İçeriğe geç

Forum

TeSaDüf mü ?? O da...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

TeSaDüf mü ?? O da ne..!!!

48 Gönderiler
12 Üyeler
0 Reactions
8,370 Görüntüleme
(@fallfromgrace)
Gönderiler: 1230
Noble Member
 

Okudum ama çok da tatmin edici gelmedi bana. Bu düşünceyi çürütecek binlerce örnek bulunabilir ki korktuğum herşey başıma gelseydi eğer şu an ne durumda olurdum bilmiyorum gerçekten. Ya da kurduğum hayaller gerçekleşseydi..

Bana birazda dinlerdeki kader inancını anımsatmadı değil. Senin söylediğin şeyler tasavvuf felsefesinde de yer bulur rahatlıkla. Onlar "kötü bir rüya gördüğünüzde onu olumlu yorumlayın" derler mesela. Herneyse.. İnsan birşeye ulaşmak istiyorsa ve tutku, disiplin, vizyon ve vicdanı varsa bunun yeterli olduğunu düşünüyorum. Olumlu düşünmek de olmalı tabi işin içinde ama hayatımı düşüncelerime teslim ederek yaşayamam. Oturduğun yerde birşeyin gerçekleşmesi için düşüncelerini yoğunlaştırmak kulağa hiç de hoş gelmiyor. Ben hala alınterinden yanayım.

Evren birçok gizemle dolu ama ben bana yetecek kadarını öğrenmeyi tercih ederim..

"Ne isterseniz yapabilir yada sahip olabilirsiniz"(Dr.Joe Vitale ...metafizikçi)

Peki kendisi olmuş mu? :roll:


-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam

"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu

-Aferin
-Ehe

 
Gönderildi : 23/03/2007 3:03 pm
aren
 aren
(@aren)
Gönderiler: 767
Prominent Member
 

Yaw bunu söyleyen yok zaten neyse...oturduğun yerden inan aman herşey olsun böyle birşey var mı?bence yazdıklarımdan hiç bişi anlamamışsın neyse saatin sabah 05 inde bununla uğraştım derdim sadece biraz yardımcı olmaya çalışmaktı..bu bilimsel bir teori dostum...ve sen kabul etmesende onların anlattığı herşeyi bir sürü bilim adamı kabul etmiş adı da kuantum Teorisi dötten sıkma bişe değil araştırırsan bulursun benimsemek zorunda değilsin de zaten...Einstein gibi bir adamın anlattıklarıyla dahi kesişiyorsa benim için yeterli tatmin....bu konuyla ilgili olan arkadaşlarım beni anladılar..bu önyargılardan nefret ediyorum bilmeden araştırmadan ahkam kesmek bana göre değil açıkçası....tezat olmak için tezat oluyorsunuz...neyse yaww..herşey bir olasılıktır sadece evet neden olmasın diye bir bakış açısı daha var...tek taraflı baktığınız doğrular adına bugün konuşacaksak çürütme olayına girersek sen bana hiç birşeyin kesinliğinden katiliğinden bahsedemezsin...çünkü herşley bir teoridir özünde senin dediklerin doğru diyee birşey yok benim deiklerim doğru diye birşey yok....olasılıklar dünyası ...


Her hırsı kaybettim; birisi olma arzusu yoktu, Bir şeye ulaşma arzusu yoktu. Yalnızca kendi içime atılmıştım. Bu bir boşluktu ve boşluk insanı deli eder. Ama Işığa giden tek kapı boşluktur. Buna, ancak delirmeye hazır insanlar erişirler demektir.

 
Gönderildi : 23/03/2007 4:37 pm
(@fallfromgrace)
Gönderiler: 1230
Noble Member
 

peki.


-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam

"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu

-Aferin
-Ehe

 
Gönderildi : 24/03/2007 3:17 am
(@aletheia)
Gönderiler: 1089
Noble Member
 

Gönderen: @bindokuzyuz84
iLk cümLeyi "hayatta hiçbirşey TESADÜF değiLdir " diye başLatmak istedim.. sanırım bu da anafikri oLacak bu yazıLanLarın..

