Forum
Bir ülkede yaşıyoruz.
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, devletinin resmi istatistik kurumunun (DİE) çarpıtılmış verilerine göre bile, 12 milyon insan, günlük 3 milyonun altında (aylık 90 milyon lira bile etmeyen) bir gelirle yaşamak durumunda bırakılmıştır.
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, aylık tüketimi 90 milyon lirayı bulmayan insanlara, 100 milyon "kredi" vererek büyük işler başarıldığı ilan edilmektedir.
"Gelenlerin gidenleri arattırdığı", her gelenin "yediği", her yiyici için "helal olsun, yiyorlar, ama bir şeyler de yapıyorlar" denildiği bu ülkede, yolsuzluk, rüşvet, "hortumculuk", "işbitiricilik" olarak kabul edilmiştir. Rüşvetçinin, yolsuzluk yapanın, "hortumcuların" "götürdükleri"nin kendi ülkesinin ve kendisinin özvarlığı, dünü ve geleceği olduğunu bir an için bile düşünmeyenlerin var olduğu bir ülkedir burası.
Erkeğin, imam nikahlı dört eşe sahip olmasına dinin cevaz verdiği, ama yasaların yasakladığı, fiilen çok eşliliğin varolduğu bu ülkede, dört eşle yetinmeyenlerin "zina" cezasına çarptırılıp çarptırılmaması tartışılabilmektedir.
Namuslulara "aptal", namussuzlara "helal olsun" denilen bu ülkedir burası.
Doğduğu ve yaşadığı ülke için, o ülke topraklarında yaşayan insanlar için hiçbir duyguya sahip olmayan, cebine koyacağı "AB pasaportu" ile kendini kurtaracağına inanan insanların ülkesidir burası.
"Kariyer kadınları"nın otuz yaş bunalımına düştüğü, psikologların terapi yaptığı, psikiyatristlerin "talk-show"cu olduğu, üniversite mezunlarının lokanta açtığı, lokantacıların dershane sahibi olduğu, 900'lü seks hatları kurucusunun üniversite işlettiği, "dini bütün müslümanlar" için cami turları düzenlendiği, en hızlı kredi kartı "çekenlerin" en hızlı kredi kartı "mağduru" olduğu bir ülkedir burası.
İşyerine gelen telefonları seksi ses tonuyla açmanın sekreterlik sanıldığı, sekreterlerin çay servisi yaptığı, "sıkmabaş"lıların türbanlı oldukları, tesettürün modasının çıktığı, makyajlı tesettürlülerin sokaklarda salınarak yürüdüğü, şeriatçıların "muhafazakar demokrat", "muhafazar demokratlar"ın "ılımlı islamcı" kesildikleri ülkedir burası.
Tüm yolsuzlukları yaparak ülke başına geçen zenginlerin türlü numaralarla sefa sürdüğü,cefasını fakirlerin çekip bide üstüne aşağılandığı bir ülke burası..
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki,,bir dilim ekmek için ülkesini satabilecek kadar fakir bir ülke..we bu fakirlerin üzerinden kazanılan oylarla karşı devrim planlarını tıkır tıkır yürüten bir ülke..
Bazı kesimlerinde hala törenin kol gezdiği,can aldığı bir ülke burası..
Burası öyle bir ülke ki,eteği kısa olanın hala taşlanabildiği..
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki,,başbakanın yıkmaya çalıştığı bu ülkede ''uyuyorlar'' dediği askerler sayesinde kazanılan zaferlerin hiçe sayıldığı,,ve hala yıkılmadıysak yine o askerler sayesinde olduğu gerçeklerinin bir bir görmezden gelindiği..
Anayasamıza hergün yeni bir ''günah'' maddesi eklenmekte bu ülkede..
Kızların bazı kesimlerde hala hiçbir hakkının olmadığı bir ülke...
Herkesin kıyafet özgürlüğüne sahip olduğu bu ülkede,,insanların hala giydiği kıyafete göre yargılandıkları gerçeğinin hergün biraz daha belirginleştiği bir ülke..Öcülerin namuslu sayıldığı,,diz üstü etek giyen türbanlının cennetlik olduğu fakat yine aynı eteği giyen başı açık hanımefendinin .r.spu damgası yedii bir ülkede yaşıoruz..Pantolon giyen kadnların kafir olarak görüldüğü,,her siyah giyenin satanist sanıldığı bir ülke burası..
İnsan haklarının çoktan unutulduğu bir ülkede yaşıyoruz..
Bence artık bişeyler yapmanın zamanı geldi hatta geçiyor.Bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüp bir şeyler yapılamayacağına inanlar ise, kaderlerine razı olup ölücekleri weya mumya gibi kapatılacakları günü beklemeye devam etsinler..
Her kişinin, küçük ya da büyük yapabileceği bir şeyler vardır. Bildiğini anlatmak, okuduğunu okutmak, öğrendiğini öğretmek, düzenin tüm pisliklerini bıkmadan usanmadan anlatmak da onların görevidir. Bu ülkenin ve insanlarının kurtuluşu, bu ülkenin insanlarının elindedir. Bizim elimizdedir....
böyle düşünenler...bu listenin böyle uzayıp gittiğini bilip ekyecekleri olanlar..we fikirleriniz..
eğer sizde hala yapılacak bişeyler olduğuna inanıyorsanız lütfen yorumlarınızı yazın....
karanlık,,sessizlik we soğuk..gölgeler we hiçliğin kokusu..
hiçbişey yapmayan hiçkimse yok o yüzden hiçbişey deişmedi...
hepsini okudum.güzel bir yazıydı
Bazıları müzik dinler, bazıları müzik yapar ama bazıları vardır ki onlar müzik yaratır - Charles Schuldiner
tşk ederim umarım olumlu sonçlar getircek bi yazı olmuştur..
karanlık,,sessizlik we soğuk..gölgeler we hiçliğin kokusu..
hiçbişey yapmayan hiçkimse yok o yüzden hiçbişey deişmedi...
öyle bir ülke ki burası hiç kimse vaziyetten sorumlu olmak istemiyor.Kime sorarsan sor suçlu hep başkası
-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam
"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu
-Aferin
-Ehe
ben cenewreye gidicem..sewmiyorum ülkemi..helede yöneticilerini.insana insan gözüyle bakmıyolar m.q
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
çok haklısın ama bence kaçmak çözüm değil..bu ülke sadece yöneticilerinden ibaret değil..zaten bu yöneticiler de çok yakın bi zamanda değişcek..bunu değiştirmek de gerçeği görebilenlerin,,yani bizim elimizde..ama biz de ülkemizi sahipsiz bırakırsak bu ülkenin en azından bi sürede olsa aydınlık we huzurlu günler geçirmesini sağlayan Atalarımıza ihanet etmiş olmaz mıyız..
karanlık,,sessizlik we soğuk..gölgeler we hiçliğin kokusu..
hiçbişey yapmayan hiçkimse yok o yüzden hiçbişey deişmedi...
ewet ama öyle bi gelecek olucanı sanmıyorum..umarım yanılırım
Ömrümde tek bir zevkim var,boks.
Güzelim bu ülkeyi sevmezsen hangi ülkeyi seviceksin.. Türkiyeden daha güzel bi ülke göstersene bana.. Yöneticiler konusunda haklısın..Hepsinin a.qben cenewreye gidicem..sewmiyorum ülkemi..helede yöneticilerini.insana insan gözüyle bakmıyolar m.q
Nefrete Sevgiden Daha Çok Güvenirim Dedi ŞeYTaN..ÇÜNKÜ NEFRETİN SAHTESİ OLMAZ..!
yazına ekliycek bişi bırakmamışsın tebrik ettim gözü acıklıgından dolai ![]()
sentenceeeeeeeed!!!
tşk edrm ama kmse gözünü açmak istemio heralde kabul ediom çok uzun bi yazı ama önemli olduunu düşünüorum kmse okyp bişi yazma zahmtnde bulunmuo kmse kalmadımı ülkmze sahip çkcak bunu düşünüorum sadece...
karanlık,,sessizlik we soğuk..gölgeler we hiçliğin kokusu..
hiçbişey yapmayan hiçkimse yok o yüzden hiçbişey deişmedi...
Bu tür tepkisel/isyankar yazılar son dönemlerde çok arttı.Hatta birkaç tane de ben yazmışımdır ama bu ülkedeki sorunların düzelebilmesi için çok daha fazlası lazım.Sarsılmamız lazım.Birileri bizi sarsacak ve o zaman gözlerimizi açıp durumu anlıycaz ama ne zaman bilmiyorum.
İnsanların birşeylerin değişebileceğine dair umudu kalmadı.Çünkü çoğu insan kendine değil başkalarına (yöneticilere, bürokratlara) inanmayı yeğliyor.Başkaları kötü gidiş sergilediğinde umutsuzluğa düşüyor.Bilmiyorum kaçınız Atatürk'ün gençliğe hitabesini anlayarak okumak için çaba sarfettiniz.O yazının sonunda şöyle bir cümle kurmuş Atatürk:
"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur"
Ülke bu durumdaysa bunun suçlusu bizleriz.Ne yöneticiler, ne de dış mihraklar.Atalarımızın ellerimize kanları pahasına tutuşturduğu egemenliğimizi ruhu 3 kuruş etmeyen soysuzlara verdik.Çoğu insan ülke düzeninin demokrasi olduğunu sansa da bilinçaltında saltanat rejimini, kulluk rejimini yaşatmaya devam ediyor.Türkiye bir yerlere gelir ama sarsılarak.Birilerinin, birşeylerin tutup kulağımızı çekmesi gerekecek
-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam
"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu
-Aferin
-Ehe
sarsılanlar sarsılıo wallaa..yani bizler..yaklşk 5 yldr hem de..ama bu ülkede boş waatlere kanacak o kdr çok insan war ki..onları bu hale getirenin o waatleri werenler olduğunu bilmeden..sora olan bizlere,,milletimize,,cumhuriyetimize we ülkemize oluo..keşke gerçekleri görüp kaçan çoğunluk diil de,,gerçekleri görüp mücadele eden,,duyarlı bi çoğunluk olabilse..
karanlık,,sessizlik we soğuk..gölgeler we hiçliğin kokusu..
hiçbişey yapmayan hiçkimse yok o yüzden hiçbişey deişmedi...
ayrıca...
bildiğiniz gibi deprem dercelerine göre 6 şiddetinde bir depremden itibaren o bölge afet bölgesi sayılır we oraya dewlet tarafından yardım gönderilir..
izmirde geçen sene bu zmnlarda 3 orta şiddetli olmak üzere bikaç deprem meydana gelmişti..bu depremlerden biri 6.4,,diğeri 6.2,,we dieri de 5.7 şiddetindeydi..bunlardan bikaç gün sora geceyarısı olan bi deprem daha wardı we şiddeti 6.1di..
ama başbakanımız bunların hepsini bildiği halde,,medyadaki kanallara depremlerin şiddetlerini 5.9 olarak açıklattı..hem de hepsini..
çünkü ''gawur'' izmire gelmek,,ihtiyaçlarını görmek işine gelmemişti...
lütfen uyanın..bundan 10larca yıl önce,,osmanlının hükmünü yeni yitirdii zamanlarda bile,,laiklik dewletle ilgilidir,,din we dewlet işleri de biribirnden ayrıdır denmişti..
ama bugün bu yöneticiler herkesin gözünün içne baka baka,,'laiklik dinsizliktir' diebiliyorsa,,burda suçun büyüğü bizdedir..
bize werilen seçme we seçilme hakkı da elimizden alınmadn doğru seçimler yapalm lütfen..
karanlık,,sessizlik we soğuk..gölgeler we hiçliğin kokusu..
hiçbişey yapmayan hiçkimse yok o yüzden hiçbişey deişmedi...
bize werilen seçme we seçilme hakkı da elimizden alınmadn doğru seçimler yapalm lütfen..
ağzından salyalar saça saça etrafta gezinen büyük bir çoğunluk varken (<homo "biri bizi gözetliyor" > diyecek bilim adamları birgün, biliyorum) buna ne gerek var ki?
-Abi şimdi buraya illa ciddi şeyler mi yazmak lazım?Hebele hübele yazsak?
-Lan manyak mısın?! Romantik ol olm azcık. Biraz da karamsar takıl. Şimdi bu moda
-Hmmm tamam
"Gözlerin ıslanmış kadınım. Yağmur mu yağıyor yoksa?" Oldu mu
-Aferin
-Ehe
birşeyi beğenmiyorsan çözüm olarak izlemek yerine, müdahale etmek gelir.hem yöneticilerin bi yerlerine bişey yapıp hemde bunları değiştirmek için birşey yapmamak(ağlanıp,sızlanma,hakaret vs. birşey yapmak değildir bana göre) ne kadar gerçekçi bir yaklaşım tarzı düşünmek gerek.fallfromgrace iyi açıklamış.gerek gençliğe hitabede gerek Bursa nutkunda olsun Atatürk ülkemizin gençliğinene kadar güvendiğini göstermektedir.peki biz O nun emanetini ne kadar koruyabiliyoruz.izlemeye,yakınmaya devammı edeceğiz.çözüm üretmek yerine, sorunları tesbit etme kolaycılığına kaçmaya devammı edeceğiz?

