İçeriğe geç

Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

Yaşamın Anlamı...

36 Gönderiler
22 Üyeler
0 Reactions
11.2 K Görüntüleme
redeath333
(@redeath333)
Gönderiler: 4694
Famed Member
 

Yaşamın anlamı genel olarak değilde bana göre, bu hayata fazla takılmamak; ama kopmak değil demek istediğim..
Gerçek ve asıl hayat şimdiki yaşamımızn bitmesiyle başlayacak...


 
Gönderildi : 06/01/2010 10:20 am
Gate_Of_Nanna
(@gate-of-nanna)
Gönderiler: 286
Reputable Member
 

Rahatsız oldu nesinden olduysa sağ kolu kollıyanlardan herhalde:).Bireysel sataşmaları boşverin kendi düşüncenizi yazın daha iyi,aciz olmadığınız anlaşılır.Başkasını niye anlamaya çalışayım,beni anlayabilrmi bu onun kapasitesi ile ilgili birşey banane anlamasın daha iyi ahahah. İlgili mod arkadaşta sataşma içerikli yazıları silmesi rica.İlla ki biri atlar kendi ile alakalı olmıyan bir yazıya dayanamaz sataşma gereği duyar maalesef ne zaman büyüyeceklerse :). Daha söyliyecek bir şey yok.


And just look at these men: their eye saith it- they know nothing better on earth than to lie with a woman.Filth is at the bottom of their souls; and alas! if their filth hath still spirit in it!

 
Gönderildi : 06/01/2010 4:28 pm
exsaddam
(@exsaddam)
Gönderiler: 15628
Illustrious Member
 

Brutalia arkadaş felsefe bölümünde işi kişiselleştirmek biraz garip olmuyormu? felsefi çıkarımlar yapıyoruz , herkese göre değişen şeyler , kaldı ki gate of nanna arkadaş benim fikrime göre diyerek üstünede vurgu yapmış.Birbirimizin fikirlerine katılıp katılmamak bize kalmış fakat felsefe başlığında kişisel sataşma ya da tahrik edici kelimeler kullanmayalım lütfen.


http://exsaddam.mybrute.com

 
Gönderildi : 06/01/2010 9:27 pm
liquid
(@liquid)
Gönderiler: 392
Reputable Member
 

yeme içme ve şıçma biraz kaba oldu ama özeti bu


 
Gönderildi : 11/01/2010 12:34 pm
Brutalia
(@brutalia)
Gönderiler: 482
Honorable Member
 

Gönderen: @exsaddam
Brutalia arkadaş felsefe bölümünde işi kişiselleştirmek biraz garip olmuyormu? felsefi çıkarımlar yapıyoruz , herkese göre değişen şeyler , kaldı ki gate of nanna arkadaş benim fikrime göre diyerek üstünede vurgu yapmış.Birbirimizin fikirlerine katılıp katılmamak bize kalmış fakat felsefe başlığında kişisel sataşma ya da tahrik edici kelimeler kullanmayalım lütfen.

evet, kusura kalmayin arkadaslar (: o gün kafam güzeldi biraz..


Killer to the left
Killer to the right
Stand up Sit down
Fright Fright Fright

 
Gönderildi : 13/01/2010 1:26 am
LeoTolstoy
(@leotolstoy)
Gönderiler: 76
Trusted Member
 

Hayatın anlamını araştırmak kendin için neyin iyi olduğunu bulmak değildir bir arkadaşın da dediği gibi. Zaten çoğu zaman insan, hayatın anlamını kendi için oldukça zahmetli gelen uğraşlarda bulur. Örneğin çoğu insan yaşamının anlamını dinde bulur ki dinler yapılması oldukça güç ibadetler, gerçekleştirilmesi büyük emek isteyen, birçok zevk ve mutluluk kaynağından feragat gerektiren öğeler barındırırlar. Bu durumda da insanlar kendi yaşam tarzları ile uymak zorunda oldukları kuralları rasyonel bir biçimde bir bütün halinde sistemleştiremezler ve alışageldikleri yaşam tarzının ve uymak zorunda oldukları kuralların bir kısmını alarak oluşturdukları değişik kombinasyonlar ortaya koyarlar. Batıl inançların, dinlerin ilk hallerinde olmayıp da onların içerisine sonradan katılan irrasyonel yetkelerin (kilise gibi) doğuş sebeplerinden bir tanesi de budur bence.

Konudan çok uzaklaşmadan şunu söyleyeyim: Herkes kendi hayatını yaşar, o yüzden kendin için neyin iyi olduğunu salt kendinde ara demek de hayatımızın önemli bir kısmının diğer fenomenlerle etkileşimlerimizden oluştuğu gerçeğini gözden kaçırmış olmak demektir. Gücümüzü anlamak için gücümüzün kaynağına inmek gerekir. İnsanın gücünün kaynağına inmesi için de niye yaşadığını anlamış olması gerekir; bu da hayatı derinlemesine irdelemekle, bizi çevreleyen soyut ve somut kavramları son raddeye kadar araştırma şevkimizin sınırlandırılmamasıyla sağlanabilir. İşte tam da burada devreye bilim girer. Bilim gerçekten de insan bilgisinin sınırlarını genişletme ve hayatın daha yaşanılabilir ve rahat bir duruma getirilmesi konularında elimizdeki en büyük güçtür. Ama bilim asla hayatın anlamını veya amacını açıklayacak bir araç olamaz. Hayatın amacı ise kesinlikle değildir. Çağın büyük yanlışlarından birisi olan bilime tapmak insanoğlunun yapabileceği en büyük hatalardan birisidir ki bu hastalık aracı amaç haline getirmektedir. Bilim insan yaşamını kolaylaştırmak ve onun bilgi dağarcığını genişletmek yolunda bir araç olarak kullanılmak yerine altında hayatın anlamının arandığı bir uğraşı olarak görülürse insan milyonlarca ışık yılı ötedeki yıldızları tanır da kendisine gerekli olan asıl bilgiye asla ulaşamaz. Böyle bir durumda en gereksiz uğraşlar en ulvi amaçlar olarak görülür, gelişen teknoloji hayatı kolaylaştırmaktan öte onu daha da zor bir duruma sokar. İşte sahte bilim böyle bir şeydir.

Evet, gücünü anlamak isteyen insan kendini bilmelidir. Kendini bilmesi için de ne bilimi ne de başka herhangi bir aracı tanrılaştırması gereklidir. İnsanın kendini bilmesi lazım derken hiçbir mecaza kaçmadan, gerçekten de “kendini bilmesi” olarak algılanılmasını istiyorum. Kendini hayatın dışında tutan, biraz önce bahsettiğim etkileşimlerin önemini yok sayan bir bireycilik o kadar hatalı bir düşünce yapısıdır ki insanı olduğundan çok daha güçlü, her istediğini yapabilmeye kadir bir varlık olarak farz eder, hayatın üzerimizdeki kısıtlayıcı etkilerinin farkındalığına ulaşamaz. Bu, insanın kendine aslında kendisinde olmayan meziyetleri ve güçleri atfetmesi anlamına gelir. Fakat insanoğlu ne tanrıdır ne de böcek. Günün sözde entelektüellerinin yaygın düşüncesi olan, özellikle bilime ve felsefeye güçlerinin çok çok üstünde anlam atfetmek ve onları gerçek işlevlerinden soyutlayarak insanlığın gelişiminin biricik araçları, hayatın ve bilgeliğin gerçek öncüleri olduğunu vaz eden düşüncede olduğu gibi bu tip kendini soyutlayan bireycilikte de bu hatayı görüyorum.

Şöyle bir örnek vereyim. Kaplanı kaplan yapan şey yırtıcılığıdır, vahşiliğidir. Ama vahşi olabilmesi için onun özgür olması, doğal ortamında yaşaması gerekir. Kendisini çevreleyen parmaklıkları görmezlikten gelmesi onu ne daha özgür, ne daha vahşi ne de daha güçlü kılar. Kaplanın evcil bir kedi değil de hakiki bir kaplan olabilmesi için onu eğitmek amacıyla kafesine giren bakıcısını parçalaması gerekir. Tutsaklığını kanıksayıp evcilleştirilmeye baş eğen kaplan hayatının geri kalan kısmını sefilce yaşamak zorundadır. Hapsedilmiş olduğunu umursamazlık edip de parmaklıklarını kırmaya çalışan kaplan ise kafasını kafesinin demir parmaklıklarına vura vura feci şekilde can verecektir. Buna benzer şekilde, hapsedilmiş olduğu hayatın acılarına ve önüne çıkan zorluklara karşı güçsüz kalarak dayanamayıp pes eden insan kedi haline dönüşmüş evcil kaplanın durumuna düşer; hayatını düşünebilen, öğrenen, araştıran, üretebilen bir varlık, kısacası “ bir insan” olarak değil de yaşam bilgeliği arayışında zayıf kalmış, yalnızca yaşam işlevlerini sürdürmekte olan bir canlı, bir hayvan olarak geçirir. Kendini hayattan soyutlayarak yalnızca kendi içine eğilen, hayatı soruşturmadan kendi içinde her şeyi bulabileceğini düşünen insan ise aynen kafesinde gereksiz ve aşırı gözüpekliliğiyle can veren kaplan gibi hayat tarafından ezilip gider, önemini ve işlevini kavrayamadığı “hayat parmaklıkları” onun sonu olur. Bu insan yanlış hedef seçerek yel değirmenine saldıran Don Kişot’tan başka bir şey değildir.

O enfes kitabı “ İnancım Neden İbarettir ”de(My Religion) Tolstoy kendi yaşamımızdan fedakarlık ederek ortak yaşama, ortak insan değerlerinin en ulvi kavramlar olarak görüldüğü bir yaşama geçmemizi telkin ediyor. Bu düşünceyi tam olarak benimsemesem de toplumculuğun, böylesi bir bireycilikten çok daha anlamlı ve hayatın bilgeliğine ulaşma yolunda çok daha etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü toplum psikolojisinde insan, aksaklıkları ve sorunları kendisinde değil, her zaman bir dış etkide arar. Bu da insanların hayatın üzerlerindeki etkisini daha bariz bir biçimde anlamasına yol açar. Kişinin yaşama amacını bulabilmesi için de yaşantısının üzerindeki etkilerini iyi tahlil edebilmesi gerekir.

“ Yaşamın anlamı nedir? ”den öte “ Ne değildir? ”den bahsettim. Bunun sebebi benim de sürekli bir arayış içerisinde olmamdır. Ama sanıyorum ki yaşamın anlamı insanın kurduğu hayallerde saklıdır. Kendi hayallerinin denizinde yüzen, kurduğu hayallerle yaşayan insan kendisi olabilmeyi başarmıştır. Kendisi olabilen insan da düşünce sanatında özgün bir üsluba sahip demektir ve de yaşamın anlamını bulma yolundaki en büyük adım budur bana kalırsa. Çünkü bu insan başkasının karışamayacağı bir ülkede, kendi kurduğu bir krallıkta, kendi koyduğu yasalarla yaşar. Kendisine belirlediği amaçlar ışığında yaşar ve bu amaçlar doğrultusunda hiçbir zaman pes etmeden yol alır. Bu yaşam yalnızca onun yaşamı olduğuna göre onun anlamına da yalnızca kendi üslubuyla, yalnızca kendi olmayı başararak ulaşabilir. Kısacası, yaşam ancak insanın kendi düşünce dünyasında oluşturduğu kaynaktan faydalanan, yalnızca kendi belirlemiş olduğu amaçları aracılığıyla anlam kazanır. Yaşam, her ne olursa olsun, her ne acılar yaşanırsa yaşansın, her ne zorluklar çekilirse çekilsin insanın amaçlarına sadık kalmasıyla anlamlanabilir.


http://www.classicallibrary.org/

 
Gönderildi : 26/01/2010 3:48 am
Sayfa 3 / 3
Paylaş: