Forum
Birinin bize hakaret ettiğini, haksızlık yaptığını düşünürüz, kırılırız. Bir türlü affedemeyiz.
Sonra en yakın dostlarımızla, akrabalarımızla, arkadaşlarımızla müthiş birer düşmana dönüşürüz. Aptalca ve yıkıcı bir süreç başlar. Kendimize engel olamayız. Kırgınlığı sürdürür de sürdürürüz.
Söyleyin böyle yapmaz mıyız? Peki hiç kendinize ‘Niye affedemiyorum?’ diye sordunuz mu? Ya da affetmek için neye gereksinim duyduğunuzu biliyor musunuz?
Örneğin ikiyüz gül sizin affetmeniz için yeterli olur muydu? Bin güle ne derdiniz? İşin şakası ama keşke bütün kırgınlıklar iki yüz gülle bitebilse. Ama bitmiyor.
Barışmaktansa kendi durumumuzu haklı çıkarmak daha baskın geliyor. Enerjimizi aklamaya değil karalamaya harcamak daha kolay geliyor.
Kırgın kalmanın bireysel olarak bize ne kazandırdığı çok açık olmasa da, kırgınlığı yaşam pahasına savunmak yaşam biçimimiz haline geliyor. Yara alıyoruz. Yaşamı kaygılarla, küskünlüklerle yaşıyor, hiçbir zaman da mutlu olamıyoruz.
Oysa psikiyatr Edward M. Hallowal, Affetmek Üzerine isimli kitabında ‘Affetmek kendinizi ödüllenmektir’ diyor. Dargın kalmanın, dargınlığı öfkeyle beslemenin nasıl psikolojik ve fizyolojik sağlığı bozduğunu örneklerle anlatıyor. Affetmek Üzerine’nin sayfalarını çevirdikçe gerçekten de affetmek üzerine daha kapsamlı düşünmemiz gerektiğini anladım.Kafanızdan atamadığınız bir küskünlük varsa, öfkenizi içinizde büyütüyor, dünyayı kendinize dar ediyorsanız Affetmek Üzerine’yi mutlaka okuyun. Hallowal da bir New York Times bestseller yazarıymış ama nedense kitabı oldukça okunulur bir kitap.
(*) Affetmek Üzerine, Edward Hallowel, Dharma Yayınları 2005
AH AFFETSEYDİK ZATEN SAVAŞLAR OLMAZDI...
AFFETMEK ALLAHA MAHSUSTUR .....
Hakedene gerekli muameleyi yapacaksın, aşırı iyi niyetli adamı öper millet acımaz. ![]()
İyi niyette bir yere kadar. Haketmeyeni neden affedesin ki, tekrar zarar görmek için mi?
Scream dinmez flag of hate inmez! ![]()
Haadi hayırlı thrashler!
