Forum

CLASH[/size]
Clash Britanya'nın ilk ve en önemli pank topluluklarından biri. Ragga, blues, soul gibi sevdikleri tüm müzik dallarından öğeleri bir araya getirerek pank müziğe geniş bir pencereden baktılar. En önemli çalışmaları olarak tanınan "London Calling" Beatles sonrası dönemde rock müziğin en büyük başarılarından biri oldu.
Mick Jones, Paul Simonon ve Joe Strummer Clash dağıldıktan sonra da müzik yapmaya devam ettiler. Strummer tek başına. diğerleri ise "Big Audio Dynamite" ve "Havana 3 AM" isimleri altında... Yeniden birleşme planları Joe Strummer'ın 2002 senesinin Aralık ayında gelen ölümü ile suya düştü.
Kurulduğu sırada Clash, pank müziğin en gürültülü temsilcisi Sex Pistols'ın gölgesinde kalmıştı. Birlikte "Anarchy" turnesine de çıktıkları Pistols'a müzikseverler biraz olsun alıştıklarında, arkalarındaki Clash'ı da farketmeye başladılar, böylece 70'lerin sonu ve 80'lerin başında en büyük rock'n'roll topluluğu Clash olmuştu. Gitarcı Mick Jones (İngiltere, 1955) 20 yaşındayken kendisinden bir yaş küçük basçı Paul Simonon ve yaşıtı davulcu Nicky Headon ile "London SS" isimli bir topluluk kurdu. 1952 Ankara doğumlu Joe Strummer (esas adı John Graham Mellor) ile birlikte Clash'ın çekirdek kadrosu da bu isimlerden oluşacaktı. Kadroda olmasına rağmen kısa süre sonra, '76'nın başında ayrılmak zorunda kalan gitarcı Keith Levene ve davulcu Terry Chimes topluluğun müzik serüvenine eşlik edemeyeceklerdi.
CBS ile sözleşme imzalayan Jones, Strummer, Simonon ve Headon üç haftasonu çalışması sonrasında ses mühendisi Micky Foote'nin "yapımcılığında" Londra'da The Clash'ı kaydetmişlerdi.
1977 yılında Rolling Stone dergisi albüm için tam bir pank albümü diyordu. 70'lerin ortası İngiltere'sinin kızgınlığını, çökkünlüğünü ve enerjisini albümlerine başarıyla yansıtmışlardı. Daha da önemlisi söz yazarları Jones ve Strummer "I'm So Bored With The USA" ve "Career Opportunities" gibi çalışmalarda da görüleceği üzere özellikle gençlerin benimseyeceği slogan üreten yazarlar haline gelmişlerdi. Çalışma listelerde 12 numaraya kadar yükseldi ve büyük övgü aldı. 45'lik olarak piyasaya sürülen "Remote Control" öyle büyük ilgi gördü ki Clash Jamaikalı efsanevî yapımcı Lee Perry ile bir de cevap niteliğindeki "Complete Control"u kaydetti.
Plak şirketi CBS ABD pazarında da söz sahibi olma düşüncesiyle "Blue Öyster Cult" topluluğunun kurucusu ve söz yazarı Sandy Pearlman'ı davet edip, onun yapımcılığında "Give 'Em Enough Rope" kaydının çıkmasını sağladı. Bu girişim ABD'de olumlu eleştiriler dışında fazla bir başarı elde edemedi. Etliye sütlüye dokunmadığı, topluluğun nam salmış pank kurallarını bir kenara bıraktığı yolundaki İngiliz eleştirilerine rağmen bu "uysal" çalışma Birleşik Krallık'taki listelerde iki numaraya kadar yükseldi.
Clash'ın izleyen çalışmalarında ragga'nın etkisi daha göze çarpmaya başladı. 1978 temmuzunda kaydettikleri ve ırkçılık karşıtı duruşlarını simgeleyen "(White Man) In Hammersmith Palais" çalışması ve "Tommy Gun" önemli liste başarısı yakaladı.
ABD'de yayınlanan ilk Clash albümü iki kasetten oluşan ve 45'likleri de içeren geniş bir toplamaydı. 1979'da gelen ve Guy Stevens yapımcılığındaki "London Calling" ikili albümü kadar olmasa da iyi bir satış rakamına erişti. "Train In Vain" en iyi 30 parça arasına girerken albüm de Rolling Stones tarafından "80'lerin en iyi albümü" seçildi. Geniş bir müzik yelpazesine yayılmış bu albüm sayesinde ABD'de ünlendiler, 1980'lerde resimleri dergilerin kapaklarında yer almaya başladı. Sonraki hamleleri hırslı olmaktan da öteydi, üçlü albüm "Sandinista!" geldi. Albümdeki pek çok parçada Jamaikalı Mikey Dread'ın da katkısı vardı. Listelerde fena bir yere gelmemiş olsa da, satış rakamları hayal kırıklığı yarattı. Deneyimli rock yapımcısı Glyn Johns kötü giden işleri düzeltecek yeni bir albüm için çağrılsa da sonuç yine itici bir albüm oldu: "Combat Rock". Bagetler, Headon aniden çekip gittiğinden, ismini yukarda andığımız Terry Chimes'ın eline geçtiyse de bu çalışmadan sonra yine el değiştirdi ve Pete Howard yeni davulcu oldu. Headon'un gitmeden yazdığı eğlenceli, mizahî "Rock The Casbah" şeytani video klibinin de yardımıyla ABD'de ilk 5'te yerini aldı. "The Who" ile birlikte 1982'de ABD'yi turlayan Clash pek çok gözlemciye göre bir zamanlar dalgalarını geçtikleri yıldızlardan birine dönüşmüştü. Buradaki çelişkiyi konu alan pek çok eleştiri yayınlandı. Jones ve Strummer arasındaki gizliden gizliye kuvvetlenen gerginlik kötü sonlandı ve Strummer'ın kendisini "tembel" diye suçlamasının ardından Jones 1983'te toplulukla yollarını ayırdı. Yaptığı basın açıklamasında şöyle diyordu: "O artık bizimle değildi."
Strummer daha sonra Jones'tan özür dileyip başarılı bir ortaklığının bozulmasının asıl sorumlusunun kendisi olduğunu kabul etti. Özürünü "Onu arkadan bıçakladım" sözlerindeki dürüstlüğüyle de desteklemesine rağmen Clash yoluna Jones olmadan devam edecekti. Bu haldeyken 1985'te gelen kuvvetsiz albüm "Cut The Crap" yine de listelerde 16.'lığa kadar yükselmeyi bildi. Çalışma bir Strummer klasiği "This is England"ı içermesine rağmen pek çoklarına göre Clash imzasını taşıyan en kötü kayıt oldu.
Clash 1986'da Latino Rockabilly War ile çıktıkları kısa bir turnenin ardından dağıldı. Strummer Pogues topluluğuyla yaptığı kısa süren bir işbirliğinin ardından hemen hemen tümüyle oyunculuk ve yapımcılığa soyundu. Sex Pistols'un basçısı Sid Vicious ve kız arkadaşı Nancy Spungen'i konu alan "Sid ve Nancy" isimli film için müzikler yaptı. Bu arada Jones ise 70'lerin bir başka ünlü ismi Don Letts ile "Big Audio Dynamite" isimli bir birliktelik kurarak reklamcılık alanında uzun yıllar boyu önemli bir ticari güç oldu.
1988'e gelindiğinde "Clash'ın Hikayesi" ismiyle harika bir toplama albüm raflarda yerini aldı. En kızgın ve en ahenkli parçalarıyla Clash sevenlerine yeniden "merhaba" diyordu. 1982 çıkışlı "Should I Stay Or Should I Go?" 1991'de yeniden listeleri sallamayı başardı. Şarkının bu beklenmedik başarısında bir reklam filminde kullanılarak müzikseverlerce hatırlanmış olmasının da payı var. Bu özel şarkı Clash'ı yeniden gündeme taşıdı, hatta asılsız "yeniden bir araya" dedikodularının çıkmasına neden oldu.
Çok gecikmiş bir canlı albüm ise 1999 yılının Ekim ayında geldi. O sıralarda Don Letts belgeseli "Westway to the World" de televizyonlarda ilk kez yayınlanıyordu. Strummer'ın 1952'de Ankara'da başlayan dalgalı yaşamı 2002'nin Aralık ayında son buldu. Kalp krizi nedeniyle ölen şarkıcı kendisine gelen yeniden birleşme önerilerini böylece son kez ve kesin olarak reddetmiş oluyordu.
Strummer müzikal anlamda 70'lerin sonundaki yeni dalga akımının önderlerinden olduğu kadar, güçlü ilkeleri olan biriydi, belki de Clash'ın asi duruşu güvenilirliğini hiç kaybetmeyen Strummer'ın bu özelliğinden kaynaklanıyordu. Şarkılarındaki politik görüşler pek çok genç insanı düşünmeye sevketti. 2003 Mart'ında Clash'ın hayattaki üyeleri topluluğun Rock'n Roll efsaneleri arasına gecikmiş de olsa resmen kabul edilişini Strummer'a adadı. Şüphesiz o olmasaydı, Clash aynı unutulmaz Clash olmazdı.

SEX PISTOLS
Sex Pistols, efsanevi punk topluluğu, 1975 yazında Malcolm McLaren önderliğinde bir araya geldi. Bir süre "Swankers" olarak tanınan topluluk, şarkıcı Wally Nightingale’in katılımıyla "Sex Pistols" ismini aldı. Gitarda Steve Jones (3 Mayıs 1955 d.), davulda Paul Cook (20 Temmuz 1956), bas gitarda Glen Matlock (27 Ağustos 1956) ve vokalde Johhny Rotten (31 Ocak 1956) çekirdek kadroyu oluşturuyorlardı.
1976’ya gelindiğinde Sex Pistols Londra ve civar kentlerde ara sıra sahne alıyor, McLaren’in gençlere bir hediye olarak tanımladığı, dikilmiş dağınık saçlar, yırtık giysiler ve çengelli iğnelerle süslenmiş hayranları gittiği yerlere peşi sıra sürüklüyordu. Topluluğun gezileri şiddet ve vahşetle özdeşleşmişti, saldırganlık gözüne cam kırıkları batmasıyla kör olan bir kızın da zarar gördüğü "100 Club Punk Rock Festival"da zirveye ulaşmıştı. Ancakne bu kötü şöhret ne de ertesi sene EMI Records’dan çıkan "Anarchy In The UK" 45’liği grubun çalışmalarını sekteye uğrattı.
İlk 45’likleri olan "Anarchy In The UK" açılışında Rotten’in alay dolu kahkahasından, son saniyelerine kadar tam bir punk parçasıydı. Sex Pistols "London Weekend Television’s Today" programında da yayımlanmasıyla çok daha büyük başarılara imza atacaklarını umuyor muydu bilinmez ama televizyon onlara sadece zarar verdi; ertesi gün gazete manşetlerinde yayına küfür bile edildi. Bununla da kalmadı "Anarchy" turnesi makaslandı, gitmeyi planladıkları bir çok yere gidemediler; 45’lik ise dağıtım sorunları, toplama emirleri ve yasaklamalarla dinleyenlere ulaşamadı, bu da tartışmaları artırdı, ortamı daha da elektriklendirdi. Yine de listelere girmeyi ve uzunca bir süre listede kalmayı başardı. Çok geçmeden grubun reklamları kesildi, kadroda da bir değişikliğe gidildi. Matlock ayrıldı, yerine 1977 Şubat’ında efsanevi Sid Vicious (10 Mayıs 1957 d.) geldi.
Bir ay sonra A&M Records ile masaya oturuldu ancak sözleşme bir hafta sürdü. Bu belki de A&M Records’un en büyük hatası idi. Virgin Rec.’a dahil olan Sex Pistols ikinci 45’likleri olan "God Save The Queen"i çıkardı. İngiliz milliyetçiliğinin tam kalbine saplandı bu çalışmaları, üstelik çıktığı sıralarda da Kraliçe’nin kutlama şenlikleri düzenleniyordu. Bir günlük radyo yasağı çalışmanın başarısından fazla bir şey eksiltmedi. New Musical Express listesinde birinciliğe, resmi listelerde ise ikinciliğe yükseldi (bazı yorumcuların parçanın listelere girmesine engel olabilmek için ellerinden geleni yapmasına rağmen). Sex Pistols’ın yaptıklarına kızan aşırı Kraliyetçiler onlara gördükleri yerde taşlarla, sopalarla saldırıyorlardı.
Üçüncü 45’likleri çoğu ayrılan Matlock’a ait olan "Pretty Vacant" ile çıkmış oldu; bu çalışmanın bir özelliği de topluluğun en kolay bulunabilen çalışması oluşuydu. İlk On’da da başarı gösteren çalışmayı "Holidays In The Sun" izledi. Tartışmalar yaratan ismiyle ilkalbümleri çıktı: "Never Mind The Bullocks, Here’s The Sex Pistols". İngiltere listelerine bir numaradan girdi ve rock müzikte bir kilometre taşı olarak kabul gördü. Aslına bakılırsa albüm ne kadar iyi olursa olsun, eski çalışmalardan oluşuyor olması, yeni fikirler üretilemediğini akla getiriyor. Sex Pistols’ın öyküsünü filme dökmek için gösterilen yarım yamalak çabalar topluluğa büyük zaman kaybına neden oldu. Aynı şekilde başarısız bir Amerika turnesi girişimi topluluğun zaten sarsılmış olan kariyerine büyük darbe vurarak zarar verdi. ’78’in başlarında Rotten, San Francisco’daki turnenin katılacağı son turne olacağını ve gruptan ayrılacağını duyurdu. Menajer McLaren’e göre ise kovulmuştu.
McLaren aynı zamanda Sex Pistols’ı Brezilya’ya, tren soyguncusu Ronnie Biggs ile birlikte filme almaya götürmeye niyetlendi. Eroin bağımlılığı nedeniyle rahatsızlanan Vicious kalırken, Jones ve Cook bu projeye seve seve katıldı. Biggs’i yeni vokalist olarak tanıtan McLaren ile yine tartışmalar yaratan bir 45’lik çıktı: "Cosh The Driver". Daha sonra "No One Is Innocent" ismini aldı ve Vicious’un Frank Sinatra’nın ünlü "My Way" parçasının yorumuyla birlikte albüm olarak piyasaya sürüldü. "My Way" çok ses getirdi, Vicious’un Sinatra’yı makaraya alışı ve onu izleyen gitar melodileri şarkıyı tam olarak bir Sex Pistols şarkısı yapıyordu. McLaren’in hayallerini kurduğu film sonunda bitti. Yönetmen Julien Temple imzasıyla "The Great Rock’n’Roll Swindle" ismini taşıyan film geçmişi biraz bencilce yeniden yazıyordu.
Filmde Matlock hak ettiğinden fazla geri plana itilmişti. Rotten’a ise özel bir ilgi gösterilmişti sanki. Çekimler biterken topluluktaki bölünmeler sona ermiş, taşlar yerine oturmuştu. Grubun merkezindeki isim Vicious, Eddie Cochran’ın "C’mon Eve" parçasını yorumlayıp New York’a döndü.
12 Ekim 1978’de kız arkadaşı Nancy Spungen otel odasında bıçaklanmış bir şekilde bulunduğunda Vicious Da zanlı olarak hüküm giydi. Kefaletle serbest bırakılan Sid, bir altınvuruş denemesi sonrasında 2 Şubat 1979’da uykusunda öldü. Virgin Records Sex Pistols’tan artakalanları yayımlamaya devam ediyordu. Aralarında "Flogging A Dead Horse" çalışmasının da bulunduğu bu eserlerden para kazanmayı denedi.
Punk rock’a attıkları keskin imza Sex Pistols’ın kalıcı olmasını sağladı. Efsanevi grubun sorunları on yıl sonra 1986’da yüksek mahkemede çözüme kavuştu. Rotten ve diğer Pistol’lar manajerlerine karşı büyük bir zafer kazandılar. Dedikoduyla geçen yıllardan sonra topluluk üyelerinden hayatta kalanlar 1996’da bir turne için bir araya geldi. Doğum partisi 100 Club’da yapıldı; değişen tek şeyin yüz çizgileri ve saç renkleri olduğu açıktı. Sahne gösterisinin ardından konuşmalarında Green Day ve Oasis’in fazla çerez olduğunu belirttiler. Tur yine de para için yapılmıyor izlenimini veremedi. Finsbury Parktaki final sarsıcıdan çok nostaljikti; Rotten hâlâ çirkin ve iğrençti, hepsi hâlâ Matlock’tan nefret ediyorlardı.
Öte yandan hâlâ eski günlerdeki gibi çalabiliyorlar, eski günlerdeki gibi terliyorlardı; son yirmi yılda onların yolundan giden, onları taklit eden yüzlercesinin yaptığı gibi...
Diskografi
1999
Pistol Whipped Live (Big Ear Music)
1997
Raw: Sex Pistols Live (Music Club Records)
1996
Chaos
1996
Filthy Lucre Live (Virgin)
1995
Pretty Vacant
1992
Kiss This (Virgin)
1991
Best Of & The Rest Of
No Future UK?
1985
The Original Pistols Live
1978
The Great Rock & Roll Swindle
1977
Never Mind The Bollocks, Here’s The Sex Pistols
1976
The Mini Album (Creative Man Rec.)
Buried Alive (Video)
Decade (Video)
The Great Rock & Roll Swindle (Video)
Not Alıntıdır
| Clash | 6 (%28.6) | |
| Sex Pistols | 9 (%42.9) | |
| Kıyaslamak Doğru Olmaz | 6 (%28.6) |
Toplam oy: 21 — arsiv kaydidir, oy verilemez.
Sleep my friend and you will see
that dream is my reality
They keep me locked up in this cage
can't they see that's why my brain says Rage, Rage, Rage, Rage, Rage!!
punk dinlemem fazla ama bence Sex Pistols daha pöpüler olduklarına göre milletin bi bildğpi var
Sleep my friend and you will see
that dream is my reality
They keep me locked up in this cage
can't they see that's why my brain says Rage, Rage, Rage, Rage, Rage!!
sexi severim.
Bahaneler gıç deliği gibidir her insanda bulunur.
the clash derim joe strummer ı babam gibi severim.. ![]()
Alive with the sounds of the pain, I die to want to live.
vala bende clash derim.....
adamların hakkını vermeli yani..şimdi bi ramones , sex pistols e kıyasla ne bileyim sanki daha bi uğraşmışlar gibi geliyor bana...
bir ossuruk, bir de aşk gizlenemez..
met üst
kıyaslamaya gerk yokh Sex pistols deişilmez ..
Uyarı: Imzaya resim koymak yasaktır.
bendede bir the clash sempatisi olduğundan...
pariah ...
DADAöldüYAŞASINdada !!!
boşlukta çiçek yetiştirenlerin varisi ...
clash spr ama, sex pistolss!!
shit angel,kids sure like the devil these days and i'm the devil with the black dress on
Olmaz böyle anket.
Glam,Sleaze,AoR Its All For RocknROll
hiç düşünmeden SEX PISTOLS dedim ![]()
sabah olur sürtiye kalkar,yataktaki salağın cüzdanını çarpar,göz kalemiyle bir not yazar,ne var sanki?,yataktaki salak uyandığında bakar..naber canki!
oi oi oi
sex pistols punk'ın yıkıcı tarafıdır; the clash ise yeniden inşa eden tarafı...
ikiside birbirinin parçasıdır. punk zaten ikisinin bir bütünüdür ![]()
HERŞEYE; HERKESE İNAT YAŞAMAK...
HERŞEYE, HERKESE İNAT SAVAŞMAK...
ÖZGÜRLÜK İÇİN...
clash de iyidir ama sex pistols'ın yerini eline su dökemez.
Acayip boktan işler.
ayyy anketini sevim yaaa kim koydu bunu işte punk
johnny rotten(sex pistols)'punk ı ben icat ettim kuralları ben koyarım' diyodu biaralar clash la baya bişeler olmuştu hatırlamıyom=)
gecenin soluğunda sarı farlar,kornalar,başa yetişmek için aceleci,sankı sonu gelmeyecekmiş gibi kayıtsız...