Nedensellik kuralını benimsemiş tüm fikri akım ve sistemler evrende "rastlantı" diye bir fenomenin var olmadığı konusunda görüş birliğindedir.

Ortak görüşe göre, her olay, determinizm (“her olayın birtakım nedenlerin sonucu olduğunu kabul eden felsefi görüş”) çerçevesinde,
”nedensellik kuralı”nın (“her olayın birtakım nedenlerin zorunlu sonucu olması kuralı”) işleyişiyle yani bir neden-sonuç ilişkisiyle meydana gelir.
“Rastlantı” insanların nedenlerini bilemediği veya anlayamadığı olaylara yaptığı bir yakıştırmadır.
Neo-spiritüalist görüşe göre de, her olay maddi veya manevi birtakım nedenlerin zorunlu bir sonucu olup, her şey İlahi İrade Yasaları dahilinde bir neden-sonuç ilişkisiyle cereyan etmektedir.
Rastlantı diye bir şeyin var olmaması durumunda, şans ya da talih diye bir şeyin de var olmaması gerekmektedir.

Neo-spiritüalist görüşe göre,insanın başına gelen olayların ve içinde bulunduğu koşulların kaynağı, şans denilen şey değil, insanın bizzat kendisidir.
Talih denilen şeyin ardında, ne rasgele oluşan bir olgu, ne kimilerini kimilerine göre kayırıp onlara ayrıcalık tanıyan bir güç, ne de sabitkadercilikteki (fatalizm) gibi insanın iradesini hiçe sayan,iradi çabalarla değiştirilemeyecek keyfi bir takdir bulunur.
Talih denilen şeyin ardında varlığın tekamül ihtiyaçlarına göre belirlenen bir düzenlenme, bir başka deyişle, varlığın geçmişte(şimdiki ve geçmiş reenkarnasyonlarında) yaptığı hareketlerin İlahi İrade Yasaları altında, nedensellik kuralına göre belirlenen sonuçlarının düzenlenmesi bulunur.
Yüksek İdare Mekanizması tarafından yapılan bu düzenlenmede en ufak bir haksızlık,adaletsizlik ve ayrıcalık tanıma sözkonusu değildir, kimse kimseye karşı kayırılmaz.

Babasız doğmak,sakat doğmak,yoksul bir ülkede ya da yoksul bir aileden doğmak (-bir ruhsal tebliğe göre yoksulluk,yoksunluk gibi güç koşullar içeren ortamlarda tekamül daha hızlı olur-),zengin bir aileden doğmak, lotodan trilyoner olmak,suçsuz yere tutuklanıp hapse atılmak, bir haksızlığa kurban gitmek,sakat çocuğu olmak,çocuklarının ölümünü görmek vb.gibi ilk bakışta insana adaletsiz görünen olayların ve koşulların ardında varlığın tekamül ihtiyaçları bulunmaktadır.
( Herhangi bir olay veya koşulda yalnızca sözkonusu varlığın tekamül ihtiyaçları değil, o varlığın çevresindekilerin tekamül ihtiyaçları da gözönüne alınır. Örneğin bir çocuğun sakat doğması, o çocuğun bir tekamül ihtiyacı ile ilgili olmasının yansıra, ona bakmakla sorumlu olan ebeveynin tekamül ihtiyaçlarıyla da ilgilidir)

Burada bir cezalandırılma veya ödüllendirilme değil, varlığın tekamülü için,yani edinmesi gereken ruhsal görgü ve deneyimi edinebilmesi için varlığa gerekli ve en uygun ortam,çevre, koşullar ve olayların düzenlenmesi sözkonusudur.

Sonuç olarak iyi ya da kötü talihlilik diye bir şey sözkonusu değildir.
Kişi nasıl bir ortamda doğmuş ve yaşamında ne ile karşılaşmışsa,kendisine en gerekli ve en layık olan da odur.
Dolayısıyla insanların şanssızlıktan, talihsizlikten yakınıp durmaları doğru değildir. Çünkü geçmişinde yaptıklarıyla bu duruma kendisini kendisi getirmiştir, kendisini bu durumdan çıkaracak olan da yine kendisidir.

”Herkes ektiğini biçer... Güldüren güler, ağlatan ağlar..."

SevqiLerLe..."


şimdi burada çelişen cümleler var..
rastlantı yoktur demek,determinizmdir,herşey neden-sonuç bağıntısına dayanır demektir;belirli durumlar belirli sonuçlar doğurur,herşey bir nedensellik bağı içindedir..özellikle baştaki bu ve benzeri cümleler ingiliz filozof david hume'a aittir.kendisi bu yargıları dile getirirken özgürlük sorununu da ele almış ve nedenselliği açıklarken de rastlantı diye bir şey yoktur;mucize de yoktur,mucize doğa kurallarına aykırı olmak demektir fakat doğada neden-sonuç bağıntısına göre bir işleyiş vardır demiştir. determinizm de bu görüşleri benimser ama burada az öncede dediğim gibi özgürlük sorunu da yatmaktadır ve determinizm demek bir belirlenmişlik demektir,özgürlüğün olmaması demektir aynı zamanda.burası açık olduğuna göre,şans,talih,mucize ve benzeri şeyler yadsınırken aslında sadece nedensellik vurgulanmaktadır.çelişki buradan sonra başlıyor;bu belirlenmişlik "Sonuç olarak iyi ya da kötü talihlilik diye bir şey sözkonusu değildir.
Kişi nasıl bir ortamda doğmuş ve yaşamında ne ile karşılaşmışsa,kendisine en gerekli ve en layık olan da odur.
Dolayısıyla insanların şanssızlıktan, talihsizlikten yakınıp durmaları doğru değildir. Çünkü geçmişinde yaptıklarıyla bu duruma kendisini kendisi getirmiştir, kendisini bu durumdan çıkaracak olan da yine kendisidir." şeklinde cümleleri de yadsır..belirlenmişlik içinde nasıl böyle bir özgürlüğe sahip olurki insan?olayların ardında yatan "varlığın tekamülü" söz konusuyken nasıl insanın elinde olabiliyor bu garip değil mi?şanssızlıktan yakınırken insan kendi şansını yaratamayacak yine sırada ne varsa onu yaşayacaktır...(determinizme göre)


 
Gönderildi : 24/03/2007 3:58 am
(@aletheia)
Gönderiler: 1089
Noble Member
 

Gönderen: @bindokuzyuz84
kaderini sen çizersin .. çiziLmiş bi senaryoyu oynamak için qeLmedik hayata...
aksini nasıL ispat edebiLirsin ki.. bi intiharLa kaderini karaLayabiLirsin..bu senin eLinde değiL mi.. ama tanrı'n senin ne yapacağını biLiyor sadece ..
kaderin anLamı burda qizLidir.. o biLinen anLamında sakLı oLan değiL asLında

bunları mı savunuyosun yoksa determinizmi mi anlamadım ben..rastlantı yoktur demek kaderini sen çizersin demek değildir.."rastlantı yoktur"un anlamında tam da sen belirlenmişlikler içinde yaşıyorsun anlamı yatmaktadır..ne bağlamda söylendiğini bilmek bütünsel olarak kavramak gerek..


 
Gönderildi : 24/03/2007 4:06 am
(@fallfromgrace)
Gönderiler: 1230
Noble Member
 

Anladık be felsefe okuyosun :P


-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam

"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu

-Aferin
-Ehe

 
Gönderildi : 24/03/2007 3:43 pm
(@aletheia)
Gönderiler: 1089
Noble Member
 

Gönderen: @fallfromgrace
Anladık be felsefe okuyosun :P

:D bide bunu göstermek gerek dimi


 
Gönderildi : 24/03/2007 3:45 pm
bindokuzyuz84
(@bindokuzyuz84)
Gönderiler: 3149
Famed Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @aletheia
Gönderen: @bindokuzyuz84
kaderini sen çizersin .. çiziLmiş bi senaryoyu oynamak için qeLmedik hayata...
aksini nasıL ispat edebiLirsin ki.. bi intiharLa kaderini karaLayabiLirsin..bu senin eLinde değiL mi.. ama tanrı'n senin ne yapacağını biLiyor sadece ..
kaderin anLamı burda qizLidir.. o biLinen anLamında sakLı oLan değiL asLında

bunları mı savunuyosun yoksa determinizmi mi anlamadım ben..rastlantı yoktur demek kaderini sen çizersin demek değildir.."rastlantı yoktur"un anlamında tam da sen belirlenmişlikler içinde yaşıyorsun anlamı yatmaktadır..ne bağlamda söylendiğini bilmek bütünsel olarak kavramak gerek..
savunuLan bişey oLmadığını söyLemek istiyorum.. doğru bişey bu ve bunun aksini söyLersem savunmuş oLurrum..

evrenin bi qerçeğiydi kendi çizdiğimizi oynamak.. kaderin çizdiğini değiL..!!


..Notalarına yaklaş aşkın !

 
Gönderildi : 29/03/2007 11:49 pm
AccurseD
(@accursed)
Gönderiler: 1390
Noble Member
 

Net cevap veremiyorsunuz, o öyle olsa bu şöyle olsa bu budur şu şöyledir baykuş ötse kurbağa zıplasa vs vs vs... :)


MAVİ LİMAN

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...

Nâzım HİKMET

 
Gönderildi : 30/03/2007 11:17 am
AccurseD
(@accursed)
Gönderiler: 1390
Noble Member
 

Ve bilim olasılıklar hesaplarına dayanmaz ya vardır ya yoktur... İspatlanana kadar hiç bir şey kabul edilmez sadece teori olarak kabul edilir net bir bilimselliğide yoktur..


MAVİ LİMAN

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...

Nâzım HİKMET

 
Gönderildi : 30/03/2007 11:19 am
bindokuzyuz84
(@bindokuzyuz84)
Gönderiler: 3149
Famed Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @accursed
Ve bilim olasılıklar hesaplarına dayanmaz ya vardır ya yoktur... İspatlanana kadar hiç bir şey kabul edilmez sadece teori olarak kabul edilir net bir bilimselliğide yoktur..
doğru bi tespit ama konu gereği tesadüf ve rastLantıya inanıyo musun diyeceim ?
bunun bi cevabını istiyorum sizden..


..Notalarına yaklaş aşkın !

 
Gönderildi : 30/03/2007 12:09 pm
AccurseD
(@accursed)
Gönderiler: 1390
Noble Member
 

Tesadüf ve rastlantı sürrealist bir bakış açısı fakat kelebek etkisi teoremi üzerinde değerlendirilebilir..


MAVİ LİMAN

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...

Nâzım HİKMET

 
Gönderildi : 30/03/2007 12:21 pm
Aton
 Aton
(@aton)
Gönderiler: 151
Estimable Member
 

RASTLANTI YA DA TESADÜF NEDİR.

Bilim ve inanç dünyasında sürekli var olan kavganın zamanımızdaki hali yukardaki sorunun cevabına bağlıdır. Einstein Kaos teorisi ve Kuantum u okuyan dindar adam pekala bu formüllere dayanarak 'vay be Allah ın işine bak demeyi sürdürebilir.' Bu onun sabit fikirli inadıdır bizi ilgilendirmez. Ancak tesadüf nedir diye sorduğumda bu kavramı suistimal ederek kendi kafasına göre fikirleri savunduğunu ya da çürüttüğünü zanneden kitle suskun kalır. Çünkü tesadüfün ne olduğu hakkında fikir yürütebilmek için öncelikle ne olmadığını bilmek gereklidir. TESADÜF ORAYA BURAYA SAÇTIĞIMIZ BİLYELERİN ŞANS ESERİ ARKA ARKAYA SIRALANIP SIRALANMAMASI SORUNU DEĞİLDİR.

Bunu şöyle açıklayalım. İster inanın ister inanmayın evrende anlayabileceğimiz bir takım ilkelere dönüştürülebilinen hareket durumları mevcuttur. Örneğin dünya döner, güneş ışık verir, büyük kütleli cisimlerde yer çekimi ölçülebilir gibi. Ancak tüm bu ilkelerin belli bir sınırı da mevcuttur. Yani ışık hızında zamanın durması gibi. Görelilik ve belirsizlik ilkelerinden sonra (bunlar kanıtlanmıştır.) artık determinizm de çökmüş ve olasılıklara dayalı kuantum, sonsuz tekrarlara ve aniden değişime dayalı kaos teorileri ortaya atılmıştır. Ancak bu teorilerin bahsettiği rastlantı ve kaos, normal insanların algılayabileceği anlamda bir tesadüf değildir. Çünkü eğer tesadüf yoktur derseniz herkezi Tanrıya inanmak zorunda bırakmış olur ve haddinizi bilgisizliğiniz ile aşmış olursunuz.

Buradaki çelişki şudur. Belli bir dizgeye göre işlediğini söylediğimiz evrensel varoluş, bizim onu algılayış biçimimizden bağımsız hareket edebilirken tersine bizim algılayışımız evrensel hareket ve madde enerji döngüsü ilkelerinden bağımsız işleyememektedir. Yani insanlık olmasa da o olmadan önce de Dünya varolmuştur ama Dünya olmadan insan düşüncesi doğamaz; çünkü algısını yaratacak bir dış çevreye bağımlıdır tüm canlılar gibi o da. Peki o zaman neye tesadüf demektedir insan denen memeli hayvan anlamadığı doğaya mı? Evet genellikle kendine benzer olmayan her şeyi dışarda bırakarak toplumsal yaşamını ve varlığını doğal hayatın sebebi gibi göstermeye meyilli olan insan egosu kendi benzerine bir yerde rastlayamazsa rahat bulamamaktadır. Öyleki hiç bir şekilde anlayamadığı doğanın mükemmellik sebebini Cosmic bir Dev olan yaratıcıya bağlarken onun kendi yarattığı bir put olduğunu unutarak tesadüfün olanaksızlığını da gene bu put un varlığından ötürü öne sürer.

Herkez doğayı anlayabilir kendince ama tamamıyla değil. Örneğin kızıl toprak ile ateşi birleştirince bir kap yapmanın mümkün olabildiğini gözlemleyebilir insan zekası. Bunun gibi bir çok hareketi ve cismi birleştirip yaptığı aletlerle de bugünkü uygarlığını kurabilmiş hatta uzaya çıkmıştır. Ancak her attığı adım ona daha büyük bir boyutun kapısını açtığından durmadan yeni kanunlar aramasına da neden olmuştur. Ancak insanın kitlesel egosunun bir yan etkisi daha vardır ve aslında bu biraz da gülünç bir yan etkidir. Her çağda tüm evrenin o ana kadar bulduğu yasalardan ibaret olduğunu zanneder insanlık. Buna bakılırsa 1000 yıl önce güneş sisteminin dışında bir düzenleyicinin bulunduğuna inanmışken ve bu düzenleyici de o zaman için değişmez bir zaman ve uzam şeklinde tasarladığı düşünülürdü; şimdi bu büyüklük 7 ila 15 milyar ışık yılı civarında bir boyutu veya boyutları kapsar olmuştur. Sonra da tüm bu anlaşılmaz karmaşayı kendi düşüncesinden ibaret sayarak hayali bir kutuya kapatıp tesadüf olamaz diye haykırarak kendi zihninde kapattığı bu kutuyu bir yaratıcıya ya da ona benzer bir şeye yani cosmic dev görüntüsünde bir başka insanın düşüncesinden doğduğunu iddia edebilir. O zaman da bunun dışındaki her düşünceyi akıl dışı ilan ederek tesadüfle böyle bir düzen gerçekleşmez der. Oysa basbaya olmaktadır ve halen de olmakta ve anlaşılamamaktadır. Ne gezegenimiz ne de yıldız sistemleri bizim bildiğimiz yeryüzü yasalarına göre kendi bildiğimiz formüllerde işlemek zorunda olmadıkları halde bir tek hücrede de görülevbilecek karmaşık bir bütünlüğün şaşmaz üyeleri olmayı sürdürmektedir. Buna karşın çok bilgiç ce bir tavırla her şeyi en iyi kendinin bildiğini zanneden insan uygar kültürü kabaca ve kusurlu olan tek varoluşun bu determinist ilkeler dahilinde yarattığı kurgusal makineci mekanik yapılar olduğunu da görmezden gelir. Bir metalin çarklara dönüşmesi ve saat olması kendiliğinden mümkün değildir der insan. Oysa doğada bir 'saat olma yasası' mevcut değildir; saat sadece insanın göreli bir ihtiyacı için yarattığı sadece kendini bağlayan sistematiğidir. Oysa pekala sonsuz sayıda madde ve enerji türlü dalgalar halinde birleşip örgütlenerek yıldızları,gezegenleri,gezegenlerdeki suyu ve dolayısıyla suda örgütlenerek canlıyı oluşturabilir. Yani bir düzenleyiciye ihtiyacı olan insandır doğa değil. Bu durumda bu türden tesadüf karşıtlığının asıl amacının sadece doğanın küçümsenip yerine bir cosmic kral atamak ve böylece kendi varoluş hiyerarşisini mutlak kılmak fikrinden ibaret olduğu ortaya çıkar. Ortada bir kesin kanun yoktur. Tüm her şeyi açıklayacak bir determinist ilkenin var olamayacağı da artık anlaşılmıştır. Bunların ötesinde organik örgütlenmenin de bir makine ayarında çarklar ve pistonlarla oluşturulmuş elektromotor olmadığı da bellidir. tesadüf ve rastlantı ilk çağdan günümüze insanlığın yanılgılarını ortaya döken evrendeki insanı aşan ilkelerin bir bütünüdür ve içinde ne kadar ilerlenirse o kadar daha düzenlilik ilkelerinden uzaklaşacaktır. (Tıpkı görelilik ve belirsizliğin zorla kendini insan egosuna karşı dayatması gibi) Hümanist akım 'insan her şeyin ölçüsüdür' diyerek yola çıkmış ve bu düşünceyle dogmatizmi yıkmıştır. Ancak artık insan zihninin neyin parçası olduğunu hatırlamasının zamanı gelmiştir. Evrene tersten bakıp tesadüf olamaz diyerek doğayı küçümseme ve kendi kurgusal zihnini tanrısallaştırma fikrinde saplanıp kalmanın insanlığa bir faydası olmayacaktır bundan sonra. O çağ görelilik ilkesiyle birlikte son nefesini vermiştir.
Aton


.[-h(bar)2/2m]d2.y+u.y=e.y

ekindron vanehedris asohimdor

Herkes bir yönüyle haklıdır ancak nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.

 
Gönderildi : 07/04/2007 11:48 pm
bindokuzyuz84
(@bindokuzyuz84)
Gönderiler: 3149
Famed Member
Konu başlatıcı
 

tüm bu yaşanıLanLar öLümümü müjdeLiyor beLki de..


..Notalarına yaklaş aşkın !

 
Gönderildi : 14/04/2007 8:34 pm
Aton
 Aton
(@aton)
Gönderiler: 151
Estimable Member
 

Açıkça konuşarak fikrinizi net olarak açıklamayı denerseniz ne dediğinizi de anlamış olur ona göre cevabını veririm gizeme sığınmayınız bindokuzyuz84. Başlığa yaptığınız ilk yorum zaten çökmüş olan determinizm in modası geçmiş bir mistik savunusu olduğundan ve söylediğinizin aksine bilim tesadüfün mümkün olduğunu kanıtladığından (bu noktada tasarlanmış evrensel düzen dogmatistleri gibi gerçek dışı saptırılmış verilere dayalı ajitasyon da yaptığınızdan) yukarıdaki yorumu yazdım. Yeterince net olduğunu ve tezlerinizin bilimsel nesnellikten çok şahsi inancınızı yansıttığını anlatabildiğini sanıyorum. Bu durumda ölümün varlığına dair yaptığınız göndermenin konumuz ile ilgisi nedir?


.[-h(bar)2/2m]d2.y+u.y=e.y

ekindron vanehedris asohimdor

Herkes bir yönüyle haklıdır ancak nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.

 
Gönderildi : 04/05/2007 2:33 pm
Sayfa 2 / 4
Paylaş: