Forum
aziz nesin-rıfat bey neden kaşınıyor

Peki ne yemiştin zararlı?
- Vallahi anlayamadım ki birader... Zararlı bişey de yemedim. Evde hindi dolması yapmışlardı, ağzına layık, pek de nefis olmuş. Dayanamadım, üç tabak yedim...
- Afiyet olsun...
- Acaba hindi dolmasından mı hastalandım?
- Hadi canım... Hiç üç tabak hindi dolmasıyla kurdeşen olunur muymuş? Öyle olsa benim yıllardan beri durmadan kaşınmam gerek. Bütün bir hindi dolmasını yiyorum da, ne kaşınıyorum, ne bişey...
- Kaşıntı yapmıyor mu?
- Katiyen...
- Sen hiç kaşınmaz mısın?
- Canım efendim, kaşınırım elbet ama, hindi dolmasından değil. Affedersin, insan kirlenince, terleyince kaşınır... Ama hindi dolması kaşındırmaz.
- Yalnız, ben hindi dolmasından önce de yahni yemiştim.
- Ne yahnisi?
- Böbrek yahnisi.
Hulki Cevizoglu Misyonerlik

Kapitülasyonlarla birlikte başlayan ve Osmanlılar'ın son dönemlerine damgasını vuran "misyonerlik", Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da öneminden hiçbir şey yitirmedi.
Misyonerler, Müslümanlar'ı Hıristiyanlaştırmak için ne öneriyorlar, öneri paketlerinin içinde ne var? Küresel sömürgeciler çeşitli isimler altındaki projeleri ile (AB projesi, BOP, vs) önce inançlarımızı yok edip, sonra onun yerine geçecek "yeni bir din" paketi mi sunuyorlar?..
Artık meydanlarda açıkça İncil dağıtan misyonerler, kimler tarafından seçiliyor ve ne için görevlendiriliyor?.. Arkalarında hangi uluslararası güçler var?.. "Dinlerarası diyalog" faaliyetleri de misyonerlerin bir tuzağı mı?..
Türkiye'deki misyoner sayıları, casus misyonerler, düşmana karşı ulusal direncin azaltılması, yurt dışındaki güçler, misyonerlerin nihai hedefleri, Hıristiyanlar Hz. Muhammed'i peygamber olarak kabul ediyor mu, AB sürecinde yasalarımızdaki durum, Hıristiyanlaştırma yöntemleri ile anne babalara düşen görevler...
Jack Sawyer'in, ölmek üzere olan annesini kurtarabilecek, ana-oğulu yok etmeye uğraşan düşmanı yenebilecek tek şey o Tılsım'dı. Ama Jack amacına ulaşabilmek için yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'ni baştan başa geçmekle kalmayacak, inanılmaz güzelliklere ve korku dolu tehditlerle dolu DİYAR topraklarını da aşmak zorunda kalacaktı.
Jack DİYAR'a gittiği zaman, orada kendi dünyamızın Karanlık Çağı'ndan pek az farklı bir dünya bulur. Havası billur gibidir. Bir mil ilerideki bir tarladan bir turp sökülse, kokusu gelebilmektedir. Ama o dünyada hayatlar, iyiyle kötü arasındaki sürekli çatışma arasında mum alevi gibi kolaylıkla sönebilmektedir. Jack orada "ikizler"i keşfeder. Bunlar dünyadan tanıdığı bazı kimselerin kişiliklerinin yansımasıdır. İçlerinde en önemlisi, Jack'in annesinin ikizi olan Kraliçe Laura'dır. Kraliçe Laura da ölüm yatağındadır. Bu dünyadan pek az insan DİYAR'a geçiş yapabilmektedir. Jack'in ölen babası bu işi yapabileceği gibi, onun kötü yürekli ortağı Morgan Sloat da yapabilmektedir. Jack'in de yapabileceği ortaya çıkacaktır.
Jack, Tılsım'ı almak üzere batıya doğru yol alırken her adımda karşısına yürek durduran tehlikeli serüvenler çıkmaktadır. İndiana'da bir başıboş çocuklar yurdunda hapsedilip orayı yöneten sadist, dindar bir fanatik tarafından işkenceye uğramaktan tutun da, Kraliçe Laura'nın düşmanlarının saldırılarına uğramaya kadar.
dip not (valla benim aldıgımın yazıları çok ince baya bi yoruyo tavsiye etemem ) 
İşkence odalarına geri döndün
Çürüyen cesetlerin içinde barış bulmak için
İnfaz yerine geri döndün
Kan kokusunu içine çekmek için
http://www.myspace.com/canerakgenc
LULU
Onun arkadaşı olamazsınız, ancak en mahrem sırdaşı olabilirsiniz.
Yenilgilerini yalnız yaşayan, ama yalnızlığına yenilmeyen bir kadın Lulu. Hem küçük bir kadın hemde yetişkin bir kız. Her yaşında. Onun içinde önce yaşamak, sonra düşünmesi geliyor. Ya sizin için? Aşk ve cinsellik aynı anda tanışan şanslı kadınlardandı. Sonra ikisinin de bağımlısı oldu. Cinselliği sapkınlıktan ayıran çizginin ne kadar ince olduğunun farkındaydı.
Endişelerinizi, yargılarınızı bir kenara bırakın ve Lulu'nun hayatına tanıklık edin. Cesaretin, tutkunun ve aşkın yanında yalnızlık ve acıyı da yaşayacaksınız. Ama asla pişman olmayacaksınız.
Lulu hiç olmadı...
İnanmayacaksınız ama bu aşk! Hem de... sırılsıklam
NOT:HİÇ TAVSİYE ETMİYORUM SAKIN ALMAYIN..
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
ferhan şensoy-elveda ssk.
amannınnnn okuyunn uçacaksınız
şahanee
Paranoyanın tadını çıkarın. Kimse sizi izlemiyor, gerçekten!
Bu gece Cthulhu Mitosu Öyküleri 4.kitabı bitirdim birazdan da H.P.Lovecraft-Uyku Duvarının Ötesinde'ye başlıyıcam

Bu roman, Gabriel Garcia Màrquez' in, on yıl önce yayınladığı Aşk ve Öbür Cinler'den sonra yazdığı ilk roman. Yüzyıllık Yalnızlık yazarının bu yeni yapıtının kahramanı, daha önceki romanlarının kişilerine hiç benzemiyor. Benim Hüzünlü Orospularım' ın baş kişisi, yaşamı boyunca hiçbir kadınla parasını ödemeden sevişmemiş yaşlı bir gazeteci. Yalnızlığının çaresini gündelik, sıradan ilişkilerde aramış bu çirkin ve çekingen ihtiyar, 90. yaşgününde kendine hiç alışılmamış bir armağan vermeye kalkışır. Eskiden tanıdığı bir genelev patroniçesini arar, el değmemiş bir genç kızla birlikte olmak istediğini söyler. Patroniçe, onun bu isteğini yerine getirecek, ama yaşlı adam her ziyaretinde 'uyuyan güzel' Delgadina'yı seyretmekle yetinmek zorunda kalacak, yaşamının güzünde kendisine böylesi bir oyun oynayan yazgısına boyun eğecek; ne ki bu ayrıksı ilişkiden o güne değin hiç tatmadığı bir aşk doğacaktır. Garcia Màrquez, bu romanında, yaşlılığın hüznünü olağandışı bir aşkın coşkusuna dönüştürüyor. Belki de ölümü güzelleştirmek için... Ustanın bu yeni romanı yaşlılığa, cinselliğe, aşka ve ölüme bir güzelleme.
Şu"Benim Hüzünlü Orospularım" ı okuyacam okuyacam bi türlü okuyamıyorum..İnşallah okuyacam..

Paulo Coelho-ZÂHİR
Seni kendimden bile daha çok seviyorum.’ Eğer bunu söyleyebilirsem kendimle barış içinde yaşamayı sürdürebilirim, çünkü bu aşk beni rehin aldı.
Ünlü, başarılı, zengin bir yazarın savaş muhabirliği yapan karısı Esther bir gün ansızın ortadan kaybolur. Esther kaçırılmış mıdır, öldürülmüş müdür, yoksa kocasını mı terk etmiştir? Çok sevdiği karısını bulmak için yanıp tutuşan yazar, Esther’in en son birlikte görüldüğü Kazak genci Mikhail’le birlikte Fransa’dan İspanya’ya, Hırvatistan’dan Orta Asya steplerine uzanan bir yolculukta bulur kendini. Bu büyülü yolculuk giderek bir ‘iç yolculuğa’ dönüşecek, yazar yazgının gücü ve aşkın doğasını yeniden keşfedecek, yaşamına yeni değerler biçecektir... Günümüzün en çok okunan yazarlarından Paulo Coelho, daha önce yayınladığımız Simyacı, On Bir Dakika, Veronika Ölmek İstiyor gibi romanlarından sonra Zâhir’de de, okurlarını bir ruh yolculuğuna çıkarıyor. Zâhir’i okuduğunuzda, kendinizi daha derinden tanıyacaksınız.
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
en son thomas more dan utopia yı okuyorum
Hold your mouth for the war
Use it for what its for
Speak the truth about me
Determined
franz kafka -mavi oktav defterleri..
murathan mungan-50 parça
Bugüne dek alçalmadım,düşmedim,sarsılmadım.
Kitap Adı : FRANKFURT YOLCUSU
Orjinal Adı : Passenger To Frankfurt
Yazarı : AGATHA CHRISTIE
Türü : ROMAN
Çevirmen : Çiğdem Öztekin
Dışişleri mensubu Sir Stafford Nye Uzakdoğu’daki görevinden dönerken Frankfurt Havaalanı’nda garip bir durumla karşılaşır. Yanına yaklaşan bir kadın ilginç bir istekte bulunur. Peşindeki katilleri atlatmak için Sir Stafford’un yolculukta giydiği pelerini ve pasaportu almak ister. Ona yardım etmeyi kabul eden Sir Stafford heyecanlı bir maceranın içinde sürüklenir.
Agatha CHRISTIE 'nin okuduğum tüm kitaplarını sevdim bunu da sevceğimi sanıyorumm ![]()
Saraydan Sürgüne
Yazar : Kenize murad
Üç kıtayı zangır zangır titreten büyük bir imparatorluğun çöküşüne tanık olduğu sıralarda Selma Sultan yedi yaşındaydı. İstanbul'da Çırağan Sarayı'nda dünyaya gelmesiyle başlayan hayat çizgisi zeten gerçek bir masal olarak yazılmıştı. Üstelik masal olamayacak kadar gerçek, gerçek olamayacak kadar masalsıydı bu hayat.
İmparatorluk ailesi, saltanatın sona ermesiyle birlikte sürgüne gönderilip Lübnan'a yerleşmişti. Hem ülkesini hem de babasını yitiren Selma, orada "yamalı çoraplı prenses" oldu, hayatının ilk aşkını tattı ve ömründe hiç görmediği bir Hint racasıyla evlenmeyi kabul etti. Hindistan'da mihracelerin şatafatlı hayatını, Britanya İmparatorluğu'nun son günlerini ve Gandi'nin başlattığı bağımsızlık savaşlarını yaşadı.
Ancak Lübnan'da olduğu gibi orada da "yabancı" kaldı. Sevmek istediği halk tarafından dışlanınca Paris'e kaçmaktan başka çare bulamadı. Sonunda gerçek aşkı orada buldu, ancak savaş yüzünden sevdiğinden ayrılmak zorunda kaldı. Bir kız çocuğu dünyaya getirdikten sonra, yirmi dokuz yaşındayken, yoksulluktan öldü.
Selma Sultan'ın kızı olan bu romanın yazarı Kenize Murad, Osmanlı sarayını ilk kez sarayın içinden, Fransız mandası Lübnan'dan, feodal Hindistan'dan bakarak gözlerinizin önüne seriyor bu romanda. Saraydan Sürgüne, büyük bir aşkı anlatan, ender bulunabilecek romanlardan...
KİŞİSEL NOT:harika bir kitap gerçkten tavsiye ederim.gerçek olaydan yola çıkılması,,yazarın saray yaşamını akıcı bi uslupla gözler önüne sermesi,,osmanlının ihtişamıyla birlikte kitabı çok çekici kılmış..

İki yılını hapishanede geçiren Oscar Wilde, mahkumiyeti sırasında, karısını öldüren 30 yaşındaki Kraliyet Muhafız Alayı süvarisi Charles Thomas Wooldridge'in idamına tanık olur. Bu idam, tüm mahkumları olduğu gibi Wilde'ı da çok etkiler ve ortaya, Wilde'ın önceki yapıtlarının hiçbirine benzemeyen, özgün bir şiir çıkar. "Sanat sanat içindir" kuramının ateşli savunucusu, güzel söz avcısı Oscar Wilde, "Reading Hapishanesi Baladı"nda ilk kez şiddeti, dehşeti, korkuyu, açlığı, yalnızlığı, dayanışmayı; yani hapishane gerçeğini dile getirmektedir.
"Reading kentinin hapishanesinde
Yüz karası bir utanç çukuru var
Zavallı bir adam yatıyor orda
Alevin dişleri kemirmiş onu
Kavurucu bir örtüye sarmışlar
Adı bile yazmıyor mezarında."
Mario Puzo: APTALLAR ERKEN ÖLÜR
LONG LIVE ROCK N ROLL


