İçeriğe geç

Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

Teoman

110 Gönderiler
38 Üyeler
0 Reactions
8,875 Görüntüleme
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 
[#18274]

Teoman Hakkında Bilmedikleriniz.

Teoman Yakupoğlu... 1967 İstanbul doğumlu. Doğduğu yer, İstanbul'un, Tünel semtinde, Doğan apartmanı. Teoman'ı, bu apatmanın en etkileyen yanı, çocukluk oyunlarının ve sohbetlerin merkezi olan avlusu olmuş. Teoman'ın avukat olan babası, o daha 2,5 yaşındayken yaşamdan ayrılmış. Teoman'ın şiirsel şarkı sözleri ise büyük olasılıkla babasından geçen genler sayesinde ortaya çıkmış. Çünkü babası avukatlıktan çok şiire meraklı bir adammış. Babasının ölümünün ardından Teoman'ın hayatı kadınlarla dolu olarak geçmeye başlamış. Annesi, halası, teyzesi, anneannesi yaşamının baş kahramanları olmuşlar. O günlere ait hatırladığı en belirgin unsurlar; baba yoksunluğu ve kadınlarla dolu olan o evde daima hakim olan güçsüzlük havası.
Çocukluğunu şöyle tanımlıyor: Sevgiye dayalı ama paylaşımcı olmayan bir çocuktum. Kendimi dışa vurmazdım. Zor bir çocuktum. Çocuk olmaktan ötürü de sıkıntı duyardım. Çünkü kendimi çok olgun hissediyordum. Ve biri bana yapmam gereken bir şey söylediğinde çok sinirleniyordum..." Teoman'ın bu tavrı, ilkokul yıllarında da süregelmiş. Öğretmenine kafa tutmaktan hiçbir zaman çekinmemiş, bir keresinde ona şöyle hitap ettiğini hatırlıyor: "Çizgiler, daireler çizmek istemiyorum. Kusura bakmayın ama ben buraya okuma, yazma öğrenmeye geldim." Teoman'ın çocukken kendini en fazla kime benzettiğini tahmin edebilir misiniz? Yanıt; Pinokyo Ama çocukluğunun ilerleyen dönemlerinde Pinokyo'yu oynamaktan vazgeçip, kendisini okuduğu çizgi romanların kahramanlarıyla özdeşleştirmeye başlamış. Liseyi Kültür Koleji'nde bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi'nde sosyoloji okumuş.
Şu sıralar "Kadın Araştırmaları" dalında master yapıyor. Master tezinin konusunu anlamak ise olası; "Çizgi romanda kadının rolü". Ama verdiği ilk tez hocaları tarafından pek beğenilmemiş. Şimdi, yeniden ve daha dikkatli hazırlıyormuş. Teoman, yaşamında en sevdiği yılların ilk gençlik yılları olduğunu belirtiyor ve bugün bu dönemini yaşayanlara karşı hafiften bir kıskançlığı olduğunu da gizlemiyor. Teoman'ın hayatta en sevdiği insan annesi. 67 yaşında olan annesinin herşeyi yanlış anlayarak onu çok güldürdüğünü söylüyor. Annesinin oğlu için idealize ettiği meslek ise spikerlik. Anne, oğlunun şarkıcı olarak ünlü olmasına karşın, halen tatmin olmuş değil. Günün birinde onu, Ali Kırca gibi görmek istediğini sıklıkla dile getiriyor. Teoman, tüm cool görünümüne ve şöhretine rağmen, ebedi çocukluğa inanan, yüreğinin bir yanıyla daima çocuk kalan bir adam. O, "cool" olarak tanımlanmasına pek bir anlam veremediğini söylüyor. Çünkü o bir "cool" için çok fazla konuşuyormuş. Doğum günlerinden hoşlanmıyor. Tüm sevgililerinin doğum günlerini unutmuş. Hatta daha ötesi öğrenmeye bile çalışmamış. Doğum gününü ise, kendisi değil, annesi ve sevgilileri hatırlarmış. Doğum günü kutlamak gibi bir takıntısı da yok. Ama doğum günü üzerine bir şarkısı var, şöyle diyor: "Bugün benim doğum günüm, hem sarhoşum, hem yastayım, bir bar taburesi üstünde, babamın öldüğü yaştayım..." Şarkının devamı ise bir pişmanlık hikayesinin başlangıcı gibi: "Takatim yok, Yine de telefona sarıldım, Son bir özür için, Tüm sevdiğim kadınlarından, Aradım, Mesajlar çıktı kapattım, Telesekretere konuşamayanlardanım, Bugün benim doğum günüm." O hep umarsız bir sevgili olmuş. Aşk hayatını şöyle anlatıyor: "Beter olan benim. İyi bir sevgili değilim. Hayret bir şekilde seviyorlar beni. Sevgilim bana korkunç bir adamsın diyor. Eski sevgililerimin görüntüleri aklıma geldiğinde, benimle ilgili berbat şeyler söylediklerini hatırlıyorum." İlişkilerinin hep sevgililerinin çabalarıyla gittiğini söylüyor. Bu durumu, ilişkinin bitmesine yakın anlıyormuş. Şöyle diyor: "İlişkinin sonlarına doğru bana gelip bir takım şeyler söylüyorlar. Ve bunları, bana daha önce defalarca söylediklerini de belirtiyorlar. Bense hayretler içinde ve inanın dalga geçmek için değil, ciddiyetle "Aaa hakikaten mi? " diyorum. Bu yönünden midir, vicdan azaplarından mıdır, bilinmez son albümü "Onyedi"de yer alan "Yabancı"nın sözleri onun aşk hayatına çok uyumlu: "Kimi aşklar hiç bitmezmiş, bizimkisi bitenlerden, sevmeye yeteneksiziz, iki yabancı birlikte ama yalnız..." Düette kadın sesinin verdiği yanıt ise şöyle; "Yoktur üstüne senin, Güzeli çirkin yapmakta, Suçuysa dünyaya atmakta, Neyin bildin ki değerini, Benimkini bileceksin?, Bunu da tabii mahvedeceksin." Ah! Teoman ah, Tanrı sana aşık olan kadınlara acısın... Tüm bunlara karşın ona aşık olanları sayısı öylesine fazla ki... Orta yaştan tutun da ilk öğretim sıralarında öğrencilere kadar her kesimde hayli popüler bir yakışıklı... Beraber yaşamaya karşı ama evlilik için "Olabilir. Çocuk için evlenmeyi isterim" diyor. Poligam yaşama inanıyor ama yine de "Çok kadının hiç kadın olduğunun ve sonunun yalnızlık" olduğunun bilincinde. Onun poligamik yaşamı aslında flörtlere dayanıyor. Flörtçü bir kişiliği olduğunu ve bundan büyük keyif aldığını söylüyor. Kadınlarla konuşurken sesi ve konuşma tarzı değişenlerden... Sevgilisine tanıdığı özgürlük ise şöyle açıklıyor; "Başka bir erkekten hoşlanıyorsa ve sadece benimle olan ilişkisini tehlikeye atmamak veya beni üzmemek uğruna onunla birlikte olmuyorsa, bu durumdan hiç hoşlanmam. Bunu yapmak yerine, hoşlandığı erkekle birlikte olmasını tercih ederim." Kadınlara olan tüm bu davranışlarına karşın, kadınların hala neden ona bu kadar hayran olduğu sorusunu ise şu şekilde yanıtlıyor: "Çevremdeki erkeklere ve onların kadınlara yaklaşımlarına bakıyorum da, çok saçma tipler... Beni tercih etmelerini haklı buluyorum..." :) Basında, aşklarıyla ilgili çıkan haberlerin %80'ninin ise yalan olduğunu söylüyor. Reklam cingılında yer alan "kadınlar indirmeye değmez" sözü konusunda savunusu ise şöyle: "Sözler benim değil. "İndirmek" kelimesi internet üzerinden yüklemek anlamında, yani argo değil." Eski sevgililerinin çoğuna hala hayran. Ve onlardan biri isterse hemen çocuk sahibi olabileceğini söylüyor. Aslında tüm umarsız görünümünün altında, yine de onda tutkulu birşeyler olduğu kesin. Mesela konserlerinde kimi zaman tacize uğradığını, kolyelerinin çalındığını söylüyor. Tacizciler bir keresinde yüzüğünü de almaya çalışmışlar ama canı pahasına yüzüğü korumuş. "Onu veremezdim. Çünkü o eski sevgilimin hediyesiydi. Bu nedenle benim için anlamı ve değeri çok büyük" diyor. Ayrılıkların ardından aşk acısı çekmediğini söylüyor. Zaten uzun zamandır aşık da olmamış. Aşk onun için şarkısında da dediği gibi; Nedensiz sevmekmiş... Beğendiği belirli bir kadın tipi yok. Kadınların daha çok tavırları onu etkiliyor. Ama Kim Novak'ın gençlik dönemine duyduğu hayranlığı da dile getirmeden geçemiyor. Evli olduğunu iddia edenlere cevabı ise kesin: "Hayır, yanılıyorsunuz"... Başkalarını değil ama kendini affetmeyi seviyor. Özellikle ona konserlerde eşlik eden grubuna karşı hiç affedici değil. İyi çalan müzisyen değil, ortaya ruhunu koyan, tutkulu çalan müzisyenlerle çalışmayı seviyor. Bu konuda hata kabul etmiyor. Ve grubuyla fazla muhatap olmamaya özen gösteriyor. Onlara bilgileri bayan vokalisti aracılığıyla iletiyor. Konser öncesi kendisi bizzat prova yapmıyor. Provalarda, şarkıları, erkek vokalisti seslendiriyor. O da orkestrayı dinleyerek direktifler veriyor. Konserlerinde öyle, limuzin, özel tuvalet, makarna gibi istekleri olmuyor. Onun konserlerdeki istekleri, hep ses ve ışık düzeni konusunda oluyor. Bu arada üzerine sarı ve yeşil ışık yönlendirilmesinden nefret ediyor. Bu konuda çok titiz, detaycı ve ısrarcı olduğu da konser organizatörleri tarafından dile getiriliyor. Kalem ve kağıtla arası çok iyi. Çalışma masasının üzerinde, telefonun yanında, mutfakta, yatak odasında onlara bolca rastlamak olası. Bir de çok sevdiği sözleri kaydettiği bir defteri var. En sevdiği sözlerden biri şu "Ayının kırk tane şarkı sözü varmış, kırkı da armut üzerineymiş." Cihangir'de bir çatı katında oturuyor. Oranın boyutları itibariyle tek kişilik bir ev olduğunu söylüyor. Kendi evi. Annesiyle birlikte ev sahibiyle sıkı bir pazarlık yapmışlar ve denize nazır bu evi çok düşük bir fiyata satın almışlar. Kendisini manik- depresif olarak tanımlıyor. Manik durumundayken daha mutlu olduğunu ve pek şarkı sözü yazamadığını söylüyor. Ona, depresyonlar daha çok yarıyormuş. Bu konudaki sloganı şu "Herkesin biraz depresyona ihtiyacı vardır." Albümünün isim şarkısı, "Onyedi" de depresif durum gözlenebiliyor. Sözler kendisini anlatmıyor ama yine de o, "Onyedi" demesi yok mu? İnsanın içini acıtıyor. Yaşamın gündelik sıradan ve sıkıcı olaylarından uzak durmaya çalışıyor. Ve daha uçarı yaşamak için uğraşıyor. Bu durumun onu yaşadığı dünyaya yabancılaştırmadığını aksine "ait olma" hissini güçlendirdiğini söylüyor. Müziğini yaparken, "Ben olsam bunu dinler miydim?" diye soruyor. Böylece kendi müziğini yapıyor. Bunu biraz bencilce buluyor. Ama bunu söyleyenlere şöyle yanıt veriyor: "Olabilir. Ama sanatın ana gerekliliği bencil olmaktır" diyor. Sevdiği müzisyenler ise, Mazhar Alanson, Leonard Cohen, David Bowie, en beğendiği gruplar ise,Travis, Radio Head, U2. Müzikte 60'lı-70'li yılların duyarlılığını ve soundunu seviyor. Bir çoğunun aksine, onun müziğini, Türkiye sınırları ötesine taşımak gibi bir isteği ve çalışması yok. En sevdiği kedinin adı "karpuz" Onun haysiyetli ve kibar bir kedi olduğunu söylüyor. Sade esprilerle insanları gülme krizlerine sokmaya başarabilen insanlardan. Kitapçı gezmekten hoşlanıyor. Birlikte olmaktan en çok keyif aldığı arkadaşları ise; Sertab Erener, Şebnem Ferah, Demir Demirkan. En sevdiği yazarlar, Raymond Carver, Milan Kundera, Paul Auster ve Kurt Vonnegut Jr., Gülten Akın ve Orhan Pamuk, Gündüz Vassaf, Nabokov, Anthony Burgess, Romain Gary. Onun da yazarlık denemeleri var. Bazı dergi ve gazetelerde köşe yazıları yayınlanıyor. Roman taslakları da hazırlıyor. En sevdiği köşe yazarları; Murat Belge, Hamet Babaoğlu, Ahmet Altan. Randevularına sadık olmasıyla tanınıyor. Cihangir'de ofisinin çatısına çıkıp güneşlenmeye bayılıyor. Hemen her zaman Beyoğlu ve çevresinde dolaşıyor. Sanatçı yönünün Beyoğlu'ndan beslendiğini söylüyor. Sinemayı seviyor ama Hollywood filmlerini değil. O daha çok küçük bütçeli Avrupa yapımı filmlerini beğeniyor.. Sinan Çetin'in "Romantik" filminde oynamaktan hoşlanmış. Ama sinemada kamera önünde rol yapmaktansa, senaryo yazmaya ve yönetmenlik yapmaya daha çok küçük bütçeli Avrupa yapımı filmlerini beğeniyor.

TÜRK ROCK ında rockın bağnazlığa kapılmadan ROCK YAPAN ŞAHIŞ...


 
Gönderildi : 06/06/2007 11:30 am
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

dream nisan 2007 / teoman ruhunuzun peşinde
Genelde avaz avaz bağırıp, gitarına son kuvvet yüklenerek basmasına alıştığımız Teoman`ın çok farklı bir yüzünü görmek amacıyla 9 Mart akşamı Kadıköy`ün yolunu tutuyoruz. Farklı bir gece geçireceğimiz konserin adından belli: `Teoman Akustik Trio Konseri`! Türkçemizde üçlü, üç kişiden oluşan grup anlamına gelen `Trio`yu bu gece tamamlayan diğer iki müzisyen ise piyanoda yerli Norah Jones`umuz İlkcan Özkan ve viyolonselde, konser boyunca Apocalyptica grubunun elemanlarını aratmayacak bir performans sergileyen Çağ Erçağ. Anlaşılan bu gece azıp çoşmak, hoplamak-zıplamak yok. Onun yerine Teoman edepli ve usulca şarkılarını söyleyecek, biz de oturup sakin ve uslu bir şekilde onu dinleyeceğiz. Böyle bir cümle kulağa ilginç geliyor hakikaten. Önceki akustik çalışmalarından ve kimi çalışmalarının akustik versiyonlarından duruma aşinalığımız var elbet. Yine de nasıl olacak diye merak edemeden duramıyor insan.
Konser öncesi biraz muhabbet amacıyla kulise doğru yol alıyoruz. `Akustik demek! Hayırdır, daha `sakin` mi takılmaya karar verdin?` diye soruyoruz. O da başlıyor `akustik` macerasını anlatmaya: ` Şarkılarımın hepsini akustik gitarla bestelerim zaten. Sonrasında stüdyoya girip hızlı mı hareketli mi olacak, hangi enstürmanlar kullanılacak ona karar veririm. Akustik parçaları seviyorum çünkü bu çalışmalarda sesimin daha iyi çıktığını düşünüyorum. Dinleyiciye ulaşması, dokunması daha kolay parçalar bunlar.` diye özetliyor durumu.
Vaktin nasıl geçtiğini anlamadan konser salonuna doğru yol alıyoruz.

Perde, İlkcan`ın piyanoya yumuşak dokunuşlarıyla birlikte açılıyor. Çağ beyler acılı viyonseli ile eşlik ediyor. Ve kısa bir süre sonra Teo`da salına salına sahnede beliriveriyor. Her zamanki karizmasıyla izleyicilere yarım bir selam çakarak sahnedeki yerini alıyor. Salondaki Teoman hayranı genç kızlarımızı yerden nasıl toplasak diye düşündük bir an.
Neyse ki genç kızlarımız çığlıklar, `hastayım sana` muhabbetlerini kısa tutuyorlar ve Teoman en kadife sesiyle usulca başlıyor söylemeye: ` Kır evinin verandasında bir rüzgar gülüne rastladım....` Sahnedeki üç müzisyende muhteşem bir uyum içinde çalarlarken bir an kendimi hiç de bir Teoman konserinde böyle olacağımı tahmin etmeyeceğim bir halde buluyorum : Günün, haftanın hatta hayatın yorgunluğunu bir anda üstümden atmış, hafiflemiş, sakinleşmiş bir haldeyim. Sahnedeki adam her bir şarkıda farklı bir insanın hikayesini anlatırken, sesindeki kırıklık, yumuşaklık size huzur veriyor adeta.

İstanbul`da Sonbahar`ı tek başına hafifçe gitarını tıngırdatarak söylerken Gönülçelen`de şahane bir `ıslık solosu` patlatıyor. `İki yabancı` ve `Zampara` parçalarında ise İlkcan eşlik ediyor. Sahnede alabildiğine rahat, mutlu ve huzurlu bir adam var. Öyle rahat ki her bir şarkı bitiminde o şarkının nota kağıdını yere fırlatıveriyor. Bazılarını ise uçak yapıp seyirciye fırlatıyor. Bir elinde sigarası öbür elinde `metal kaplı` bardağı, konser yerine evinin salonunda ve arkadaşları çevresine toplanmış o da şarkısını söylüyor sanki. O derece rahat bir durum söz konusu. Onun bu keyif ve rahatına siz de kapılarak kendinizi Teoman`a bırakıyorsunuz. Her bir şarkıda sizi alıp başka yerlere götürüyor. Siz de hemen hemen her parçasında ona eşlik ederek uyum sağlıyorsunuz.

Konseri `bir Teoman klasiği` Yağmur ile tamamlayan Teoman`ın daha önce pek rastlamadığınız insanı dinlendirici, huzur verici haline ve sesine doymak bilmiyorsunuz.
Sebebi ise bu gece çok farklı bir Teoman`ın olması. Teoman`ın sesinin ne kadar güçlü olduğunu anlamak ve bu sesin tadına varabilmek için önümüzdeki aylarda devam edecek `Teoman Akustik Trio Konserlerini` kaçırmamanızı temenni ediyoruz!

Konser sonrası ise soluğu yine Teoman`ın yanında alıyoruz. Konser muhabbeti ederken günün sorusunu patlatıyoruz: ` Akustik konser mi yoksa bar konserleri mi ?` Muzipçe gülerek cevaplıyor: `Barda insanları eğlendirmek, coşturmak oldukça hoşuma gidiyor doğrusu. Herşeyden öte ben de çok eğleniyorum sahnede.` O zaman kanlı canlı Teomanla `kafa dinlemek ve huzur bulup sakinleşmek isteyenleri akustik konserlerine, dağıtıp felekten bir gece geçirmeyi isteyenleri ise bar konserlerine!` diyerek yönlendirmemizi de yapıyoruz. Daha ne yapalım!

DİPNOT

- Konser sırasında, Teoman`ın elinden düşürmediği bardakta ne olduğu insanlar dert oldu. Teoman da konser sırasında `İçinde ne olduğunu merak ediyorsunuz siz şimdi. Ben söyleyeyim,içiniz rahat olsun kahve var.` Dese de kimseyi inandıramadı. O da `Belki kahvenin içine başka bir şey katmış olabilirler. Tadı garip` diyerek esprisini de yapmış oldu.

- Akustik konserlerinde hangi parçaları söylüyor ?

Rüzgar gülü
Hayalperest
İstasyon insanları
İstanbul`da sonbahar
Gönülçelen
17
Sinek kızı kupa valesi
Güzel bir gün
İki yabancı
Bugün
Paramparça
Can kırıkları
Renkli Rüyalar Oteli
Zampara
Yağmur


 
Gönderildi : 06/06/2007 11:39 am
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

TEOMAN BİLBOARD a YAZDI!

billboard dergisi kasım 2006 / Rock patlaması

Üniversiteye ilk başladığımda , başka başka yerlerden gelen insanlar olarak benzerlerimizi bulmaya da başladık. Müzisyen olma hayalleri olanlar müzik kulübünde, diğerleri farklı yerlerde öbekleştik. Üniversiteye ilk başladığımda , başka başka yerlerden gelen insanlar olarak benzerlerimizi bulmaya da başladık. Müzisyen olma hayalleri olanlar müzik kulübünde, diğerleri farklı yerlerde öbekleştik. Benim gibi müziğe küçük yaşta aşık olanlarla , yeni aşıklar farklı yollara doğru gittiler. Aynı şeylere özenmiyorduk. Daha bir yıl önce müziği “iron maiden” grubuyla keşfeden çocuklar, o sene daha saygın olduğunu düşündükleri “caz” a yöneldiler. Rock müzik daha eğlencelik, daha dünyeviyken onlar için, caz saygın bir sanattı. Rock müziği sevenler şu anda hala müzik yaparken, diğerleri hayatın diğer aşamalarında , o sıra ne saygınsa onu yapmayı seçtiler; Aile babası da oldular, genel müdür de. Allahtan aralarında caz müziği gerçekten sevenler de vardı da, bazı arkadaşlarımız hakikaten güzel yerlerdeler şimdi. O yıllarda bir de, yapılan işler üzerine , o işlerden çok daha fazla zaman alan konuşmalar modaydı müzisyenler arasında. Benim gibi düşünenler katılmazdı o konuşmalara. Biz canının istediğini yapma, dinleme, çalma düşüncesindeydik. Geniş bir alternatif topluluğun herhangi bir üyesi olma peşinde de olmadığımızdan uzak durur, ama teker teker hepsini severdik, iyi çocuklardı. Rock müzik içinde de ayrışmalar oldu tabi ki. Çok sert şeyler sevenler, melodi sevenler, virtüözite sevenler, “led zeppelin” den sonrasını dinlemem abi diyenler v.s. farklı yerlerde aktılar. bu tip zorlama ayrımlar bana uzak olduğundan ve artık yeni müzik formları yeni müzikseverler kadar bildiğim bir alan olmadığından , şu ana dair örnekler veremiyorum sizlere . ama eminim ki dışarıda hala birileri kendi sevdiği müziğin , diğer müziklerden nasıl daha gerçek , daha samimi , daha kaliteli olduğuyla ilgili , bir başkasını ikna etmeye çalışmakla meşguldür. Şu sıralar bir rock patlamasından bahsediliyor. Zannedersiniz ki, rock müziğin yükselişi şansa oldu, sanki halk birdenbire “ ben en iyisi içinde bolca gitar olan bir türe yöneleyim , pop’tan da biraz uzak olayım” dedi. Hayır, kimse bir türe yönelmedi, sadece o türün müzisyenleri hakikaten de insanları kalplerinden vuracak, çok güzel şarkılar yaptılar. Bir kaç sene öncesini düşününce, duman grubu , “her şeyi yak”ın ardından bir sürü çok güzel şarkı sundu müzik piyasasına. Mor ve ötesi , hem çok güzel ve hem de ticari başarıyı yakalamış bir albüm yaptı, halihazırda varolan yerini sağlamlaştırdı.ogün sanlısoy, rashit, aylin aslım, hayko cepkin, yüksek sadakat –ilk aklıma gelenler bunlar, kimbilir daha kaç tane saymak gerekir?- hem çok iyi şarkılar yaptılar, hem de kendi dinleyicilerini oluşturdular. Ortak noktaları aslında bir tane ; gerçekten iyi şarkılar yaptılar. İlk girişte anlattığım şeylerle bunları bağlayacak olursak , söylemek istediğim şey aslında kısaca şu; müzik tarzı dediğin , sen onu nasıl algılıyorsan o. Kimisi için bir saygınlık artışı ihtimali, kimisi için duygularını coşturan şey , bir başkası için de anlamını kendinin dolduracağı, kalbinde ve/veya beyninde yer alan gürültü topluluğu. Ama dediğim gibi , olayı şarkı bitiriyor sonuçta ve patlama diye bahsedilen şey de şarkılar iyi diye var şu anda. Yazımı ; dinlediği müzik türü eleştirilen, didiklenen , saygınlığı ölçülen insanlar için , mick jagger’ın bir sözüyle bitiriyorum.
( “rock and roll” yerine istediğiniz müzik tarzını koyabilirsiniz )
“it’s only rock and roll , but i like it.”


 
Gönderildi : 06/06/2007 11:49 am
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

her sonbahar gelişinde düşen sarı yapraklarla kuru dallar arasında sen gelirsin aklıma...


 
Gönderildi : 09/06/2007 11:52 am
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

izleyin de ROCKÇI görün bi....


 
Gönderildi : 09/06/2007 12:00 pm
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

sussss konuşmaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.............


 
Gönderildi : 09/06/2007 12:01 pm
MethaL
(@methal)
Gönderiler: 5081
Illustrious Member
 

Bu herif Teomanın ta kendisi bence.. Ezginin Günlüğü forum başlığında da Teomanı savunuyodu


Nefrete Sevgiden Daha Çok Güvenirim Dedi ŞeYTaN..ÇÜNKÜ NEFRETİN SAHTESİ OLMAZ..!

 
Gönderildi : 09/06/2007 3:26 pm
fuckthesystem
(@fuckthesystem)
Gönderiler: 566
Honorable Member
 

Teoman'ı sevmiyorum.

Edit: Grubu/Kişiyi sevmeyebilirsin.Fakat burası müzik bölümüdür. Aynı şekilde bir kez daha tavrını sergilersen siteden uzaklaştırılırsın. // ImpLosioN


Vokal (slaves of god)

 
Gönderildi : 09/06/2007 3:51 pm
MethaL
(@methal)
Gönderiler: 5081
Illustrious Member
 

Dimii çok sert bi metalci arkadaşımız dark metal :) hadi onu anladıkta darkmetalin yanında rock un ne işi var.?


Nefrete Sevgiden Daha Çok Güvenirim Dedi ŞeYTaN..ÇÜNKÜ NEFRETİN SAHTESİ OLMAZ..!

 
Gönderildi : 09/06/2007 7:08 pm
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @methal
Dimii çok sert bi metalci arkadaşımız dark metal :) hadi onu anladıkta darkmetalin yanında rock un ne işi var.?

darkmetalrock nickini aldım çünkü ilkönce darkmetal almak istedim olmadı bende DARKMETALROCKı aldım!!!! HA BUARADA ÇOK SERT Bİ METALCİ ARKADIŞINIZ OLDUGUM DOGRUDUR 10 YILDIR ELEKTROÇALAR SÖYLER DİNLER EDERİM İŞTE....


 
Gönderildi : 12/06/2007 12:25 pm
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @methal
Bu herif Teomanın ta kendisi bence.. Ezginin Günlüğü forum başlığında da Teomanı savunuyodu

ARKADAŞIM BEN TEOMAN FELAN DEĞİLİM HA İNANIRSIN İNANMAZSIN O SENİN KENDİ SORUNUN... BEN SADECE EZGİNİN GÜNLÜĞÜ ROCK YAPMADIĞI HALDE BU FORUMDA YER ALMASINI VE TEOOMANA DEMEDİK LAF BIRAKMAYANLARIN ONLARA SES ÇIKARMAMASINI ELEŞTİRDİM... TEOMANI MAGAZİNLERDEN DEĞİL YAPTIĞI İŞLERDEN TAKİP EDİN BKZ:MAVİ SAKAL,İNDİANS,MİRAGE,BLACKROSE... BENCE TÜRKİYE"DE KALİTELİ ROCK YAPAN AZ SAYIDA ADAMDAN BİRİDİR TEOMAN.... DİNLEYİN GÖRÜN...

"ÖNYARGI GÖZLERİ KÖR KULAKLARI SAĞIR EDER."


 
Gönderildi : 12/06/2007 12:44 pm
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @implosion
Fan sitesiyle bir bağlantın mı var?

hayır yok!


 
Gönderildi : 12/06/2007 12:46 pm
(@slayerr-omer-34484)
Gönderiler: 48
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @fuckthesystem
Teoman'ı sevmiyorum.

Edit: Grubu/Kişiyi sevmeyebilirsin.Fakat burası müzik bölümüdür. Aynı şekilde bir kez daha tavrını sergilersen siteden uzaklaştırılırsın. // ImpLosioN


SEBEP????


 
Gönderildi : 12/06/2007 12:47 pm
panik_431
(@panik-431)
Gönderiler: 747
Prominent Member
 

darkmetalrock:

Gönderen: @methal
Bu herif Teomanın ta kendisi bence.. Ezginin Günlüğü forum başlığında da Teomanı savunuyodu

ARKADAŞIM BEN TEOMAN FELAN DEĞİLİM HA İNANIRSIN İNANMAZSIN O SENİN KENDİ SORUNUN... BEN SADECE EZGİNİN GÜNLÜĞÜ ROCK YAPMADIĞI HALDE BU FORUMDA YER ALMASINI VE TEOOMANA DEMEDİK LAF BIRAKMAYANLARIN ONLARA SES ÇIKARMAMASINI ELEŞTİRDİM... TEOMANI MAGAZİNLERDEN DEĞİL YAPTIĞI İŞLERDEN TAKİP EDİN BKZ:MAVİ SAKAL,İNDİANS,MİRAGE,BLACKROSE... BENCE TÜRKİYE"DE KALİTELİ ROCK YAPAN AZ SAYIDA ADAMDAN BİRİDİR TEOMAN.... DİNLEYİN GÖRÜN...

"ÖNYARGI GÖZLERİ KÖR KULAKLARI SAĞIR EDER."

hay ağzına sağlık ne güzel demisin arkadaş.. teoman 1 ay kadar önce sivas'a geldi, ortalığı inletti gitti!


I, wanna rock and roll all nite, and party every day

 
Gönderildi : 12/06/2007 10:35 pm
MethaL
(@methal)
Gönderiler: 5081
Illustrious Member
 

Siz burda uslu uslu oynayın olur mu..


Nefrete Sevgiden Daha Çok Güvenirim Dedi ŞeYTaN..ÇÜNKÜ NEFRETİN SAHTESİ OLMAZ..!

 
Gönderildi : 12/06/2007 10:50 pm
Sayfa 1 / 8
Paylaş: