Forum
GOETHE-GENÇ WERTER'İN ACILARI...
"Başkalarını kendine göre değerlendirmenin ne kadar budalaca olduğunu her gün biraz daha iyi anlıyorum. Benim,kendimle uğraşmaktan başka herhangi bir şeyle uğraşacak vaktim yok. Kalbim alabildiğine coşmuş. Başkaları beni yolumdan alıkoymasa, onların kendi bildiğine gitmesine aldırmayacağım"
Her hırsı kaybettim; birisi olma arzusu yoktu, Bir şeye ulaşma arzusu yoktu. Yalnızca kendi içime atılmıştım. Bu bir boşluktu ve boşluk insanı deli eder. Ama Işığa giden tek kapı boşluktur. Buna, ancak delirmeye hazır insanlar erişirler demektir.
GOETHE-GENÇ WERTER'İN ACILARI
"Siz insanlar,"diye haykırdım, "herhangi bir şeyden söz ederken, bu yanlıştır, bu doğrudur, bu iyidir, bu kötüdür diye kestirip atmadan yapamazsınız bir türlü. Bu ne demektir? Herhangi bir olayın asıl nedenlerini araştırdınız mı hiç? Bu olayı doğuran, önüne geçilmez hale koyan sebebleri arayıp buldunuz mu? Eğer bunu yapsaydınız, hükümlerinizde bu kadar aceleci olmazdınız "
Her hırsı kaybettim; birisi olma arzusu yoktu, Bir şeye ulaşma arzusu yoktu. Yalnızca kendi içime atılmıştım. Bu bir boşluktu ve boşluk insanı deli eder. Ama Işığa giden tek kapı boşluktur. Buna, ancak delirmeye hazır insanlar erişirler demektir.
MONTAIGNE-DENEMELER
DOSTLUK ÜZERİNE;
"Dost ve dostluk dediğimiz şey,çoklukla ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan,bir rastlantı yada zorlukla elde edindiğimiz ilintiler, yakınlılıklardır. Benim anlattığım dostlukta ruhlar o kadar derinden uyuşmuş, kaynaşmıştır ki onları birleştiren dikişi silip süpürmüş ve artık bulamaz olmuşlardır. Onu niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu ancak şöyle özetleyebilirim: Çünkü o, o idi ;ben de bendim "
Her hırsı kaybettim; birisi olma arzusu yoktu, Bir şeye ulaşma arzusu yoktu. Yalnızca kendi içime atılmıştım. Bu bir boşluktu ve boşluk insanı deli eder. Ama Işığa giden tek kapı boşluktur. Buna, ancak delirmeye hazır insanlar erişirler demektir.
Seven kişi yaratmak ister;çünkü küçümser.sevdiğini küçümsemeyen aşktan ne anlar?
bu arada söz nietzche ye ait![]()
"insanların size karşı olmaları diye bir şey yoktur. Onlar kendilerinden yanadırlar,hepsi bu." İrene Peter.
orada da kıyıların arasında ayrım var mı?orada da kardeş kardeşe kıyar mı?orada da her son bakış özlem,son soluk"ah"mı?orada da sevmek,gülmek ve düşünmek günah mı???
"varolmak susamadan içmek gibi bir şeydir"
sartre
Disconnectus Erectus
kim istemez mutlu olmayı,
ama mutsuzluğa da var mısın...
c. süreya
Disconnectus Erectus
SOKAK FENERİ
ölü bir camdan ağlayan korku
İniyor serseri ve boş geceye
Kaldırımlar bütün sükut,uyku
Her duvar,her kovukta şimdi yine
Bir büyük göz niyaz eder,ağlar
"Bitsin artık bu gizli şüphe!" diye
Korkarım...Saklanır heyulalar
Bana der:İşte bir sahife oku
Sarı gölgemde hasta kalbin var
Ölü bir camdan ağlayan korku
Ali canip yöntem
kibarcık
inanırım ki; insan eninde sonunda her şeye alışır.
biri gelir sorarsa
sana beni sorarsa
gitti der misin
gittiğimi söyler misin
gidiyorum ben sana
benimle gider misin.
Ne vakit şu ağacı ellerimle sarsmaya kalksam, gücüm yetmez buna. Lakin bizim göremediğimiz rüzgâr onu hırpalar ve istediği tarafa eğer. İşin kötüsü; biz en çok, görünmeyen ellerce bükülür ve eziyet görürüz. İnsanların hali ağaçlardan farklı değildir. Yükseklere ve aydınlığa çıkmak istedikçe, kökleri onu toprağa, aşağıya, karanlığa, derine, kötülüğe çeker.
Friedrich Nietzsche
ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıca
neyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimi
tüketen kim. hani bir yarışın sonuna varmış gibi
hani görmeden daha sezmeden her şeyin bittiğini
ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıkla
çökerken üstümüzde bir sözün, ir gümüş kupanın o sebepsiz inceliği
ansızın bir ürperişle: bitti mi, her şey bitti mi
yoo, hayır! öyleyse kimdir tüketen isteklerimi
bir rüzgar, duyulup binlercesi birden bir rüzgar
bırakıp beni bir kenara, bir uzağı, ya da bir boşluğu bırakır gibi
ve ben hazırımdır bir süre unutulmaya
ama hep sorulur gibidir benden: ben şimdi ne yapsam acaba
ben şimdi ne yapsam, ben işte ne yapsam kaç kere yalnız
kaç kere yalnız, ama kaç kere yalnız, gene kaç kere insan olmalarımla
edip cansever.
...benim servetim kitaplarım diyordu o.
kitaplarım yani hayatım
...
kitaplar alıp götürmüştü onu.geçip gitmiş zamanlara,özge dünyalara;avrupalara,kongrelere,bildirilere...sahaflar çarşısı'na...
gecenin soluğunda sarı farlar,kornalar,başa yetişmek için aceleci,sankı sonu gelmeyecekmiş gibi kayıtsız...
bir silgi gibi tükendim ben. başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım : mürekkeple yazmışlar oysa. ben, kurşunkalem silgisiydim. azaldığımla kaldım.
oha süper. ![]()
ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıca
neyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimi
tüketen kim. hani bir yarışın sonuna varmış gibi
hani görmeden daha sezmeden her şeyin bittiğini
ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıkla
çökerken üstümüzde bir sözün, ir gümüş kupanın o sebepsiz inceliği
ansızın bir ürperişle: bitti mi, her şey bitti mi
yoo, hayır! öyleyse kimdir tüketen isteklerimi
bir rüzgar, duyulup binlercesi birden bir rüzgar
bırakıp beni bir kenara, bir uzağı, ya da bir boşluğu bırakır gibi
ve ben hazırımdır bir süre unutulmaya
ama hep sorulur gibidir benden: ben şimdi ne yapsam acaba
ben şimdi ne yapsam, ben işte ne yapsam kaç kere yalnız
kaç kere yalnız, ama kaç kere yalnız, gene kaç kere insan olmalarımla
edip cansever.
