İçeriğe geç

Forum

Paul M. Verlaine-La...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Paul M. Verlaine-Lanetlenmiş Şair(ler)

6 Gönderiler
1 Üyeler
0 Reactions
4,129 Görüntüleme
Tristram
(@tristram)
Gönderiler: 59
Trusted Member
Konu başlatıcı
 
[#11887]

30 Mart 1844 yılında Fransa’nın Metz kasabasında doğan ünlü şair Verlaine, Fransa'da ve dünyada hala en çok okunan şairlerdendir. Verlaine, 1862’de liseyi bitirdikten sonra bir sigorta şirketinde memur olarak çalışmaya başladı. Çalışırken bir yandan da şiir yazıyordu. Paris’te Mallarme, Villiers de L’isle-Adam gibi şiirlerle ve Parnasçı şiir akımının temsilcileriyle tanıştı. 1866 yılında “Çağdaş Parnas” adıyla yayımlanan derlemeye o da sekiz şiiriyle katkıda bulundu. Aynı yıl, Baudelaire ve Charles-Marie-Rene Leconte de L’isle’in etkisindeki şiirlerinin yer aldığı ‘Zühal Şiirleri’ adlı ilk kitabı yayımlandı.

1869’da çıkan ‘Çapkın Törenler’ Parnasçı şiir öncüsü Gautier’nin savunduğu, ‘resmi şiire dökme’ anlayışına uygun olarak, 18. yüzyıl ressamlarının yapıtlarını, şiirlerinde yansıtmaya çalıştı. Şiirleriyle olduğu kadar şiir ve şairler üstüne yazdığı yazılarıyla da sanat evreninde önemli bir yer tutan Verlaine, 1870’te büyük bir aşkla bağlandığı Mathilde Maute’yle evlendi. O yıl yayımladığı “Tatlı Şarkı”, karısına yazılmış aşk şiirlerinden oluşuyordu. 1872 yılında karısını ve yeni doğan çocuğunu bırakarak Paris’i terketti. Kendinden on yaş küçük olan Arthur Rimbaud ile aralarındaki tutkulu ilişki, Brüksel ve Londra’da birlikte sürdürdükleri serseri yaşam, yeni şiirlerine esin kaynağı oldu.

1873’te Brüksel’de, duygusal bir kriz anındaki bir kavga sırasında kendisinden ayrılmak isteyen Rimbaud’a ateş ederek yaraladı ve iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1880 yılında yayımlanan ‘Usluluk’ şiirleri, bu Katolik döneminin duygusal arayışlarını dile getirir. 1875’te hapisten çıktıktan sonra bir süre tam bir rahip yaşamı sürdürdüyse de, daha sonra Stuttgart’a Rimbaud’yu görmeye gitti. Ünlü bir şair olmuştu ama son yıllarını kira odalarında, akıl hastanelerinde, yalnızlık ve yokluk içinde geçirdi. Şiiri, daha önceki dönemlerindeki gücünü kaybetmiş olsa da, yazmayı sürdürdü.

Verlaine, ilk dönemlerinde romantizme tepki olarak başlayan ve biçimsel yetkinlik temelinde öznellikten uzak, arı bir şiire yönelen Parnasçı şiir akımından etkilendi, ancak daha sonraki yıllarda Parnasçılık’tan uzaklaştı. Tüm dünyada kendinden sonra gelen şairler üzerinde iz bırakan Verlaine için önemli olan; kesinlikten uzak, yer yer belirsiz ve kapalı, kolay yakalanamayan, esnek ve uçucu bir şiir dilinin yaratılmasıdır. 8 Haziran 1896 yılında ölen şair, şiirlerinde değişik ölçüler kullanarak ölçüde tekdüzeliği bozdu, durakları kaldırdı, özgür dizenin ve serbest şiirin kuruluşunu hazırladı.


 
Gönderildi : 13/06/2006 9:24 pm
Tristram
(@tristram)
Gönderiler: 59
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

Bağ Bozumu

Başımızdan bir şarkıdır yükselir
Belleğimizin yok olduğu an.
Kanımızın şarkısıdır duyulan
Ki uzak bir musiki gibi gelir.

Dinleyin bu kanımızdır ağlayan,
Ruhumuz bizi terkedip gidince,
O ana dek işitilmeyen ince
Bir ses gelir başlar başlamaz susan.

Ey şarap, kan; kızıl üzüm kanının
Kara damar şarabının kardeşi,
Tanrısal iksirleri insanların.

Şarkı söyleyin, ağlayın, belleği
Ruhu atın; karanlıklara değin
Garip bedenimizi sürükleyin.


 
Gönderildi : 13/06/2006 9:25 pm
Tristram
(@tristram)
Gönderiler: 59
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

Dans Edelim Gel

Gözlerini severim en çok,
Gökteki yıldızlardan parlak;
Bir parça da baştan çıkarak.
Dans edelim gel!

Ne halleri vardı, sahiden,
Bedbaht aşığı berbat eden
onun için hotu zaten.
Dans edelim gel!

Doldrulamadı hala yeri,
Gülden ağzının öpücükleri
Kalbimde öldüğünden beri.
Dans edelim gel!

Dizi dibinde oturduğum
Zamanları hatırlıyorum;
Bu, işte bütün varım yoğum.
Dans edelim gel!

(Türkçesi: O.Veli Kanık)


 
Gönderildi : 13/06/2006 9:26 pm
Tristram
(@tristram)
Gönderiler: 59
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

Green

İşte yemişler, çiçekler, yapraklar ve dallar
İşte kalbim, çarpıntısı yalnız senin için!
O bembeyaz ellerin kalbimi kırmasalar!
Bu küçük armağanı dilerim hoş göresin.

Ben geldim ite, çiğlerle bezenmiş olarak;
Alnımda seher yelinin dondurduğu çiğler,
Yorgunluğumu alsam ayakucunda bırak!
Halay etsem o tatlı demleri birer birer.

Bırak unutayım başımı taze göğsünde!
Hala aklımda lezzeti son öpüşlerinin.
Hayırlı fırtınadan sonra sakin, asude,
Uyusam biraz, madem uzanmış dinlenirsin.

(Türkçesi: C.Sıtkı Tarancı)


 
Gönderildi : 13/06/2006 9:27 pm
Tristram
(@tristram)
Gönderiler: 59
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

VERLAİNE

Bir şarkı
söyliyemiyeceğim şarkı
uyumuş kalmış dudaklarımda

Bir şarkı
söyliyemiyeceğim şarkı.

Hanımeli çiçeğinin üstünde
bir kurttu parıldıyan
ve mızrak gibi atıyordu ay
ışıklarını suya.

Düşünü gördüm o zaman
şarkının
söyliyemiyeceğim şarkının.

Şarkı dudaklar dolusu
uzak oluklar dolusu
şarkı saatler dolusu
karanlıklarda yitik
civan yıldızlar şarkısı
sürekli bir gün üstünde.

Federico Garcia LORCA

bu şiir dünyaca ünlü ispanyol şair yazar Federico Garcia LORCA'nın VERLAİNE için yazdığı şiirdir.


 
Gönderildi : 15/07/2006 11:33 am
Tristram
(@tristram)
Gönderiler: 59
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

GÖK ÖYLE MAVİ

Gök öyle mavi,öyle durgun
Damlar üzerinde
Yeşil bir dal sallanadursun
Damlar üzerinde

Ürpertip gökyüzünü birden
Bir çan tin tin eder.
Bir kustur su ağaçta öten;
Türküsünü söyler.

İşte hayat! aç gözünü gör;
Bak ne kadar sade.
Her günkü sakin gürültüdür.
Şehirden gelmekte.

Ey sen ki durmadan ağlarsın,
Döversin dizini;
Gel söyle bakalım ne yaptın,
Nettin gençliğini?


 
Gönderildi : 18/07/2006 11:07 pm
Paylaş: