İçeriğe geç

Forum

toz olup gözüme kaç...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

toz olup gözüme kaçanlar...

43 Gönderiler
5 Üyeler
0 Reactions
15.2 K Görüntüleme
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 
[#19391]

Unutulmuş zamanların hortlağı...
Yine geldi ve kaçırdı ruhumu.
Yalnızlığa mahkum etti.
Yine aynı şeyleri yaşattı, aynı duygularda boğdu.
O günleri, elimi kolumu bağlayıp, karşısına oturtup zorla izletti.

Çizgi filmlerde olurdu.
İki rakip...
İri ilgi çekici bir şey bulur ve herkesi etrafına toplardı.
Sonra diğeri daha ilginç bir şey bulur, herkes onun etrafında toplanır ve diğerini
toz bulutu yutar.
Bu böyle devam eder.
Kısır döngü...
Benimde böyle oldu bi' anda etrafım toz toprak oldu.
Kimse kalmadı...
Ve dönen de olmadı.
Çünkü benim ne rakibim var ne de ilginç bir şeyim...

Artık yapayalnızım hiç kimsem yok üçüncü kezdir ki güzeller güzeli bir kazık yedim. Aptallık ben de ki dostum batırdı diye çıkarmadım. Hala onun için iki arada kalmatayım. Yapamıyorum kazığı çıkartıp da ona saplayamıyorum. Birini daha kaybetmeme neden oldun ben seni ona karşı korudum. Hayatımda en çok değer verdiğim insanlardan birine sarıldım; senin o sırtımdan saplayıp, kalbimin içinden geçen ve göğsümden çıkan kazığı ona da batırdım...

Yoruldum artık...
Beni karıştırmayın. Ben zaten kıvamımdayım. Kısık ateşte dinlenmeye bırakıldım...


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 07/08/2007 11:44 pm
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Toz olup gözüme kaçanlar ne lan?
İyi en azından gözüme kaçmış.
Gerçi üç sene sonra bu yazdıklarımı da beğenmeyeceğim ama ... Aman neyse. Buradan devam edeyim madem.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 31/03/2011 2:57 am
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Larissa Lucy'ye çok kızgın ve kırgın. Geri dönmesine asla izin vermeyecek. Bir şans daha vermezsen sen de boğulup gideceksin kadın.
Sadece bir kez başarısız oldu, kaybetmeyi hemen kabul etme, bu kadar korkak olma.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 01/04/2011 12:34 am
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Yakalandın.
Yoruldum.
Bıraktım.
İster kal,
İster git.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 02/04/2011 10:08 pm
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Hiçbir şey yok. Beyin çürüyor.
Nefes darlığı tetiklenir. Biri bitmeden diğeri gelir.
Babam da böyle imiş zamanında.
Ama bana 20 dakika verilmişti. 20 dakika sonra. Başlanıyor.
1 hafta öncesinden gelir, yavaş yavaş.
Hiçbir şey yok. Beyin artık elektrik üretemez. Kalp boğulmuş.
"Dümeni bırak, bir sigara yak izin verirse fırtınaların."


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 05/04/2011 4:28 pm
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Ziyaret saati.
(Test et onu, bilmeden konuşuyor.)
-Böyle olduğu için budur.
+Nasıl böyle ki?
-Bilmiyorum.
(Tekrarlamaz kadın, anlar test edildiğini.)

Çok da umursamaz kadın, yavaştan uzaklaşmaya başlar. Sanırım artık istenmiyordur. Neden istensin ki? Bir yanda eski sevgili, diğer yanda onun yeni sevgilisi yakın arkadaş.
Kadın umursamaz bu durumu. Bir süre yakın arkadaş da...
İlişkilerini başlatan yakın arkadaştır, halbuki kadında eski sevgiliydi. Kadın, eski sevgilinin tekrar kendisinden hoşlanmasından korktuğunu düşünür yakın arkadaşın.
Uzaklaşır.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 11/04/2011 3:20 am
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Aptal.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 16/04/2011 12:29 am
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Beyin çalıştığı halde insan nasıl bitkisel hayata girer?
Nasıl olur da içindeki hunharca öğrenme hırsını yitiririm?
Nasıl olur da izlediğim filmden zevk almayı unuturum?
Nasıl olur da kitap okumaya üşenirim?
-Sol omzuma sürekli bir şeyler batıyor; hırkama yapışmış bir bant(nasıl olduğunu ben de bilmiyorum), yatağımın üzerinde unuttuğum toka... Biraz kazısam kürek kemiğimden telekler fışkıracak gibi... -
Beyin düşüncelerin akışını neden engeller?
Şu an... Özlemişim. Akışı yakalamaya çalışmak, yazıya dökmeyi denemek, kelimeleri oturtamamak...
Halbuki düşünürken hepsi yerli yerindeydi...

Beyin çürür. Yeniden. Evet, tekrar.
Kalp kendi sinyalini üretecek güçtedir.
Kan akışı devam eder.
Organlar beslenir, vücut beslenir.
Kadın ölür.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 17/04/2011 3:15 am
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Estelle buhar olmayı bekliyor.
Ve kibrit gelir, kırmızı fosfor ile cam tozlarıyla.
Süreç başlar.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 07/05/2011 11:49 pm
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Neyse ki papatya çayları var,
Sabahın 7'lerini çekilebilir kılan.
Eski zamanların küllerini ısıtan şarkılarla demlenir.
İçini ısıtmaz ama durumu çekilebilir hâle getirir.
Uykunun baygınlık geçirdiği saatler...
İzbe bir hayata dar bir ışın demeti sızar.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 04/06/2011 8:15 am
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Her gün güneş ışınlarının kafanın en tepesinden delerek girip yakarak geçerken insanın içinden, başlar akmaya imgeler. Öncelikle hava tüylerin hafiften diklenmesini sağlayacak kadar soğur; ılık. Sonra delici güneş ışınları yakmaz; ısıtır.
Ve deniz feneri belirir. Ardında saat kulesi ve onun da ardında orman. Deniz fenerini suların üstünde yürüyerek aşar. Saat kulesini yıkar ve ormana tahta bir ev kurar.
Ağaçların içinden ansızın, tek-tük insanlar çıkar. Bazıları aniden ölür. Cesetleri çürümez ve kokmaz. Her gün ölülerin arasından, onlara bakmamaya çalışarak geçer. Meyve ağaçlarına ulaşır. Bazen uyuya kalır ağacın birinde. Tekrar aynı yoldan dönmek istemez.
Sevdiği şeylerle başlar imgelem. Kendiliğinden gelişmeye devam edip, müdahale edilemez duruma gelir.
Ve saat kulesi tekrar oluşur kendiliğinden.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 06/07/2011 11:25 pm
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Yıl M.Ö 1379.
O zamanlar da tam şu an oturduğum yerde, yatağımda, masanın karşısında, yatağımla 90 derece açı yapan televizyonun bulunduğu oda ve hemen karşısında kitaplık ve dolap.
Hepsi aynı yerdeler yine.
Aynı hava, kapalı ve sıcak.
O zamanlar, kanımdaki tüm hücreler ekinosit oluşturmuş ve iğne benzeri çıkıntıları damarlarıma batıyormuşçasına hissettiğim korkunç bir acı vardı.
Aynı oda, aynı eşyalar, aynı düzen aynı havayla birleşince, sanki kan hücrelerim yeniden ekinosit durumuna geçmiş gibi.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 13/08/2011 3:30 pm
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Kendimi suçlama huyumu bırakamadım. İyi güzel de, fazlası kötü oluyor. Bana yapılan hataları, kendi içimdeki "ben"lerden birinin kaçıp karşıdakinin yüzüne olmayan sinsi bir gülümseme gibi yerleşiyor sanki. Birçok "ben" var içimde, evet. Ve dünyaya sirayet eden yanlışların kaynağıymış gibi. Olmadığı halde gördüğümü sandığım bu saliselik gülümseme, içerdekileri korkutup, çığlık çığlığa kaçmasına neden oluyor; bu da süreci hızlandırıyor. Kendilerini görmektense, göstermeyi tercih ediyorlar.

Ben, benlik gibi kelimelere takmış durumdayım. Tamamen kendi etkisinde olan, dış etkenlerden kurtulmuş.
En basitinden mutlu olma olgusunu başkalarına bağlamayan.

Nasıl olabilir? Dış dünyaya tepki vermeden, kendi benliğini nasıl oluşturabilir insan? Başkalarının davranışlarını kendine nasıl işlemez? Kendi kendine nasıl yaratılır ya da oluşan karakter üzerine nasıl inşa edilir? Etki olmadan gelişebilir mi? Negatif etkide bırakılan izler dolayısıyla açığa çıkan görüntü de kötü olurken, aksine iyi olanı seçenin hayatında bu seçimi yapmasına neden olacak etmen nedir; küçük ama etkili, unutulan ama sonuçları silinmeyen? Veyahut rahat bir yaşantının ortasına leke çalınan; çürümüş yüreğine konan bir leke; reçele konan sinekler gibi, ne kadar silersen sil, tırnaklarınla kazı... Geçmeyen.
İnsan olmadan gelişmeyen karakter.
Kişilerin kattıkları ya da çaldıkları...
Kimse olmadan bu benlik gelişebilsin isterdim. Fenotipin bile çevresel faktörlerle değişim gösterdiğini düşünürsek, imkansız gibi şimdilik.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 30/10/2011 12:48 am
_13_
 _13_
(@13-2)
Gönderiler: 464
Reputable Member
Konu başlatıcı
 

Al, bir "ben" takıntılı yazı daha:
Çocukken kurduğum hayaller, şimdikiler kadar gerçeğe yakın değildi. Mesela balkonumuzdan görünmez kaydırak inmesi isterdim, "roller coaster" tadında şekilli, düz değil. Ya da apartmanın 6-7 metre ötesindeki ağaca atlayabilmeyi. Evet, tırmanmayı çok severdim, ortaokula kadar dağcı olmak istedim. Lisede doktor, lise sonda doktor olmaya yetecek kadar asla çalışmayacağımı bildiğim için biyolojiyi seçtim. Doktorlar kadar olmasa da insan vücudunda neler olduğunu az çok öğrenecektim. Bu kadar basitti karar vermek. Salça yerine domates koymak yemeğe. Üniversite'de 4 yıl geçirene kadar hiç, bir gün sonrasını dahi düşünerek yaşamadım. Hep o an aklımda ne varsa onu yaptım. Yaşlanmak burada mı başlıyor bilemiyorum; yarını düşünmek, geleceği raya oturtmak için bugünü işlemek. Öyleyse eğer, iki yıl içinde oldukça yaşlandım. İsteğim o ki, bu yaşlılığımın üzerine gençliğimi yeniden inşa edeyim. Bu da emekliliğine ayrılmış, kendini 18 yaşında hissettiğini söyleyenlerin yaptığı oluyor.
Ne zaman hayal kurmaya başlasam, öncesini mantık düzenlemeye çalışıyor. Yani hayali bir kaydırak hayal ediyorsam, bunun yapıldığı materyali, ışığı yansıtışı, illüzyonunu nasıl yapacağımı... Sadece kayıp tadını çıkarmak varken. Nedir bu kadar kirleten düşleri, fikrim yok. Belki var. Dünyadan soyutlanıp bunu gerçekleştimek için yalnız kalabileceğim bir yer olmalı; zamanı ben yaratırım. Tekrar katıksız hayallere dönmeli. Belki Ben'i burada yakalayabilirim.


Delinin tekidir, yazdıklarını okumamanız önerilir. Bir süre sonra kaşıntı, kızarıklık ve kusmaya neden olmaktadır.

 
Gönderildi : 30/10/2011 12:49 am
karaphum
(@karaphum)
Gönderiler: 650
Honorable Member
 

Yok, ben geliyorum Ankara'ya. Şart oldu...


Şu anki hislerin, oluşmakta olanın mükemmel yansımasıdır.

Emerson

 
Gönderildi : 30/10/2011 12:18 pm
Sayfa 1 / 3
Paylaş: