İçeriğe geç

Forum

Hülya Aksular ''İst...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Hülya Aksular ''İstanbul''

1 Gönderiler
1 Üyeler
0 Reactions
922 Görüntüleme
Celebrian_Ancalime
(@celebrian-ancalime)
Gönderiler: 804
Prominent Member
Konu başlatıcı
 
[#17187]

İstanbul Balesi’nde 24. yılını dolduran, 14 yaşından bu yana dans eden Hülya Aksular’ın 10 yıldır hayalini kurduğu projesi artık sahne üzerinde somut bir hale büründü... İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 2007 programına alınan “İstanbul”un dünya prömiyeri bu akşam AKM’de gerçekleştirilecek.
Hülya Aksular’ın libretto, reji ve koreografisiyle hayat bulan “İstanbul”, devlet bünyesinde şimdiye kadar hazırlanan en kapsamlı sanat prodüksiyonu olma özelliği taşıyor. 27 yaşındaki besteci Serkan Alkan’ın muhteşem müziğiyle izleyiciyle buluşacak olan eser, İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesiyle daha da önem kazanıyor.
İstanbul’u, dansla, müzikle, resimle, sinemayla var eden bir yapımla karşı karşıyayız. Ayasofya ile açılan eserde, 11. Konstantin’den günümüze değin uzanan bir anlatım söz konusu. İstanbul’un fethi, Sefaradların Osmanlı topraklarına gelişi, Lale Devri, Cumhuriyet dönemi ve günümüzü ele alan “İstanbul”, 2 perde, 13 tablo olarak hazırlandı.
Her bir sahnede birbirinden şahane tablolarla karşılaşıyoruz. Yaratıcı kadroda yer alan ressam İsmail Acar’ın tabloları, Behçet Malikler’in dekor tasarımı, Serdar Başbuğ’un inanılmaz kostümleri... Her yanıyla şaşırtıcı, etkileyici bir eser “İstanbul”.
Aksular, “Tüm sanat dallarında işlenmesine rağmen balede İstanbul’a rastlanmıyor oluşu hep içimde ukde olarak duruyordu” diyor ve ekliyor:
“1996 yılında çalışmaya başladım. Fakat o zamanlar koreografik anlamda bir yetim olmadığı için bir gün birileri yapar diye notlar almaya başladım. Çok okudum, çok araştırdım. Büyük dayım çok engin biriydi ve onunla sohbetlerimizde 'İstanbul’un tohumları atıldı. Özellikle de Fatih’in söylediği 'Lala, ya İstanbul’u ben alırım ya da İstanbul beni alır’ cümlesi başlangıç oldu. 10 yıl içinde sürekli değişti eser. Galiba 'İstanbul’ şimdi olmak istedi. Şimdi için hep biriktirdi. Bambaşka bir eserdi ilk kurguladığımda şimdiyse bambaşka oldu.”
Hoşgörüyü, kardeşliği, birlik ve beraberliği de öne çıkaran bir eser “İstanbul”; çan sesleri, ezan seslerine karışıyor. Aksular, İstanbul’un tarihinde ele alınacak çok şey olduğunu söylüyor:
“Çağ atlatmış bir padişahla, bizi bugünlere getiren Atatürk mutlaka olmalıydı eserde. İstanbul’un tarihindeki en vurucu dönemleri işledik. Ama 'İstanbul’ bitmedi. Bugün başlayacak, eklenerek büyüyecek... Yaşayan bir eser. Bizden sonra da yeni nesiller ve tarih ne eklerse öyle devam edecek. Biz herkesi sıcacık ve kronolojik bir tarihsel buluşmada kucaklamak istedik. Onun için de baleyi bilen bilmeyen, resmi seven sevmeyen herkese ilgilenebilecekleri bir karışım yarattık.”

Sahnede 400 kişi!
“İstanbul” birçok ilki de barındırıyor içinde. İlk kez Fatih Sultan Mehmet ve 11. Konstantin’in sahne üzerinde, dansla canlandırılıyor oluşu önemli. Sahneye her zaman çok yakışan bir ismi görüyoruz Fatih rolünde: Selim Borak.
Dansıyla her daim izleyicileri büyüleyen bir diğer isim olan Berk Sarıbay ise 11. Konstantin rolünde. Deniz Kılınç da Gülbahar rolüyle muhteşem. Fatih ile yaptığı dans tek kelimeyle etkileyici... Eserin sürprizlerinden biri ise final bölümünde Onno Tunç’un bestelediği, Sezen Aksu’nun seslendirdiği “Tenna”nın yer alması. Sahne üzerinde 400 kişinin yer aldığı, 700 civarında kostümün kullanıldığı, 1,5 yıldır çalışılan “İstanbul”, İstanbul’un hakkını veriyor!

24 Mart 2007 Cumartesi-Milliyet Gazetesi

Mayıs sonuna kadar sahnelerde olacak bu proje..Kesinlikle izlenmeli, bünyesinde barındırdığı dansçılarda cabası..


..Orangeblossom Knotwise of Michel Delving..

 
Gönderildi : 31/03/2007 10:43 pm
Paylaş: