Forum
Metallica nın şu albümü güzeldir diemem.. çünkü her albümde bir kaç tane hit şarkım var. ama sanırım benim için Black Albüm..
katılıyorum bütün albümleri güzeldir ama ne wardırdki metallica hayranı grubun bütün şarkılarını sevidek die birşey yok albümlerde bazı şarkılar wardırki güzel değildir ama bu albümün kötü olması yada sevilmemesi anlamına gelmez
Eğer bir gün güneşin battığı,artık zamanın işlemediği bu ormana giderseniz,ormanın matemli sessizliği içinde yağmur cinlerinin Kartal ile Mayıs çiçeği için söylediği şarkıyı duyar gibi olursunuz..
Şu Başlık altında tartışılanların hepsi aynı şeyler büyüyün biraz müziğe kulak verin ![]()
metallicanın her albümü dinlenir hem hiç kimseyede karışma hakkınız yok adamın biri çıkar st.anger en güzel albümüdür der kim karışabilir ki herkesin kendi zevki
My Life İs Metal
fuck em all..o da seek and destroy'un hatrına
http://thrashnroll-barbarous.blogspot.com/
THRASH - ROCKNROLL OR DIE
eğlenceli bir video =)
kesinlikle kill'em all
İğrenç olanlar ölüler değil canlılardır..
[quote data-userid="536183" data-postid="0"
eğlenceli bir video =)
kesinlikle bu videoda metallica üyelerinin kafaları güzel
İğrenç olanlar ölüler değil canlılardır..
tabi videonun başlarında
İğrenç olanlar ölüler değil canlılardır..
dead is not the end (the new song)'in stüdyo hali
thrash'e doğru biraz düzelme var gibi
http://thrashnroll-barbarous.blogspot.com/
THRASH - ROCKNROLL OR DIE
O şarkının girişi süperdi harbiden...
herkes için adalet
hanım koş reklamcı geldi
Metallica'dan yeni albüm Eylül 2008'de!
Metallica 2003 yılında çıkardığı St.Anger albümünü takiben,yeni albümünü Eylül 2008'de çıkartacağını açıkladı.Henüz adı belirlenmeyen albüm Rick Rubin prodüktörlüğünde Los Angeles'ta kaydediliyor.
BBC'ye verdiği röportajda grubun davulcusu Lars Ulrich şunları söyledi:''Kayıtlar hemen hemen tamamlanmak üzere.Eylül ayında bu albümün çıkmasını istiyoruz.Şu an kafamızdaki tek düşünce bu.''
_________________
Cliffhanger On A Bloody Sunday
Be violent.Feel the fire of thrash burning your soul.Not your body!
If you run out of ideas, remember: life sucks, goverment sucks, you reject this fucking place, you despise this fucking race.
Ride The Lightning.. Bana gore dunyanin en iyi thrash metal albumu..
Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbalim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir..
Metallica biyografisine yeni bir yorum:
Bir Yükseliş Ve Düşüş Öyküsü...
METALLICA
Yıl 2003...Metallica hayranları grubun yeni albüm müjdesini almış, beklemekteler.Bu albüm, Black Album'den sonraki grafikten memnun olmayan, üstüne bir de Napster olayıyla iyice kızmış olan seyirci kitlesini doyuramazsa, bizim çocuklar için işler hiç de iyi gitmeyecektir.Beklenen gün gelir ve Metallica "St.Anger" albümü ile dinleyicilerinin karşısına çıkar.Ama yine olmamıştır...
Şüphesiz, dünyada ve ülkemizde heavy metal denince ilgili ilgisiz herkesin aklına ilk gelen gruptur Metallica.Müzik dinlerken babamız yada bir büyüğümüz gelir, duyduğu ağır müziğe " metaliha mı dinlion sen?" tarzında bir yorum katar, ve mutlaka o, metallica ile alakasız bir gruptur.Onun kafasında gürültülü müzik Metallica'dır, Metallica'nın Türkiye'de çok popüler olduğu zamanlardan aklında öyle kalmıştır.Eminim ben dahil her metalsever bu olayı yaşamıştır. Sırf bu yüzden "piyasa oldular", "anneannem bile dinliyo ben dinlemem artık" gibi ithamlarla karşı karşıya kalmış ve büyük bir kitle kaybetmiştir Metallica.Bunlar zaten grubu hiçbir zaman anlayamamış ve anlayamayacak bir kitledir ve kayıpları çok da önemli değildir kanımca.Ama 'Load' ile beraber müzikalitedeki düşüş, akabinde grup elemanlarının farklı işlerle şanslarını denemek istemeleri gruba gerçek bir hayran kitlesi kaybettirmiştir.Bugün gelinen nokta pek de parlak değil açıkcası.
80'lerin başında, bir ellerinde gitar diğer ellerinde bira ile sahneye fırlayan bu sert çocuklar,vokal-gitarda James Hetfield, lead gitarda Kirk Hammet, bassta Cliff Burton ve davulda Lars Ulrich ile bir anda ortalığı kasıp kavurmaya başladı.O yıllarda özellikle Amerika'da popüler olan glam metal akımına karşın, hızlı ritimler, sağlam sololar ve saldırgan müzikleriyle bir adım öne çıktılar.'83 ' de çıkan ilk albümleri "Kill 'em All" için 'bu genç çocuklardan beklenmeyecek kadar hızlı ve agresif bir albüm' yorumları yapanlar, gelecekte bu albümün bir kült olacağını ve trash,speed gibi birçok türde önemli roller oynayacağını bilmiyorlardı elbette.'Seek&Destroy', 'No Remorse', 'Jump In The Fire' alt kültür gençliği tarafından hızla benimsenmişti, çünkü ezilen, hor görülen, dışlanan sorunlu metalci takımı sonunda kendi öfkelerini dile getiren, kendilerinden müzisyenler bulmuşlardı.Bu albümle önemli bir dinleyici kitlesi kazanan Metallica, sağlam adımlarla yükselmeye başladı.'84 yılında çıkan "Ride The Lightning", bomba etkisi yarattı.Ölüm teması işlenen bu albümde grup 'Creeping Death' ile salgın hastalıkla ölmeyi, 'Ride The Lightning' ile idam sandalyesinde ölmeyi, 'For Whom The Bell Tolls' ile savaşarak ölmeyi anlatıyordu.Ama bir şarkı vardı ki, yıllarca dinlenen, daha yıllarca dinlenecek olan o şarkı grubu zirveye çok yakın bir noktaya çıkardı, aynı zamanda başına çok da bela açtı.Evet,o şarkı 'Fade To Black' 'di.Mükemmel rifflere sahip bir intihar şarkısı olan Fade To Black ile Metallica bir anda gündeme oturdu.Ülkenin dört bir yanından garajda egsoz gazıyla intihar eden çocuklara ilişkin haberler gelmeye başladı.Tesadüf , hepsinin başucunda Fade To Black'in sözleri vardı.Hayatları zaten dibe vurmuş olan bu çocuklar, şarkının sözlerinde kendilerini buluyor ve şarkının sonunda söylendiği gibi ölümün tek kurtuluş olacağına inanıp hayatlarına son veriyorlardı.Bu olaylarla beraber aileler ardı ardına Metallica'ya dava açmaya başladı.Görünen o ki, aile olarak kendi başarısızlıklarını sorumluluklarını başkalarına yüklemek çok daha kolay geliyordu hepsine.Neyse ki, grup her davadan beraat etti ve emin adımlarla tekrar yola koyuldu.
'86 yılı yine Metallica'nın yılıydı."Master Of Puppets" albümü resmen patladı.Özellikle albümle aynı adı taşıyan şarkı çok tuttu ve kısa zamanda bir klasik haline geldi.Artık Metallica büyük bir gruptu, konserleri binlerce insan tarafından dolduruluyor, plak satışları beklenmeyen rakamlara ulaşıyordu. Ama '86 yılı Metallica ve Metallica hayranları için talihsiz bir olayı da beraberinde getirdi."Master Of Puppets" 'ın tanıtım turnesinin Avrupa ayağında, İsveç'te, grubu taşıyan otobüs kaza yaptı ve grubun heavy metal tarihine adını altın harflerle yazdırmış genç basçısı Cliff Burton otobüsün altında kalarak o an can verdi.Cesedi genç ve yakışıklı oldu ama keşke aramızdan ayrılmasaydı, o kendine has distortion bass tekniğini daha uzun yıllar dinleyebilseydik. R.I.P. Clifford !
Cliff ile yaptıkları 3 albümle Metallica kendine kült bir statü edinmişti.Hem bunu hiç radyo ve televizyon desteği olmadan, eski usullerle, yani deli gibi turlayarak yapmışlardı.Grup bu statüyü kaybetmemek için Cliff'in cenazesinin ertesi gün yeni bir basçı aramaya başladı.Denemeler sonunda Trauma 'nın basçısı Jason Newsted ekibe dahil edildi.Pena teknikleriyle dikkat çeken Jason, grubun hayranları tarafından başta çok itilip kakıldı, ama o kendini ispatladı ve kabul ettirdi.Yine de bir kısım eski fan kitlesi hala bile Jason'u kabul etmez ve Cliff ile beraber Metallica'nın da öldüğünü söyler. Müzik evrenseldir, görecelidir, yani bunu tartışmanın bir anlamı yoktur.Neyse konumuza devam edelim, Jason ile beraber 2 yıllık çalışmadan sonra ekip, artık tanımlamak için sözcük bulamadığım "And Justice For All" albümünü kaydetti. Bu albüm Metallica için bir zirve albümüydü.Adalet kavramını sorgulayan albümden akıllara zarar bir şarkı hemen bir adım öne çıktı.Değişen zamanları, öfke dolu riffleri ve savaşın karanlık yüzünü gözler ve kulaklar önüne seren sözleriyle 'One', grubu tüm dünyaya tanıtan, milyonlarca plak satılmasını sağlayan, bir anlamda Metallica 'yı "Metallica" yapan şarkı oldu.Buna dönemin en büyük müzik kanalı Mtv 'nin ısrarlarıyla çekilen klip de büyük katkıda bulundu tabii ki.Klip Metallica'nın ilk video klibi olmasının yanısıra 1971 yapımı "Johnny Got His Gun" filminden alınan sahnelerle mükemmel bir atmosfer yaratılmış bir kliptir, mutlaka izleyiniz.Ayrıca Cliff Burton' a itafen yazılmış 'To Live Is To Die' adlı şarkıyı da dinlemeyenlere özellikle tavsiye ediyorum.
İşler bu noktadan sonra biraz değişmeye başladı.Grup, milyonlarca plak satmış, yüzlerce konser yapmıştı ve artık bir ikondu.Ama kazanılan milyonlarca dolar Metallica'yı biraz bozdu.Grup artık bir büyük bir dolar makinası haline gelmiş, üstelik Mtv 'nin kucağında iyice piyasaya düşmüştü.Hayranların karşısında sayısız içki ve sayısız kadın ile yaşayan bir James, zenginlik ve şöhret sarhoşluğuyla kendini kaybedip kim daha çok para verirse orda çalmak isteyen bir Lars, And Justice For All albümünde başarısız bir bass performansı sergilemiş olan bir Jason ve grubun bu gidişatına engel olmak yerine durup uzaktan izleyen bir Kirk vardı. Tabiki hayranlar bu durumu kabullenmediler.Grup hala sertti, hala öfkeli ve agresifti,fakat artık daha üstün görmeye başladılar kendilerini; dinleyiciler ise alt sınıfın öfkesini herkese haykıran Metallica'yı istiyorlardı.Bu tartışmalarla geçen 3 yılın ardından '91 yılında "Black Album" çıktı.Metallica artık zirvedeydi, yerini daha da sağlamlaştırmıştı bu albümle.'Sad But True', 'Enter Sandman', 'Wherever I May Roam' gibi parçalar hemen birer Metallica klasiği haline geldi.Fakat hayranlar tarafında başta kabul görmekte zorlanan bir şarkı vardı albümde, 'Nothing Else Matters'. 40 adet yaylı çalgıyla desteklenmiş bir özlem şarkısıydı bu.Ama Metallica ilk kez bir balad kaydetmişti ve bu, konselerde delicesine kafa sallayan, tişörtlerini atıp göğüslerini yumruklayan sert çocuklar tayfası için pek de alışılmış bir şey değildi açıkcası.Bu şarkı gruba çok eski ve önemli dinleyicilerini kaybettirdi, ama dünya çapında bir başarı ve milyonlarca yeni hayran kazandırdı.Dinleyicinin çoğu mu makbuldür, az ve öz olanı mı? Bu soruya herkes değişik yanıtlar verebilir, benim görüşüm az olsun beni anlasındır, ama o dönem Metallica için önemli olan dinleyicinin kendilerini anlamasından çok albümlerini satın alması olduğundan grup bu durumu çok da iplememiştir.Ama kendilerine ve kitlesine çok güvenen Metallica için zirveden aşağı düşüş, hatta çakılış başlamıştır.
Büyük ve kapsamlı turnelerden sonra, grup '96 'da 'Load' albümünü çıkardı. Bu albümle beraber sounduyla, tarzıyla, logosuyla, herşeyiyle farklı bir Metallica çıktı karşımıza.Bu albüm kimseyi pek tatmin etmedi, zira dişe dokunur tek şarkı 'Until It Sleeps' tir kanımca.Bu albümle düşüşe geçen grup '97 yılında "Reload" isimli, aslında "Load" 'dan pek de farklı olmayan bir albüm çıkardı. 'Fuel', 'The Memory Remains' ve 'The Unforgiven II' gibi parçalar öne çıksa da düşüşün devam etmesine engel olamadılar.Eskiden her albümünün her şarkısı hit olan grubun artık bir albümünden ancak 2-3 şarkı göze çarpabiliyordu. Zaman değişiyor, zevkler değişiyordu; piyasa değişiyordu.Değişime ayak uyduran Metallica da yenilik istemişti, ama yenilik hayranlar tarafından pek kanıksanmadı ve açıkça "piyasa oldular" etiketi grubun üzerine yapıştırıldı.Elemanlar da bu durumdan çok memnun değildi, albümler yine satıyor, para yine oluk gibi akıyordu fakat hayran kitlesi gözle görülür bir şekilde kalite kaybetmişti.Bir anlamda kıçı kurtarmak için Black Sabbath, Motorhead, Queen gibi baba grupların şarkılarının coverlerından oluşan 2 cd'lik "Garage Inc." albümünü '98 'de piyasaya sürdüler.Coverlar güzeldi, fakat arkayı kurtarmaya yetmedi.Dinleyiciler gruptan yeni işler, yeni şarkılar bekliyordu, ama onlar kendilerini tekrarlamayı sürdürdüler.'99 yılında Metallica, hiç de kendilerinden beklenmeyecek bir şey yaptı, takım elbiselerini çekti, saçlarını jöleledi ve San Fransisco senfoni orkestrasıyla beraber sahneye çıktı.Grubun eski şarkılarına birlikte senfonik bir yorum getirdiler, ama elit kesime çalan, barlardan opera salonlarına taşınmış burjuva bir Metallica görmek hayranların sinirini iyice bozdu.Ve ekip bir süre sessizliğe büründü.Sessizliğe büründük modunda olsalar bile, arsız Lars boş durmadı.İnternetten beleş mp3 indirme sitesi Napster aleyhinde dava açtı ve üstünde indiren herkesin adının yazılı olduğu 300 sayfalık listeyi "ahanda hırsızlar bunlar" diyerekten mahkemeye sundu.Bu olay herkesi çileden çıkardı, bir kısım dinleyiciler internet üzerinden protestolar yaparken, eski ve köklü bir hayran kesimi kameralar önünde Metallica cdlerini çatır çutur kırdı.Şahsen bir müzisyenin yaptığı işe sahip çıkmasını anlarım ve desteklerim, ama bunu paragözlüğüyle ün salmış bir grup yapınca "yeter artık daha ne kazanıcaksınız, gözünüz doysun!" demekten de alı koyamam kendimi.Görünen o ki çoğu kişi de benim gibi düşünüyordu.
Bu arada 2001 yılında basçı Jason Newsted eften püften bahanelerle gruptan ayrıldı.Daha sonra "Some Kind Of Monster" belgeselinde görmekteyiz ki James, Jason'ın Metallica'dan başka gruplarla başarı sağlamasını hazmedememiş ve onu kibarca gruptan kovmuştur.Jason'un ayrılışıyla grup iyice dibe vurdu.
Ve yıl 2003.Metallica 6 yıl aradan sonra ilk kez yeni materyallerle ortaya çıktı, "St.Anger" . Daha çok milenyumun tırt akımlarına yakın, klasik Metallica ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir albümdü bu. Lars doyurucu olmayan bir davul soundu ortaya koymuş, Kirk ise artık solo atmaktan sıkılmış olacak ki hiçbir şarkı da solo kullanmamıştı.James ise resmen acemice bir vokalle katılıyordu şarkılarda.Bass soundu zaten yoktu, basları prodüktör Bob Rock çalmıştı, o da sırf iş olsun diye.Bu albüm hayranları Metallica'dan iyice kopardı ve grubun sonunu hazırladı.
Milyonlarca kilometre,milyonlarca bira ve milyonlarca dolar...'83 'te "bul ve yok et !" diye haykıran Metallica, aradan geçen 25 yılın ardından artık 45 yaşında,görmüş geçirmiş ve olgun insanlar olarak karşımızda.Kabul etmek gerekir ki, insanlar değişir.Yaşlandıkça, yaşadıkça farklılaşırlar ve bu farklılıklar müziklerine yansır ister istemez.Bunun yanı sıra yeni şeyler de deneyebilir, kendilerinde ve müziklerinde yenilik yapmak isteyebilirler..Müzisyenler de insandır çünkü.Bu yenilikler kabul edilir veya edilmez, herkesin zevkine göre değişir, ama bu kadar zaman sonra hiçbirşey değişmemiş gibi hala adamlardan aynı söylemleri beklemek, deyim yerindeyse "konservatif metalcilik" yapmak bence yanlıştır,çünkü ne adamlar aynı adamlardır ne de dünya aynı dünya.Statik zevklere sahip olan dinleyiciler hep herşey ilk günkü gibi olsun isterler, ama bu ne doğaldır ne de mümkün.Sırf bu yüzden, yıllarca aklımıza ve duygularımıza tercüman olmuş bir gruptan nefret etmek onlara ihanettir.Bu da benim şahsi görüşümdür.Metallica'nın üzerine düşen yenilik yaparken kaliteyi korumak, köklerinden kopmamak idi, fakat bunu başaramadılar. O yüzden sesim çıkmaz bu noktadan sonra..
Ve 5 yıl sonra, şimdi Metallica yeni basçıları Robert Trujillo ile yeni albüm hazırlığında.Tahminen 2008 ortası çıkacak olan albümü,geubun yeni halini pek sevmesek de eskinin hatırına sabırsızlıkla bekliyoruz.Yeni kayıtları dinleyen birkaç müzisyenin " herifler akıllarını kaçırmış, millet yaşlanınca yavaşlar, bunlar 2 kat hızlanmışlar.Lars o hızı, o geçişleri nası tutturacak acaba?" şeklinde yorumlar yapmaları daha da bir heyecenlanmamıza neden olmakta.Bizim çocuklar bu sefer ortaya sağlam bişey koysalar iyi olur, zira bu albüm efsanenin ya geri dönüşü ya da tamamen tarihin sayfalarına gömülüşü olacak gibi...
geliyorlar değilmi ??
