İçeriğe geç

Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

Nietzsche...

120 Gönderiler
61 Üyeler
0 Reactions
34 K Görüntüleme
sentenced_1303
(@sentenced-1303)
Gönderiler: 810
Prominent Member
 

Benim derdim laf yetiştirmek olsa lafı direkt olarak sana söylerdim, ortaya attığım laflara atlayan sensin sana kemik atmadığım halde. Ben gayet güzel okuyorum, yorumluyorum. Senin de okuduğunu zannediyorum ama anlayabildiğini düşünmüyorum. İlk mesajımda istediğim şeyi bu kadar laf salatasından sonra yazmışsın, yine de sağol. ''Felsefe yapmak'' lafı da ortaokul düzeyi bir laf olduğu için gayet ilgimi çeken bir kelime oldu, onun için ayrıca teşekkür ederim. Benden bu kadar. Vücudunun en üzerindeki naçizhane organını daha randımanlı kullanman dileğiyle...


R.I.P Miika Tenkula (1974-2009)

 
Gönderildi : 11/09/2006 12:29 am
lyss
 lyss
(@lyss)
Gönderiler: 46
Eminent Member
 

Gönderen: @sentenced-1303
Benim derdim laf yetiştirmek olsa lafı direkt olarak sana söylerdim, ortaya attığım laflara atlayan sensin sana kemik atmadığım halde. Ben gayet güzel okuyorum, yorumluyorum. Senin de okuduğunu zannediyorum ama anlayabildiğini düşünmüyorum. İlk mesajımda istediğim şeyi bu kadar laf salatasından sonra yazmışsın, yine de sağol. ''Felsefe yapmak'' lafı da ortaokul düzeyi bir laf olduğu için gayet ilgimi çeken bir kelime oldu, onun için ayrıca teşekkür ederim. Benden bu kadar. Vücudunun en üzerindeki naçizhane organını daha randımanlı kullanman dileğiyle...

felsefe yapmak lafı alaylı bi kullanımdır. yani küçümsenen. ve bende orda o yüzden onu kullanmıştım.umarım anlarsın

ayrıca dediğim gibi. "nihilizm ve nietzsche nin nihilizmi şeklinde ayıranlar" ifadesini kullanmışsın. bunu yapan iki kişi var. ki eğer ayıranLAR demesen yada bunu yapan üç kişi olsa üstüme alınmayabilirdim. ama burda başka bi olasılık yok.umarım bu mantıksal çıkarımı anlarsın.

"kemik atmak" lafından sonra dicek bişeyim kalmıyor.buyur egonu tatmin etmeye dvm et. ama benden bu kadar


Bütünüyle hoşnut bi adamın ağzı birayla doludur.
Mısır Atasözü MÖ.2200

 
Gönderildi : 11/09/2006 12:38 am
elend
(@elend)
Gönderiler: 209
Estimable Member
 

niçe.. hmm.. will 2 power..

neden bu kadar popülerleşiyor ki bu adam?

kızkardeşine aşık olan tek o muydu? o kadar genç filoloji profesörü olan sadece oydu ok. neyse. uzun konu. uğraşmak anlamsız.


 
Gönderildi : 11/09/2006 1:11 am
(@lethee)
Gönderiler: 442
Reputable Member
 

nietzsche kız kardesine falan aşık deildi... of ne anlatıyorm ki,nietzschenin görüşlerini tartışmak yerine millet yine magazinsel kısma takılmış....bi yorum yapılcaksa bu onun felsefeye bakış acısı üzerine olmalı...
nietzsche nihilizmi die ayırmanın temelinde onun nihilist olmadıgnı göstermek varsa pes der susarım... insanlar bildiklerinin en dogru oldugunu düşünüyo galiba bıseyler anlatmaya calışmak anlamsız bir caba....


özgürlüğün geldiği gün, o gün ölmek yasak...

 
Gönderildi : 11/09/2006 8:27 pm
(@m-tarlasi-13222)
Gönderiler: 155
Estimable Member
 

şu aralar nietzche okumak IN ortamlarda.


 
Gönderildi : 11/09/2006 10:57 pm
elend
(@elend)
Gönderiler: 209
Estimable Member
 

niçe nihilistik davranmaz, hristiyan değerlerine karşı nihilisttir, ama yeni değerler kuran biridir. siz, eğer niçenin ürettiği yeni değerleri bana savunursanız, nihilist olamazsınız.
magazinsel kızım, evet aşıktı, bu onu ünlü de yapıyor evet, biz de bunu konuşacağız bunu da bil, artı, burada yazan tanıdığım bir iki kişi benle birlikte niçenin nerdeyse tüm kitaplarını "derinlemesine" okumuştur-bilir, bunu da eklemeliyim. anlatmaya gerek duymayanlar, bunu saçma bulanlar var burada yani. sadece magazinini konuşmak konsepte daha uygun.


 
Gönderildi : 13/09/2006 4:12 pm
(@lethee)
Gönderiler: 442
Reputable Member
 

Gönderen: @elend
niçe nihilistik davranmaz, hristiyan değerlerine karşı nihilisttir, ama yeni değerler kuran biridir. siz, eğer niçenin ürettiği yeni değerleri bana savunursanız, nihilist olamazsınız.
magazinsel kızım, evet aşıktı, bu onu ünlü de yapıyor evet, biz de bunu konuşacağız bunu da bil, artı, burada yazan tanıdığım bir iki kişi benle birlikte niçenin nerdeyse tüm kitaplarını "derinlemesine" okumuştur-bilir, bunu da eklemeliyim. anlatmaya gerek duymayanlar, bunu saçma bulanlar var burada yani. sadece magazinini konuşmak konsepte daha uygun.
canım benim bı kere tanımadıgın bırı olan bana daha dogru hitap etmenı rica ediyorm... siz o bıkac kısı nietzsche yi okumussunuz tebrik ettim anladınız mı o kısma hiç girmiyorm, benim nietzsche hakknda neyi nekadar yaptığımı bılıyo musun yok ... o zaman sus bence bu forum tartışma yeri deil zaten fikir beyan ediyorz... cogitonun nietzche özel sayısını okumanı tavsiye ederim en azından onu oku da engin nietzsche bilgilerin üstüne bi yenisi daha eklensin...


özgürlüğün geldiği gün, o gün ölmek yasak...

 
Gönderildi : 15/09/2006 9:18 pm
(@aletheia)
Gönderiler: 1089
Noble Member
 

nietzsche=yaşam filozofu
Dünya, başlangıç ve sonu olmayan güçlerin muazzam bir birikimidir. Söylenebilecek tek şey oluşun sonsuz bir akım olduğu, bu sonsuzluk içinde olan şeyin tekrar tekrar ortaya çıktığıdır. Varlıkta tekrarlar vardır. Bu, ebedi döngü, sonsuz dönüştür. Her şey oluşur ve tekrar geri döner. Bundan kaçmak olanaklı değildir. İşte bu şekilde var olan varlığın en iyi tanınan biçimi yaşamdır. Yaşam özellikle güç toplama, güç biriktirme istencidir. Bu dönüşte tekrarlananlar, yaşamda tekrarlananlar yaşamın özünde olan şeylerdir. Her yaşayan varlıkta gördüğümüz şeylerdir. Örneğin acı; yaşamda acının yeni yeni türlerini tekrar tekrar yaşamayan canlı yoktur. Acı yaşamın özündedir, hep vardır. Sevinç, mutluluk, yılgınlık, güçlenme, güçten düşme; bunlar hep tekrarlanır. Yaşamda var olma, kendini güçlü kılma demektir. Çünkü yaşam güç istencidir. Bu anlamda yaşam yaşanmaya değerdir. Yaşama bütününde evet demek gerekir. Binlerce şeye hayır desek de yaşama bütününde evet demeliyiz. Bu da elbette ki güce bağlıdır.

Bedenden kurtulup tanrısal olma diye bir şey olamaz. Bu yaşama aykırıdır. İnsan ne kadar bastırmaya çalışırsa çalışsın, içgüdülere sahiptir ve çoğunlukla onlara göre hareket eder. Aklı ve bilgiyi yüceltmenin arka planında da kişinin güçlü olma içgüdüsü yatar.
Nietzsche’ye göre 19. yüzyılda kültür çöküş içindedir. Bu çöküşün, yozlaşmanın nedenini araştırıyor. Yozlaşma, yalnızca kültüre ilişkin değil; yaşamın kendisinde var olan organik, fizyolojik bir öğedir. yaşamın, yaşamdaki büyümenin zorunlu bir sonucudur.
Nietzsche, kendi çağını, 19. yy’da Batı felsefesini şu açılardan eleştiriyor:
I.Hıristiyanlık; halkın Plâtonculuğu
II.Metafizik düşünce geleneği(Sokrates ve platon ile başlayan)

“Ahlak, bir varlığın yaşam koşullarıyla ilgili olan değerlendirmelerinin bir sistemi ya da dizgesidir.”
yozlaşma ile olan ilgisi bakımından iki tür ahlak vardır: Biri; sağlıklı içgüdünün, ortaya çıkan yozlaşmaya karşı kendini koruduğu ahlaktır. Diğeri ise kendini bu yoalaşma ile dile getiren, haklı çıkaran, kendini batışa sürükleyen ahlaktır. İlki yaşamdan yana değerler koyan, değerleri yaşama uygun olan ve olmayana göre belirleyen, yaşamı ve kültürün seviyesini yükselten ahlaktır. Bu ‘efendi ahlakı’dır. İkincisi yaşama karşıt, yaşamı yadsıyan değerler dizgesidir. Bu da ‘köle ahlakı’dır. Tarih boyunca bütün ahlak biçimleri bu iki türden oluşmuştur. Modern kültürde köle ahlakı vardır. Efendi ahlakı kavramında soylu ve efendi derken kastedilen yaşamdan yana değerler koyan, yaşamdaki dengeyi bulan kişidir. Diğeriyse tam tersidir. Din de yaşama ilişkin olarak yaşama uygun değerlendirmeler yapabilir Ama ne zaman ki sürü ahlakı olmaya başlar, işte o zaman yaşam karşıtı olur. Bütün Hıristiyan ahlakı buna dayanmaktadır. Modern toplumda décadence olmasının nedeni köle ahlakına göre, sürü içgüdülerine göre değerlendirmeler yapılmasıdır. Bu sürü formunda, bizim iyiler dediğimiz vardır hemen onun karşısında da kötüler vardır. Bu, değer levhasıdır. Yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenler belirtilmiştir. Oysaki yaşam bu formun içine sokulamaz. Çünkü yaşamın kendisi bu kavramları tanımaz. Yaşamı bir çizelgeye bağlayamayız. Bütün bunların ötesinde düşünmek gerekir. Bizler sırtına yük vurulup çöle gönderilen develer değiliz.
yozlaşmanın mantıksal sonucu –ve en önemli sonucu- nihilizmdir. Bu çağın kültürünün adım adım sürüklendiği nihilizm, bir yandan çağa özgü, çağın yaşamak zorunda olduğu bir durumdur; diğer yandan da psikolojik bir durumdur. Nihilizm şudur: değer, anlam ve istenilecek bir şeyin radikal bir biçimde reddedilmesi, ‘niçin’ sorusuna yanıt eksikliği, hedef yokluğu, en yüksek değerlerin değerden düşmesi, hakikatçilik karşısında tiksinti… değer dizgelerinin eninde sonunda yalan olduğu açığa çıkar. Her saf ahlaksal değer nihilizme sebep olur.

nietzsche nihilist değildir..
Nihilizmi ve batı felsefesinin çöküşünü dile getiren ilk filozoftur.
"Sürünün hakikatlerine inançsızlıkla nihilistler ortaya çıkar. Nihilizmi yaşayan söz konusu olduğunda, iki anlamda nihilizm vardır: Ya hakikatlere başkaldırı olarak ‘aktif nihilizm’, ya da her şeyin değersiz olduğunun düşünüldüğü, tinin gücünde gerileme olarak ‘pasif nihilizm’. Başkaldırıya güç yetmemesi durumunda, hiçbir şeyin değeri yok düşüncesi oluşur ve bu felaket getirir. Sonucu yıkıcı olur. Aktif nihilizm durumu bir geçiş durumudur. Bu geçişte tinin gücü o kadar büyür ki, hedefler ona yetmez.Yaratıcı insanlar ancak aktif nihilizm durumundan çıkabilir. Ancak değerleri yıkan yaratıcı olabilir. Tinin gücünde yükselmeye neden olan şey, hakikatlere karşı baş kaldırmadır. Yaratıcılar, üst insanlar bunu yaşamış olan, bu aşamadan geçmiş olan inanlardır. “Bir tapınak kurulacaksa, öncelikle eski tapınak yok edilmelidir.” Yaratıcı insanın öncelikle iyinin ve kötünün ötesine geçmesi, immoralist olması gerekir. Yoksa kişi kendisi olamaz, sürüden biri olur. Bunları sorgulamak dışına çakmak gerekir. ‘Şunu yapmalısın’ ın karşısına ‘ben isterim’ gelmelidir. Bu kişi aktif nihilisttir. Değerlere el sürmeyenden yaratıcı olmaz. Çağın durumunu karakterize eden nihilizm, inançların yitirilmesidir."

kendisi, nihilizmi aştığını söyler. eğer nihilizmden kurtulursa insan tıpkı çocuklar gibi dünyaya aracısız baklmayı başarabilir. aracısız derken de herhangi bir değer tablosunun arkasına gizlenmeden demek istiyor. yani realiteyle ve varlıkla kendi ilgilerini kendileri kuruyorlar. özgürlüğün söz konusu olması için öncelikle sürüden ayrılmak ve bu aşamalardan geçmek gerekir. aynı zamanda üst-insana ulaşmaktır bu.

nietzsche'nin karşı olduğu hıristiyanlık, aziz pavlus'un yaymış olduğu hıristiyanlıktır. Pavlus, İsa’nın çarmıhtan göğe yükseldiğini, onun tanrının oğlu olduğunu ilk kez dile getiren ve yayan kişidir.
Hıristiyanlık merhamet dinidir, acımanın dinidir. Acıma, depresif ve bulaşıcı içgüdüdür; yaşamı koruyan, değerlerini artıran içgüdülerin tümünün önünde durur. yozlaşmanın ilerlemesinin başlıca araçlarındandır. Oysaki Hıristiyanlık için merhamet bir erdemdir. İsa, yeryüzündeki acıları paylaşmak ve kurtuluşu gerçekleştirmek için sonsuz işkenceleri göze almıştır. Acıma hiçliğe inandırır çünkü bu dünyada acı çekilir, kurtuluş öte dünyadadır düşüncesi hakimdir. Hıristiyanlar ise buna hiçlik demez; tanrı, ahiret, gerçek yaşam der. Yaşamın ağırlık noktası artık, öteye yerleşir ve gerçek ağırlık noktası ortadan kalkar. Öte dünya değerli oldukça, bu dünya değersizleşir. Bu dünyada çekilen acılar ruhu arındırır. Bu değerden düşürme yüzünden Hıristiyanlık nihilistik bir dindir. yozlaşmış öğeler taşır. Toplumda en alt katmanda yer alanların kurtuluş arayışlarının sonucudur. Bu kurtuluş ahlaksal bir süreçle gerçekleşecektir inanca göre. Hıristiyanlık yerlerde sürünenlerin, yüksektekilere olan başkaldırmasıdır. Zayıf olanların, güçlü ve soylu olanlara hıncının ifadesidir. Bir hınç ahlakı geliştirilmiştir. Din formundan çıkıp bir ahlak formuna dönüşmüştür. Kendi başına ele alındığında, din her zaman ahlak ile birlikte olmak değildir.(ahlak dizgelerini gözetmeyen dine karşı değildir nietzsche) Örneğin; paganlık doğallığa bir evet deyiştir. Değer tabloları yoktur, ahlak yoktur. Din ne zaman ahlaksal bir forma bürünürse, o zaman doğallığını yitirir. Dinler ahlaka olan inançla ortadan kalkmıştır. Hıristiyan dünyanın ahlaksallaştırılması temeline dayanır yani doğallığın yitmesine.

İsa, vazedilen Hıristiyanlıktan farklı bir konumdadır. Bugün Hıristiyanlık adına olan her şeyi, Pavlus ile dogma haline gelen şeyleri İsa reddederdi. İsa, kendini tanrı gibi hissetmek için nasıl yaşanması gerektiğini göstermiştir. Bu bir içselliktir. Tanrının krallığı, tarihsel olarak gelecek bir şey değil; kişinin içindeki duyusallıktır. İsa’nın ölümüyle Hıristiyanlık da ölmüştür. “Yalnızca bir Hıristiyan vardı, o da çarmıhta öldü.”

şimdiki hıristiyanlık şudur, Yeryüzünde acı çekenler, Hıristiyanlar günahsızdır; kurtuluş onlar için gelecektir, tanrının krallığındaki yerleri hazırdır. İşte bu anlamdaki Hıristiyanlık zafer kazandı ve soylu düşünme biçimi ortadan kalktı. Bu ayak takımının zaferi oldu. Herşey Hıristiyanlaşmakta, ayak takımı haline gelmektedir. Hakiki olanın insanı aşan bir şey olduğu, ona inayetle ulaşılacağı düşünüldü. Bu da insanın değerinin düşmesidir. Ve sonuç nihilizmdir.

İnsanlar arasında eşitlik yoktur. Doğada eşitlik yoktur. Adalet bunu buyurur, bunu gerektirir. Belirli değer yargılarını ortaya koyanların psiko-fizik yapılarına bakmak, onlar arasındaki yapı farklılıklarını göstermek gerekir. Hayat bizi hep değerlendirmeler yapmaya zorlar, yüklediğimiz değerler bizlere bağlıdır. Hayattan nasibini almamış biri, hayattan bir kaçış niteliğinde değerlendirme formu getirir örneğin. Hasta yapılılar, zayıf insanlar, nasibi kıtlar hayatı değerlendirirken hayata uygun değerlendirme yapamazlar. Yapıları gereği, yaptıkları değerlendirmeler de hasta olacaktır. İnsanlar genel bir insanlık idesine göre değerlendirilemez. İnsanlığı bir bütün olarak alıp, arada bir fark görmemek sürüce bir şeydir. Amaç, daha yüksek insan tipinin yetiştirilmesidir. Eğitimin amacı da budur. Alt tiplerin yok edilmesi düşüncesi yok. Bunun olanağı da yok. Çünkü bu tipler zorunlu olarak olmak durumunda. Bir toplumda her zaman zayıf, hastalıklı insanlar olacaktır, bu kaçınılmazdır. İnsanlığın hedef olarak koyması gereken şey, sağlıksız değerlendirme biçimlerinin kültürü ele geçirmesini önlenmek olmalıdır. Kültürler arasındaki fark da hangi değerlendirme biçimini egemen olduğuna bağlıdır.

Yapıca farklılıkları bakımından iki tür insan var: sürü insanı ve üst-insan. (üst-insan; trajik insan, yaratıcı insan, dionik insan) bu ikisi arasında da iki tip nihilist var: aktif nihilist ve pasif nihilist. [Zerdüşt’te deve(sürü insanı), aslan(özgür insan) ve çocuk(yaratıcı insan) tipleri var.]
Bu insan tipleri ahlaki yani iyi ve kötü değerlendirme biçimleri ile bağlantılı olarak ortaya çıkmaktadır. Ahlaki değerlendirme biçimleri sürüce değerlendirme biçimleridir. Toplumun en sıradan tiplerinden en üstlerde olanlara kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Toplumda birinin iyi ya da kötü olarak değerlendirilmesi, onun ahlaksal değerlendirmeleri açısındandır. İyi denilenler, sürüye iyi ayak uyduranlardır. Sürü insanı, ahlakın iyi ve kötü gördüğüne göre değerlendirme yapandır. Sürüye ayak uydurmak için iyiyi yapan, kötüyü yapmayandır. İyi insanlar; yaratıcı ve güçlü olana karşı kendilerini güçlü kılmak isterler. İyiler yaratıcı değillerdir; yaratıcılara düşman olurlar, çarmıha gererler.

üstinsan:En önemli özelliği gerçeklikten kopmamış, ona yabancılaşmamış olmasıdır. Realitenin bütün kuşku uyandırıcı ve korkutucu yönlerin kendisinde taşır; realitenin kendisidir. Bu anlamda da büyüktür. Artık herşeyi kendi gözleriyle görür. Kişi nasıl kendisi olur? Bütün iyi ve kötü değer tablolarını yıkmakla, onun belirlenimlerinin dışına çıkmakla olur. Üst-insan yeryüzünün tek anlamıdır. Bu anlam; realiteye, yaşama yeni değerler koyarak, eskilerin değersizliğini göstererek ortaya çıkar. Bununla beraber, varlık çemberinin sonsuz dönüşünü de kavrar. Başlangıcı ve sonu olmayan dönüşü kavrar. Sonsuz oluşa ve yaşama evet der. Trajik insan oluşu, bu evet deyişte yatar. Evet demekten başka bir çare yoktur çünkü kaçış yoktur. “Üst-insan, gerçekliği bir maya perdesi arkasından görmez. Yaşamı tüm çıplaklığıyla görecek cesareti vardır.” Yaşamın acılarına da evet der, yaşam bize haz yanında acı da verir. Kendi kaderine evet demek gerekir. Ama tanrısal manada kader değildir kastedilen. Yaşamak zorunda olduğu kaderdir. (kader sevgisi: amor fati) bu nedenle insanlar arasındaki hiyerarşide üst-insan en üstte yer alır. Yüzyılların istencine yön veren, en üst insandır. Hedef insanlık değil; üst-insan olmalıdır.


 
Gönderildi : 17/05/2007 11:13 pm
(@aletheia)
Gönderiler: 1089
Noble Member
 

Her şey gider ve herşey geri gelir; var olmanın çarkı ebediyen döner. Her şey ölür ve her şey yeniden çiçek açar; var olmanın mevsimi ebediyen devreder.
Her şey kırılır, her şey yeniden yapılır; var olmanın evi kendini ebediyen kurar. Her şey münferittir ve her şey yeniden buluşur; var olmanın halkası ebediyen kendine sadık kalır.
Her an yeniden başlar var olma; her ‘burada’nın etrafından döner ‘orada’nın topu. Orta, her yerdedir. Eğridir oku ebediyetin.


 
Gönderildi : 17/05/2007 11:19 pm
(@aletheia)
Gönderiler: 1089
Noble Member
 

nietzsche de üstün insan diye bir şey yok. türkçe ye bazı çevirilerde ya da makalelerde bu söylem vardır ama yanlıştır, "üst-insan" dır doğrusu


 
Gönderildi : 17/05/2007 11:26 pm
Soguk_Beden
(@soguk-beden)
Gönderiler: 1745
Noble Member
 

ilk tanıştığımda hayatımda iyi ve kötü değişikliklere yol açan bunu başarabilien zeki bi insan

:::+Ç


XXXBizLer AnneLerin Sokakta ÇocukLarına Büyüyünce BöyLe oLma Diye Gösterdiği Büyük ÇocukLarız.XXX

 
Gönderildi : 20/05/2007 6:04 am
damnedlord
(@damnedlord)
Gönderiler: 566
Honorable Member
 

herkes tanır, bazıları okur ve çok azı anlar. böyle bir adamdan bahsedilirken, bu kadar yanlış bilgilerin ortaya atılmasıda gayet normal.

hepsini okuyamadım, birkaç sayfaya bakabildim.
bariz bir iki yanlış bilgi var.
nihilizmin kurucusu kesinlikle değildir.

nihilist midir? hayır değildir. (çekiçle felsefe yapan bir kişilik olduğu için anlatımlarında nihilistlere özgü tabirler ve etkilenmeler kaçınılmazdır. yanlış anlaşılmalar bundan kaynaklanıyor heralde.)

bir de kardeşine aşıktı gibi bir yorum var. o da yanlış yok öyle birşey.


ibneler sizi

 
Gönderildi : 28/05/2007 11:22 pm
frank
(@frank)
Gönderiler: 41
Eminent Member
 

Kim ısıtır beni bir daha, kim sever?
Uzat sıcacık ellerini!
uzat gönül mangallarını!
Boylu boyunca uzanmış,ürperti içinde,yarı ölüler gibi,ayakları ovuşturulan,
Sarsılmışım, ah! Bilmediğim bir yüksek ateşten ötürü zangır zangır titrerken,buzdan oklarla avlamışsın beni,düşünce!
Nitelendirilemez!Gizli kapaklı!Tüyler ürpertici
Sen,bulutların ardındaki avcı!
Şimşeklerin yüzünden hasta düşmüştüm,
sen istihzalı göz,bana karanlık bakışlar atan!
Yatıyorum öylece,
kıvrılmış,iki büklüm,acısını çekmiş olarak
tüm ebedi ezaların,
vurulmuş olarak,
sayende,zalim avcı
ey meçhul -tanrı...
Derine vur!
Vur bir kez daha!
İtip kakala, parçala bu yüreği!
Bu eza da neyin nesi uçları
körelmiş oklarla?
Neyi dikizliyorsun yine
yorgun düşmedin mi insana verdiğin ezadan,eziyet etmekten haz alan Tanrı şimşeği gözlerle?
Öldürmek değil istediğin,
yalnızca zulüm,zulüm?
Maksadın ne-beni üzmek mi,
sen,eziyet etmekten haz alanan meçhul Tanrı? Ha ha!
Gizlice sokuluyorsun,sürüne sürüne
böylesi bir gece yarısında? ..
Nedir istediğin?
Konuş!
İtip kakıyorsun beni,sıkıp sıkıştırıyor -
Ha!yakınsın hem de çok!
Duyuyorsun soluğumu,
kulak misafiri oluyorsun yüreğime,
sen,eykıskanç! -hal böyleyken kıskançlık niye?
Def ol! El Sürme!
Ne için bu merdiven?
gitmek mi istiyorsun içeri,
yüreğime tırmanmak,
en mahrem
düşüncelerime tırmanmak?
Utanmaz! Meçhul! Hırsız! Çalmak istediğin ne?
Duymak istediğin ne?
Yapmak istediğin eza ne,
ey zalim!
ey -Cellat Tanrı!
Yoksa bir köpek gibi,
yuvarlanmam mı gerekiyor önünde?
Uzatıp patilerimi,kendimden geçerek sevginle -kuyruk mu sallamalıyım?

Nafile! İğnele habire!
Zalim diken!
köpeğin değil- avınım senin yalnızca,
zalim avcı!
senin en gururlu esirin,
bulutların ardındaki eşkıya...
Konuş artık!
Sen şimşeklerin ardına saklanan! Meçhul! konuş!
Ne istiyorsun,yol kesen haydut, b e n d e n?
Ne?
Fidye mi?
Fidye olarak ne istiyorsun?
Fazla talepte bulun - bu okşar gururumu!

Ha ha!
Beni - mi istiyorsun?Beni?
beni bir bütün olarak? ..
Ha ha!
Zulmediyorsun ya,ey deli,zulmün
kırıyor gururumu?
Bana sevgini bağışla -başka kim ısıtır ki beni bir daha? başka kim sever?
uzat sıcacık ellerini,
uzat gönül mangalları,
uzat bana, yalnızların en yalnızına,
buz ah! yedi kat buz,
düşmanları bile
düşmanları özlemeyi öğreten,
uzat, evet,bağışla,
zalim düşman
bana - k e n d i n i!..
Bundan ötürü!
Kaçıyor bizzat kendisi,
benim biricik suç ortağım,
benim yüce düşmanım,
benim meçhulüm,
benim Cellat-Tanrım! ..

Hayır!
Dön artık!
kabulümsün tüm ezanla!
Gözyaşlarım boşalıyor
bu boşalış sana,
ve yüreğimin son alevi
aydınlatıyor seni.
Lütfen dön artık,
Benim meçhul tanrım!benim acım!
benim son -talihim!..
(bir şimşek çakar,Dionysos zümrüt güzelliğiyle görünür) Dionysos: Akıllı ol,Ariadne!..Küçük kulakların var seninbenim kulaklarım var sende:zekice bir sözcük tık içine!- Kişi sevecekse kendini,ilkin nefret etmek zorunda değilmi,kendinden?.. ben senin labirentinim ... (Nietzsche,bize Ariadne'nin ne olduğunu asla söylemedi;belki de söyleyemedi.Ariadne,Labirent,Minotauros,Theseus ve Dionysos,mitolojinin tüm sahası,gerçeğin son sırrını söylemek istediğinde bütün gizemli belirsizliğiyle tekrar tekrar sezdirildi:hakikat ölümdür veya sonunda ölümle bitecek bir tutkuyla arzulanan başka birşeydir.(...) 'Ariadne', der Dionysos,'sen bir labirentsin,Theseus sende kayboldu,artık ipi de kalmadı.Minotauros tarafından yenmemek ona ne fayda sağlıyor ki?Şimdi onu yiyp bitiren şey Minotauros'tan daha beter.'Ariadne cevap verir:'Bu benim Theseus'a son sevgim:Onu yok edeceğim'(...)Ama bu bile Nietzsche'nin son sözü değildir.Daha ziyade Dİonysos yeni hakikat olur,Theseus'absurd'hale,yani her ne pahasına olursa olsun hakikati arayan bir fanatik haline geldiğinde.Nietzsche,Theseus olarak,gerçekten de Ariadne'nin labirentinde kaybolur,ama Dionysos olarak,ölünün ve yaşamın ötesine geçer.Bu son bakış açısından,Ariadne'ye şöyle diyebilmektedir:'ben senin labirentinim...') -Ariadne'nin yakınması-


yaratılışın boktan ve hastalıklı insan artığı..

 
Gönderildi : 31/05/2007 4:26 am
(@pirilpareli-34618)
Gönderiler: 410
Reputable Member
 

Bu adamı severim ;) ve bu adamın kendi yaptığı besteleri vardır. Bunları dinlemek isteyenler bana pm atsınlar, yollarım hemen.


 
Gönderildi : 21/06/2007 3:58 am
sheytani_morkedi
(@sheytani-morkedi)
Gönderiler: 59
Trusted Member
 

"tanrı öldü.." Nietzsche
"nietzsche öldü" tanrı ((;

işin esprisi bi yana Nietzsche'nin sewdiğim sözlerinden birisidir "tanrı öldü"
sadece iki kelimelik bi cümle ama altından bisürü yorum çıkabiliyor...


 
Gönderildi : 15/12/2007 9:29 pm
Sayfa 7 / 8
Paylaş: