Forum
ya çok tereddüt ettim ama sonunda açtım bu konuyu ya şimdi her görüşe saygı gösterilcek zaten yani kimse cevap vermek zorunda değil siz bilirsiniz yani ![]()
[color=red](Dışarıda bir yerlerde olduğunu biliyorum)
(Bir yerlerde ruhum için bir şeyler olmalı)
(Birilerini arıyordum, bana ışık tutacak)
(Ama basit birisi değil, sadece geceyi atlatmamı sağlayacak)[/
Ahlak beyindedir. cünkü bedeninide beyninle kontrol edebilirsin.
Es gibt kein richtiges leben in falschen...
orada
-Bütün Kadınlar Şeytandır-
bence bütün insanlar şeytandır sadece kadınlar değil karadul
[color=red](Dışarıda bir yerlerde olduğunu biliyorum)
(Bir yerlerde ruhum için bir şeyler olmalı)
(Birilerini arıyordum, bana ışık tutacak)
(Ama basit birisi değil, sadece geceyi atlatmamı sağlayacak)[/
Ahlakın ne olduğunu biliyor muyuz ki nerede olduğunu tartışıyoruz?
Ahlak var mı bir kere onu düşünelim, epistemolojik de yaklaşılmalı.
Jeff Hanneman ile Kerry King kavga ediyorlarmış Tom Araya girmiş düzelmiş
gereksiz sorulara takılmayayım ama görüş bildirenlere baktım ta bi tırt çıkmıcak..
çok felsefik bişe bu ,felsefe okumuş olmamıza raağmen
delirtir böyle şeyler adamı..
..Notalarına yaklaş aşkın !
Sanırım bu konu felsefe bölümünde daha rahat edecek
Taşıdım ![]()
Ben de insanım lan!
Ahlak beyindedir. cünkü bedeninide beyninle kontrol edebilirsin.
tabi kiminin beyni g.tünde o ayrı.artık neyi nasl kontrol eder bilemem

ahlak demişken ahlak nerde ahlak iyi huyda bnce
Kendimi başkaları,başkalarını kendim için kurban etmeyeceğime varoluş aşkım üzerine andiçerim...
www.soulflytr.com | Soulfly Türkiye Fan Sitesi
bence bütün insanlar şeytandır sadece kadınlar değil karadul
o senin düşüncen, herkese göre değişir tabi
-Bütün Kadınlar Şeytandır-
Sabit evrensel bir ahlak yoktur.
Toplumun o anki içinde bulunduğu toplum yapısına göre bir ahlak vardır.
Feodal ahlak anlayışı, kapitalist ahlak anlayışı gibi.
BURADA
Türkiye'de ilk AIDS vakası...
BİR "etik" lafıdır tutturuldu gidiyor; sanki "ahlak" kelimesinin çivisi çıktı. Her ne kadar "ahlak" kavramının çivisi de, suyu da çıkmış olsa kelimenin günahı ne?
Her işin, her mesleğin, her kurumun "ahlak" kuralı vardır, genel ahlak kuralları dışında, özel kurallara da uymak gerektir.
Nasıl hekimliğin "ahlak" kuralı varsa, gazeteciliğin de, haberciliğin de ahlak kuralına uyulması gerekir.
Şimdi, bu iki mesleğin, bir olayda yan yana gelen ahlak kurallarının örneğini göreceksiniz.
* * *
AIDS hastalığının dünyada bomba gibi patladığı yıllardı, dünyanın belli bölgelerinden hastalığa dair haberler geliyordu. Ama henüz Türkiye'de "AIDS" vakasına rastlanmamıştı.
O günleri çok iyi hatırlıyoruz, gazetecilik "kasabın mal, koyunun can derdinde" olduğu bir iştir, bütün gazetelerin istihbarat servisleri, sağlık muhabirleri seferber olmuştu, hasta var mı yok mu araştırıyorlardı.
Hekimlik de böyle bir araştırma içindeydi, Prof. Dr. Türkân Saylan o günleri hatırlarken, kuralı bir daha hatırlatır; mahremiyet, bu konuda hekimin asla hata yapmaması, hastanın bilgilerini afişe etmemesi gerekir...
* * *
PROF. Saylan o günleri şöyle anlatır:
"AIDS konusu ilk defa yazılmaya başlandığı sırada biz daha hiç hasta görmemiştik, fakat hep okuyorduk, ateş olacak, döküntüler olacak, diye.
O sırada bana bir hasta geldi, genç bir çocuk, yogun bir psoriasisi var, 40 derece ateşli. İnsanın içine doğuyor. O zaman AIDS ile fazla bilgimiz yoktu ama, bir önsezi ile, bu AIDS olmasın, diye düşündük, bunu hastayla konuşmalarımızdan da çıkardık." (
Prof. Saylan, Fransız hekimlerinin "sense clinique" diye adlandırdıkları bu duyguyu hatırlar, hasta daha kapıdan girerken renginden, kokusundan ne olduğunu eski hekimler anlarmış...
"Böyle şey olur mu?" diyeceksiniz.
Prof. Saylan "Bu kuşkusuz bir deneyim birikimidir!" der:
"Hakikaten hastanın renginden, birtakım davranışlarından bazı şeyler anlarsınız... Mesela, hasta, elini karnının bir yanı üzerinde tutarak gelmişse ben zona derim ve zona çıkar. Hasta boynunu açıp göstermeye hazırlanıyorsa pityriasis versi color dediğimiz mantar vardır."
Sonucu uzatmayalım, Prof. Saylan'ın gördüğü ilk AIDS vakasıydı, mecburen test sonuçlarını Sağlık Müdürlüğü'ne bildirdiler ama gizlilik kuralına da tam uyarak...
* * *
BU arada gazeteciler öğrenmişler, ilk defa bir AIDS hastası, hatta gençle konuşup duygularını öğrenmek istiyorlar, o dönemde bu hastalık çok ayıp olarak algılanıyor...
Prof Saylan'ın sevdiği bir gazeteci, hastanın adresini istiyor, röportaj yapacak....
Prof. Saylan gazeteciye şöyle der:
"Türkân Saylan filancayla fingirdedi gibi benim namusumla ilgili bir şey yazsan inan sana kızmam. Çünkü böyle bir şey olmayacağını ben de, herkes de bilir. Ama bu çocuğu bulup böyle bir şey yaptığın zaman önce beni yaralamış olursun, buna izin vermem!"
* * *
PROF. Saylan hastanın adını vermedi, gazeteci "atlama" pahasına öğrenmekten vazgeçti, hasta iki yıl içinde öldü.
Kural mı?
İşte kural budur.
Bu ahlak kuralıdır.
(
Hekim Olmak, İskele Yayınları
bence yüzeysel bir soru bu ahlak beyinde mi bel altında mı sorusunu soruyorsan ahlakı kabul etmiş oluyorsun.Ki herkes için geçerli bir ahlak sistemi var mı? Ki eğer varsa bu sorunun cevabını sen de biliyorsun.
Kuş öldürenler şair olur..
bence ahlak denen şey tam olarak ne?? bunu bulmak lazım..
nedenler yaratırken uzaklaş yavaşça keyifli haller kahvehanenden..
[abyss krynn]
Ahlak beyindedir. cünkü bedeninide beyninle kontrol edebilirsin.
+ 1
Evet. En yalın haliyle bu soruya doğru cevap verilmiş bence ^^
Tabii herşey de olduğu gibi bu konuda da iki boyutlu yaklaşım gerekiyo.. bi de beynini kullanmayı bilmeyenler var malumunuz =) bu tip insan formları için ahlak kavramının bel altıyla bağdaştırılması da gayet doğaldır..
..diye düşünüyorum.
''Bilmediğini bilmek, bilgeliğin başlangıcıdır.'' - Lady of Avalon
Ahlak insanlıktır.İnsanlıktadır.

