taşlaşmış insanlara bakıp güldü
terkedilen diyarlara sindi nefesi
bugün onun öğreneceği gündü
yalanmış meğer mavi beyaz ufuk çizgisi
arkasına bakmadan gitti
içinde tekrarlanan bir duayla
tek istediği birazcık olsun değişmekti
ister bir duayla ister bir kazayla
çığlık attı boş yollar boyunca
delirmişleri oynadı kendi küçük oyununda
senaryoya fazla bağlanmıştı halbuki
delirdi o da hepiniz gibi en sonunda...
öylesine yazmıştım..ama anısı da yok değil..
But heaven is never forever
She came, a spent storm
From the clouds..
güzel olmş ama sanırım bazı dil bilgisi hataları var son mısralarda?!
(kızmamışsındır umarım.pektai yanılıyoda olabilirim) eline sağlık.
silence...
ne gibi..varsa yanlışımız duzeltelim..ayıp deil
But heaven is never forever
She came, a spent storm
From the clouds..
ewet son mısrada biraz anlam bozukluğu var ama çok farkedilmiyo.. ama yinde de ii.. güzel yani.. bi tane var delilerle ilgili hoşuma giden şiir dur onu yazayım..
Birinci deli kara sevdalı
Elinde kağıt kalem
İri memeli, geniş kalçalı
Kadın resimleri yapıyor
Burumuş bir mektup avuçlarında
Hem ağlıyor, hem öpüyor
İkinci deli Tanrıya küskün
Çıkmış dinden, imandan
Küfrediyor bütün gün
Kocaman kocaman elleri var
Bir tutuşta parçalayacak gökyüzünü
Bıraksa gardiyanlar
Üçüncü deli zavallının biri
Bakışları bomboş
Cam gibi mavi gözleri
Bir yangında dört yıl önce
İki çocuğu yanmış cayır cayır
Çıldırmış, karısı da ölünce
Dördüncü deli bir eski zengin
Düşmüş, namerde muhtaç olmuş
Bir dilim ekmek için
Hala rüyasını görür geçen zamanların
Sekiz silindirli otomobillerin
Dağ gibi apartmanların
Beşinci deli aklı başında
Besbelli hayli dirsek çürütmüş
Büyük ümitler peşinde
Deli demeğe bin şahit ister
Beğenmemiş gidişini dünyanın
Deli demişler.
Şair : Ümit Yaşar Oğuzcan
Fatal Mind - Guitar
http://www.myspace.com/mysteriatr
güzelmiş..
Uyarı: Osurmak Yasaktır.
ÇALINTI MANZARA
her yeri kaplayan sise aldırmadan
ilk adımları attım sabahın ışık vermediği yollarda
başım öne eğik ve yalnızlık konmuş çökmüş omuzlarıma
kayıyorum aşık göz yaşlarının ıslattığı kaldırımlarda şimdi
güneş mi doğmayı unuttu, nedir?
güneş, sen de mi sapıttın doğunu batını?
peki niye dökmüyor ağaçlar yapraklarını?
duyduklarım bozuyordu hep ağızımın tadını
şakaklarımda kara bir sonbahar yası
ve sadece satırlarımda hatırlıyordum sevdiğim kadını
olanaklarımı zorluyordum ve savuruyordum geçmişi beynimden
bir zamanlar her şeyim, o bir zamanlar sevdiğim tanrıça
sonra o yolları geriye doğru teptim yavaşça
eve dönüp pencereden çaldığımda gözlerimle manzarayı
kalbimle işittim kapımdaki istekli vuruşları
tekmeler yumruklar gibi yağan üstüme
bir kara büyü gibi ruhumu esir alan
açtım gördüm ki o...biraz geç oldu ama
dönmüş; gidip de dönülemeyecek boyutlardan
işte karşımda ama ne kandan ne candan
devam ediyor durmaksızın travmalar frekanssız kanallardan
sıktı senin rüyaların, kalk artık yatağından
şuursuz bu ağlamalar, yasak bu sevinç
uyan be birader uyan
uyan da rüyalarına değil
gerçeklerine dayan
ben değilim başkalarıdır yasaları koyan
hep bir parça koparıp güzelliği soyan
en sonunda ağlayıp kendini acındırıp
karnını doyuran
sen kendini kaybetme bil bilindikleri
bak gör sen olacaksın kazanan
But heaven is never forever
She came, a spent storm
From the clouds..
qüzel olmuş ellerine saqlık...
seni kandırmak isterken kendi yalanımda kayboldum