Forum
EKMEK ARASI
KADINLAR
GÜNEŞE UZAN
BÜYÜK ZEN DÜĞÜNÜ
C.B. DEN OKUDUKLARIM BUNLAR ....
KİTAPLARINI OKUMAK EĞLENCELİ- ŞİİRLERİNİ HENÜZ OKUMADIM. GENEL OLARAK BAHSETTİĞİ KONULAR AYNI.. İÇKİ-KADIN-AT YARIŞLARI-BAHİSLER-BABASI ANNESİ-.....HA Bİ DE -ASLINDA YAZILACAK ÇOK ŞEY VAR.. EKLERİM SONRA
- KLASİK MÜZİK DİNLEYİP ROCK TAN HİÇ HAZALMAZMIŞ..(BURASI UYMADI BANA
EKMEK ARASINDA BAHSEDER ZATEN.. VÜCUDUNUN HER YERİNDE ÇIKAN SİVİLCELER YÜZÜNDEN BAYA B ÇEKMİŞ
+
BELLİ Bİ YAŞA KADAR BABASINDAN ÇOK DAYAK YEMİŞ. NE YAPSA KABAHATMİŞ...ÇİMLERİ DÜZGÜN MÜ KESMEMİŞ.. HOOOP BANYOYA DAYAĞA..
+
bu başlığı sevdim
alıntılarla geri dönücem...
''günlük hayatın sıkıntılarından biraz silkeler insanı,herşeyin aynı olmasından,kişiyi bedenin ve aklın dışına çıkarıp duvara yapıştırır..sanırım içmek ertesi gün hayata dönülebilenve hergüntekrarlanabilen bir intihar biçimidr''
okurken her cümlesini yaşadığım hissettiğim bi yazardır sarhoştur piçtir adamdır...
ölüm maskemi doğuştan beri giyiyorum. tanrı’ nın zayıf ve ince elleri. soğuk okşayışı ve ardından gelen hiçlik...
Sahin K. nin yabanci hali ...
kadinlar kitabinin zaten basi sonu herseyi ayni ilk bikac sayfayi oku butun kitabi okumus sayilirsin.. sevmedim sevmiyorum...
...BanShee...
yeraltı edebiyatının efsanelerinden.
birçok eserini okudum ama hala türkçeye çevrilmemiş bir çok eseride var.
alkolizm, at yarışları ve hatunlar başlıca konuları.
vazgeçmiş, ilgisiz bir şahsiyet.
hala tanışmadıysanız, bulun, okuyun...
ibneler sizi
bugun 'Sıradan Delilik Öyküleri' kitabına başladım.. sanırım sırayla tum eserlerını okuyacagım.. Sevdıgım bır yazar.
en sevdiğim eseridir, süper bir başlangıç olmuş.
ibneler sizi
yuregimde çikip gitmek isteyen
mavi bir ku$ var...
ama ben onun icin çok sertim...
kal orda diyorum, kal...
seni kimsenin görmesine izin...
vermeyecegim...
yüregimde cikip gitmek isteyen...
mavi bir ku$ var...
ama ben onun üstüne wiski döküyorum...
sigarami üflüyorum...
ve fahi$eler, barmenler ve manav...
hiçbir zaman orda oldugunu bilmezler...
yüregimde cikip gitmek isteyen...
mavi bir ku$ var...
ama ben onun icin çok sertim...
diyorum ki...
çök oraya, her$eyimi bozmak mi istiyorsun...?
i$lerimi altüst mü etmek istiyorsun?...
avrupa'daki kitap sati$larimi mi patlatacaksin...?
yüregimde çikip gitmek isteyen...
mavi bir ku$ var...
ama ben cok zekiyim...
sadece bazen geceleri di$ari çikmasina izin veririm...
herkes uyurken...
derim ki,orda oldugunu biliyorum...
üzülme...
ve sonra yine içime saklarim...
ama biliyorum $arkisini hafifce mirildaniyor...
ölmesine izin vermi$ degilim...
ve biz gizli anla$mamizla öylece...
uyuruz...
ve bu bir insani aglatacak kadar ho$...
ama ben aglamam...
ya sen...?
Disconnectus Erectus
bazen sert biri oluyorum
ama tadıma bakarsanız hala
tatlı.bütün mesele
söylemeye korkuyor olmam.
hani sevgiliniz size,
"beni sevdiğini söyle" der de
söyleyemezsiniz ya aynen öyle
charles bukowski
Disconnectus Erectus
sarhoş olmayı hep sevmeye karar verdim. sıradanlığı alıp götürüyordu, sıradanlıktan yeterince sık uzaklaşabilirsen sıradan olmazdın belki" diyen alkolik adamdir bukowski
yediği en acı tekmenin zamanla en ucuz hoşgeldinine bel bağlayan,soluksuz düşen
en büyük belirsiz anı yaşayan adam
yargılama gününde en zavallımız olarak bacaklarımıza sürünüp hıçkıran
bakışlarımıza aldırmadan çığlığını merhametimize sunan adam.
bağışlayın onu. bizi, ne yazık (ama en azından) böyle zamanlarda seven..adam.
bukowski bu işte.
askere alınmayışının bir tek nedeni var, bir psikiyatri raporu : aşırı duygusallık ..onca pisliğin içinde yaşarken bile okumanın yazmanın aramanın insana neler kazandırabileceğini bizzat gösteren, yazarlığın sırrinı, yaşadıklarının ve yazdıklarının uyumu şeklinde kendince saptamış ve bunu yaşamında uygulamış olan yazar. hissederek okursanız ağlarsınız..
Zaman hayatın sonuna on var.Bu belki on dakika belki de on içki demek.On yıl daha etrafta dolanacak olursam lütfen vurun beni.Zorluk çıkartıp intihar etmek istemem.O kadar empatiksiniz ki sizin suçunuz olduğunuzu zannedersiniz...
Hayatın a...na koymuş adam, bukowski...
C. Bukowski için gelmiş geçmiş en iyi yazar demek çok talihsiz bi cümle bence.. yani ben bir Bukowski kitabı bitirdiğimde 'işte sanat' diyemiyorum, elimde kitap duruyorum böyle 'ee?' diye.. kişilik olarak kendisini severim.. hatta 'bar fly'ın filmini seyrettiğimde hasta olmuştum ^^ çok zengin olan editör kadın onu kendi evine ( ya da sarayına) götürüyodu ve adam ordan kaçıyodu. çünkü o kadar güzel ve rahat bir yerde yazamayacağını savunuyordu.. bu görüşler güzel tabii.. yaşam tarzı, bohemliği falan güzel ama yazmaya, edebiyat sanatına gelince Bukowski'yi çok yüksek yerlere koyamam.. sadece yalın olduğunu ve bilinç akışı ürünü olduğunu söyleyebilirim..
''Bilmediğini bilmek, bilgeliğin başlangıcıdır.'' - Lady of Avalon
bukowski 'beat kuşağı' denilen yeraltı edebiyatıyla tam anlamda örtüşmesede, aynılıklar gözükür... ve bu onu beat kuşağı yazarı yapmaz... imlası çok müthiş gelir bana, uslubu çokça kendine has, edindiği konuların çoğu 'kadınlar' üzerine olması onu bir şahin k. yapmaz.. yani bu yakıştırmayı yapmakla bir insan sövgüyü hakedebilir.
severim..
babamdır kendileri...
Bütün gerçek fanları bir gün tekrar Empyriumun doğacağına inanıyor ve Empyriumu halen kalplerinde yaşatmaktadırlar.
İŞTE ANLATMAK İSTENİLEN TAM OLARAK BUYDU...
en iyiler genellikle intihar ederler,
sadece kaçmak için.
Ve geride kalanlar asla tam olarak anlayamazlar;
neden biri onlardan kaçmak istesin ki!..
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 – 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanları ve depresyonu konu alması ve alkolizme yakın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür.I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'a taşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu.24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yönteminlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü A.B.D.'yi gezerek, çeşitli işlerde çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre A.B.D. Posta İdaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeğe devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmayalı Bukowski Postane ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda Lee Beighle ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler.
Bukowski, Pulp romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Ölüm töreni budist rahipler tarafından yönetildi.Eserleri
Kadınlar
Sıcak Su Müziği
Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan
Dünyevi Şiirlerin Son Gecesi (2 Cilt)
Kapalı Bir Kapıdır Cehennem
Gülün Gölgesinde
Postane
Pis Moruğun Notları
Sevimli Bir Aşk Hikayesi
Sıradan Delilik Öyküleri
Kendimizde Açtığımız Yaralar
Sarhoş Çal Piyanoyu, Vurmalı Çalgı Gibi, Parmaklar Biraz Kanamaya Başlayana Dek
Pansiyon Manzumeleri
Gece Çılgın Ayak Sesleriyle Yırtıldı
Ölüler Böyle Sever
Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı
Güneşe Uzan
En Kısa Andır Mucize
Güneş İşte Burdayım
Kimse Bilmez Ne Çektiğimi
Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi
Pulp
Factotum
Ekmek Arası
Kaybedenin Önde Gideni
Bana Aşkını Getir
En İyi Adamlar Yalnızken Güçlüdür
Hollywood"İnsan kendini çok derin tahlil etmemeli, yoksa hiçbir şey yapmaz, yaşam durur… Bir kaya parçasının üstünde hiç kımıldamadan oturan bilgelere döneriz… Bu da ne kadar bilgecedir bilemiyorum… Aşikar olanı silerler ama bir şey sildirir onlara… Tek bir sineğin kendisiyle düzleşmesi gibidirler bir anlamda… Kaçış yok, etki yok, etkisizlik yok… Kendimizi zarar hanesine yazmaktan başka çare yok… Oynayabileceğimiz bir hamlemiz kalmamış… Mat olmuşuz…
* İlginç insanların sayısı neden bu kadar az... Milyonlarca insanın içinde neden sadece birkaç kişi?.. Bu kasvet verici ve cansız türle yaşamaktan başka çare yok mu?.. Tek bildikleri şiddet sanki...Uzmanlık alanları... Şiddet söz konusu olduğunda çiçek gibi açıyorlar... Olasılıklarımızı kokutan ... çiçekleri gibi... Sorun onlarla etkileşim içinde olmanın kaçınılmazlığı...
Bozgun sonrasında güç toplamak kadar öğretici bir şey daha yoktur... Ama çoğu insan korkularına yenilir... Başarısızlıktan o denli korkarlar ki, sonunda başarısız olurlar... Fazlası ile koşullanmışlardır, birinin onlara ne yapması gerektiğini söylemesine alışkındırlar... Aile ile başlar, okul ve iş hayatında sürer...
15.10.91 shf.45-46
* Bazen hepimiz bir filme hapsolmuşuz hissine kapılıyorum... Repliklerimizi biliyoruz, nereye doğru yürüyeceğimizi biliyoruz, nasıl oynayacağımızı biliyoruz, sadece kamera yok... Yine de çıkamıyoruz filmin içinden... "Bukowski
Ben de insanım lan!
kendi çapında iyi bir yazardır.edebiyatının kalitesi kendini hayat tarzını anlatabilecek nitelikte oluşunda.edebiyatından çok hayata karşı duruşu etkiler beni.bukowski beat den çok punk felsefesine uygun olduğunu söylemiş.ne dünyanın en iyi yazarı ne de şairi o kadınları bokun etrafında uçuşan sinekler olarak nitelendiren bi serseriydi yalnızca daha fazlasaını da iddia etmedi.bar kelebeği adlı filmin senaryosu bir kitabından uyarlanıştır.bukoxskinin biyorafisi niteliğinde bir film.
