Forum
Bunları sen dedin, hani hatırlamıyorsan.Eşcinsellerden farklı şekillerde de faydalanılabilir. Yani vatana millete bir faydası dokunsun maksat. sabun yapabilirler örneğin. Saçlarından da halı yapılabilir. Kemiklerinden de düğme olabilir. Ya da kesme şekerde kullanılabilir.
Manndaudsvinter yazdığın tutumsuz, ergen yazılarla seni bu kadar ciddiye almak hata oldu. Bir kaç kişi seninle tartışmaktan vazgeçti, ben belki düzgün ve olumlu cevaplar alabileceğim düşüncesiyle seviyeyi yukarda tutmaya çalıştım, ne yazık ki olmadı.
Uzlaşmaya varamayacağın insanlarla tartışma Skullchukka.
İki sorum var:
1. Eşcisellere karşı olanlar: Erkek-Erkek arası ilişki garip görünüyor diyorsunuz, peki sizce ilk bakışta bir kadınla erkeğin ilişkisi de aslında garip değil mi?
2. Eşcisellere karşı olmayanlar: Kendi oğlunuz eşcinsel olmaya karar verseydi tepkiniz nasıl olurdu?
we must bury you so deep that noone should find you
Bunları sen dedin, hani hatırlamıyorsan.Eşcinsellerden farklı şekillerde de faydalanılabilir. Yani vatana millete bir faydası dokunsun maksat. sabun yapabilirler örneğin. Saçlarından da halı yapılabilir. Kemiklerinden de düğme olabilir. Ya da kesme şekerde kullanılabilir.
Manndaudsvinter yazdığın tutumsuz, ergen yazılarla seni bu kadar ciddiye almak hata oldu. Bir kaç kişi seninle tartışmaktan vazgeçti, ben belki düzgün ve olumlu cevaplar alabileceğim düşüncesiyle seviyeyi yukarda tutmaya çalıştım, ne yazık ki olmadı.
Uzlaşmaya varamayacağın insanlarla tartışma Skullchukka.
yazmayacağım dedim ama bu kadarda olmaz. arkadaşım sen yazılanları cımbızla kendi işine gelenleri çekip çıkartmakta ustasın. sanıyorum bu bazı şeylere cevap verememenden kaynaklanıyor olabilir. buyrun yazının tamamı.
Eşcinsellerden farklı şekillerde de faydalanılabilir. Yani vatana millete bir faydası dokunsun maksat. sabun yapabilirler örneğin. Saçlarından da halı yapılabilir. Kemiklerinden de düğme olabilir. Ya da kesme şekerde kullanılabilir.Ama tabii ki medeni bir insan olarak saygı duyuyoruz dimi. Zarar verme niyetimiz yok, bu bahsettiklerim varsayım sadece.yalnızca olabilirliğinden bahsediyorum
-bu cımbızla çekip çıkartmaların tıpkı milyonlarca uygarlık varken sırf eşcinselliği normal gösterebilmek için yunanistanı örnek göstermen,
-osmanlı, çin ve iskoçya da neden eşcinsellik açıkça ifşa edilmemiş sorumda da sadece osmanlıya cevap verebilmen diğerlerine verememende örnek olarak gösterilebilir. yani sadece işine gelenleri alıp asıl söylenmek isteneni es geçiyorsun.
birkaç örnek daha var ama anladım ki değmeyecek bir tartışma olmuş, seviye böyle yukarıda tutuluyorsa eyvallah maalesef olmadı be, olmadı ![]()
not: doğrusu cevap veremeyeceğin insanlarla tartışma olarak değişebilir son cümle.
vesselam..
Senin çıplak cesetin
Güneşin batışı kadar güzel, güneşin ilk ışıklarıyla
Fakat senin soyulmuş, ağarmış kemiklerindi
Benim gerçekten nefesimi kesen
merak etmeyin eşcinselliğe saygı duymayana dava da açamazlar içeride atamazlar. sağdan soldan alıntı yapmaya gerek yok. kanun kimse ne kadar saygı duymanız gerektiğini söylemez çünkü, sadece Atatürk ve parelelindeki konular haricinde. bir düşünceyi suç sayılan fiile dökmediğiniz sürece istediğinize saygı duyup duymamakta serbestsiniz. çocuk katiline sayın öcalan denmesi ve buna birşey yapılamaması en baba kanıtıdır. iyi bir dergi kapağı yapabilirsiniz bunuda.
Hukuku herkesten hatta o kanunları yapan ve uygulayanlardan daha çok bilen kişi olarak engin görüşlerinizi talep ediyoruz... Hakaret davası da mı açılamaz? Ya da tehdit davası? Yukarıda yazdıklarınız açıkça tehdit unsuru oluşturuyor eşcinseller açısından... Bekleyelim mi siz bu düşüncelerinizi fiiliyata dökene kadar?
ilaveten kusma havuzlarında yediklerini kusup tekrardan yemeğe oturan bir uygarlıktan ne gibi bir ahlak dersi alınabilir ??
Bunu söyleyebilen bir insandan ne ders alınabilir? Kalın siz dört tarafı demir dağlarla kaplı mekanınızda ve çıkmayınız o halde... Bir Sokrates, Bir Platon olabildiniz mi bugüne değin de, eşcinsellikten sonra kalkıp bir de ırkçı söylemler peşindesiniz? Haydi geçtim onu, bugüne kadar dünyanın düzenini durduracak bir fikir bu... Dünya üzerinde yaşayan her canlıdan öğrenilecek dersler vardır... Sizden bile... İnsan fikirlerinizi okudukça nasıl düşünmemesi gerektiği konusunda açık bir görüşe ulaşıyor nitekim...
yunanı ve romalıyı bırakıp 3 kıtada 600 sene hüküm sürmüş olan ve gerek savaş, gerek sanat ve gerekse ahlak bakımından zamanın en ilerisinde olan osmanlı imparatorluğunda neden eşcinsellik açıkça ifşa edilmemiş onun cevabını verirseniz eyvallah derim.
Açıkça ifşa edilmemiş mi? Bu tarihe kadar birçok sansüre rağmen herkes biliyor Hamamoğlanı mevzuusunu! Buna da kör gözle bakıyorsanız, zaten sizin hiçbir şeyi görmeye niyetiniz yoktur ki, bu tartışma da anlamsızlaşmıştır iyice...
çünkü insanoğlu öyle bir varlıktır ki siz eşcinselliği hoşgörüp sokaklarda iki erkeğin öpüşmesine medeni olmak adına izin verdiğinizde daha da ileriye gitmek isteyecektir.
Evet... Şimdi toplum tarafından ayıp görüldüğü için kapalı açık birçok kişi sahillerde sevişmiyor? Ayıp görüldüğü için ihanet bu kadar az? Toplum tarafından ayıplandığı için dolandırıcılıklar, cinayetler, tecavüzler bu kadar az?
notes perros: tüm bilgiler zihinden çıktığı gibi yazılmış olup daha önceden okunarak ve hazmedilerek kelimelere dökülmüştür. zerre alıntı yoktur (özellikle vikipediadan)
Keşke biraz alıntı olsaydı da gerçek bilgiler dökülseydi ortaya...
Bu arada konuyla ilgili olduğu için şu bilgiyi paylaşmakta lüzum görüyorum. Güzel bir araştırma;
osmanli da vesikali oglan fahiseler kimlere hizmet ediyordu ?
konuyla alakalı güzel bir yazı buldum buyrun okuyun.
Son zamanlarda Gaykedi çocuk pornosu ile bizim halkın cinsel kaçıklıklarına değinince, ben de merak edip “Acaba ecdadımız bu gibi hâllere hiç düşmüş mü?” dedim. Biliyorsunuz, bu gibi sapıklıklar hep şu din dışı laik ve Kemalist düzenden kaynaklanıyor. Halbuki toplumumuz laik olmak yerine milli geleneklerimize ve dinine bağlı olsa, dindarların özgürlükleri kısıtlanmasa, İmam Hatipler gibi dini eğitim veren yerler olsa, Kuran kursları rahatça açılsa, başörtüsüne izin verilse, bu gibi olaylar hiç olmayacak. Bizim dincilerin pek bir sevdiği kudretli Osmanlı zamanında olur muydu bunlar hiç? Ne zaman ki cumhuriyet geldi, laiklik belası çıktı, işte o zaman memleketin düzeni bozuldu. Ama bakalım kazın ayağı öyle mi?
Celâli İsyanları üzerine detaylı bir kitabı olan Mustafa Akdağ'dan hareketle meseleye bakalım (“Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası”, Ankara: Bilgi Yayınevi, 1975). Osmanlı üzerine iki kitabı daha olan Akdağ ne yazık ki çalışmalarını tamamlayamadan 1972'de ölmüş. Söz konusu kitabı bu isyanlar hakkında hâlâ temel bir eser. İşi medrese öğrencileri üzerinden ele alalım. Aşağıda anlatacaklarıma, Akdağ büyük boy kitabında toplam 130 sayfa ayırmış.
Her biri bir vakfın kurumu olan Anadolu ve Rumeli'deki medreseler, 16. yüzyıl başlarında öğrenci yığılmaları ile karşılaşıyor. Zira bu yüzyıl başlarında Osmanlı'daki ekonomik durum nedeniyle, köylerde geçim olanakları daralmış bulunuyor. Aileler çocuklarını medreselere göndererek, onlara gelecek sağlamaya çalışıyor. Lise çağındaki bu medrese öğrencilerine “suhte” deniliyor. Medreseleri bitirip diplomalı olanlar da devlet tarafından kadılık, naiplik, müderrislik, imamlık gibi görevlere atanıyorlar.
Tabii, bu medreseler yatılı. Öğrenciler “imaret” denilen öğrenci yurtlarında kalıyorlar. Bu yurtlara girmek için de ergenlik çağında olmak gerekiyor. Yalnız, bu yurtlar pek öyle güzel yerler değil. Nitekim Akdağ'ın dediğine göre, “16. yüzyıl medreselerini ve imaretlerini incelediğimizde, buralarda o kadar uzun yıllarını geçiren öğrencilerin, ruhsal bunalım içine yuvarlanmaktan kendilerini kurtaramayacak koşullar içinde yaşadıklarını görürüz,” (s. 154). Yurtlar hücrelere ayrılmış ve her odada 3 ilâ 5 öğrenci kalıyor. Yurt binaları dörtgen biçimindeki bir açıklığı çevreleyecek şekilde inşa edilmiş. Hücreler yan yana sıralanmış hâlde ve dış bahçeye ya da sokağa bakan küçük pencereleri var. Ancak duvarlar kalın olduğundan içeriye yeteri kadar ışık girmiyor. Akdağ'dan devam edelim:
“Ömürlerinin en genç ve kızgın çağını, bu dışa kapalı, dar, karanlık ve kubbe biçimindeki, tavanından karanlığın hayalleri sarkan bu hücrelerde geçirmek zorunda kalan öğrencilerin, ara sıra çıktıkları şehrin sokak ya da çarşı ve pazarları da, onların gençlik ihtiyaçlarına kesinlikle kapalı bulunuyordu. Gizli çalışan, yakalandıkça da şuraya buraya sürülen fahişeleri bulmak çok zor bir işti,” (s. 155). Çünkü bu gibi yerlerde asayişi sağlamakla görevli kişiler (subaşı, asesbaşı, asesler, yasakçılar) kimseye göz açtırmamaktadır. Üstelik bunlara bol para cezası kesme yetkisi de tanınmıştır. Bu yüzden kız ve erkekleri sokakta konuşurken, hatta bakışırken bile yakaladıklarında ceza kesiyorlardı.
Bu koşullar altında öğrenciler hem derslerine çalışacak iradeyi kendilerinde bulamıyor, hem de cinsel hayallerini kamçılar tarzda yapılmış olan hücrelerde kendilerini eşcinsel davranışlara kaptırıyorlar. Böylece eşcinsellik öğrenciler arasında yayılarak bir alışkanlık hâlini alıyor. Dahası, bu öğrenciler çarşıya çıktıklarında saldırgan, zorba ve eşkıya davranışlı oluyorlar. Asayişçiler ile çatıştıkları için de, bir yandan iyice azıtıyorlar, diğer yandan örgütlenip silahla karşı koymaya başlıyorlar. Akdağ, eğitiminin çoğunluğu günah-sevap konusu üzerine toplanmış olan, yani ahlâk amacı güden medrese derslerinin, bu olayları engelleyici hiçbir etkisinin olmadığına dikkati çekiyor. Tekrar Akdağ'dan devam edelim:
“Halk ağzında ve yazılı dilinde genel olarak “suhte” deyimi ile sözleri edilen medrese öğrencilerinin, genç çocuklar ile düşüp kalkmaları, toplum ahlâkını kemiren bir alışkanlık hâlinde sürüp gidiyordu. Yalnız bunlar değil, “levent” dediğimiz, köyden kente gelmiş, işsiz güçsüz dolaşan ve “bekâr odalarında” her türlü ahlâksızlığı yapmaktan çekinmeyen ergen kitleler de, bu doğa dışı cinsel sapıklıkları huy edinmişlerdi. Kadın-erkek ilişkilerini son derece kısıtlayan, hatta fahişeliğe bile göz yummayıp, bu gibi kadınları oradan oraya süren o dönemin yobazlığının, asayişçilerin cerime (para cezası) çıkarabilmek için, bir erkekle bir kadını konuşurken de olsa yakalayabilme gayretlerinin, suhte ve leventlerin bu söylediğimiz doğaya aykırı alışkanlıklarını bütün bütün kamçılamakta olduğu bir gerçektir. Bu incelediğimiz sıralarda, hatta birer meyhane gibi kullanılan bozahanelerin işleticileri, bu gibi yerlere doluşan ergen müşterileri için “taze oğlanlar” bulundurmakta ve yasakları da hiçe saymaktaydılar,” (s. 15
. [Akdağ'ın fahişeliğe “göz yummamayı” yobazlık saydığına dikkatinizi çekerim.]
Hatta 16. yüzyılın ortalarında öğrenciler işi o kadar azıtıyorlar ki, şehir ve kasabalarda kızları ve oğlanları kaçırmaya başlıyorlar. Küçük gruplar ve bölükler hâlinde isyan hareketlerine girişiyorlar, soygun yapıyorlar. Öğrenci şefleri yönetiminde örgütleniyorlar. Birçok olayda, suhteler para ya da “taze oğullarını” vermekte zorluk çıkaranlara işkence yapıyorlar. Sinirlerini çıkarıyorlar, ellerini ve ayaklarını kesiyorlar. Kimilerini ayaklarından asıyorlar. Pek çok kişiyi katledip, birçok kişiyi ölene değin dövüyorlar.
Akdağ bu türden olayların Anadolu'nun verimli bölgelerinde yer alan şehir ve kasabalarda meydana geldiğini aktarıyor. Buralar medreselerin ve öğrenci yurtlarının kalabalık olarak bulunduğu yerler. Öğrenciler bölükler hâlinde köyleri ve evleri basıyorlar, malları yağmalıyorlar, parasına ve malına göz diktikleri zenginleri öldürüyorlar, yakışıklı ve güzel oğlanları kaçırıyorlar. Bu yakışıklı oğlanlara “sâderû” deniliyor. Kaçırma olayına ise “oğlan çekme” adı veriliyor. Hatta hamam basıp oğlan çekenler dahi var. Maalesef, bu olaylara hükümetten ve o yöredeki yetkililerden de karışanlar oluyor. Bu kişiler baskınlardan pay ya da rüşvet alıyor. Akdağ'dan devam (dili bir-iki yerde düzelttim):
“İmaretlerde yaşamlarının en genç ve cinsel yönden en bunalımlı dönemini geçirmek zorunda bulunan, sokakta kadın ya da kız yüzü görmelerine çağın “kaç göz” ya da “namahremlik” anlayışındaki pek sıkı kuralların engel olduğu bu insanlar, imaretlerinin ve medreselerinin “hücrelerinde” çirkin ahlâksızlıklarla kendilerini tatmine çalışırken, elbette kanlı olaylar çıkarmaktan da kendilerini alıkoyamıyorlardı. Sokakta şunun bunun gençlik çağına yeni girmiş ya da girmek üzere olan erkek çocuklarını Uludağ'a, ıssız bahçelere kaçırmak, hücrelere kapatmak, hamam yollarını gözetleyerek gelip giden kadın ve kızları önceden hazırladıkları eve, medreseye, imarete zorla götürüp içki içirmek yoluyla ırzlarına geçmek, şaşılmayacak günlük olaylardı. Nitekim mahkemelerde görülen pek çok cinayet, yaralama, fuhuş ve benzeri yargılanmalardan, bunlara ait olanlar az değildir.” (s. 192)
Akdağ bu olaylara sayfalar dolusu örnek veriyor. İki tanesini özetleyerek aktarayım:
Bursa zaimi, yani subaşısı Nebi bin Abdullah, 7 Temmuz 1572'de mahkemeye Ayşe ve Emine adında iki kadını çırılçıplak bir hâlde getiriyor. Kadınların anlattıklarına göre, hamamdan dönerken üç suhte yollarını kesiyor. Bıçak çekip kadınları korkutuyorlar ve akşam namazından sonra medreseye kapatıyorlar. Bütün giysilerini ve hamam takımlarını alıp, kadınları anadan doğma soyuyorlar. Gece ne olduğunu tahmin edersiniz. Belki yatsı namazı için ara vermiş olabilirler. Kadınlar sabaha karşı, öldürülmek üzere iken kaçmayı başarıyorlar. Attıkları çığlıklar üzerine mahalleli yardımlarına koşuyor. Mahkemede mahalleliler toplu hâlde şikayette bulunuyorlar. “Sözü geçen medresede bu tür ahlâksızlıklar hiç eksik olmuyor, içeride kopan feryatlardan evlerimizde oturamaz olduk, korkudan elimizden bir şey yapmak gelmiyor,” diyorlar. (s. 193)
Bir tane daha: Sonusa ve Samsun'daki suhteler Tokat'a bir sâderû (taze ve yakışıklı oğlan) getiriyorlar. Halk da suhteler ile çatışıp oğlanı kurtarıyor. Mahkemede oğlan, suhtelerin kendisini kaçırdıklarını söyleyince, yeniçerilere emanet ediliyor. Ancak 30 suhte geceleyin bu yeniçerilerin evlerini basıyor, aralarından birini öldürüyor, diğerlerinin kulaklarını ve burunlarını kesiyor ve oğlanı alıp kaçıyorlar. Sadece şefleri yakalanıp asılabiliyor. (s. 182)
Mahkemeler yakalanan öğrencilere suçlarını itiraf ettirmek için işkence yapıyor. Eğer bunların işledikleri suçlar ağır cezaya çarptırılmak ya da asmak için yeterli olmuyorsa, mahkeme yeni suçlar yaratıyor ve iftiracılık yaparak işi hâllediyor. Buna “siyaset kararı almak”, yani ölüm cezasına çarptırmak deniliyor. Bu işi emreden de İstanbul'dan gönderilen fermanlar. Hatta padişah Yavuz Selim 1519'da Bursa sancak beyine ağır bir ferman yollayarak, yakaladıklarının hemen siyaset edilmesini istiyor. İşkence “örf” ya da “örf-i marûf” olarak adlandırılıyor. İşkence yapılırken ölenlere ise “örfte telef oldu” deniliyor.
Kimi zaman tam bir ayaklanma biçimini alan bu öğrenci gruplarını bastırmak için, erlerden ve sipahilerden oluşan kovuşturma güçleri kuruluyor. Bunlara “isyancıların demleri hederdir”, yani “öldürülmelerine izin verilmiştir” yazan birer hüküm sureti veriliyor. Fakat bu güçler önlerine çıkan herkesi sorgusuz sualsiz “eşkıya” deyip katlediyorlar. Bu yüzden pek çok masum genç öldürülüyor. Bu insafsızca cezalandırma karşısında İstanbul'a seslerini duyuramayan aileler ve akrabalar, ya çocukları saklama yolunu seçiyor ya da isyana kendileri de katılıyor. İşin güzel tarafı, ölü ya da diri ele geçirilen öğrencilerden çıkan mal ve paralar devlet hazinesine gidiyor; soygun malı ve parası da bunları öldürenlere veya yakalayanlara ait oluyor. Yani soyulan halka mal ve paraları geri verilmiyor!
Akdağ'ın şu sitemi ilginç. Şöyle diyor:
“Bu tür ahlâk dışı olaylar açıktan alıp yürüdüğü hâlde, imam, müezzin, müderris ve benzeri hacı-hoca takımı, nasıl olup da önleyici büyük tepkiler gösterecek bir insanî duygusallık göstermediler, anlamak güçtür. Halbuki aynı çevreler, kadın-erkek buluşumları açığa dökülecek kerteyi bulduğunda, hemen toplu hâlde mahkemeyi boylayıp, kıyameti koparıyorlardı.” (s. 158-9)
İşte size ecdadımız Osmanlı'dan insan ve memleket manzaraları. Şu öğrenci yurtları size günümüzdeki “ışık evlerini” ya da birtakım cemaatlere ve tarikatlara ait öğrenci yurtlarını hatırlatmıyor mu? Hrant Dink'i öldürenlerden bazıları nerede kalmıştı? Ya cinsel yönden azıp oğlan kaçırmaya ne demeli? Allah'a şükür bugün en azından bunu yapmıyorlar, onun yerine internette çocuk pornosu izliyorlar – medeniyet efendim! Devlet görevlileri de işlere karışmış. Eh, buna zaten alışkınız. Hatırlayın, zamanında doğuda 12 yaşındaki bir kız çocuğuna defalarca tecavüz eden birtakım görevlilerin olduğuna dair haberler dinlemiştik.
Anlayacağınız, bugün bu işleri yapanların dedeleri de aynı haltı işliyorlarmış. Aynı tas aynı hamam. Akdağ'ın özellikle giderilemeyen cinsel ihtiyaçlardan bahsettiği dikkatinizi çekti mi? Ya da kadın-erkek ilişkilerini hepten yasaklayan yobaz zihniyete yaptığı vurgular? Fahişelikten bile bahsediyor kendisi. Bunlar için verdiği örnekler size İran'daki benzeri “ahlâk önlemlerini” hatırlatmadı mı? Bu olanlar, karşı cinsle ilişkiyi yasaklayan bir düzenin varacağı son noktayı güzel gösteriyor, değil mi? Kim bilir şimdiki tarikat yurtlarında ya da ışık evlerinde neler oluyor da, haberimiz olmuyor.
Demek ki, dinî eğitim vermekle, millî gelenekleri savunmakla, din eğitimi veren medrese tarzı okullar açmakla vs. ile memleketin ahlâkı düzelmiyor. Bizim memlekette hâlâ bu tür şeyleri savunan insanlar var. Kafalarını hiç çalıştırmıyorlar. Diyorum hep, diktatör lazım bize, diktatör.
(macerayi seven adam, 02.04.2009 16:18:21)
http://www.incefikir.com/index.asp?id=67507
Ben de insanım lan!
Osmanlı'da bu işlerin ne kadar yaygın olduğunu biliyoruz. Batıya karşı kurduğu kompleks yapıyla Viyana'yı zorlayan, Balkanlar'ın en yüksek kültürü olmayı becerebilmiş olan Osmanlılar, Doğuda kendi kardeşlerini kırdıktan sonra güzel bir sistem oturtmamış ve ne idüğü belirsiz ağalara bırakmıştır o toprakları.
Osmanlı'daki olaya eşcinsellik demiyorum götçülük diyorum çünkü bunu "oğlan" kavramı ile sistematikleştirmişler, ergen dönemlerdeki erkek bedenlerinin bir meta olarak sömürülmesi söz konusudur, yatak odasındaki ikili ilişkinin karışılamaz olduğunu savunan arkadaşlar bunu örnek vererek de tutarsızlık yapıyor kanımca. Sizin özel yaşamdan kastınız harem anlayışıyla örtüşmüyordur, yok artık...
Şunu da söylemek istiyorum; İmaret adı verilen yurtlarda yapılanlar bugünün imaretlerinde de sürüyor, anladınız siz...
[Bu arada Skullchukka ben teşekkür ederim, ne demek.]
Şimdi gelelim şu konuya;
Eşcisellere karşı olanlar: Erkek-Erkek arası ilişki garip görünüyor diyorsunuz, peki sizce ilk bakışta bir kadınla erkeğin ilişkisi de aslında garip değil mi?
Sen ne yaptın hoca? O yadırgadığın düzeye evrilene kadar ne aşamalardan geçti kişioğlu, evrendeki en kutsal iştir benim için dişiyle erilin birleşmesi. Sen bunun neresini yadırgadın anlatır mısın?
Yapılan konuşmalardan ve verilen örneklerden bir daha görüyoruz ırıkçılığın,homofobinin,militarizm ve faşizmin iç içeliğini....
Kendinize yapılan en küçük kısıtlamalara asice başkaldırıken bir başkasını rahatlıkla kısıtlayabiliyorsunuz.heteroseksüellik bugün normal(!) olduğu halde sokak ortasında öpüşen kimseyi göremessiniz o da ayrı mevzu.Normal olan her zaman değişir zamana ve çağa göre..
Ergen beyinlere demokrasi ve insan hakları dersi verecek değilim kendi adıma bu son derece çirkinleşen,hakaret yüklü,seviyesiz tartışmanın(!) içinden çekileceğim
Özgürlük her kes için gereklidir ,bir daha düşünmek gerek...
saygılarımla
Kuş öldürenler şair olur..
Yapılan konuşmalardan ve verilen örneklerden bir daha görüyoruz ırıkçılığın,homofobinin,militarizm ve faşizmin iç içeliğini....Kendinize yapılan en küçük kısıtlamalara asice başkaldırıken bir başkasını rahatlıkla kısıtlayabiliyorsunuz.heteroseksüellik bugün normal(!) olduğu halde sokak ortasında öpüşen kimseyi göremessiniz o da ayrı mevzu.Normal olan her zaman değişir zamana ve çağa göre..
Ergen beyinlere demokrasi ve insan hakları dersi verecek değilim kendi adıma bu son derece çirkinleşen,hakaret yüklü,seviyesiz tartışmanın(!) içinden çekileceğim
Özgürlük her kes için gereklidir ,bir daha düşünmek gerek...
saygılarımla
Ahriman sorun şu ki insanların birbirlerine tahammülü kalmamış yani bu sadece tartışmalarda da değil her anlamda . Kimse bir başkasını kendinden ötekine tahammül edemiyor . Eşcinsellik , ırkçılım , fikir farklılığı , dil , devlet , din , ve hatta sokaktaki adama bile herkez kin tuttar olmuş . Zaten benimde burdaki arkadaşlarla bu konuyu tartışmamın tek sebebi herşeye karşı kendilerini bu kadar kapatmaları , sınırlarını merak ettiğimden belki de . Ve burda tartışanların bir kısmıda alaykar bi şekilde sırf tartışma olsun diye tartışıyor , heleki saptırma olayları yok mu ...
Bazen sadece konuşmaları dinlemeli , karşı fikirlilerin söylemlerini ... Bakalım onlarla tartışmasak bile bu konu başlığı yürüyor mu en çok bunu merak ediyorum ben de . Çünkü sırf tartışmak için tartışan bi kaç kişi var .
Ölüm dansı yapan kelebekler gibi, yüzüm hep ışığa doğru...
aslında ortada tartışalacak bir şey yok. isteyen istediğini yapar, nerede kaldı mahallenin namusu geyiği ilyas salman filmlerinde kaldı ![]()
we must bury you so deep that noone should find you
İki sorum var:1. Eşcisellere karşı olanlar: Erkek-Erkek arası ilişki garip görünüyor diyorsunuz, peki sizce ilk bakışta bir kadınla erkeğin ilişkisi de aslında garip değil mi?
2. Eşcisellere karşı olmayanlar: Kendi oğlunuz eşcinsel olmaya karar verseydi tepkiniz nasıl olurdu?
Öncelikle skullcukka 1 tane bilim insanınıyla ilgili gayet küçük 1 cümleyi gözümüze sokar gibi ikide bir alıntı yapıp duruyorsunki buna görmemişlik deriz. Bilimin tarafsızlığınında ne oranda olduğunu herkez biliyor yani...
Ha diyelimki ruhani 1 etki olmasa bile eşcinsellik var. Eee ozaman buda Homoseksüellere kalmış artık. Alternatif'e kaçmışlar. Nasılsa yakında ürün çeşidi 1 den ikiye çıktıysa 2 den 4'ede çıkar. Homoseksüelleri görenler, demekki oluyormuş deyip Ensest'in önünü açar. Ensest'i açan tecavüzünde önünü açar...
Zira Sodom ve Gomorra eşcinselliğin yaygın olduğu enbüyük kavimlerdi. Bunu destekler şekilde ikiside g.te gitti. ![]()
Ayrıca ayrıntılı $ekilde bu kavimlerde eşcinsellik ilk olarak kadınlarda başlamıştır. Erkeklerin tamamının eşcinsel olduğu zamanda kura ile birbirlerini gecelik eşler olarak belirlerlerdi. Dışardan gelen ziyaretçilere çoğunlukla tecavüz ederlerdi. Ensest vardı.
Ek bilgi olarak Sakız çiğnerlermi$,Gayet açık saçık giyinirler ve Büyük kumarhaneler kurarlarmış. Gayet açık saçık giyinme ve Sakız çiğneme olayı konuyla çok alakalı...
Mesela;Ben 7-8 yaşındaki 1 kızın rızasını alsam,birlikte olsam,bu doğru olurmu sizce? Soranlara desem kız benimle olmayı kabul etti desem...
Kesinlikle böyle 1 şey yoktur... Toplumlar geçmişten Tecrübe ederek kültürleri ve ahlak kavramlarını ona göre şekillendirmişlerdir. İnsanlar,tarihten daha bilgin olamaz! Geçmişte homoseksuellik yaygındı peki $imdi niye okadar fazla yok? Çünki insanlar İlkel duygulara yenilmiyorlar!
Darkness Always Kill The Light!
Blessed with Blood!
Ayrıca Osmanlıdaki ''oğlancılık'' gayrimüslim azınlıklardan alınan haraçlardan dolayı patlama yapmıştır.Oğlancıların neredeyse tümünün Arnavut ve Yunanlı olduğunuda belirteyimde açık kapı kalmasın...
Günümüzdeki travestiliğe benzer şekilde.Para kazanmak için kendilerini sattılar yani. Osmanlıdaki oğlancılıkta günümüzdeki Travesti-Abaza Kro ili$kisini geçmedi...
Okumak vardır birde Anlamak vardır. Sizin okuduklarınızın on tanesinide içimden çıkartırım. Bu gövde gösterisi değil gerçektir...
Darkness Always Kill The Light!
Blessed with Blood!
HyperboreaN, şunu yapan bunu da yapar mantığını anlamak için Afganistan'ı görmen lazım. Burda kadınların büyük bölümü burka ile sokağa çıkabiliyor, bir çok yerde sokağa çıkamıyor bile.
Burdaki insanların mantığına göre, bu kadınlar bugün burkasız olursa yarın orospu olur mantığına yakın bir durum.
Reşit olmayan bir insanın kendi rızası olmaz, çünkü kendi başına karar verecek kadar hayatı öğrenmemiştir.
Sodom ve Gommara örneğini de ilginç buluyorum, bunlar çok önceleri, ta Sümer döneminde bile gemicilere hizmet veren "kadın kıyafetli adamlarlardan" bahsediliyor. Sodom ve Gomara'nın veya Lut peygaberin varlığı sadece kutsal kitaplarda yazıyor ki bu kitapların tarafsızlığı ve doğruluğu tartışılır, mesala uçabildiği, hayvanlarla konuabildiği vs. yazan Süleyman peygamberin aslında halkına eziyet eden, savaşlardan bıktıran gaddar bir kral olduğu biliniyor bulunan eski tabletlere göre.
we must bury you so deep that noone should find you
HyperboreaN, şunu yapan bunu da yapar mantığını anlamak için Afganistan'ı görmen lazım. Burda kadınların büyük bölümü burka ile sokağa çıkabiliyor, bir çok yerde sokağa çıkamıyor bile.Burdaki insanların mantığına göre, bu kadınlar bugün burkasız olursa yarın orospu olur mantığına yakın bir durum.
Reşit olmayan bir insanın kendi rızası olmaz, çünkü kendi başına karar verecek kadar hayatı öğrenmemiştir.
Sodom ve Gommara örneğini de ilginç buluyorum, bunlar çok önceleri, ta Sümer döneminde bile gemicilere hizmet veren "kadın kıyafetli adamlarlardan" bahsediliyor. Sodom ve Gomara'nın veya Lut peygaberin varlığı sadece kutsal kitaplarda yazıyor ki bu kitapların tarafsızlığı ve doğruluğu tartışılır, mesala uçabildiği, hayvanlarla konuabildiği vs. yazan Süleyman peygamberin aslında halkına eziyet eden, savaşlardan bıktıran gaddar bir kral olduğu biliniyor bulunan eski tabletlere göre.
Birinde şehvet var birinde yok.Bahsettiğin alakasız 1 şey.Afganistan olayında içe kapanma var dışa açılma değil ama bana göre asıl önemli olan şey aslında denge...
Reşitliğin 1 sınırı varmıdır? Bunuda insanlar belirlemiyormu? Kim ne karışır ki değilmi?.Ben istediğimin rızasını alıp istediğimle beraber olurdum hani ![]()
Sodom ve Gomora elbiseleri gayet mühtehcendir. Kadın kıyafeti bile denemez çünki kadınlar dahi öyle giyinemezdi. Gerçektir onu bilmeniz gerekli,bu topluluk insanlığa en iyi örnektir...
Darkness Always Kill The Light!
Blessed with Blood!
sodom ve gommora'daki müstesçenliğin bilmem kaç katı amsterdam'da var, ama nedense allah bu aralar helak etmek için müslümanları tercih ediyor bu aralar ![]()
we must bury you so deep that noone should find you
Fazladan oldu pardon =)
Good friendly violent fun in store for all..
Hammer of Justice Crushes You,Overpower
I Cant Believe The Things You Say
I Cant Believe
I Cant Believe The Price You Pay
Nothing Can Save You
Justice Is Lost
Justice Is Rape
Justice IS Gone..
İlk önce önemi var mı bilmiyorum ama üslup için çok teşekkürler svarteridder
2. Eşcisellere karşı olmayanlar: Kendi oğlunuz eşcinsel olmaya karar verseydi tepkiniz nasıl olurdu?
Bu soruya kendi adıma verebileceğim yanıtın %100 doğru olmadığını söylemem çok garip olmaz herhalde..Ama bildiğim ve emin olduğum tek şey var ki asla tepkim olmayacaktır...
Çünkü bence asıl kutsal olması gereken "insan" yerine,insanlar kendileri dışında bir sürü şeye kutsallık vermişler bu zamana kadar...Putlar,inekler,kitaplar,uzaylılar vb....Kendilerine dönüp,kendi iç seslerini kontrol edip sorunlarını çözmeye çalışmak yerine hep başka şeylerden medet ummuşlar...Kendilerinin aslında ne kadar değerli olduklarını hiç farketmemişler hala da farketmiyorlar...Maalesef teknoloji,para,statü gibi kavramlar gerçek mutluluk kaynağı olamıyor...
Ve siz bazı arkadaşlar kavramlara karşı olan nefret ve öfkenizden..Kendinizi büyük ya da küçük görmenizden,ayrımları,farklılıkları,ayrımcılıkları rahatsız olmadan dile getirebildiğinizden dolayı bunların hiç ama hiç farkında değilsiniz...
Daha önce de dedim burda asıl konu kişidir..İnsandır...Ben bu kavramlardan şahsen hoşlanmam...Amma velakin hayatta hoşlanmadığımız daha bir sürü şey var...Sadece sevdiklerimizle hayat geçmiyor...Karşıt yönler bir arada olmadan da bu yaşamın devam etmeyeceğini siz de biliyorsunuz...
Bazı mesajlarda da çok alakasız yerlere çekilmeye çalışıldığını gördüm konunun...Halbuki gayet basit olan birşey...Bilmiyorum niye genellemelere bu kadar takılıyorsunuz ya da herkesin iradesini kendinizinkiyle bağdaştırıp onların da zayıf olduklarını düşünüyorsunuz ama başkasını rahatsız etmeyen bir insan özelinde ne olursa olur,ne yaparsa yapar buna da hiçbirimiz karışamayız kimsenin de bize karışmaya hakkı yoktur...
Ayrıca en baştaki soruya bir geniş açıklama getirmem gerekirse..Birgün eşimle bir çocuğumuz olursa o bizim malımız,eşyamız olmayacaktır...Onu sadece eğlenmek veya kontrol etme amaçlı,ego tatmin araçlı bu dünyaya getirmeyeceğimizdir...Bizim görevimiz daha dünyaya gelmeden onun geleceği için maddi&manevi olasılıkları maksimuma çıkarabilmek ve onun iyi bir "insan" olması için çabalamaktır..Ukalalıktan,şımarıklıktan,ayrımcılıktan,öfkeden,kıskançlıktan,bencillikten haberdar olmamasını sağlayabilirsek,ona paylaşmayı,hoşgörüyü,cömertliği,sevgiyi,saygıyı,sakinliği öğretebilirsek o zaman iyi bir ebeveyn olma yolunda bir adım atmışız demektir...Kötüyle iyiyi ayırt ettikten sonra o da aklını kullanarak bazı şeylere karar verecektir...Evladım ne karar alırsa alsın ben onun arkasında olacağım yapabildiğim yere kadar...Çünkü en yakın arkadaşlarımdan biri paylaştığımız uzun seneler boyunca babasına sadece mezarı başında seslenebildi,ben de hayatta ve bana 1 km uzakta olmasına rağmen herhalde 11 yaşımdan sonra toplamda 365 gün göremedim...Onun bana davranışlarından veya arkadaşımın "davranacak insan olmama" durumundan çok şey öğrendim...Ben oğlumun,kızımın cinsel kimliklerinden sorumlu değilim...Ben onları ileride bana baksınlar diye dünyaya getirenlerden de değilim...Bu zaten onların içinden gelmiyorsa,insan sevgisi ve ebeveyn saygısını onlara kazandıramamışsam bu bizim hatamızdır o zaman çok geç olmuştur ve geri dönüşü de imkansızdır...Normal bir insana dahi asla sırtımı dönmeyecekken herhalde evladıma karşı bunun olması...İmkansız kısaca ![]()
Good friendly violent fun in store for all..
Hammer of Justice Crushes You,Overpower
I Cant Believe The Things You Say
I Cant Believe
I Cant Believe The Price You Pay
Nothing Can Save You
Justice Is Lost
Justice Is Rape
Justice IS Gone..
