Forum
iLk cümLeyi "hayatta hiçbirşey TESADÜF değiLdir " diye başLatmak istedim.. sanırım bu da anafikri oLacak bu yazıLanLarın..
Nedensellik kuralını benimsemiş tüm fikri akım ve sistemler evrende "rastlantı" diye bir fenomenin var olmadığı konusunda görüş birliğindedir.
Ortak görüşe göre, her olay, determinizm (“her olayın birtakım nedenlerin sonucu olduğunu kabul eden felsefi görüş”) çerçevesinde,
”nedensellik kuralı”nın (“her olayın birtakım nedenlerin zorunlu sonucu olması kuralı”) işleyişiyle yani bir neden-sonuç ilişkisiyle meydana gelir.
“Rastlantı” insanların nedenlerini bilemediği veya anlayamadığı olaylara yaptığı bir yakıştırmadır.
Neo-spiritüalist görüşe göre de, her olay maddi veya manevi birtakım nedenlerin zorunlu bir sonucu olup, her şey İlahi İrade Yasaları dahilinde bir neden-sonuç ilişkisiyle cereyan etmektedir.
Rastlantı diye bir şeyin var olmaması durumunda, şans ya da talih diye bir şeyin de var olmaması gerekmektedir.
Neo-spiritüalist görüşe göre,insanın başına gelen olayların ve içinde bulunduğu koşulların kaynağı, şans denilen şey değil, insanın bizzat kendisidir.
Talih denilen şeyin ardında, ne rasgele oluşan bir olgu, ne kimilerini kimilerine göre kayırıp onlara ayrıcalık tanıyan bir güç, ne de sabitkadercilikteki (fatalizm) gibi insanın iradesini hiçe sayan,iradi çabalarla değiştirilemeyecek keyfi bir takdir bulunur.
Talih denilen şeyin ardında varlığın tekamül ihtiyaçlarına göre belirlenen bir düzenlenme, bir başka deyişle, varlığın geçmişte(şimdiki ve geçmiş reenkarnasyonlarında) yaptığı hareketlerin İlahi İrade Yasaları altında, nedensellik kuralına göre belirlenen sonuçlarının düzenlenmesi bulunur.
Yüksek İdare Mekanizması tarafından yapılan bu düzenlenmede en ufak bir haksızlık,adaletsizlik ve ayrıcalık tanıma sözkonusu değildir, kimse kimseye karşı kayırılmaz.
Babasız doğmak,sakat doğmak,yoksul bir ülkede ya da yoksul bir aileden doğmak (-bir ruhsal tebliğe göre yoksulluk,yoksunluk gibi güç koşullar içeren ortamlarda tekamül daha hızlı olur-),zengin bir aileden doğmak, lotodan trilyoner olmak,suçsuz yere tutuklanıp hapse atılmak, bir haksızlığa kurban gitmek,sakat çocuğu olmak,çocuklarının ölümünü görmek vb.gibi ilk bakışta insana adaletsiz görünen olayların ve koşulların ardında varlığın tekamül ihtiyaçları bulunmaktadır.
( Herhangi bir olay veya koşulda yalnızca sözkonusu varlığın tekamül ihtiyaçları değil, o varlığın çevresindekilerin tekamül ihtiyaçları da gözönüne alınır. Örneğin bir çocuğun sakat doğması, o çocuğun bir tekamül ihtiyacı ile ilgili olmasının yansıra, ona bakmakla sorumlu olan ebeveynin tekamül ihtiyaçlarıyla da ilgilidir)
Burada bir cezalandırılma veya ödüllendirilme değil, varlığın tekamülü için,yani edinmesi gereken ruhsal görgü ve deneyimi edinebilmesi için varlığa gerekli ve en uygun ortam,çevre, koşullar ve olayların düzenlenmesi sözkonusudur.
Sonuç olarak iyi ya da kötü talihlilik diye bir şey sözkonusu değildir.
Kişi nasıl bir ortamda doğmuş ve yaşamında ne ile karşılaşmışsa,kendisine en gerekli ve en layık olan da odur.
Dolayısıyla insanların şanssızlıktan, talihsizlikten yakınıp durmaları doğru değildir. Çünkü geçmişinde yaptıklarıyla bu duruma kendisini kendisi getirmiştir, kendisini bu durumdan çıkaracak olan da yine kendisidir.
”Herkes ektiğini biçer... Güldüren güler, ağlatan ağlar..."
SevqiLerLe..."
..Notalarına yaklaş aşkın !
Birde "kader" mevzusu var tabii..
şimdi ben tevafuk dicem annamıcanız.....
Lorelei,
A poet of tragedies, scribe i lauds to death,
Yet who the hell was i to dare?
Lorelei,
Canst thou not see thou to me needful art?
Canst thou not see the loss of loe painful is?
kaderini sen çizersin .. çiziLmiş bi senaryoyu oynamak için qeLmedik hayata...Birde "kader" mevzusu var tabii..
aksini nasıL ispat edebiLirsin ki.. bi intiharLa kaderini karaLayabiLirsin..bu senin eLinde değiL mi.. ama tanrı'n senin ne yapacağını biLiyor sadece ..
kaderin anLamı burda qizLidir.. o biLinen anLamında sakLı oLan değiL asLında...
iyi qünLer...
..Notalarına yaklaş aşkın !
Bakış açısı farklılığı bu olsa gerek.
iyi günler.
ÖLÜME DAİR
Buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
Biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
Ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
Buyrun oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.
Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
Osman oğlu Hâşim.
Ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
İstanbul limanında
kömür yüklerken bir İngiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine...
Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
Kim bilir nasıl yanmıştır canınız...
Ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...
Yayalar-köylü Yakup,
iki gözüm,
merhaba.
Siz de ölmediniz miydi?
Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
Demek ölmemişsiniz?
Ya siz?
Muharrir Ahmet Cemil?
Gözümle gördüm
tabutunuzun
toprağa indiğini.
Hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
Onu bırakın Ahmet Cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
Günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz...
Ben sizi ölmüş zannediyordum.
Başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...
Bir eski Acem şairi :
"Ölüm âdildir" - diyor, -
"aynı haşmetle vurur şahı fakiri."
Hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?...
Bir eski Acem şairi :
"Ölüm âdildir" - diyor.
Yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
Yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
Fakat bekleyin, bitsin sözüm.
Bir eski Acem şairi :
"Ölüm âdil..."
Şişeyi bırakın Ahmet Cemil.
Boşuna hiddet ediyorsunuz.
Biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...
Bir eski Acem şairi...
Dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?
Nazım Hikmet RAN
......................
MAVİ LİMAN
Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...
Nâzım HİKMET
Kara kıta Afrika'da zorla asker yapılan çocuklar geçmişinin hatalarıyla mı geldi bu hallere yada tayvanda sms yoluyla satılan çocuklar? Bir kız çocuğunun tecavüze uğradıktan sonra bakmak zorunda olduğu çocuğuna kendisini korumak için gelen Birleşmiş Milletler askerleriyle bir portakal karşılığında yatması belki hataydı değil mi..
Aslında örnekler çok fakat sözümü şöyle deva ettirmek gerekirse;
Bir Acem Şairi Der ki..
Ölüm Adil....
Hey dostum gitme!
Daha sözüm bitmedi ki...
MAVİ LİMAN
Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...
Nâzım HİKMET
hep bi düşman pilotu oLmak istemiştim pek aLakaLı oLmasa da ... kahramanca düşürürdüm uçağı .. 100 yerine ben öLürdüm fena mı...
bunu tabi ki bi yerden esinLemiştim... uçağın düşeceğini biLen yoLcuLar daha çok insan öLmesin die kendi sonLarının aLtLarına kahramanca imzaLarını atmışLardı...
bu oLay nerde mi oldu... TESADÜF değiL burası TÜRKİYE...!!!
..Notalarına yaklaş aşkın !
Yaw bu konu çok güzel...Kuantum teorisi ilede sanırsam alakası var...Bende tesadüflere inanmam yaşadığımız herşeyin nedenleri vardır.ve olasılıklardan birini kendimiz seçeriz..Kuantum'a görede bişeyi iyi yada kötü yapmak bizim elimizdedir.Henüz kafamda bu mantık tam oturmuş değil ama kesinlikle araştırmaya değer bir konudur...
Her hırsı kaybettim; birisi olma arzusu yoktu, Bir şeye ulaşma arzusu yoktu. Yalnızca kendi içime atılmıştım. Bu bir boşluktu ve boşluk insanı deli eder. Ama Işığa giden tek kapı boşluktur. Buna, ancak delirmeye hazır insanlar erişirler demektir.
işte ben bu cevaba çok sevindim.. teşekkürLer "aren" ...Yaw bu konu çok güzel...Kuantum teorisi ilede sanırsam alakası var...Bende tesadüflere inanmam yaşadığımız herşeyin nedenleri vardır.ve olasılıklardan birini kendimiz seçeriz..Kuantum'a görede bişeyi iyi yada kötü yapmak bizim elimizdedir.Henüz kafamda bu mantık tam oturmuş değil ama kesinlikle araştırmaya değer bir konudur...
..Notalarına yaklaş aşkın !
kendi fatalisliğini kendin yaratıyosun
http://www.huunhuurtu.com/
Encok kabul goren kuantum yaklasimlarina gore her olasilik fonksiyonunun cozumu evrende mevcuttur. Yani akla, hayale gelebilecek olan butun olasiliklar evrenin bir kosesinde (ya da farkli bir evrende) varolmaktadir ve bizlerin yasadigi hayat bu fonksiyonlarin sonsuz cozumlerinden sadece bir tanesidir. Sonsuz sayida varolan bu cozumlemelerle birlikte her birimizin ya da her maddenin sonsuz sayida varligi mevcuttur. Şöyle ki; icinde bulundugumuz evrenin varolmasi "sonsuzda bir ihtimaldir" ve bu ihtimalin bu denli kucuk olmasina ragmen (hatta sifira yakin) bizler bu evrende varolmaktayiz. Bu ise mumkun olan sonsuz sayidaki yaşamlarimizdan sadece 1 tanesidir. Kisacasi hepimiz kozmozun sonsuz buyuklukteki laboratuarinda uretilen "evrenin cocuklariyiz" ve ilahi neden-sonuc sacmaliginin tam aksine "zincirleme tesaduflerin, sifira yakin ihtimallerin urunuyuz".
Örnek: Sonsuz sayida insanin bulundugu biyerde yapilan rasgele cekiliste ikramiyenin bir kisiye cikma ihtimali sifira yakindir ama asla sifir degildir ama bu ihtimalin gerceklesmesi mecburidir ve ikramiyeyi bir kisi kazanmistir. Cekilisin yapildigi andaki butun sartlar ise ikramiyenin o kisiye cikmasi icin biraraya gelen durumlarin dogal ve "tesadufi" birtek sonucudur ve bu sonuc, o sonsuz sayidaki insanin bulundugu mekan icerisinde ihtimali neredeyse sifir olmasina ragmen mevcut hale gelmistir.
Baslikta anlatilanlar ise sadece ve sadece, basit olarak, "tevekkul" denen seyden ibarettir. "Sana verilen bu hayat iyi veya kotu olabilir, sikayet etmek yerine bunun icin oturup sadece sukret" mantigindan baska birsey degildir. Konuda varilmak istenen nokta ise; (ki ben bunun bilincli yapildigina ihtimal vermek bile istemiyorum cunku bu oyunlarin zekiyim diye gecinen mucitlerini ve kimlere hizmet ettiklerini cok iyi biliyorum) "tesaduf diye birsey yoktur; bilincli bir yaratilis (tasarim) vardir ve hersey bu ustun zekanin kontrolu altindadir." noktasidir. Umarim gercegi anlamak isteyenlere biseyler aktarabilmisimdir.
Bence yazılan her şeyin altında bir art niyet aramak doğru bir yaklaşım değil. Arkadaş yapması gerektiği gibi düşüncelerini dile getirmiş. Bundan ötesi de beni çok fazla ilgilendirmiyor. Ama ben birşeye takıldım
Sonuç olarak iyi ya da kötü talihlilik diye bir şey sözkonusu değildir. Kişi nasıl bir ortamda doğmuş ve yaşamında ne ile karşılaşmışsa, kendisine en gerekli ve en layık olan da odur. Dolayısıyla insanların şanssızlıktan, talihsizlikten yakınıp durmaları doğru değildir. Çünkü geçmişinde yaptıklarıyla bu duruma kendisini kendisi getirmiştir, kendisini bu durumdan çıkaracak olan da yine kendisidir.
Peki bu durumda dünyanın çeşitli yerlerinde binbir türlü acılar çeken insanlara karşı olan tutumumuz nasıl olmalı? Hak ettiklerini düşünüp elimizi kolumuzu bağlamalı mıyız?
-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam
"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu
-Aferin
-Ehe
Bence yazılan her şeyin altında bir art niyet aramak doğru bir yaklaşım değil. Arkadaş yapması gerektiği gibi düşüncelerini dile getirmiş. Bundan ötesi de beni çok fazla ilgilendirmiyor. Ama ben birşeye takıldımSonuç olarak iyi ya da kötü talihlilik diye bir şey sözkonusu değildir. Kişi nasıl bir ortamda doğmuş ve yaşamında ne ile karşılaşmışsa, kendisine en gerekli ve en layık olan da odur. Dolayısıyla insanların şanssızlıktan, talihsizlikten yakınıp durmaları doğru değildir. Çünkü geçmişinde yaptıklarıyla bu duruma kendisini kendisi getirmiştir, kendisini bu durumdan çıkaracak olan da yine kendisidir.
Peki bu durumda dünyanın çeşitli yerlerinde binbir türlü acılar çeken insanlara karşı olan tutumumuz nasıl olmalı? Hak ettiklerini düşünüp elimizi kolumuzu bağlamalı mıyız?
Ben kendi bilgim dahilinde açıkliim..Kuantuma göre; düşünce gücüyle olumlu yada olumsuz durumları kendimize çekeriz..onlar buna çekim yasası diyor.
"Ne isterseniz yapabilir yada sahip olabilirsiniz"(Dr.Joe Vitale ...metafizikçi)
Gerçekten ne istediğini bilirsen evren bir şekilde zaman dilimi belirlenmemiş bir zamanda onu sana geri veriyor.Kendi gücünüzle kendi yaşamlarınızı belirliyorsunuz..En çok neyi düşünürseniz onu kendinize çekersiniz.Düşüncelerin nesnelere dönüştüğünü kabul ediyorlar..Düşüncenin bir frekansı vardır.Bir düşünceyi tekrar tekrar düşünürseniz yada sürekli hayal kurarsanız o düşünceyle ilgili frekansı uygun bir temele yerleştirirsiniz.Düşüncelerin ettrafa manyetik bir sinyal yaydığını düşünüyorlar.ve düşündüğünüz herşeyin gerçekleştiği düşünülüyor ve onlar tesadüflere inanmıyor..hiç şöyle düşündünüz mü her aklımıza gelen kötü şey başımıza gelir..işte bunu biz kendimiz yapıyoruz..onların özet olarak vermeye çalıştığı aslında her zaman pozitif düşünceye sevketmek ve gerçekten hayal ettiğin şeyi onunla yaşıyormuşcasına benimsemek..ve gerçekleşeceğini iddia ediyorlar...bu bir teori ama ya doğruysa herşey olasılıktır arkadaşlar..ve bilimsel olarakta yapıcı düşüncenin olumsuz düşünceden 100 kat daha güçlü olduğunu söylüyorlar...Yani kendi hayatınızın ressamı sizsiniz. ayrıca düşünmek yeterli değil bunu gerçekten istemek gerekiyor karşılaştığın her ne olursa olsun kötü taraftan bakmamız gerektiğini kötü düşünürsek kötü olacağını belirtiyorlar..
"Yaşam boyu kendi evreninizi kendiniz oluşturursunuz."Churchill"
"Yaşadıklarımız düşüncelerimizin sonucudur "Buddha
"Hayal etmek herşeydir.o gelecekte ki yaşanacakların ön göstergesidir"Einstein
Dünyada savaşlar oluyor insanlar acı çekiyor onlara göre eğer öyleyse savaş karşıtı olmak yerine yani içinde o duyguyu barındırmak savaş olgusunu benimsemek yerine barış için çalışın diyor..Eğer açlığa karşıysanız insanların daha çok yemek bulması için çalışın diyor..İstemediğine değil istediğini odaklamanı sağlamaya çalışmamız gerektiğini belirtiyor.....
insanların bir enerji olduğunu varolan herşeyin yıldızlar,gökyüzü,pkyanus atomlar moleküller hepsi bir enerjidir.
Bir kuantum fizikçisine ddünyayı yaratan nedir derseniz?cevap olarakkk enerji diyecektir.ve onlara göre enerji yaratılamaz ve var edilemez..
her zaman vorolacağını asla yok olmayacağını söyler.
Bir din adamına sorarsan Tanrı diyecek?Yaratılamaz yokedilemez her zaman varolacağını anlatır...yani ikisinde terim farklılığı olsada sonuç aynı..
Biz din de bu tesadüf olayınada tevafuk diyoruz böyle anımsıyorum..
Bazen olaylara tek taraflı bakmak yerine ben diğer bakış açılarını red etmeden önce onu araştırırım..Eğer geniş bilgi istersen sana "What The Bleep Do we Know "adlı belgesel tadında bir film var izlemeni öneririm..
Yani kısa ve öz olarak savundukları şu:..kendi hayatlarımızın alt yapısını düşüncelerimizle belirleriz.örneğin öümcül bir hasta eğer ölüceğine odaklanırsa ölür..bu çekim yasası..Ama ölümcül hastaların da kurtuluş mucizelerine bir şekilde tanık olmuşumuzdur haber tv vs...Bence yadıganacak bir durum değil aksine bence araştırmaya değer bir mevzudur...o kadar uzun oldu ki umarım okursun yada okurlar...teşekürler...
Her hırsı kaybettim; birisi olma arzusu yoktu, Bir şeye ulaşma arzusu yoktu. Yalnızca kendi içime atılmıştım. Bu bir boşluktu ve boşluk insanı deli eder. Ama Işığa giden tek kapı boşluktur. Buna, ancak delirmeye hazır insanlar erişirler demektir.
