pm
YIWALY
(@yiwaly)
Gönderiler: 76
Trusted Member
 

Satanizm bence saçma bir inanç sistemi. Tanrı'nın varlığını kabul eden insanın Tanrı'nın yarattığı birşeye taparak, bu yaratıkla Tanrı'ya karşı gelmesi, mücadele vermesine şaşıyorum doğrusu. Neyse konu inanç değil, bu inancın hukutaki yeri.. Şeytana tapma halinde, inancın gerektirdiği diğer insanlara zarar vermek ve onların haklarını yemek, canlarına kastedmek olaylarına girmemeleri koşuluyla bu dine inanamanın yasaklanması beni "bu ülkede düşünce özgürlüğü yok mu?" düşüncesine götürür. Hele başkalarının hakkına kastedmeden yaptıkları ibadetleri suç sayarlarsa aynı saçmalığı tekrarlamış olurlar.
Sonuçta herkes insan, ve neye inanacakları kendilerini ilgilendirir, inanç başkalarının haklarına kastedmeden vicdanen yaşanır. Kimse bir başkasını inancından ötürü yargılayamaz veya eleştiremez.


Veritas Filia Temporis
Hakikat Zamanın Çocuğudur..

 
Gönderildi : 08/07/2007 8:36 pm
(@nazgrei)
Gönderiler: 138
Estimable Member
 

I ) OLAY:

"Satanist" olduklarını kabul ve ifade eden her üç sanığın, kısa bir süre, önce tanıştıkları maktüle Şehriban'ı, inançları gereği ayın 13. günü yapacakları tapınma ayininde kurban edip ırzına geçmeye karar verdikleri, bu karar doğrultusunda gerekli malzemeleri sağlayıp, maktüleyi de kandırarak ağaçlık tenha bir yer olan Ortaköy mezarlığına getirdikleri burada getirdikleri şarapları içip, uzunca bir süre oyalanıp şeytandan mesaj bekledikleri, bekledikleri mesaj geldiğinde öldürme kararını gerçekleştirmek için sanıklardan Ömer ve Engin'in hiçbir şeyden habersiz olan maktülenin boğazını, boynunu sıkıp, ağız ve burnunu kapatmak suretiyle boğmaya çalıştıkları, fiillerini birlikte icra ederken sanık Zinnur Gülşah'tan da maktülenin direnişini kırması için elindeki bıçağı vurmasını istedikleri, Zinnur Gülşah'ın da maktülenin bacağına 6 cm. derinlikte bıçağı saplamak suretiyle asli manevi katılımı yanında fer'i maddi katılımıyla da maktüleyi birlikte boğarak öldürdükleri, nabız ve boynunu kontrol edip öldüğüne kanaat getirdikten sonra sanık Ömer'in maktülenin üstündeki gömleğini göğüslerini ortaya çıkaracak şekilde açıp, giydiği kot pantolan ve külotunu da aşağı sıyırmak suretiyle soyduktan sonra cinsel ilişkiye geçtiği, ve akabinde de sanık Engin'den aynı şeyi yapmasını istediği, fakat Engin'in uğraşısına rağmen ereksiyon nedeniyle başarısız kaldığı, bilahare cesedin bulunmaması için yanlarındaki çekiç ile çukur kazıp içine maktüleyi attıkları, üzerindeki bel çantasını, saatini, cebindeki üç milyon lira parasını aldıktan sonra toprak ve çalılarla kapatıp gittikleri, çantasındaki parfüm ve kartları attıkları suçta kullandıkları bıçak ve çekiçi yıkadıkları, bulunur endişesiyle belçantasına taş koyup denize attıkları, yakaladıklarında yer göstermeleriyle çantanın denizden bulunup çıkartıldığı, cezai ehliyetlerinin tam olduğu belirlenen sanıkların öldürme ve naaşa hakaret fiillerinde saiklerinin şeytana tapınma gereği olduğunun sanıkların savunmaları ve bunu doğrulayan tanık anlatımları ve otopsi bulguları ile açığa çıktığı, mahkemesince de ve delilere uygun biçimde öldürmenin şeytandan emir gelmesi nedenine bağlandığı görülmüştür.

böle bir din olabilirmi?aklı yerinde olan bir insan bunları yaparmı ?


www.lora-online.com

 
Gönderildi : 08/07/2007 8:38 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @yiwaly
Neyse konu inanç değil, bu inancın hukutaki yeri.. Şeytana tapma halinde, inancın gerektirdiği diğer insanlara zarar vermek ve onların haklarını yemek, canlarına kastedmek olaylarına girmemeleri koşuluyla bu dine inanamanın yasaklanması beni "bu ülkede düşünce özgürlüğü yok mu?" düşüncesine götürür. Hele başkalarının hakkına kastedmeden yaptıkları ibadetleri suç sayarlarsa aynı saçmalığı tekrarlamış olurlar.
Sonuçta herkes insan, ve neye inanacakları kendilerini ilgilendirir, inanç başkalarının haklarına kastedmeden vicdanen yaşanır. Kimse bir başkasını inancından ötürü yargılayamaz veya eleştiremez.

Bu konuda aynı düşünüyoruz. Ancak Satanizm, bazı yasak dinlerdeki gibi öldürmeyi, işkence etmeyi vs. suçları işlemeyi öngördüğünden bahisle hukuken yasaklanmış bir dindir. Aynı şekilde Vodoo dini de Fransa'da ve birçok ülkede yasak din olarak yer almaktadır... Bunların ortak özelliği ise, insan kurban etmektir. Eh öte yandan hayvan hakları ihlali sayılabilecek bir düzenleme de hayvan kurban etmek değil midir? Tartışılır...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 08/07/2007 8:46 pm
(@nazgrei)
Gönderiler: 138
Estimable Member
 

Hayvan kurban etmekle insan kurban etmeği aynımı görüoyosun hayvan canıyla insanın canını birmi görüyosun Kur'anda Allah insandan üstün varlık olmadığını ve melekler dahil tümünün insana secde etmesini istediğini biliyoruz.Ayrıca hayvan kurbanını Allah emretmişdir insan kurbanında olduğu gibi şeytan değil.Hem Hayvan Hakları ihlali hayvan kurbanına değil hayvanlara cektirilen işkenceler e yöneliktir.Hayvan kurban etmek bir işkence değildir bunu işkenceye cevirenler ise bu onların kendi günahlarıdır.


www.lora-online.com

 
Gönderildi : 08/07/2007 8:52 pm
Corpse
(@corpse-3)
Gönderiler: 6105
Illustrious Member
 

Müslümansan tartışılmaz.


Ömrümde tek bir zevkim var,boks.

 
Gönderildi : 08/07/2007 8:53 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Ben dinleri tartışmadığımı başlığın en tepesinde vurgulamıştım... Ben hukuku tartışıyorum?


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 08/07/2007 8:57 pm
(@untouchadles)
Gönderiler: 629
Honorable Member
 

ya bence bu konu üzerinde daha fazla durmayın insan istediğine inanır kimsede ağzını açıp bişey diyemez .


amen!!

 
Gönderildi : 08/07/2007 9:48 pm
Corpse
(@corpse-3)
Gönderiler: 6105
Illustrious Member
 

untouchadles arkadasımızda bambaska bir acıdan bakmıs olaya bravo :)
AurorA
Sen benden daha iyi bilirsin her ulkenin kendine gore hukuk kuralları vardır.Ve bu hukuk kurallarıda gelisiguzel konulmuyor yanılmıyorsam..Müslümansan tatışılmaz dedim çünkü dinsel bir nedenden ötürü kurban kesmemiz zaten farz..Bende hukuksal şeysini söyledim zaten :)Bu her ülke için değişir.


Ömrümde tek bir zevkim var,boks.

 
Gönderildi : 08/07/2007 10:43 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

:) Sana dememiştim Corpse... Kusura bakma alıntı yapmadan yazınca yanlış anlaşılma olmuş... Cevabım aşağıdaki cümlelereydi...

Hayvan kurban etmekle insan kurban etmeği aynımı görüoyosun hayvan canıyla insanın canını birmi görüyosun Kur'anda Allah insandan üstün varlık olmadığını ve melekler dahil tümünün insana secde etmesini istediğini biliyoruz.Ayrıca hayvan kurbanını Allah emretmişdir insan kurbanında olduğu gibi şeytan değil.Hem Hayvan Hakları ihlali hayvan kurbanına değil hayvanlara cektirilen işkenceler e yöneliktir.Hayvan kurban etmek bir işkence değildir bunu işkenceye cevirenler ise bu onların kendi günahlarıdır.

Tekrar tekrar söylüyorum... Amaç bu dini, dinin gereklerini yahut başka dinlerin bu dine bakış açısı değildir. Size okumanız için Yargıtay Kararı verdim... Türk Hukukunun bu konuya bakış açısını göstermek amacıyla... Hem "A öyle bir olay olmuştu... Noldu acaba onun sonu?" diye merak edenler var ise işlerine yarar diye :)


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 08/07/2007 10:55 pm
damnedlord
(@damnedlord)
Gönderiler: 566
Honorable Member
 

bm başlığında konu yüz kere satanizme geldi forum kurallarına aykırı diye sustuk. böylesine yanlış bilgilerle bezeli bir başlıkta satanizm hakkındaki kulaktan dolma bilgilerin uçuşması forum kurallarına uygun mu yani?

madem öyle açın adam gibi bir başlık tartışalım. bilen anlatsın, bilmeyen öğrensin...


ibneler sizi

 
Gönderildi : 08/07/2007 10:59 pm
AurorA
(@aurora)
Gönderiler: 6759
Illustrious Member
Konu başlatıcı
 

Böylesine yanlış bilgilerle bezeli olan başlıktan kastınız nedir merak ettim... Dosya Esas no. ve Karar no.su yukarıda yer almaktadır... İçerik hiçbir değişim yapılmaksızın aktarılmıştır... Ha eğer Ceza Genel Kurulu yahut Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin araştırmalarında kusur bulmuş iseniz, bunu burada tartışmanın anlamı yoktur. Yapılan fiillerin Türk Hukuku kapsamında hangi suçları teşkil ettiği, bu fiillerin nasıl cezalandırıldığı konu kapsamında yer almaktadır...


Ben de insanım lan!

 
Gönderildi : 08/07/2007 11:07 pm
karaphum
(@karaphum)
Gönderiler: 650
Honorable Member
 

bu konuyu paylaşTığın için Teşekkürler....ayrıca lüTfen bu konu başlığını açan arkadaşımız SaTanizmin TC hukukundaki Suç ve cezalarını yamış.....inanç konuSUnda olSun başka mevzularda olSun TarTışmak yerSiz.....
zevkler ve renkler TarTışılmaz...herkeSin inancı kendinedir...gerçekTen bu konu üzerinde TarTışmak (TarTışmakTan kaSTeTTiğiğm düşünce ve yorumlarını belirTmek) iSTeyen varSa başka yerde başka mekanda tarTışabilir..ama şuan şu konu alTında olmamalı...


Şu anki hislerin, oluşmakta olanın mükemmel yansımasıdır.

Emerson

 
Gönderildi : 09/07/2007 1:52 am
simeRon
(@simeron)
Gönderiler: 1541
Noble Member
 

Gönderen: @implosion
Benim güzel insanlarım, yazı uzun diye okumayıp kıçınızdan uyduracağınıza konunun ana fikrini ah bir anlasanız..

:) aynen


 
Gönderildi : 09/07/2007 3:20 am
Sayfa 1 / 3
Paylaş: