Forum
İnsan sürekli biriktiren bir varlıktır. Paylaşmak için biriktirir. Her şeyi öylesine bir hınçla biriktirir ki ve bazen bu birikenler o kadar saçma şeyler olabilirler ki, insan bu birimkimlerini sadece ona tahammul edebilenlerle paylaşma noktasına gelmiş olur ve en kötüsü de bunun farkına varması genelde çok uzun zaman alır.
İnsan bazılarını bazı kişileri nesneleri düşünceleri vs gemisinden hiç atmaz, atamaz. Buda alışkanlık dediğimiz olguyu doğurur. Alişkanlık ta bilinçli bir terçihtir.
En kötüsü insanın, insan biriktirmeye başlamasıdır. Kısaca buna sevginin aşırı ve hastalıklı halleri demek istiyorum. İnsanın birikimlerinden vazgeçmesi çok zordur ve insan birini, birikimleri arasına kattı mı artık sonu acı çekmek olmayan hiç bir son yoktur onun için. Daha da kötüsü şudur ki; Biriken ve biriktiren bir zaman sonra aralarında esrarengiz bir bağ oluştuğuna inanırlar. Bu inanış bazen öyle kuvvetli olur ki artık öznelerin yahut nesnelerin hiçbir önemi kalmaz önemi olan tek şey bağ olur. Bu sebeble evlenen ve uzun süre evli kalan insan ağzından şu kelimeyi hiç düşürmez ''saygı''. Yani ''Bizi geç, her şeyden önce saygı duyulacak bir bağımımız var'' noktası en hastalıklı noktadır kanımca.
Halbu ki gerçek ve kendini kandırmayan yani amacı biriktirmek olmayan sevgi ve bağda kişi karşısındakinin torbasını kendi torbasına katmadan salt kendine ait edinimlerini biriktirerek çoğalır. Sağlıklı ilişkiler birbirinin birikimlerine olan saygının yüceltilişiyle taçlandırılan ilişkilerdir. Değilse insan diğerini kendi torbasına koyarak kendisiyle bir bağ kurmasını sağlamışsa aradaki tek bağ ''sahiplenmek, saklamak, biriktirmek, kısıtlamak hatta hapsetmek vs.'' gibi tabansız ve kırılgan olgularla kurulmuş olur.
Evet insan yalnız kalamaz ve yalnız kalmak yada yalnızlığa terkedilmek ve/veya kendini yalnızlığa mahkum etmek tam manasıyla kişinin ruh sağlığını zedeleyen bir olgudur. Açtığı hasarlar giderilemeyecek ruhsal sorunlara bile yol açabilir. İnsan sosyal ilişkilerinde kendini ilişkilendirdiği nesneyle asla haddinden vazla haşır neşir olmamalıdır. Bu dengeyi koruyamayan özne ve/veya nesne bir zaman sonra acı çekmeye başlar.
İnsan bağlarını, kendine ve nesnenin ona fısıldadığı kıstaslara saygı duyarak kurmalıdır.
İnsan ve tanrı da bu bağlamda örnek gösterilebilir. Modern inanış sistemlerinde yer alan tanrı ve kul ilişkisi bile aradaki bağın yüceltilişini hoş görmez. Yüceltilecek olgular tanrının ve/veya kulun, nitelik ve nicelikleri olmalıdır.
Ergen bir bakışla sevgi, dostluk, arkadaşlık vs. gibi olgular hiç kopmayacakmışcasına hatta kopuşunun dünyanın sonu olacakmışçasına sağlam bağlarla kuruluyor olmasına karşın elbet koparlar. Çünkü insan kendi ergenliğini olgunluk sanarak sürekli ''diretken ve dayatkan'' bağlar kurma çabası gösterir. Bu buyurgan tavır insan olgunlaştıkça yok olacak bir olgudur. Zira insan, er geç ediminleri arasına empetiyi de katar.
İnsanlar paylaşımlarını arttırmak için birbirlerine bağlanırlar. Bu bağlanış; acizlik, alışkanlık, yoksunluk, yalnızlık, tahammül, mecburiyet, çıkar ve/veya çıkarlar birlikteliği, yahut sevgi, saygı, öz veri vs. gibi kavramlar içerse dahi kurduğu bağın bilincinde olan insan için hiç bir sorun yoktur. Sorun: insanın bağı kuvvetlendirmek adına kendinin ve/veya karşısındakinin çekirdeğine inmak arzusuna kapıldığında ortaya çıkar.
Ulen yine kaptırdım gidiyorum
artık hangi okulun rehperlik hocası bellediysem kendimi
Bu kadar ince görmeye de gerek yok kendini bilen insana hayat sadece hayattır. Arabesk ve sarsıcı duygular gelip geçici duraklardır. Yapılması gereken tek şey şudur: Bazen insan şöyle uzak bir tepeten kendine bakmalıdır. Hani ne demiş şair ''...bir kadının suya değiyor ayakları.... güzelim bahar rüzgaarında ter kokuları....'' işte o denli baktımı insan kendine bir tepeten, çözülmeyecek hiçbir nane kalmaz hayatında
Gerçekler bir avuç bile olsalar, bir insana bir ömür yeterbilirler, yeter ki; insan beslenmeyi bilsin ![]()
Mutlu kalın hep ![]()
Ben ölünce ne yapacaksın tanrım? Yitireceksin anlamını; benim anlamımı yitirişimle. / rilke /
Erkek bir süre sonra bıkıyor bağlanmakdan korkuyor ama kadının bağlanmadan yapabileceğini sanmıyorum yada bağlamadan. BitliBezelye rehberlik misali anlatmış olayı 5. paragrafın son iki cümlesinde çok haklı.
Ben emekli Kerem im
Aslım dijital olmuş
http://bit.ly/kdsVC1
kanımca kişisel mahalle baskısıdır.
