Forum
En güzeli, en yaralayanı, en baba olanıdır Pink Floyd. Kafayı yedirtir adama. Birşeyler yapar bünyede ama anlayamazsın ne yaptığını. Kafanı yormaz ruhunu yorar bir süre sonra. Duyguların karmakarışık olur içinden çıkamazsın hiçbirşeyin.
Baktığımızda Dream Theater veya Pain of Salvation(misal) gibi daha karmaşık bir yazı göremeyiz. Teknik ama aynı zamanda müzikal olarak nitelendirdiğimiz türden sololar da yoktur.
Peki ne var bu Pink Floyd'da ?
Bilmiyoruz. Anlamaya da çalışmıyoruz artık. Gelip sözleri güzel diyenin alnını karışlarım -diyen olmuş idi vakti zamanında-. Tabii güzel sözleri de. Ama adamlarda farklı birşey var. Ruhunu Pink Floyd'a teslim ediyorsun dinlerken oyun hamuru gibi oynuyor o da. Of çok fena birşey ya. Anlatamadım bile.
Neyse öyle birşey Pink Floyd böyle dinliyorsun öldürüyor seni falan. Anlatılmıyor ya. Git dinle de demiyorum. Öyle birşeyler işte, kafam karıştı.
Echoes'daki 'çığlıklar', Dark Side of the Moon'un muhteşem bütünlüğü ve insanı yere serme özelliği falan. Her albümü ayrı ayrı incelemek de gerekir.
Ha bir de, The Wall çok güzel albüm tamam da Pink Floyd'u ondan ibaret sanan insanlar olmamalı bence.
Resmen dibim düştü lan! Sipariş etsek, gümrükte takılır kesin.
I, wanna rock and roll all nite, and party every day
-Ne tür müzik dinlersin?
-Ben müzik dinlemem pink floyd dinlerim.
- ![]()
'Her şeyin başına dönelim mümkünse yaradılışın,
çünkü ben sana adını sormayı unuttum..'
the wall filmini seyrettıkten sonra fıkırlerım degıstı,esas bunalım ordaymıs...
Hemde ne bunalım, içmeden izlemek büyük başarı.
İmparatorlar cigaralarından babacasına çektikleri dumanı üflerken, Adam Mickiewicz'in şair ruhu dumana asılıp, 100 yıllık müzesinden kalkarak, kilisenin istavrozuna kondu… Ağır ablalar esrarı daha kallavi götürmek için zıvanalar hazırlamaktaydı…

