Forum
İnsan istedi keşfetti.Ahlak nerede?
Cliffhanger On A Bloody Sunday
Be violent.Feel the fire of thrash burning your soul.Not your body!
If you run out of ideas, remember: life sucks, goverment sucks, you reject this fucking place, you despise this fucking race.
Bana görede beynini ön planda tutanlar için ahlak beyinde biter bel altını ön planda tutanlar içinde bel altında biter gibi geliyor ama belkide ilk önce ahlakın tam anlamıyla ne oldğunu neye göre olduğnu nasıl oldğunuda bilmek lazım gibi
Dreams They Come And Go , Ever Shall Be So , Nothings Real Until You Feel...
Ahlak beyindedir. cünkü bedeninide beyninle kontrol edebilirsin.
+ 1
Evet. En yalın haliyle bu soruya doğru cevap verilmiş bence ^^
Tabii herşey de olduğu gibi bu konuda da iki boyutlu yaklaşım gerekiyo.. bi de beynini kullanmayı bilmeyenler var malumunuz =) bu tip insan formları için ahlak kavramının bel altıyla bağdaştırılması da gayet doğaldır..
..diye düşünüyorum.
o zaman şöyle bişi var..insanın aklına kazınan temelini sağlayan ilk şeyler aileden gördükleri oluyo..o zamanda ahlak dediğimiz şey beyinde değil aile öğretisinde..
nedenler yaratırken uzaklaş yavaşça keyifli haller kahvehanenden..
[abyss krynn]
ahlakı cinsel boyutta indirgeyip bacak aralarına sokmak ahlakı felsefeden uzak tutmaya benzer ...
ahlak nerde başlar deseydik belki bi başlık olurdu.
eğer ahlak bel altı durumlarıysa ahlahsızız hepimiz.ve ahlaksız tohumun ürünleriyiz. fizyolojik istemlerimiz ve eylemlerimiz doğru yaşandığı sürece ahlaksızlık olmaz doğanın kanunudur . tıpkı kediler , böcekler gibi insanlar çiftleşirler yada sevişirler ...
ahlakı cinsel anlayış çitleriyle çevirmeyin .
Ölüm dansı yapan kelebekler gibi, yüzüm hep ışığa doğru...
Bence bu konu için bu ülke müsait değil
İmzaya banner koymak yasaktır..
istediğimiz yerdedir ahlak.hayatın her anında..kişilkte, akılda..ama uçkurda değil..
Türk milleti gariptir
her bi lafı kaldırmaz
..bne dersin kızar da
s.k..sin aldırmaz
NEYZEN TEVFİK
Ahlaksal gelişim tabii ki aileyle birebir bağlantılıdr. Sonuçta 'okul evde başlar' diye bi gerçek var değil mi? Ama bakınız, bir çocuğun zeka gelişiminde anne ve babanın genlerinin %35, annenin hamilelik döneminin %20 ve çocuğun yetiştiği çevrenin de %45 etkisi vardır. Böyle bir istatistiğe dayanarak, ahlak bozukluğunun sebebini genetiğe de yükleyebiliriz o halde..
Ama insana düşünme, doğruyla yanlışı ayırma yeteneği verilmiş. Bu yeteneği kullanmayı bilenler, aile tarafından yanlış yönlendirilmiş olsa da, bir süre sonra kendi iradesiyle ahlaksal açıdan doğruyu bulabilecektir bence.. tekrar söylüyorum, beynini olumlu yönde kullanabilenlerden bahsediyorum ben. O insanlar ahlaklıdır diyorum..
''Bilmediğini bilmek, bilgeliğin başlangıcıdır.'' - Lady of Avalon
ahlak dinlerden ve toplumdan gelir...genelde etik denilince ahlak anlaşılır ama farklı farklı şeylerdir...
ahlak toplumlara göre değişen inançlara göre değişen kurallardır...örneğin müslümanlıkta evli bir kadının başka erkeğe bakması büyük yasak olarak görülürken bir hocamızın anlatmıştı...tam hatırlayamayacağım ama doğuda hindistan tarafında bir ülkede erkek eve gelen misafire karısını sunarmış cinsel ilişkiye girmesi için....böyle yapmaması ahlaksızlık sayılırmış....haliyle ahlak toplumlardan toplumlara değişen genel olarak inanç temelli olan kurallar bütünüdür.....hatta 2 türlü ahlak vardır...birincisi hurafeler gibi olanlar ikinciside yararlı olanlar...örneğin işte gece tırnak kesilmez gibi vakti zamanında yararlı olan çünkü karanlıkta tırnak kesmenin zararlı olabileceği için söylenmiştir ama günümüzde artık tüm geçerliliiğini yitiren ahlaklar dizgesi...niye çünkü şu an ışık diye bişi var kessende görüyorsun tırnağı..karanlık gibi bi durum yok...fakat bi çok kişide hala daha bu ahlaklara uyar kötü olacağını sanar....
birde yararlı olanlar vardır tabi zamanla değişir bunlar....örneğin kırmızı ışıkta geçmeyiniz...kural şekilde ahlaktır..çünkü kırmızı ışıkta geçilirse bir kaza olacağı ve zarar görebileceği düşünüldüğü için böyle bir kural koyulmuştur trafikte...yasadır kanundur ama aynı zamanda ahlak içinede alınabilir nasıl dersenzi örneğin bi adam karşıya geçer kırmızı ışıkta ve başka bir adamda derki ne ahlaksız çocuk yasalara kanunlara hiç saygısı yok...genelde bu kanunlar yasalarda ahlak yasası gibi görülür bi çok zaman....
lakin etik böyle değildir...etik bilgi temellidir toplumdan topluma değişmez....her toplumda her insanda geçerlidir...örneğin ölebilecek olan bir insana yardım etmek..yada fakir bir insana yardım etmek...vicdan yada aklın bize söylediğidir etik...böyle yapmam lazım böyle yapmazsam yanlış olur dememizi sağlayan şeydir....
kant derki öyle eyleki eyleminin maximi(yani yasası) aynı zamanda herkes tarafından kabul edilebilecek genel bir yasada olabilsin...yani öyle eylemde bulunmalıyızki herkes bunu doğru kabul etmeli....ki buda akla uygun davranmaktır..örneğin şu an ve çoğunlukla dilenci gördüğümde aklım yada vicdanım hep para vermelisin bunlar aç der...ama yine aklım diyorki ya dolanrıcısı ise...ya kandırıyorsa...ama işte önemli olan amaçtır etikte...
çünkü şöyle bi örnek verecek olursak örneğin çevrede insanlar var adam dilenciye para verdi fakat bu eylemi yaparken şimdi insanlar bana yardımsever olarak görecek diye düşünerek para verirse etik bir eylem olmaz çünkü eylemimizin amacı yardım etmek değil yardımsever gibi görünmektir...aklımız bize bunun yanlış olduğunu söyleyecektir zaten....fakat o kişiye yardım etmek istediğimiz için para verirsek başka hiç bir amacımız olmadan sadece yardım etmek amaçlı verirsek etik bir eylem yapmış oluruz...etikte eylemin sonucundan çok amacı önemlidir...fakat işte günümüz koşullarında her zaman ikilemde kalırım ya dolandırıcı ise..aslında yaptığım etik bi eylem değildir çünkü eylemin amacını düşünmem gerekirken sonucunu düşünürüm ya dolandırıcı ise derim....aslında denmemesi gerekir....
fakat diğer yandan farklı bir etik görüşü olaran spinozanın etik görüşü vardır ve nietzsche nin....
spinozanın çaba kavramı ve nietzsche nin güç istenci kavramı genel olarak benzer birbirine...derlerki etik yaşamak yaşamda kalmaya çalışmaktır...yani aslında bi dilenciye yardım etmede demezler tabiki...ama güçlü ol derler...yani yaşamda kalmak için elinden ne geliyorsa yap....çaba harca...önemli olan kendinin yaşamda kalması kendinin güçlü olması...diğerlerine yaptığın yardımdan çok kendinin çabasıdır güç istencidir gibi bir yaklaşımda bulunurlar..yani genel görüş yardımseverlikten çok sanki bencillik varmış gibi görünür...bana aslında nietzsche ve spinoza hep daha mantıklı gelmiştir....her ikiside ahlakı kabul etmezler..insanın kendi aklının koyacağı yasaları kabul ederler..bu yüzden aslında çaba ve güç istenci gibi şeyler söylerler çünkü belli bi ahlaka uymayacaktır insan..kendisi yapacaktır doğru eylemi başkalarının söylediğini yapmayacaktır...bana kalırsa nietzsche ve spinozanın etik görüşü biraz daha mantıklıdır...çünkü ahlak gibi her topluma göre değişen bir kurallar bütününden çok insanın kendisini düşünmesini ve doğru yolu kendinin bulmasını öğütleyen ve çoğunluklada benmerkezci gibi görünen aslında öyle olmayan bir etik görüşleri var...bana her zaman daha bi mantıklı gelmiştir aristoteles ve kanta göre...fakat tabi kişilere göre değişebilir bu tutumlar...
ancak önerim hem aristoteles nikamokhasa etik,kant saf aklın eleştirisi,iona kuçuradi etik kitabını okumanız..hemde spinoza etika ve nietzsche güç istenci ve ahlakın ahlaksızlığı kitabını okumanız...hangi etik görüşün daha mantıklı olduğuna kendiniz karar verin ama bence ahlaka çok fazla bağlı kalmayın çünkü herkese göre değişen bir kurallar bütünü ahlak..etik ile karıştırılmaması gereken bir şey...ama süreklide karıştırılan etik sanki bir ahlakmış gibi söylenen birşeydir...dikkat edelim bu yanılgılara düşmeyelim..
İyinin ve kötünün başladığı yerde...
burda şöle bi soruda sorulabilir;Kime göre neye göre ahlak.
herkesin anlayışı farklıyken ahlakın ne olduğunu tek bir olayda aramamak lazm.Bence.
Kendimi başkaları,başkalarını kendim için kurban etmeyeceğime varoluş aşkım üzerine andiçerim...
www.soulflytr.com | Soulfly Türkiye Fan Sitesi
Ahlaksal gelişim tabii ki aileyle birebir bağlantılıdr. Sonuçta 'okul evde başlar' diye bi gerçek var değil mi? Ama bakınız, bir çocuğun zeka gelişiminde anne ve babanın genlerinin %35, annenin hamilelik döneminin %20 ve çocuğun yetiştiği çevrenin de %45 etkisi vardır. Böyle bir istatistiğe dayanarak, ahlak bozukluğunun sebebini genetiğe de yükleyebiliriz o halde..
Ama insana düşünme, doğruyla yanlışı ayırma yeteneği verilmiş. Bu yeteneği kullanmayı bilenler, aile tarafından yanlış yönlendirilmiş olsa da, bir süre sonra kendi iradesiyle ahlaksal açıdan doğruyu bulabilecektir bence.. tekrar söylüyorum, beynini olumlu yönde kullanabilenlerden bahsediyorum ben. O insanlar ahlaklıdır diyorum..
doğru ahlak yoktur arkadaşım. böyle bir şey kabul edilemez.
Ahlaksal gelişim tabii ki aileyle birebir bağlantılıdr. Sonuçta 'okul evde başlar' diye bi gerçek var değil mi? Ama bakınız, bir çocuğun zeka gelişiminde anne ve babanın genlerinin %35, annenin hamilelik döneminin %20 ve çocuğun yetiştiği çevrenin de %45 etkisi vardır. Böyle bir istatistiğe dayanarak, ahlak bozukluğunun sebebini genetiğe de yükleyebiliriz o halde..
Ama insana düşünme, doğruyla yanlışı ayırma yeteneği verilmiş. Bu yeteneği kullanmayı bilenler, aile tarafından yanlış yönlendirilmiş olsa da, bir süre sonra kendi iradesiyle ahlaksal açıdan doğruyu bulabilecektir bence.. tekrar söylüyorum, beynini olumlu yönde kullanabilenlerden bahsediyorum ben. O insanlar ahlaklıdır diyorum..
doğru ahlak yoktur arkadaşım. böyle bir şey kabul edilemez.
Böyle kestirip atamazsın açıkla bize o zaman neden olmadığını? Bana göre Platon'un da düşündüğü gibi her şeyin ideal bir hali olduğu gibi de evrensel bir ahlaktan da söz edilebilir mesela.
Jeff Hanneman ile Kerry King kavga ediyorlarmış Tom Araya girmiş düzelmiş
Ahlaksal gelişim tabii ki aileyle birebir bağlantılıdr. Sonuçta 'okul evde başlar' diye bi gerçek var değil mi? Ama bakınız, bir çocuğun zeka gelişiminde anne ve babanın genlerinin %35, annenin hamilelik döneminin %20 ve çocuğun yetiştiği çevrenin de %45 etkisi vardır. Böyle bir istatistiğe dayanarak, ahlak bozukluğunun sebebini genetiğe de yükleyebiliriz o halde..
Ama insana düşünme, doğruyla yanlışı ayırma yeteneği verilmiş. Bu yeteneği kullanmayı bilenler, aile tarafından yanlış yönlendirilmiş olsa da, bir süre sonra kendi iradesiyle ahlaksal açıdan doğruyu bulabilecektir bence.. tekrar söylüyorum, beynini olumlu yönde kullanabilenlerden bahsediyorum ben. O insanlar ahlaklıdır diyorum..
doğru ahlak yoktur arkadaşım. böyle bir şey kabul edilemez.
Böyle kestirip atamazsın açıkla bize o zaman neden olmadığını? Bana göre Platon'un da düşündüğü gibi her şeyin ideal bir hali olduğu gibi de evrensel bir ahlaktan da söz edilebilir mesela.
evrensel bi ahlak olması saçmalık ötesi bişidir..platonun idealarından yola çıkmışsın tamam ordan gidelim...
diyelimki platonun ideaları evrensel tek olan şeyler...peki bu tek olan şeyleri insanların yorumlayışıda tek olacak mı?
hiç bir zaman kesin bir iletişim olmamıştır....
sana örneğin ayıp derim ayıp kavramını sen başka yorumlarsın ben başka yorumlarım...o ayıp ideası hala aynıdır ama o ideayı bizim anlayış şeklimizde farklılıklar vardır...haliyle herkes kendine göre yorumladığı için bi kesinlikten söz edemezsin..bu yüzden evrensel ahlak kurmaya çalışmak çok saçmalıktır....evrensel etik olur anca...yukardaki mesajımı okursan daha net anlarsın...
Her birey benzersizdir. hayatın anlamlı kılması için geliştirmesi gereken de bu benzersizliğidir. her bireyin 'ben'i en yüksek değerdir ve o, kendisi dışında hiçbirşeye karşı sorumlu değildir. bu nedenledir ki ortak bir ahlaki davranış kavramına dayanan bütün düşünceler yanlış ve saçmadır...
STİRNER
(katılıyorum
)
Evrensel ahlak diye bir kavramın olmadığını ben de kabul ediyorum tabii ki.. Ahlakın kişisel bir gelişim süreci olduğunu da.. Ve benim 'kişinin ahlaksal açıdan doğru olanı bulması' dediğim şey de, evrensel ahlakla değil, insan ruhuyla ve seçimlerle bağdaştırdığım bir şeydi..
Ahlak evrenselleştirilemeyebilir, hiç bir şey evrenselleştirilemeyebilir ama kabul edilsin ya da edilmesin, insan ruhunun iyi ve kötü arasında yaptığı seçimler evrenseldir..
İnsanlar kendi vicdanları doğrultusunda, 'kendini koruma' içgüdüsüyle bir takım seçimler yaparlar.. ve bu seçimler de onların ahlakını belirler işte.. bunun da önce insan ruhundaki iyi ve kötü dengesindeki değişimlerle ve bunu yöneten akılla olabileceğine inanıyorum..
Söz gelimi.. para sıkıntısı çeken bir insan düşünelim.. bu insanı hırsızlık yapmaya iten şey, kendi vicdanını ortaya koyup, iyi ve kötü olan arasında, koşulları gereğince yaptığı seçimdir.. onu bu koşullara iten 'sistem' suçludur derseniz; ona da sistemi yaratanlar yine aynı seçimleri yaparak ahlaksal açıdan doğru olandan uzaklaşanlardır derim..
Hırsızlığa, özel anlamda başkasının hakkını yemeye de, ahlaksal açıdan yanlıştır diyebilirim.. bunun toplumun kişileri yönetmek amacıyla koyduğu ahlak kurallarından farklı tutulmasını da isterim burada =) eğer ahlak kurallarını, kural olarak ya da toplumun ya da sistemin dayatmaları olarak değil de, insanın özüne ve yararına yönelik davranışlar olarak görürsek, işin felsefi boyutlarında dolanmanın gerekmediğini de görürüz..
Kısacası ahlak, insan ruhuyla ilgili bir şeydir bence.. Ve özgür iradeyle.. Kişiden kişiye değişen şeyse, seçim yaparken göz önüne alınan çıkarlardır..
Saygılar sunuyorum =)
''Bilmediğini bilmek, bilgeliğin başlangıcıdır.'' - Lady of Avalon
