Forum
Ölümden daha ciddi bir konu var mı? sorusunun bir yanıtı yok sanırım.. ama beter bişey var.Yaşarken insanca değil haketmediğin bir şekilde yaşamak yani halk değimiyle hergün binlerce kez ölmektir.
Şu başlığa girdiğimde Montaigne'nin bir aforizması geldi aklıma " Ölüm insana verilen en büyük özgürlüktür.Çünü en tutsak anınızda bile ölüm çıkabieceğiniz bir çıkış kapısı gibidir" gibi bişeyler söylemişti.....
Kuş öldürenler şair olur..
Montaigne yazmıştı Denemeler'de güzel şeyler, ölüm özgürlüğüyle ilgili. Her an kendi ölüm yargını verebileceğini anlatmıştı. Bir öykü vardı; adama "size şunu yaparlar, bunu yaparlar, yenerler, bi yerinize koyarlar" falan deniyor, adam da "ölmemi de engelleyemezler ya" diyor, öykü daha güzeldi de şimdi bulamadım, bulunca yazarım.
Bence Ölüm ; Boyut değiştirmek .
Ölüm dansı yapan kelebekler gibi, yüzüm hep ışığa doğru...
Bence yeniden başlıcak herşey baska bir boyutta.Çok fazla kurcalıyamasamda buna inanıyorum.
işte ölümle ilgili ilginçbir söz EFLATUN dan sizinle paylaşmak istedim
"Gerçekte kimse bilmiyor ölümün ne olduğunu insana vergi en büyük iyiliktir belki ama en kötü şeymiş gibi korkuyoruz ondan.."
__________________________________
BURUTUS UN OLDUĞU YERDE SEZAR ÖLÜME MAHKUMDUR
ilkçağda İskandinavlar yatakta ve yaşlılıktan ölmeyi onursuzluk saymış ancak ancak savaşta ve şiddetli bir şekilde ölenlerin Valhalla(tanrıların bahçesi) gidebileceklerine inanmışlardır.
İlkçağda oursuzca ölmektense intihar etmek çok daha olumlanmıştır (sokratesin intiharı) genelde baldıran içmişler.İlk hristiyanlar da aynı şekilde öldürülmeyi ve intiharı olumlamışlardır.Ancak ortaçağda intihar edenler günahkar sayılmışlardır.
Ölümün şekli ve geliş tarzı da ayrıca işlenebilecek bir konu
Alvarez'in Kan dökücü tanrı,intihar eserinde derinlemesine bir ölüm felsefesi işleniyor tavsiyue ederim..
Kuş öldürenler şair olur..
Bence Ölüm ; Boyut değiştirmek .
Bence yeniden başlıcak herşey baska bir boyutta.Çok fazla kurcalıyamasamda buna inanıyorum.
Ölümün boyut değiştirmek olduğuna ilişkin görüşlere ben de katılıyorum ama boyut olayını biraz kurcalarsak aslında değişim dediğimiz olay fizik bedenden kurtulurcasına ölenler için geçerli, fiziksel bağlılığınız sona erer bambaşka bir düzlemde bulursunuz kendinizi, hafiflemişsinizdir, uçmaktasınızdır, düşündüğünüz yerde bulursunuz kendinizi anında. Gülünç gelebilir ama öldüğünü anlamayanlar falan var, arada kalıp saçmalayabiliyor böyleleri. Boyut olayına özel bir açıdan bakmak gerekirse olayın sizin algı frekansınıza bağlı olduğu özeti çıkar karşımıza, frekans aralığı ne kadar genişlerse aslında o kadar boyutunuzda da değişiklik olmuştur. Ölümden sonra boyut değişikliği olduğunun düşünülmesinin nedeni de fizik bedenin bütün etkinliklerinden kurtulup algının başka yönlere yönlendirilmesinden dolayıdır. Ama genel olarak boyut anlayışı geçerli, Japonlar da ölenleri için "dünya değiştirdi" derler.
lkçağda İskandinavlar yatakta ve yaşlılıktan ölmeyi onursuzluk saymış ancak ancak savaşta ve şiddetli bir şekilde ölenlerin Valhalla(tanrıların bahçesi) gidebileceklerine inanmışlardır.İlkçağda oursuzca ölmektense intihar etmek çok daha olumlanmıştır (sokratesin intiharı) genelde baldıran içmişler.İlk hristiyanlar da aynı şekilde öldürülmeyi ve intiharı olumlamışlardır.Ancak ortaçağda intihar edenler günahkar sayılmışlardır.
Ölümün şekli ve geliş tarzı da ayrıca işlenebilecek bir konu
Alvarez'in Kan dökücü tanrı,intihar eserinde derinlemesine bir ölüm felsefesi işleniyor tavsiyue ederim..
Nordik Paganizm'in ölüm anlayışı yazdığın gibidir. Eski Türkler'de de kimse ecelinden ölmek istemez, bir işe yaramadığını gördüğü anda kuytuya gider canına kıyardı, hem kendine daha çok acı çektirmemek hem de topluluğun omuzlarına yük olmamak için. Eskimolar'da bugün bile işe yaramaz derecede yaşlanmış anne-babanı öldürmek onur sayılır, bunlar da ölüme doğrultulmuş antik gerçekçilikteki bakış açılarıdır.
Ölümü kimi şeyler uğruna göze alan başka bir anlayış da din kurumu uğruna verilen savaştır, Haçlılar'ı ya da Cihad'ı hepimiz biliyoruz. Bu denli kendini harcayabilecek derecede sürüleşmiş bir kitleyi tartışmaya hiç gerek yok.
Kendi canına kıyma konusuna geri dönecek olursak aslında birçok topluluk vardır bunu gelenek ya da görev bilen. Yalnızca Türkler ya da İskandinavlar değil. Biraz değişik başlıklara bakarsak canına kıyan tarikat müritleri göze çarpar; anlatmak istediğim Amerika'nın bir anda yüzlerce kişinin ölümüne neden olabilen sapık intihar tarikatları değil. Özel bir örnek vermek gerekirse I-II. yüzyıllar arasında Roma'da bulunan Kainciler'e bakalım; kabaca geçmek gerekirse bu arkadaşlar Yahuda İskaryot gibi kişileri kutsal sayar, İncil'de ne varsa tersini yapmaya çalışırlar, bu yaşamda yaptıklarını hiçbir yolla da yeterli bulmayıp, canlarına kıyıp öte alemde de küfürlerini sürdürürler, nasıl? İlginç değil mi? Bunların ölümünü ben - Dissection'ı bilenler bilirler - "Jon Nödtveidt" olayına benzetiyorum.
Korkanlar için sonsuzun başlangıcı,Korkmayanlar için yok olmak.
My Life İs Metal
"Ölümden sonra yaşam var mı? Ölümden sonra yok mu oluyoruz yoksa farklı bir gezegen ya da cennet cehennemde sonsuzluğa doğru devam ediyor muyuz?" sorusunun kesin cevabını vermek elbette ki imkansız. Ancak insanların içlerinde var olan "özel olma" duygusu sebebiyle kendilerinin ne denli önemsiz olduklarını kabul edemediklerini, ve bu sebeple ölümün bir son olduğunu da kabullenemek istemediklerini düşünüyorum. Bu sebeple türlü hikayeler, hurafeler, cennetler - cehennemler hatta araflar yarattığımızı düşünüyorum.
Yine bu sebebe binaen tarihler boyu ölümden sonra yaşama inanılmıştır. Örneğin eski insanların (Sümerler, Mısırlar ve niceleri) ölülerin yanına bazı özel eşyalar yerleştirmeleri (Çinlilerin olayı abartarak bir asilzadenin yanına bütün eşleri ve hizmetkarlarını da gömdüklerini belgesellerde izlemişsinizdir) de yine bu duygudan kaynaklanmakta, yine bence bu duygunun tarihler boyu gelişmesi sonucu ölümden sonra yok olmak inancı reddedilmektedir.
Bütün bunların yanı sıra ben, var oluşumuzda olduğu gibi, yok oluşumuzda da bir bütünün parçası olmaya devam edeceğimizi düşünüyorum. Yani geçmişimizde yarattıklarımız, yok oluşumuzdan sonra da bütünün devamını sağlar nitelikte olacağından, dünya üzerindeki var oluşumuzun amacının da bütünü ayakta tutmak, ilerletmek olduğunu düşünüyorum... Tabi bu düşüncede de "önemsiz olduğunu kabullenememe duygusu"nun varlığının etki yarattığı kesin gibi görünüyor ![]()
Ben de insanım lan!
Ölüm bencede 1 değişimdir. Yani 1 bitiş olduğunu sanmıyorum yalnız bu değişimin ne getirecekleri halen muallaktadır.
Darkness Always Kill The Light!
Blessed with Blood!
İnsanlar ölümden korktukları için kendilerini bir nebze olsun rahatlatmak amacıyla öteki tarafta var deyip bence kendilerini kandırmaktadırlar.
Bu bir saplantıdır,kurtulması o kadar zordur ki bir türlü kabullenemez insan mantıklı düşünemez kalp ile düşünür.
Böylelikle korkularını bir nebze olsun teselli eder.
My Life İs Metal
İnsanlar ölümden korktukları için kendilerini bir nebze olsun rahatlatmak amacıyla öteki tarafta var deyip bence kendilerini kandırmaktadırlar.Bu bir saplantıdır,kurtulması o kadar zordur ki bir türlü kabullenemez insan mantıklı düşünemez kalp ile düşünür.
Böylelikle korkularını bir nebze olsun teselli eder.
Kesinlikle katılmıyorum.Başka 1 boyutun varlığı kanıtlanmış 1 şeydir. Böylelikle en başından bu sözlerini geriye sardırabilirim...
Hem neden sırf öleceğiz diye öbür taraf diye 1 yer uyduralımki.Bence başka 1 alemin olmadığına inananlar daha çok korkarlar çünki Yok olmaktan korkarlar. Mantıklı düşünün ki;Bir nesnenin gidip geri gelmesimi içinizi burkar yoksa gidip yok olmasımı?
Örneğin. Dinlerde Cezalandırma ve Düzen olduğundan yer yer insanlar çıkıp bu dinler üzerinden eleştri yapmışlardır.
Şimdi Rainmaker arkadaşımızın mantığıyla düşünürsek Cehenneme inanmıyan 1 insan,ondan korkuğu için yok saydı diyebilirmiyiz?Tabiki deriz.Çünki benzer 1 mantık.
Velhasıl biraz klişe olacak ama ölünce doya doya öğreneceksin zaten demek yerinde olur...
Darkness Always Kill The Light!
Blessed with Blood!
İnsanlar ölümden korktukları için kendilerini bir nebze olsun rahatlatmak amacıyla öteki tarafta var deyip bence kendilerini kandırmaktadırlar.Bu bir saplantıdır,kurtulması o kadar zordur ki bir türlü kabullenemez insan mantıklı düşünemez kalp ile düşünür.
Böylelikle korkularını bir nebze olsun teselli eder.
Kesinlikle katılmıyorum.Başka 1 boyutun varlığı kanıtlanmış 1 şeydir. Böylelikle en başından bu sözlerini geriye sardırabilirim...Hem neden sırf öleceğiz diye öbür taraf diye 1 yer uyduralımki.Bence başka 1 alemin olmadığına inananlar daha çok korkarlar çünki Yok olmaktan korkarlar. Mantıklı düşünün ki;Bir nesnenin gidip geri gelmesimi içinizi burkar yoksa gidip yok olmasımı?
Örneğin. Dinlerde Cezalandırma ve Düzen olduğundan yer yer insanlar çıkıp bu dinler üzerinden eleştri yapmışlardır.
Şimdi Rainmaker arkadaşımızın mantığıyla düşünürsek Cehenneme inanmıyan 1 insan,ondan korkuğu için yok saydı diyebilirmiyiz?Tabiki deriz.Çünki benzer 1 mantık.
Velhasıl biraz klişe olacak ama ölünce doya doya öğreneceksin zaten demek yerinde olur...
rainmaker doğru söylemiş başka bir aleme,ölümden sonra sonsuz hayata inanmak ÖLÜM korkusundandır ayrıca dediğingibi bu ölüm ötesi alem kanıtlanamamıştır böyle bir kanıt yok sadece iddalar var
başka bir alemin olmadığına inananlar daha çok korkarlar diyorsun ;onların "biz daha az korkuyoruz "diye bir iddaası yokki istisnasız bütün insanlar korkar diyorlar onlar ve bu korku ölümden sonra sonsuz biyaşam olduğunu inanmaya zorlar insanı
cehenneme inanmıyan ondan korktuğu için mi inanmaz acaba bunun cevabı bir yazarın sözünde gizli
"ÖLÜNCE CEHENNEME GİTMEKTEN KORKMAYIN SATEN ORDASINIZ!"
öteki taraf hakkında sanırım daha konuşmama gerek yok zirtapozun söylediği sözden sonra
My Life İs Metal
Ölmekten korkmakla alakası yok bu işin. Sebep göstermeye çalışıyorsunuz.Ama becerdiğiniz söylenemez. Bakınız ölüm var doğru. Sonraki hayat varmı bana göre var.
Bu noktadan ileriye gidemeyiz zaten.Sana göre var bana göre yok vs...
Laf salatası olacak yine...
Darkness Always Kill The Light!
Blessed with Blood!
