İçeriğe geç

Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

Shadow Gallery

8 Gönderiler
6 Üyeler
0 Reactions
3,967 Görüntüleme
Aton
 Aton
(@aton)
Gönderiler: 151
Estimable Member
Konu başlatıcı
 
[#18374]

Grubun yaptığı demo Magna Carta tarafından beğenildi ve 23 Ağustos 1991’de sözleşme imzaladılar. Shadow Gallery, Progressive Rock türünün öncü ikinci grubuydu.. 1991’de grubun ilk albümü “Magellan” çıktı.. Shadow Gallery’nin kendi adını taşıyan ikinci albümü ise takip eden sene 1992’de çıktı. Çıkan parçaların henüz demo halinde olmasına rağmen, firma Magellan’ın üzerinden zaman geçmeden çıkartmak istemişti albümü ve yaptı da, albüm Avrupa ve Japonya’ya dağıtıldı..

Grup, yeni albüm için yeni şarkılar yazmaya başlamıştı ve bu arada Japonya konseri de netlik kazandı. Bu haberden sonra grup konser iiçin yeni müzisyenler aramaya başladı. Arayışları çok uzun sürmedi Mart 1993’te The Boxtops’tan atılan gitarist Gary Wehrkamp arkadaşından aldığı bir telefon sonucu gruba katıldı. Gary konser için gruba katılmış bir üyeyken üç hafta içinde grubun asıl üyeleri arasında yer edindi kendine.. Akıllıca bir karardı zira grup ve şirketi yeni bir albüm ve turne kararı almışlardı..

O yaz, grup çalışma yeri olarak Northampton’ı belirledi ve oraya bir nevi stüdyo kurdular..

Sonraki 8/12 ay boyunca grup birçok demo kaydederken 1994 Nisanı’nda baterist Kevin Soferra gruba katıldı.. Soferra kaydın 11. saatinde öteki baterist sukoyverince yerine çağrıldı..

Chris Ingles bir süreliğine müziği bırakma kararı alınca, Wherkamp’a kendini ispatlama şansı doğdu fakat klavyede.. Grubun başına gelen aksilikler kesilmiyordu; bu sefer de uzun süren enstrüman problemleri yaşadılar, kayıt yine askıya alınmıştı..

Albüm, Nisan 1995’te tamamlanırken 11 Temmuz’da “Carved In Stone” adıyla piyasaya çıktı. Grup o yaz için turne planlasa da zamanını yeni stüdyolarında, CDS’e saygı albümü için “The Moon Revisited” (Pink Floyd), “Tales From Yesterday” (Yes), “Supper’s Ready” (Genesis) gibi parçaların kaydını yaparak geçirirken, Brendt Allman’ın, Rush’a saygı albümü için Amerikaya gitmesiyle turne iptal oldu..

Grup 1997 kışında tekrar ortaya çıkarken önlerinde yapacak çok işin olduğunu biliyordu. Çalışma hırsları ve en iyi müzikal kaliteyi yakalama çabaları albümler arasında zamanın açılmasına sebebiyet vermişti fakat bitirdiklerinde ise gurur duydukları bir albüm çıkmıştı ortaya.. Tyranny 1998 sonbaharında piyasaya çıkmış ve beklenen olumlu tepkiyi fazlasıyla almıştı..

Ekim 1998’de Carl, Avrupa basınıyla albüm hakkında konuşmak için seyahate çıktı..

1998’in son iki ayında , Berndt, Carl, Gary ve şarkı sözü yazarı Gary Sloyer, James Labrie’nin müzikal çalışmaları için fikirler üretmeye başladılar ki bu fikirler daha sonra Mullmuzzler: Keep It To Yourself albümünde şarkılara dönüştü. CD, Magna Carta tarafından 1999’da piyasaya sürüldü.. Shores of Avalon, Guardian Angel, Sacrifice ve Slow Burn gibi parçaları barındıran albüm James Labrie’nin (Dream Theater) ilk solo çalışmasıydı..

Shadow Gallery’nin son albümü Kasım 2000’de tamamlanırken mix tarihi olarak da Aralık ayı seçildi.. Düzenlemeler, çalışmalar derken albümün son rötuşları da tamamlandı ve nihayet beklenen albümleri Legacy 11 Nisan 2001’de Amerika’da piyasaya çıktı ve bir ay sonra Avrupa’ya dağıtıldı..

Alıntı

............................................................................
Discografi

Shadow Gallery 1992 Studio Album

Carved In Stone 1995 Studio Album
Tyranny 1998 Studio Album
Legacy 2001 Studio Album
Room V 2005 Studio Album

En yetenekli üyelerden kurulu progressive Metal grubu bence. D.T. nin thtına aday olabilecek kadar iyiler. (Hatta onlardan da iyiler bazen ruh ve virtüözlükte) Tyranny ve Room V süper albümler. Uzun parçalardan ve ustalıktan hoşlanıyorsanız dinlemeniz gereken önemli guruplardan biri. Symphony X kadar tanınmıyor oluşları da haksızlık. (Gerçi o da çok tanınmaz ya ama bu neredeyse hiç bilinmez çok iyi oldukları halde) Konser albümleri hiç yok pek görünmüyorlar ortalıkta stüdyo grubu ondan olsa gerek.
Aton


.[-h(bar)2/2m]d2.y+u.y=e.y

ekindron vanehedris asohimdor

Herkes bir yönüyle haklıdır ancak nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.

 
Gönderildi : 12/06/2007 7:47 pm
(@fallfromgrace)
Gönderiler: 1230
Noble Member
 

Dinlediğim tüm metal grupları içerisinde yeri ayrıdır Shadow Gallery'nin. Gerçek anlamda virtüöziteden daha zor birşey varsa o da; hem teknik açıdan üst seviye müzik yapıp hem de duyguları yansıtabilmektir. Shadow Gallery bunu sonuna kadar başarabilen bir grup. Ve aynı zamanda teknik olarak da duygusallık yaratılabileceğini bana ispatlayan grup. Teknikler ama yaptıkları müziği mekanik ve donuk olarak adlandırmak imkansız.

Symphony x kadar tanınmamalarının nedenine gelince; bu durum konser veren bir grup olmamalarından kaynaklı kanımca. Bunun dışında müzikal yeterlilik anlamında iki grubu karşılaştırmak pek doğru olmaz gibime geliyor:) Elemanların her biri enstrümanlarında aşmış vaziyette

Tüm ablümlerini dinlemiş (hatta legacy hariç orjinal olarak edinmiş) biri olarak şiddetle öneriyorum Shadow Gallery grubunu dinlemeyenlere


-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam

"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu

-Aferin
-Ehe

 
Gönderildi : 12/06/2007 8:30 pm
(@rossington)
Gönderiler: 23
Eminent Member
 

dream theater'dan daha iyi hatta şimdiye kadar ki en başarılı progressive metal grubu bence. "tyranny" ve "carved in stone" albümleri bile başlı başına mükemmeldir. diğer albümlerinin de bunlardan aşağı kalır yanı yok. "say goodbye to the morning", "first light", "new world order", "torn", "the archer of ben salem", "andromeda strain", "crystalline dream", "alaska" muhteşem shadow gallery şarkılarındandır. ruh olarak dream theater'a iyice geçirir.


 
Gönderildi : 21/07/2007 6:40 pm
Aton
 Aton
(@aton)
Gönderiler: 151
Estimable Member
Konu başlatıcı
 

Dream Theater düşmanı seni :) Ama haklısın daha iyi Sahadow Gallery ama maalesef şirketi Magna Carta da saolsun ne turne ne reklamı var D.T. gibi popüler olamıyor o yüzden de. Çoğunluk da bilmiyor.


.[-h(bar)2/2m]d2.y+u.y=e.y

ekindron vanehedris asohimdor

Herkes bir yönüyle haklıdır ancak nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.

 
Gönderildi : 23/07/2007 3:37 pm
Hypga
(@hypga)
Gönderiler: 21
Eminent Member
 

Shadow Gallery hak ettiğini alamadığını düşündüğüm grupların başında gelir. Teknikte Dream Theater'ı da sollar yeri gelir ama onlar kadar su üstüne çıkmazlar.Symphony X'le de aynı şekilde..Yalnız konser vermeme durumunun nedenini bilmemekle beraber, bu yeraltında dolaşma olayının sürekli olacağından eminim.Bu da onların , başına "popüler" sıfatını alan gruplardan biri olmasını engelliyor. En fazla Room V ve Tyranny albümleri dinlenilesidir.İkisi birbirlerini tamamlar nitelikte.Birinde sert gitarların yoğunluğu,ötekinde bu gitarların piyano,flüt ve türevi enstrumanlarla bastırılmış hali.Mike Baker'ın sesine hayranım..


Confusion will be my epitaph.

 
Gönderildi : 24/04/2008 12:24 pm
end_of_twilight
(@end-of-twilight)
Gönderiler: 833
Prominent Member
 

Shadow gallery iyi bir gruptur. Room V albümü çok güzeldir. Fakat zannımca abartmamak lazımdır.
Yok Dream Theater'dan kat kat iyiler,yok teknik olarak sollarlar falan yani biraz komik oluyor bence :)


http://www.lastfm.com.tr/user/end_of_twilight/

 
Gönderildi : 25/04/2008 12:31 pm
(@rossington)
Gönderiler: 23
Eminent Member
 

Shadow Gallery "değeri verilmemiş" bir topluluk. Genelde aynı tarz gruplar birbiriyle karşılaştırılır. Dream Theater Progressive Metal türü adı altında müzik yapan bir grup, tabii şimdi ne kadar prog oldukları tartışılır. Çünkü kendilerini daha farklı daha modern anlayışlara kaptırdılar. Prog Metal adı altında Muse, U2 gibi gruplar gibi popüler şarkılar üretmeye başladılar. Dream Theater'ın ilk dönem albümlerini severim, çünkü daha geleneksele yakın bir tarz icra ediyorlardı ama Train of Thought, Systematic Chaos gibi albümlerle de tarzlarının iyice dışına çıkmış gözüktüler. Dream Theater'daki müzisyenlerin enstrümanlara hakimiyetleri tabii ki tartışılmaz ama ortada bir şey kayıpsa "bu da duygudur" kusura bakmayın ama ortaya çıkacak olan şey sırf virtüözite gösterisi olur kalır. Shadow Gallery'de bu yok işte, hiçbir zaman da olmadı. Dream Theater neden bir "The Queen of City Of Ice", "GhostShip" veya "New World Order" gibi şaheserler üretemiyor? Çünkü adamlar dayanmışlar virtüözite diye kasıyorlar. "Awake"deki "Erotomania", "Scarred" veya "Images And Words"deki "Pull Me Under" veya "Metropolis" konsepti tamam da bu adamlar Shadow Gallery gibi komple bir müzik üretemiyorlar. Yani bir "Tyranny" gibi air albümü alın dinleyin her notasında bir duygu saklıdır. Bir "Christmas Day"e bir "I Believe"e bakın da görün aradaki farkı. Prog Metal adı altında yapılan müziklerin farklılığını son dönem Dream Theater çalışmalarında ve komple Shadow Gallery diskografisinde kontrol edin bunu anlarsınız. Mesela "Carved In Stone"daki klavyeleri bir dinleyin, böyle bir şeyin artık yapılamayacğını, çünkü çoktan Shadow Gallery tarafından yapıldığını da anlayacaksınız. Bir Dream Theater'dır gidiyor, Shadow Gallery yolundan sapmadan hala muhteşem albümler üretebilirken bir Dream Thetater'ın nasıl yoldan saptığını, çok tartışmalı albümler ürettiğini de göz önüne alın. Shadow Gallery bundan dolayı iyi. Bir Dream Theater bir Shadow Gallery'deki gibi vokal yazımlarına sahip mi? Veya yine bir Dream Theater, Shadow Gallery'nin ürettiği gibi epik şaheserler üretebiliyor mu? "Octavarium hariç". Shadow Gallery'nin yanına bir Zero Hour'u da ekleyebilirsiniz. Bunların hiçbirisi abartı değil, sadece Shadow Gallery'nin tüm albümlerini baştan sona dinleyin Prog Metaldeki bu farklı grubu daha iyi anlayacaksınız.


 
Gönderildi : 22/10/2008 11:36 pm
R-ainmaker
(@r-ainmaker)
Gönderiler: 1398
Noble Member
 

Shadow gallery ile dream theater kıyaslaması olmuş ama gerçek progressive shadow gallery den geçer.

Süper grup hayatımı yedi =) :D


My Life İs Metal

 
Gönderildi : 23/11/2008 1:20 am
Paylaş: