Forum
boşverin bırakın bu işleri...
kimse bilemez bu konuları...
bilinmesi mümkün olmayan bir şey hakkında konuşmamak lazım...
Deep Guttural Grunts (No Effects / No Inhales)
THE IDEABENDER!!!!
bizler sanırım bu sorunun cevabını düşünebilme yeteneğimizin ana merkezi olan beynimizin büyük kısmını kullanabilmeyi başardığımızda bulacağız..
biraz zor bu.
Başkalarını affet, ama kendini asla.
insan denen varlığın içinde bulunduğu düzeni sorgulaması kadar normal birşey yoktur.. bunu sorgulamamak ise zeka eksikliği veya tembelliğidir.. sorgulamaktan kastım reddetmek değil bir sonuca ulaşmak adına düşünmektir..
bilmediğimiz konular hakkında konuşmamak demek ise insanların çok az konuşacağı anlamına gelir.. amaç fikir alışverişi, beyin fırtınası, yollarıyla anlam bulmak anlam buldurmaktır..bizler sanırım bu sorunun cevabını düşünebilme yeteneğimizin ana merkezi olan beynimizin büyük kısmını kullanabilmeyi başardığımızda bulacağız..
hiçte bile öyle bişi olmayacak...onuda geç istersen sabahlara kadar tartış hiç bir sonuca ulaşamazsın...
zihninin nasıl çalıştığını öğren o zaman anlarsın...
bir şeyin tarifi 2 şekilde yapılır...
ya gözlemlersin ve tarifini yaparsın...ya da daha çok bildiğin şeyi daha az bildiğin şeye benzeterek şunun gibi şeklinde bir tarif yapılır...
ki gözlemleme durumunda işin içine algılar girer...
görmeyen,duymayan,işitmeyen,koklamayan,tat almayan,dokunamayan/hissedemeyen biri hiç bir şeyi gözlemleyemez...
yani gözlemleme için duyular şarttır ve tarif edeceğin şeyin duyularınla algılanabilir olması gerekir....duyularınla algılayamayacağın şeyi gözlemleeymezsin...
şimdi tanrıyı herhangi bir duyunla algılıyormusun?
algılayamıyorsun bu çok açık...algılanamazda...imkansız...
sonuç?
gözlem yoluyla tanrının tarifi yapılamaz...
gelelim diğer seçeneğe daha çok bildiğin bir şey ile daha az bildiğin birşeyi tarif edeceksin...
tanrıya benzeyen ve senin biliyorum dediğin herhangi bir şey varmı?
tanrı olmayan ama tanrı gibi olan ve gözlemleyerek bilebildiğin?
çünkü her tarifin başında aslında gözlem vardır...
bir çok nesnesi olmayan kavramın bile gözlemlenebilir yanları vardır...
örneğin devlet kavramını ele alalım..
hükümet,millet,ülke vb şeylerin bir araya gelmesiyle oluşur...
devletin bir nesnesi yoktur işte şu devlet diyeceğin fakat devletle alakalı şeyleri gözlemleye bilirsin...hükümetteki kişiler, sokaktaki insanlar, ülkenin toprakları vs vs...bunlar arasındaki ilişkiyi çıkarım yoluyla bulur ve devlet kavramına ulaşırsın...
şimdi acaba tanrıya benzer ya da şu şu şu kavramları gözlemleyerek aralarındaki ilişkiye bakıpta tanrıyı bulabilirim diyebileceğin kavramlar mı var?
tanrıya atfedilen kavramların hepsi olan şeylerin zıttı kavramlardır...yani çıkarım yoluyla elde edilmiş kimsenin bilmediği sadece kullandığı kavramlardır...
mükemmel misal...mükemmel bişiyi şudur diye gösteremezsin...
mükemmel kavramını mükemmel olmayan hatalı kavramının tersi olarak kullanırsın...bir karşılığını tam olarak bulamazsın..
bu yüzden mükemmel nedir dendiğinde zihinde hiç bir zaman açık değildir...
ya da sonsuz, sınırsız kavramları sonlu,sınırlı kavramların tersi olarak ortaya çıkar...
sonsuz,sınırsız kavramlarının bir karşılığı olmadığı gibi zihinde açıkta değildir...
hayal edemezsin nasıl birşey olduğunu...
sonuç olarak tanrıyla ilgili olduğu söylenen kavramlar bile aslında insanoğlunun hakkında hiç birşey bilmediği kavramlardır...
kaldıki tanrıya benzer birşey bilmediğimize göre ve tanrıya atfedilen kavramlarıda aslında hiç bir şekilde bilemeyeceğimize göre çünkü bir karşılıkları yok...
tanrıyıda tanımlamak havanda su dövmeye benzer...
istersen sabahlara kadar tartış geleceğin noktada yine hiçbirşey açıklık kazanmaz...
bi kere tanrı için sonsuz,sınırsız,zaman ve mekan ötesi deniyor...
zaman ve mekan ötesindeki bir şey hakkında tanımlayabilecek kelime yoktur bi kere...
zaman ve mekan içinde olan varlık misal..
varlık nedir diye sorsam kitlenir kalırsın bir cevap bulamazsın...
kaldıki zaman ve mekan ötesinde olduğu söylenen bir tanrı var...
zaman ve mekandaki varlık kavramını bilemezken zaman ve mekan ötesindeki tanrı kavramını hiç mi hiç bilemezsin..
tanrı hakkında çeşitli yapılar oluşturur dinler, ve bazı ...izmler...
ki normaldir...insanoğlunu düzene sokmak için yapılır bunlar...
şöyle yapacakmış böyle yapacakmış vs vs...insanlar korkarki kötülük yapmaktan çekinsinler...
lakin tanrı dediğin şey bahsi geçen tanrı değildir...
tanrı hakkında anlatılanlar tanrıyı kısıtlamaktır...
yine dil üzerinden gidecek olursam...
nietzsche'nin ünlü yaprak olayı...
doğada milyarlarca yaprak var...her yaprak birbirinden farklı...
fakat biz yaprak diyerek tüm yaprakları tek bir kelime altında toplayıp onların farklılıklarını göz ardı ediyoruz...
işte kavramlar böyledir...birşeyi sınırlar...çünkü sınırlamadan ifade edemezsin ve bilemezsin...
konuşmak ve bilmek için bir şeyi belli bir sınırlar içine sokmak gerekir...
fakat bunu yaptığında onun diğerlerinden farklı olan yanlarının hepsini silersin...
tanrı dediğin anda bile bir belirlenim koyarsın..birşey var ve adı tanrı...
onu sınırlamış olursun...
misal ağaç kavramı...
ağaç doğada kendi halinde duruyor...ona ağaç diye sen diyorsun..
çok farklı şekillerde ağaçlar var...ama tek bir kavram altında topluyorsun...
tanrı dediğin zamanda aslında onu sınırlandırıyorsun...
tanrı şöyledir böyledir vs vs denerek aslında tanrının ne olduğu söylenip sınırlandırılıyor...
ama diğer yandanda tüm bu yapılanlar görmezden gelinip tüm bu sınırlandırmalar göz ardı edilip efendim tabiki tanrı sınırsız,sonsuz,zaman ve mekan ötesi deniyor...
bu yapılan büyük bir hatadır...hem sen tut şöyledir böyledir diye sınırla...sonrada sınırsızdı de...
tanrıyı ne gözlemleyebilirsin ne de ona benzeyen başka birşey bilmiyorsun ki ona benzeyen şey üzerinden tanrıyı tanımlayabilesin...
hakkında konuşmakta sınırlandırmaktır...tanrı senin sınırlandırdığın gibide olmayabilir....
ben şimdi ahmet şöyledir böyledir vs vs desem ahmetin tüm özelliklerini saymış bitirmiş mi olurum?
benim bilmediğim daha tonla özelliği olabileceği gibi belkide saydıklarımın hepsinin yanlış olması durumuda söz konusudur...
yani tanrı hakkında konuştukların doğru yere gönderme olabileceği gibi yanlış yerede gönderme olabilir... söylediklerinin doğruluğunu yanlışlığını sen bilemezsin...
bu yüzdende tanrıyı bilemezsin zaten...
haliyle bu işte boşa çabadır...
ne gözlemleyebiliyorsun, ne tanrıya benzer bişiyi biliyorsun, ne hakkında çıkarımlarda bulunabiliyorsun ne de başka bişi...
yapılan her çaba sonuçsuz kaldığına göre tanrıyı bilemeyiz diye kabul etmeniz gerekir...
mümkün değildir çünkü...insanoğlunun kavrayışıyla çözülebilecek birşey değil...
o yüzden en iyisi konuşmamaktır...susarsan en azından hata yapmamış olursun...
sürekli konuşupta bir sürü hata yapacağına sus ki hata yapma...
ki bir şeyi ifade etmek için tanrı kelimesini kullanmak zorunda kaldım ki normalde ben belli bir isimde koymam...fakat forum ortamında başka alternatifim yok...
tanrı diye isim vermek bile sınırlandırmaktır...bunuda yapmamak gerekir...
Deep Guttural Grunts (No Effects / No Inhales)
THE IDEABENDER!!!!
" hiç de bile " şeklinde girişi olan bir yazıyı sabırla nasıl okuyabildim bilmiyorum ama okudumben Tanrı'nın tarifi üzerine birşey yazmadım.. Tanrı'nın tarifini yapmak ilkokulda din öğretmenlerinin bir isteği olarak kaldı..
kusura bakma arkadaşım ama yeni yetme ateistler gibi davranmışsın.. anlattıkların, üzerine düşünülebilir şeyler olmasına rağmen bahsettiğim konuyla alakası olmayan Tanrı tarifine girmişsin ve ne dediğimi anlamadan sadece yazmak istediklerini bana hitaben yazmışsın..doğadaki her varlık birbirinden farklıdır ve dediğin gibi birbirinden farklı olan bu varlıklara sadece aynı tür oldukları için bir isim koymak sınırlamadır haklısın.. ama yaratıcıya bir isim koymanın sınırlama olduğunu düşünüyorsan senin mantığınla gittiğimizde çok Tanrılı dönemi kasdettiğini düşünürüm.. çünkü isim koymak o türü bir kalıba sokmak anlamına geliyorsa ve Tanrı için de bunu söylüyorsan Tanrı'nın da diğer benzerleri olmalı ozaman? ve şu yaprak örneğinde söylediğin gibi "milyonlarca yaprak vardır evrende ama birbirinden farklıdır yaprak diyerek sınırlama getirmiş oluruz ".. çok mantıklı yalnız bu mantığı yaratıcıya nasıl uyguluyorsun ? Asıl bu benzeştirmeyi yaparak sen Tanrıya nesnesel bir sınırlandırma getiriyorsun..
konudan çıktık ama yazımla ilgili alakasız cevabının ardından yazmak istedim.. Yaratıcı bu evrenin bizlerin çok ötesinde bir güç.. Bizim bu başlıkta üzerine düşündüğümüz konu ise bizim bu evren içine hangi rollerle dağıtılmış olduğumuz.. Varoluşumuzu sorguluyoruz yani Tanrı'nın şeklini değil..
alıntı yaptığım yazında bir sonuca ulaşmak için düşünmek gerektiğini söylemişsin...ki benim mesajımı alıntılayarak bunu yapmışsın ki bende mesajımda tanrıyla ilgili bir durumdan söz ettiğime göre sende tanrı hakkında bir sonuca ulaşmak için düşünmek gerektiğini söylemiş olursun dolaylı olarak...
bende diyorum ki tanrı hakkında bir sonuca ulaşamazsın...
ikincisi ateist falan değilim...ateism bana göre saçmalık eseri bir durumdur....
üçüncüsüde tanrıyı nesneleştirdiğim falan yok...ya da nesne gibi düşündüğüm...
bence yazımı baştan bir daha gözden geçir...
çok fazla tanrı olduğundan söz etmedim...değindiğim sorun kavramsal bir sorundur....tanrının 2 tane ya da 1 tane olması ile ilgili değildir o sınırlandırma...
en basiti tanrı diyerek tanrının niteliklerini sınırlandırırsın...
1 tek şeyin niteliklerini sınırlandırmış olursun misal...
bende diyorum ki üzerine konuşmayıp sınırlandırmamak gerekir...
ve eğerki konuya döneceksek insanın varoluşunu sorgulaması doğaldır fakat varoluşu hakkında da bir sonuca ulaşamaz...
çünkü başlangıçlar ve bitişler meçhuldür...belirsizdir...
herkes doğar,yaşar,ölür..
doğum ve ölüm ise belirsizdir...
görünürde doğduğun an bellidir..öldüğün an bellidir...
fakat doğuma neden olan ve ölümün sonucu yani neden ve sonuç bağlamında düşünürsen varoluşunun nedeni ve varoluşunun sonucu belirsizdir...
ki gözlemleyerek bulunabilecek bir durumda yoktur bu konu hakkında...
gözlemleyerekte işte varoluşumuzun nedeni şudur denilebilecek birşey yok...
insanoğlunun bilebilecekleri aslında sınırlıdır...yaşam ile sınırlıdır diyelim...
yaşam ötesinde olan şeyleri bilmek imkansızdır...
ki varoluş dediğin şeyde yaşamı kapsar fakat yaşamı aşarda...
yaşamı aştığı içinde zaten tam olarak belirleyebilmende imkansızdır...
vee şöyle bi düşündümde bir adım daha gideyim eleştirimde...
aslında bir zihin hatası içindesin ve farkında değilsin...
zihin felsefesinde bolca işlenir bu konular...
doğruyu çoğunluk belirlemez...bu bir yanılsamadır..
biz konuştukça,tartıştıkça bir sonuca ulaşacağımızdan bahsediyorsun..
peki o zaman dünyanın düz olduğuna inananlar o dönemden önce düşünmüşler,tartışmışlar ve sonuç olarak dünyanın düz olduğuna karar vermişler...
çoğunluk öyle karar vermiş...peki doğrumuydu?
yani tartışmakla, çoğunluğun fikir alış verişi ile doğru belirlenmez...
doğruluğun kıstası çoğunluğun söylemi değildir...
birşey hakkında doğruyu arayacaksan oturur gözlemlersin, mantıksal çıkarımları yaparsın...
çıkarımların sonucunda bulduğun şey nesnesine uyuyorsa o halde doğrudur...aksi takdirde değildir...
çoğunluk anyaya konya dedi diye anya konya olmaz...
yani herkes öyle dedi diye hepsi yanılacak değil ya deyip haraket etmek zihin hatasıdır...
herkes yanlış diyebilir ve genelde yanlışta der...
dünyanın düz olduğuna inanma durumu buna en büyük örneklerden beri...
çoğunluk tanrı hakkında şu hükme vardı o zaman tanrı şu...
çoğunluk varoluşumuz hakkında şöyle bir hükme vardı o zaman varoluş şu...
yok böyle şeyler...yanlıştır...
birşeyin doğru olması için o şeyin nesnesine uyması lazım...
varoluş,tanrı vb şeyler gözlenebilecek,düşünülebilecek nesneler değildir ki
bu yüzden söylediğin şeyin nesnesine uyup uymadığını gözlemleyemezsin...
sonuç doğruluğu ve yanlışlığı hakkında net bir hüküme varamazsın...
haliyle istediğin kadar kişiyle varoluşu sorgula..tanrıyı sorgula...
eline geçecek şey hiçtir...
çünkü söylediklerinin doğruluğunu tespit edebilmek için bakacağın nesneye ulaşamıyorsun...
varoluş nedir?
varoluşa ulaşabiliyormusun?
ulaşamadığına göre bu konuda hüküm vermek saçmadır...
ayrıca mümkünse beni ateistlerle kıyaslama...ateistleri hiç sevmem...
herhangi bir şeyin kutsallaştırılmasınıda sevmem...
kaldıki ateistlerde tanrının kutsallığına karşıdırlar ama başka bir çok şeyi öylesine kutsallaştırırlarki ateism dediğin şeyde aslında başka şeyleri tanrılaştırır...
bu yüzden ateist ile dindar arasında bence bi fark yoktur...
sadece tanrılaştırdıkları şeyler farklıdır...
Deep Guttural Grunts (No Effects / No Inhales)
THE IDEABENDER!!!!
Zekamızı kullanma imkanımız olsun diye ![]()
The end diyelim virgül koyalım ,)
Theideabender kardeşim olaya başka bir boyut ketirmiş ve tat katmış saygılarımı sunuyorum ona ve azra_il kardeşime dönerek daha doğrusu cephe alarak sana tanrının varlığı hakkında birşey soylemeyeceğim çünkü senin bildiğin kadarıyla tanrı vardır bildiğin kadarıyla sanırım bu konu anlaşılmıştır bildiğin ne kadarsa tanrı o kadardır insan a göre ,tabi bu tabir çok geçmişteki yokluk zamanındaki onca düşnür ve filozof un sözü şimdi gelelim insan oğlu çokmu zeki ki bu kadar tanrıyı ve düzenini sorguluyor tamam bi dalsın bakalım aleme de görelim nice salihin dediğine göre ben allahım derken bile kendilerini yok saymışlar peki biz onlardan dahada mı akıllıyız ki bu denli ne bilgimiz ne amacımız nede doğru düzgün sözümüz tanrıdan bahsedebiliyoruz onun sözünü bile cebrail a.s indiriken titriyordu muhammet (s.a.v.) efendimiz ya onun gönderdiği peygamberler bi baksanıza sence onların iyilikleri karşsında bile gözlerimiz yaşarıyor size göre tanrı yalnış mı yaptı yoksa tanrı diye birşey yok mu tecellisi o insanlar bi bakın çünkü bir ayetinde buyuruyor hiç mi sizden öncekilerden ibret almadınız derken kastı neydi yada biz size akıl verdik taki düşnüp tutasınız diye yada başka bir ayette buyuruyor ki yakın akrabaya bakmayı emreder kötü ahlakı ,azgınlığı ve fitneyi yasaklar derken sizce bunlar hepimiz tarafındada kabul görmüyor mu eyyyy bakın buraya illa bu maneviyatsız ne yüdüğü belirsiz insanların allahın ellerine sopa alıp dövmelerini mi bekliyor yapmayın millet bu kadar sorgu yeter çünkü yavaş yavaş çığırından çıkan insanlara bi bakın daha doğrusu tanrı yok diyen insanlar birde peygamberlere bakın hangisinin hareketleri daha olumlu lütfen düşünün daha fazla sorgularsanız sorgu için birikim ( bilgi lazım dır eğer varsa sorgula çünkü salihler bilgi edinip sorguladılar ve sonra teslim oldlar sizde oyle yapın ama önce birikim elde edinde görelim bakalım .....saygılarımla....
İmzaya resim koymak yazaktır..Yönetim/KopuK
yaa iyi güzel diyorsun da benimde anlatmak istediğim zaten tamda senin sorguladığın şeyin boşa olduğu....şu tutumun bana pozitivistleri hatırlattı...
pozitivistler şu bakış açısıyla topluma bakıyordu...
doğa bilimleri doğanın kanunlarını matematik yöntem ile buluyorlar...bizde toplum bilimlerinde matematik yöntemi uygularsak toplumun kanunlarını bulabiliriz... böylece toplumun kanunlarına göre bir düzen sağlarız ve bu kanunlar hiç değişmeyeceği için düzen hiç bir zaman bozulmaz...
bu pozitivistlerde şaşkının tekidir...hiç bişiyin farkında değiller...
sana o zaman şöyle bir soru sorayım...
yaratılışın, evrenin kanunları bulunsaydı, neden yaratıldığın tam anlamıyla belli olsa ve sınırları çizilmiş olsaydı daha mı güzel olurdu?
bir robottan ne farkın olurdu?
sadece o kurallara göre çalışan makinelerden ne farkın kalırdı?
bilemiyor olman zaten seni insan yapan şeydir...farklı farklı seçimler ve olanaklar sağlar sana bu bilinemezlik...
ve hiç bir zamanda evrenin yaratılışını sorgulayarak bir yerlere varamazsın...zaten varmış olman sorundur...vardığında tüm sınırlar açığa çıkmış olacak...daha mı iyi olacak?
seçim şansın 0 a inecektir...
haliyle bırak yaratılışın kanunları ve yaratılış belirsiz kalsın...böyle olursa en azından bir sürü olanağın olur...belirlenmiş bir şey olmaz...gideceğin milyon tane yol olur...
ama belirlenmiş bir yaratılış...
sonuç olarak tek bir yola gitmek zorunda kalırsın...
işte bu yüzden yaratılışı belirlemeye çalışan herkes tek bir bakış açısıyla yaratılışa bakmaktadır...
fakat yaratılış o kadar karman çorman bir döngüdür ki tek bir bakış açısıyla çözülemez...herkesin perspektifinden yaratılış bir başka görünür...bu yüzden yaratılış şudur diye bi tespitte olanaksız hale gelir...böyle olmasıda daha güzeldir zaten...seçim olanağı açığa çıkar...
en baştaki yazımda olduğu gibi 1000 sayfada tartışsak bir kesim tanrının kitaplarına gönderme yapar...bir kısım başka şeylere gönderme yapar...
sonuç?
net hiç bir yere ulaşamazsın...
yaratılışı sorgulamak bir anlamda yaratıcıyıda sorgulamayı gerektirir ![]()
yaratıcıyı sorgulamıyor olabilirsin tabi ama yaratılışı sorgulamanın sonucunda eninde sonunda varacağın yerde yaratıcıdır...
ve yaratıcıyıda sorgulayamazsın çünkü hakkında bir şey bilmiyorsun...bakınız önceki sayfadaki yazım...
haliyle bu konuda bırakında bir şey bulmaya çalışmayın...
ister din kitaplarına atıfta bulunun ister başka yere...
hiç fark etmez...sonuç olarak ne kitapları tanrının gönderdiğine dair yüzde 100 kesin bir kanıt var...ne de bilimin bulduklarının kesinliğine dair yüzde 100 kanıt var...
sonuç olarak gönderildiği söylenen kitaplar 3 tane...hangisinin doğru olduğuna kesin bir kanıt nerden bulacağız?
müslümanlar diyorki incil ve tevrat değiştirildi...
aynı şeyi hiristiyanlarda kuran ve tevrat için söylüyor...
yahudiler zaten kuran ve incili kitap olarak kabul etmiyor...
ee haliyle ben şimdi neyin doğru olduğuna nerden karar vereyim...hepside diğerine seninki yanlış diyor...
hangisinin doğru olduğuna bu yüzden net bir karar veremeyiz..elimizde nesnel bir kıstas yok..
gelelim bilime...bilimde şöyle bir bakarsanız görürsünüz ki sürekli yanlışlanarak bir yenisi bulunur...şu an bulunmuş olan şeylerin 10 sene sonra yanlış çıkacağını kimse garanti edemez...bilimde bu yüzden öyle çok nesnel ve sürekli bir kıstas değildir...
kıstas olabilecek şeyler kanunlardır...
yerçekimi milyon sene öncede vardı...milyon sene sonrada olacak...lakin şu toplum denilen şeyde, yaratılış denilen şeyde böyle kanunlar o kadar azdır ki bulmasıda çok zordur...uzun incelemeler gerektirir...
yaratılış, hayat/yaşam, varlık hakkında kim bir hükümde bulunabilirki...milyarlarca yıllık hayat hakkında 70 senelik bir insan ömründe öğrenildiğine inanılan şeylerle nasıl net bir hüküm verilebilinir...
biz sadece varoluşun 70-80 yıllık bir sürecini yaşıyoruz...70 yıllık bir süreç için tüm yaratılış hakkında nasıl hükümde bulunacağız?
bir çeşit zihin hatasıdır bu...
hatalı benzetme safsatası ya da acele genellemeler satsatası denirdi sanırım...
medyada kullanılan hali şöyledir..
adam gitmiştir avrupaya 3 gün kalmıştır...efendim avrupa işte şöyle güzel memleket...şöyle şeyler var vs vs....tüm avrupa bu giden adamın 3 günde gördüğü kadar mıdır?
3 gün içinde avrupada ne olup ne bittiğini tam ve net olarak bilebilmek mümkün mü?
bu adam gider tatil mekanına ordaki güzellikleri görüp tüm coğrafya içinde olan şeylerin ordaki gibi olduğunu düşünüpte tüm avrupa hakkında hüküm verir 3 günlük gördüğü şey için...
ee şimdi bunu yaratılışa uyarlayalım...
70 yıllık bir ömür için trilyonlarca yıllık yaratılış ya da varoluş hakkında nasıl hüküm verilebilinir?
tüm yaratılışın o 70 yılda geçenlerle aynı olduğu hükmüne nasıl varılabilir?
ya farklıysa? nasıl emin olacağız?
emin olamayacağız çünkü geçmişi gözlemleyebilme yeteneğine sahip değiliz...
geleceğide gözlemleyemeyiz...
şimdi yine ne alaksı var denecek tabiki...
şu alakası var...
her sorgulamanın bir amacı, gayesi olur...amaçsız yapılan bir iş olamaz...
insanoğlu sorun gördüğü şeyleri sorgular...sorun yoksa sorgulamazda...
şimdi şöyle örnek vereyim..sizin midenizde bir ağrı olur misal...yaa midem ağrıyor neden acaba...ne yaparsam bu ağrı geçer vs vs diyerek düşünürsünüz...
ama mideniz düzgün çalıştığında...ağrı sızı olmadığında mideniz aklınıza bile gelmez...düşünmezsiniz midenizi...
aynı şekilde bir duvara bakıyor olsanız duvarı düşünmezsiniz...duvarda bir sorun yoksa...çatlak,gedik vs vs herhangi bir sorun yoksa duvarı düşünmezsiniz hiç biriniz...
ama duvarda bir sorun olur...çatlak olur...dışarıdan hava girer..üşümenize neden olur...o zaman yaa bu duvarı tamir etmek lazım ama nasıl vs vs dersiniz...
yani bir dert vardır ortada...
şimdi efendim ben yaratılışı sorgulamamız gerektiğişni söylüyorum vs vs diyeceğinize bana şunun cevabını verin...
yaratılışı sorgulamanıza sebep olan nedir?
mideniz ağrıdığında midenizi düşünmenize sebep olan midenizin ağrısıdır...midenizi düşünmenizdeki amaç ise midenizdeki ağrıyı geçirmeye çalışmaktır...
yaratılışı sorgulamaktaki amaç nedir? ve yaratılıştaki sorun nedir de siz bu sorunu görüp sorgulamaya çalışıyorsunuz?
yaratılışınızda bir problem mi gördünüz?
bunu düzeltmek için mi sorguluyorsunuz?
sorguluyorsunuz fakat düzeltebilecek bir potansiyele mi sahipsiniz yaratılış gibi bir şeyi?
bir sonuca ulaşmak istiyorsanız önce elinizdeki şeylerle ne yapabileceğinize bakın...daha sonra soruna odaklanın...
sizin yaptığınız şöyle bir şeyi andırıyor bana...
bir doktor düşünün ki elindeki malzemeleri bilmiyor...makası varmı, tentürdiyotu, gazlı bezi varmı bilmiyor...ayrıca hasta geldiğinde hastanın hastalığını analizde etmiyor...hastalığın nedenlerinide araştırmıyor...direkt olarak efendim kesin bu şöyle bir sorundur deyip elindeki malzemeleride bilmeden tedavi etmeye uğraşıyor...
kusura bakmayın ama tüm bu yaratılışı sorgulayalım dediğiniz şeydeki yaptığınız yukardaki betimlediğim doktorun yaptığına benziyor ve böyle bir doktorada ben gülerim...
önce derdi anlayın...elinizdekiler bu derdi çözmeye yetecek mi buna bakın...sorunu analiz edin..sonra oturun çözmeye çalışın...
insanoğlu herhangi bir dert görmediği şeyi sorgulamaz...efendim yaratılışı sorgulayalım..sorgulamamız lazım...
demezler mi adama niye sorgulayalım diye?
cevabınız ne olacak?
ee işte yaratılışı sorgulamak zevkli, güzel olur falan mı diyeceksiniz?
sorun olan şey sorgulanız...
gördüğünüz sorunu paylaşın ki bizde o sorun üstünde odaklanalım...
yaratılış dediğiniz şey çok büyük bir konu...
bir doktor hastalığı tedavi etmek için ya tutarsa hesabı her yeri ameliyat edip nasıl olsa hastalık bir yerdedir bir tanesi denk gelecektir...onu tedavi etmiş oluruz...böylece iyileşir... gibi bir yaklaşım açısı gösterebilir mi?
yaratılışta sorun gördüğünüz yer ne?
hasta olan yeri tespit edin ki oturalım beraber sorgulayalım...
yaratılışı bir insan vücudu olarak düşünürsek siz istiyorsunuz ki tüm insan vücudunu komple tedavi edelim...
ama bu vücudda belliki bir yerde sorun var..her yerde değil...
bu yüzden defalarca dediğim gibi yaratılışın neresinde sorun görüyorsunuz onu söyleyinde...bakalım bu sorun için elimizde yeterli olanak varmı...sorunu çözmek için...inceleyelim..sonra oturalım sorgulayalım...
yoksa sorun görülmeyen bir şeyi sadece sorgulamak için sorgulayacak insan yoktur...
yazıyı sonuna kadar sabredip okuyanlara teşekkürler ![]()
Deep Guttural Grunts (No Effects / No Inhales)
THE IDEABENDER!!!!
Theideabender neden tanrıyı ,yaşamı sorgulamak boş olsun ,insan meraklı bir hayvandır ve hiçbirşeyi merak edip sorgulamasaydı insanlık bunoktaya gelirmiydi ? pozitif bilimler doğarmıydı? ve bu mantıkla hareket edilseydi şimdi sen burada mesaj atabilirmiydin? paylaşımyapabilirmiydin?
illa bir sorun(veya biçıkar, yarar mı)olmalı bir konu hakkında konuşmak araştırmak için budurumda sen de Hedonizm i savunmuş oluyorsun
Theideabender neden tanrıyı ,yaşamı sorgulamak boş olsun ,insan meraklı bir hayvandır ve hiçbirşeyi merak edip sorgulamasaydı insanlık bunoktaya gelirmiydi ? pozitif bilimler doğarmıydı? ve bu mantıkla hareket edilseydi şimdi sen burada mesaj atabilirmiydin? paylaşımyapabilirmiydin?illa bir sorun(veya biçıkar, yarar mı)olmalı bir konu hakkında konuşmak araştırmak için budurumda sen de Hedonizm i savunmuş oluyorsun
çok açık biçimde anlatmıştım ama daha açık anlatayım...doğrudur insan meraklıdır...fakat o merakının altında hep sorunlar,dertler yatar...
hiç bir bilimsel icat gösterebilirmisin ki öyle zevk olsun diye yapılmış olsun...
sorun görülmeden yapılan herhangi bir bilimsel icat varmı?
en basiti newton yerçekimini bulurken bile yukarıdan düşen elma ile bulmuştur...fakat o elma niye düşüyor acaba diye dert edinip sorun görüp araştırarak bulmuştur...
dert yoksa bilimde yoktur...o pozitif bilimler dediğin bilimlerin hepsi o pozitif bilimleri yapan kişilerin gördükleri sorunların sonucunda açığa çıkmıştır...
istediğin bilim tarihi kitabına bak...istediğin araştırmayıda yap...
sorun görülmeden bulunmuş olan bir bilimsel icat göremezsin...
kaldıki bilimsel çalışmanın adımları bile en güzel örnektir buna..
ilk önce bir sorun bulunmuştur...ortaya tez atılır...sonra konu hakkında araştırma yapılır...veri toplanır...analiz edilir...sonra o soruna çare bulunur...
sorun yoksa bilimde yoktur..,burdaki sorunuda illaki dert çıkaran sorun olarak almayın..sorun olan şey bilinmeyen şeydir...fakat bu bilinmeyen şey hakkında birşeyler yapılarak bilinir hale getirilebilecek bir şeydir...
bir bilinmezlik varsa bir sorun vardır...
yine mide örneğini vereyim...midenizde ağrı varsa midenizi düşünürsünüz..bir dert vardır orda...sonra bu ağrıyı düzeltmenin yollarını ararsınız...soruna çözüm oluncada tedaviyi uygularsınız...midenin ağrısı bilinmezdir...ağrı vardır ama niye olduğunu ilk seferde bilemezsiniz...sonra araştırarak sebebini bulursunuz...bir çeşit bilimsel araştırma gibidir buda...soruna çözüm bulununca düşünülmez bile...
durduk yere midesini düşünen biri varmı?
zevk olsun diye akciğerim nasıl çalışıyor diye düşünen varmı?
insanoğlu bir sorun gördüğü zaman düşünür...ya da bilinmeyen bir şey olur...o bilinmeyen şey o kişiyi rahatsız eder...pozitif bilimlerde hep böyle gelişmiştir zaten...
doğa hakkında bilinmezlik var...insanları bu rahatsız etmiş..doğa hakkındaki bilinmezlik insanlara dert olmuş ve doğayı araştırmaya başlamışlar..doğanın sırlarını çözerek bilinir haline getirmişler ki bu bilinmezlikten kurtulmuşlar...
bilinmezlik niye dert olmuş peki insanlara...çünkü doğada bir sürü olay oluyor...depremler fırtınalar vs vs...haliyle insanlara doğa korku salmış...ee böyle olunca doğayı araştıralım şu olan şeylerin sebebini bulalım ki ona göre önlem alalım gibi bir bakış açısıyla pozitif bilimler gelişmiş gitmiş...
aristonun dediği gibi öyle düşünmek için düşünmek diye bir şey yoktur...1 tane insan gösteremezsin ki bana düşünmek için düşünüyor olsun...bir şey düşünüyorsan sana dert olan şeyi düşünürsün...dert olmayan şey düşünülmez...önünde duran klavye misal bozuk değilse düşünmezsin...çünkü o bozuk değil..çalışıyor..işini görüyor vs vs...
ama ne zamanki klavye bozulur...o zaman ne yapacam diye düşünmeye başlarsın...düşünmek sorun ile mümkündür...efendim yaa düşünelim işte diye kimse düşünmez...
insanoğlu tembel olduğu için zaten düşünmek istemez en başta...
gelelim yaratılışla ilgili düşünmek niye boşadır...
yaratılış denilen şey varoluş ile bağlantılıdır...varoluş hakkında nasıl bir sorun görebileceksin ki düşüneceksin...hadi sorunu gördün diyelim sorunu düzeltmek için ne yapabileceksin?
pozitif bilimlerden falan bahsetmişsin güzelde...ayrımları doğru yap...
pozitif bilimler doğa ile uğraşır...doğa ile uğraşabilirsin...üzerinde deneyler yapabilirsin...bunun içinde elinde malzeme de var...bunun yanı sıra doğadaki bir sorunu düzeltmek için sınırlıda olsa imkanlarında var...
yaratılış hakkında bir sorun gördün...buda varolmakla alakalıdır genellikle...ne yapacaksın?
ben kendi varoluşumu şöyle değiştireyim..üzerimde deneyler yapın mı diyeceksin?
varlıkla ilgili bir sorunu neyle düzelteceksin? bu yaratılış doğa gibi bir şey değildir ki üzerinde deneyler yapasın...sorun görüpte düzeltmek için uğraşasın...kendi varoluşunu değiştirebilen varmı?
kendi varoluşunda sorun görüpte bunu düzeltebilen varmı?
böyle bir şey mümkün mü? neyle yapacaksınız? hangi araçla...hangi yöntemle?
yaratılış hakkında milyon tane sorun görsenizde düzeltmek için elinizden hiç bir şey gelmez...doğa üzerinde araç gereçlerle oynamalar yapılır...fakat bu doğanın varoluşuna karşı yapılamaz...doğanın döngüsünü değiştirirsin misal...ağacın varoluşunu nasıl değiştireceksin?
ağacın varoluşunu insan varoluşuna döndüremezsin misal...
ya da ağacın yaratılışını insanın yaratılışına benzetemezsin...
yaratılışı değiştirmek insanlar için bence bir çeşit hayaldir...hayaller iyidir ama bilime hayalleri karıştırmayın...
yaratılışla uğraşmak insanların kapasitesini aşar...bu yüzden yaratılış hakkında milyonlarca kere tartışsanız ne yazar? neyi değiştirebileceksiniz? nasıl değiştirebileceksiniz?
bu konu doğa hakkında araştırma yapıpta pozitif bilim yapmaya benzeyen bir şey değilki...
öyle olsa oturalım sabahlara kadar tartışalım diyecem...ama sonunda hiç bir şeye ulaşamayacaksak...ve yine binbir türlü kaosa neden olacaksak...insanlar birbirlerine düşecekse yaratılış hakkındaki inançları yüzünden...niye böyle bir şey yapalım? sonunda bir şey elde edecek olsak diyecemki tamam o kadar kalbin kırılmasına rağmen sonunda değecek bir şeye ulaşırız...
ama ne bir şeye ulaşabiliriz..ne de başka birşey...yaratılış mevzusu bilgi alanı değil inanç alanıdır..inanç alanınında altı muğlaktır...herkes herşeyi söyler...kesin bir belirlenim bulmak zor...
ee haliyle ben böyle bir konuda tartışmayıda saçmalık olarak görürüm...
hindu adam yaratılışın kaynağı inek der...müslüman adam yaratılışın kaynağı allah der...hiristiyan adam yaratılışın kaynağı isa efendimiz der...tanrı olarak geldi dünyaya vs vs...
hangisi doğru acaba? nesnel bir şey bulmak mümkün mü?
tartışsan ne olur tartışmasan ne olur...doğa alanı gibi bir şey değil ki bu oturup pozitif bilimler gibi tartışıpta bir sonuca ulaşabilesin...
bu yüzden bence son derece boş bir iştir...diğer bir başlık var misal paralel evrenler diye...
oturup onu tartışmak bin kat daha iyidir..en azından nesnel bir şeye ulaşabilme gibi bir durum var...fakat yaratılış hakkında nesnel neye ulaşabileceksin ki?
yaratılış üzerine deney bile yapamıyorsun..gözlem bile yapamıyorsun...böyle bir şey hakkında sonuca ulaşılamaz ki nesine tartışacaksın...
ayrıca hazcılık yapıyorsun demişsin...buna şöyle cevap vereyim..
doğrunun ya da hakikatin ya da bilginin 3 kıstası olur...
tekabüliyet,tutarlılık,yararlılık...
bir bilgi nesnesine karşılık gelmiyorsa, tekabül etmiyorsa o yanlıştır...ben şimdi ağacı gösteripte bu sandalyedir dersem yanlış olur...bir şey doğru ise hakkında olan şeye karşılık gelmesi gerekir...bu bilgi için en önemli olan kıstastır...diğer kıstaslar ise duruma göre değişir...
tutarlı olması için bir şey hakkında 2 şey söylenmiş olması gerekir...bu ağaçtır ve ağaç değildir dediğimde tutarlı değildir...böyle ise yanlıştır...
ve en sonunda bilgi yararlıda olması gerekir...ben benim demek bir çeşit bilgidir...peki neye yarar?
biyolojide misal hücreler canlıdır denilebilir...bu bilgidir..ne işine yarar?
hücrenin canlı olduğunu zaten en basit mantıksal çıkarım ile herkes bilebilir...böyle bir bilgi bir işe yaramaz...bilgi işe yararlı ise değeri dahada artar...her bilgi ille dehşet değerli olmak zorunda değildir...fakat bilim söz konusu olduğunda işe yarayan bilgiler gereklidir...ki böyle işe yarar bilgiler ile bilim ilerleyebilsin...yoksa ben benim. ağaç ağaçtır vs gibi bilgiler doğrudur ama ne işine yarar?
bu yüzden bilgi konusunda ya da başka bazı konularda yararcı olmak iyidir...fakat bu hiç bir zaman abartıpta hazcılığa, çıkarcılık yapmaya götürülmemesi gerekir..bunuda her zaman söylerim...hazcılık demek yerine işe yararlık demeyi tercih etmişimdir hep bu yüzden...
yazıyı sonuna kadar okuyanlara teşekkürler...
Deep Guttural Grunts (No Effects / No Inhales)
THE IDEABENDER!!!!
the sims tarzı oyunların neden çıktığı gibi bir cevabı var bence
Aeternus Libertus
Oldukça açıklayıcı bir yazı olmuş bence, şahsen söylediklerine katılıyorum.. Elbette herkes bu soruyu sormuştur ama herhangi bir sonuca varamayacağımızı ve neden yaratıldığımıza dair bu gibi soruların bir yerden sonra boşuna olduğunu düşünüyorum, ben de...
yaşantı biçimi yavaş yavaş bizi bitirmiş ve amaçtan sapmışız ve giitikçe amacımızı unutum gelecek nesillerede sadecce neden bu dünyadayız neden yaratıldık sorunlarını bırakıyoruz bu kadar basit dostlar....
İmzaya resim koymak yazaktır..Yönetim/KopuK
ben gelecek nesile iyi şeyler bırakacam
uzun bişe
Başkalarını affet, ama kendini asla.
ben gelecek nesile iyi şeyler bırakacam
uzun bişe[/quote
ne gibi
İmzaya resim koymak yazaktır..Yönetim/KopuK
ben gelecek nesile iyi şeyler bırakacam
uzun bişe
ne gibi....?
İmzaya resim koymak yazaktır..Yönetim/KopuK
