Forum
Evrensel ahlak diye bir kavramın olmadığını ben de kabul ediyorum tabii ki.. Ahlakın kişisel bir gelişim süreci olduğunu da.. Ve benim 'kişinin ahlaksal açıdan doğru olanı bulması' dediğim şey de, evrensel ahlakla değil, insan ruhuyla ve seçimlerle bağdaştırdığım bir şeydi..
Ahlak evrenselleştirilemeyebilir, hiç bir şey evrenselleştirilemeyebilir ama kabul edilsin ya da edilmesin, insan ruhunun iyi ve kötü arasında yaptığı seçimler evrenseldir..
İnsanlar kendi vicdanları doğrultusunda, 'kendini koruma' içgüdüsüyle bir takım seçimler yaparlar.. ve bu seçimler de onların ahlakını belirler işte.. bunun da önce insan ruhundaki iyi ve kötü dengesindeki değişimlerle ve bunu yöneten akılla olabileceğine inanıyorum..
Söz gelimi.. para sıkıntısı çeken bir insan düşünelim.. bu insanı hırsızlık yapmaya iten şey, kendi vicdanını ortaya koyup, iyi ve kötü olan arasında, koşulları gereğince yaptığı seçimdir.. onu bu koşullara iten 'sistem' suçludur derseniz; ona da sistemi yaratanlar yine aynı seçimleri yaparak ahlaksal açıdan doğru olandan uzaklaşanlardır derim..
Hırsızlığa, özel anlamda başkasının hakkını yemeye de, ahlaksal açıdan yanlıştır diyebilirim.. bunun toplumun kişileri yönetmek amacıyla koyduğu ahlak kurallarından farklı tutulmasını da isterim burada =) eğer ahlak kurallarını, kural olarak ya da toplumun ya da sistemin dayatmaları olarak değil de, insanın özüne ve yararına yönelik davranışlar olarak görürsek, işin felsefi boyutlarında dolanmanın gerekmediğini de görürüz..Kısacası ahlak, insan ruhuyla ilgili bir şeydir bence.. Ve özgür iradeyle.. Kişiden kişiye değişen şeyse, seçim yaparken göz önüne alınan çıkarlardır..
Saygılar sunuyorum =)
biraz yukardaki uzun yazımı okursan anlarsın...biz buna ahlak değil etik diyoruz...etiğe göre insan aklıyla doğruyu yanlışı bulabilir...senin dediğin ahlaka değil etiğe giriyor...savunduğun şeye ahlak değil etik demen lazım yani
ki etik evrenseldir...
=) Yazını zaten okumuş olduğumu söylemek isterim arkadaşım.. ama sana bi öneride bulunayım, sürekli olarak 'yukarıda yazdıklarımı okursanız göreceksiniz' ya da buna benzer ithamlarda bulunman pek de hoş bir davranış diil bence.. çünkü bu senin kendi düşüncelerine bağımlı olduğun gibi bir şeyi çağrıştırıyor. eminim ki bu konu başlığında düşüncelerini paylaşmak isteyen herkes, yazıları okuma zahmetine katlanıyordur.. bunu hatırlatmak yersiz bence.. bu konuya takıldım evet =) çünkü bu tarz söylemler tartışmanın samimiyetini etkiliyor..
bu ayrıntıyı geçecek olursak, kavram karmaşasından başka bişey diil ki bu tartıştığımız.. 'ahlak diil, etik! , yok efendim, hayır ahlak!' vb.. şeylerle tartışmaya lüzum görmüyorum.. araştırmana, okumana ve belli kuramlardan kendine fikir edinmene çok saygı duyuyorum.. ama bunlar doğrultusunda ikimiz de aynı şeyi savunuyoruz; sadece sen 'etik' kavramını kullanıyosun, bense 'özgür irade' diyorum.. etik'i kullanmıyorum.. bu etiğin ne olduğunu bilmediğim demek değildir.. bu, genel geçer kavramlara bağımlı kalmayışımdandır ki; bilimsel bi tez sunmuyoruz burada.. bu yüzden de ben, kendi görüşümü bu şekilde, 'insan ruhu, iyi-kötü' gibi kavramlarla açıklamaya çalışıyorum.. ama ispatlamaya diil =) zaten buna da hiç gerek yok..
umarım derdimi anlatabilmişimdir.. kavramların kökeni derdine düşmemek gerek tartışırken ya da paylaşırken. çünkü bu bizi kısır bişeyin içine sokup, üretimi ve paylaşımı engeller.. ve bi de; montaigne'nin de dediği gibi 'düşüncelerimizin esiri olmamamız gerekir..'
''Bilmediğini bilmek, bilgeliğin başlangıcıdır.'' - Lady of Avalon
Komik bir konu. Bir o kadarda konu başlığının yanlış olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlarım beyin demiş, beynin doğru kullanımı demiş.
Fakat ben farklı birşey söyleyeceğim.
Ahlak insan için önemsizdir. Diline acı biber sürülerek yetişen çocuk birdaha küfür etmez. Kopya çeken bir çocuk disipline verilir ve çekmez. İşini kötü kullanan biri kovulur ve birdaha yapmaz.
İnsanları sınırlamalısınız. Onlara bunu yaptığınız zaman acı biberi, disiplini, kovulmayı hatırlayan insanlar bu koşullu önerme sayesinde evcilleşirler, ahlak sahibi olurlar.
Bir köpeğe işediği yer koklatılıpta burnuna vurulan terlik gibi...
Ahlak kalpte ve onun sonucunda inançtadır.
Önce kalbinle ahlaksız olmamayı istersin,eğer gerçekten istersen beynine ahkalsız olmamayı istediğinin sinyallerini yollarsın ve beyninle bedenini kontrol edersin.
Senin çıplak cesetin
Güneşin batışı kadar güzel, güneşin ilk ışıklarıyla
Fakat senin soyulmuş, ağarmış kemiklerindi
Benim gerçekten nefesimi kesen
Tam hatırlamıyorum ama, Sigmund Freud'un bi' lafı vardı;
"İnsanın tüm davranışlarının altında cinsellik yatar." gibi birşeydi sanırsam.
Gerçekten cinselliğin pek çok şeyin önüne geçtiğini, ahlak kavramını bile derinden etkilediğini düşünüyorum. İslam ahlakının koruyucusu türbanı bile cinsellikle temellendirebilirim basit bir örnek olarak.
ahlağın nerede olduğu insandan insana değişir bence kiminin heryerinde kimnin hiç bir yerinde ![]()
..............:fussinsaled:............
http://www.youtube.com/watch?v=8S_7oKw-SOM&feature=related
http://tr.netlog.com/clan/MeTaLARoCk
http://www.youtube.com/watch?v=iFGIPESuMfE
Ne ahlak ne de sevgi, gökten dünyaya indi
İnsanlık istedi, keşfetti hepsini. -Şebnem Ferah
Herkesin ahlakı kendire göredir mantığı ile yaşanan bir hayatın sonucunda birey hekesin inancı kendinedir der ve ahiret inancı olan insan ve olmayan insanlar olur ve buna göre farklı davranan insanlar yüzünden korkunç bir kaos çıkması muhtemeldir biz o kaosun içinde yaşıyoruz. Marx'ın kargaşa teorisidenki gibi yapıcı bir kaos olsa anlayacağım ama cidden bu kaos insanlığın sadece 'anti'si olacak nitelikte. Bu yüzdendir ki ben Platon'un dediği gibi evrensel bir ahlakın olması gerektiğini düşünmekteyim. Ki vardır.
Jeff Hanneman ile Kerry King kavga ediyorlarmış Tom Araya girmiş düzelmiş
Ahlak kavramı kültürden kültüre değişimler gösterir. örneğin; eskimo geleneklerine göre gelen misafirlere, ev sahibinin eşi sunulurmuş. bu bir nezaket ifadesi bizim kültürümüzde bu ahlaksızlık olarak nitelendirilir. iyi, kötü, doğru yanlışlar toplumdan topluma değişirler o toplumun yerleşik düşünceleri , inançları , töreleri ve alışkanlıkları, geleneklerine göre değişim gösterirler. normlar değer yargıları yasaklara göre belirlenmiş glenekleşmişyaşam biçimine ahlak diyoruz. bu bağlamda ahlak normalarını belirleyen toplumlardır.
bir birey ahlak anlayışını ilk önce; çocukluğundan başlayarak ailesinden gördükleri, çevresinden gördüğü ve toplumun benimsediği görünmez yerleşik kuralları benimseyerek oluşturur. ve bunu zamanla sorgulamaya ve yargılamaya başlar..
"iyi" ve "kötü" nedir? iyi ve kötü olgusu değerlerle ilgili bir kavramdır. ahlakın beyinde mi? bel altında mı? gibi bir soru fikrimce yanlış.. önce ahlakın ne olduğunu tartışmak daha sağlıklı olacaktır.
Her hırsı kaybettim; birisi olma arzusu yoktu, Bir şeye ulaşma arzusu yoktu. Yalnızca kendi içime atılmıştım. Bu bir boşluktu ve boşluk insanı deli eder. Ama Işığa giden tek kapı boşluktur. Buna, ancak delirmeye hazır insanlar erişirler demektir.
“Ahlak, bireyin içindeki sürü içgüdüsüdür.”
Kant
Her hırsı kaybettim; birisi olma arzusu yoktu, Bir şeye ulaşma arzusu yoktu. Yalnızca kendi içime atılmıştım. Bu bir boşluktu ve boşluk insanı deli eder. Ama Işığa giden tek kapı boşluktur. Buna, ancak delirmeye hazır insanlar erişirler demektir.
Ahlak beyindedir.Bel altını zorlayanda zaten bizim beynimiz değilmidir ? her sey lanet beynimiz yüzünden olmuyo mu ? Ahlak beyindedir.Eger bir kadının kalcalarını izliyorsam suc gözlerimde değil beynimdedir.
Leather Charm
eğer bir kadının kalçalarını izliyosan suç sende değildir..seni tahrik eden kadındadır..
Erkekler ve kadınlar konusuna girmek istemesem de, bu konunun özü maalesef oradan çıkıyor... Girelim bakalım o zaman konuya...
Öncelikle erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü toplumlarda, erkeğin içgüdüsel davranışlarının ve isteklerinin sorumlusu nedense hep başkaları oluyor... İradesiz, karşısındakini cinsel bir objeden başka hiçbir şey olarak gören erkek, kadının özgürlüğünü (ki burada eve kapatmak anlaşılmasın, hareketlerini, giyimini, yürüyüşünü, konuşmasını her şeyini) kısıtlıyor... Erkeklerin cinsel obje olarak kendisine bakmasından rahatsızlık duyan kadın, kıyafetlerini seçerken daha dikkat ediyor, konuşmasına, yürüyüşüne, giydiklerine yani kısacası yaşadığı her şeye dikkat etmek zorunda kalıyor. Ya da tam tersi bir tepki vererek iyice açılıyor ve özgürlüğün bacaklarının arasında olduğunu düşünme eğilimine sahip oluyor...
Kadın kendisinden utanırken, varlığını olduğu gibi ortaya koyamazken ve çoğunlukla kendisini ifade eder tarzda yaptığı davranışlar "hafiflik" olarak kabul görürken, kim hangi namustan söz ediyor???
Bana kalırsa bu konu "Namus başkalarının ağzında mıdır?" olsa daha yerinde olurdu... Herkese göre değişebilen kavramlardan olarak kabul ettiğim namus bana göre içi dışı bir olmaktır. Bu bağlamda da toplumumuzda namuslu insan olmadığını söylemek zor değil...
Son olarak dayanamayıp söyleyeceğim
Size dokunmak isterken kendisine yüklenen saçma anlamlar yüzünden size dokunmaktan kaçınan kadın mı namusludur yoksa size dokunmak istediği için size dokunan, dokunmak istemediğinde de bunu sizinle oynamadan direkt söyleyebilen kadın mı namusludur? Size dokunmak istediğinde size dokunmadığı için "kaçan kovalanır" olayında kovalayan rolünü üstlenmeyi seve seve kabul edip bu oyuna dahil olan siz mi daha namuslusunuz yoksa size dokunmak istediği için dokunan kadına karalar süren siz mi? Gerçek nedir ki? Namus nedir?
Ben de insanım lan!
Ahlak beyindedir.Bel altını zorlayanda zaten bizim beynimiz değilmidir ? her sey lanet beynimiz yüzünden olmuyo mu ? Ahlak beyindedir.Eger bir kadının kalcalarını izliyorsam suc gözlerimde değil beynimdedir.
suç gözlerimde değil beynimdedir demiş...kesinlikle yanlış bir kelime suç neden beyninde olsunki bir kadın eğer ilgi çekici bir giysi giymiş ve kalçalarını sallayarak senin önünden geçtiyse sende kadının kalçalarını izlediysen suç sende değildir kesinlikle..aslında dar düşünmemek gerekirse suç kadında da değildir..bu doğal birşey doğanın kanunu bir erkek bir kadının ilgisini çekebilir veya tam tersi bir kadın bir erkeğin ilgisini çekebilir bunlar doğal şeylerdir bence..
aslında dar düşünmemek gerekirse suç kadında da değildir..bu doğal birşey doğanın kanunu bir erkek bir kadının ilgisini çekebilir veya tam tersi bir kadın bir erkeğin ilgisini çekebilir bunlar doğal şeylerdir bence..
Bu düşünce biraz daha anlaşılabilir... Ama bence yine de suç kadının varlığını sadece cinsel obje olarak algılanmasını sağlayan toplumda... Bu nedenle kadının bakışı, duruşu, davranışı değil kalçaları ilgisini çekiyor erkeklerin... Ve bu nedenle kadın çoğunlukla kadın olmaktan çekiniyor... Orasına burasına gözleriyle saldıran erkeklerin varlığı yüzünden...
Ben de insanım lan!
