İçeriğe geç

Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

The Gathering

51 Gönderiler
28 Üyeler
0 Reactions
10.6 K Görüntüleme
redtaintedsky
(@redtaintedsky)
Gönderiler: 862
Prominent Member
Konu başlatıcı
 
[#563]

ya bu grubu bi turlu cozemedim her albumde tarz deistiriolar. gerci hosuma gidio muzikler ama...
sizler neler dusunuyosunuz. (gerci bu aralar yoklar ortalıkta ama)


each and everyone would die at my hand..

 
Gönderildi : 06/12/2004 1:16 am
ShibataKatsuie
(@shibatakatsuie)
Gönderiler: 20
Eminent Member
 

2 yıl önce yazmış olduğum bir biyografi...

“Ellerinin bileklerime kavuşması için bekliyorum.Sıcak çimenlikte kendimden geçmişim ve kokunu özledim.Ve mavi gökyüzü kalbimde taslak gibi tasvirleniyor.Kapalı gökyüzünde dolaşıyorum ve açık havayı özledim.Suratım solgundur,nefes aldığım zaman bana canlılık vermelisin.Büyük yağmur damlalarını gözlerimle izliyorum.Manzaranı özledim…”

“Korku ve telaş,kaslarım ağırıyor.Gülümsüyorum ama sadece taklit eder gibi.Gözden kayboluyorum.Bu beni üzüyor,sadece günler bitiyor.Sen ne söylüyorsun:"Ve sen burada beni bekleyeceksin…" Bekliyorum ve bekliyorum ve gerçekten de esintilerden paniğimin durmasından nefret ediyorum.Dizlerim zemine vuruyor ve sen benim odamın kapısını açana kadar paniğim daha da artıyor”

Yıllardan 1997...Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin yıllanmış banklarında tek başıma oturup sürekli walkmanimle müzik dinlediğim zamanlardı.Her öğle molasında,yemeğimi yedikten sonra walkmanimle bir köşeye çekilir,sigaramı yakar,bir buçuk saat boyunca dolu dolu müzik dinlerdim.Her gün değişik şeyler dinlemem sonucunda elimdeki arşivi yeyip tüketmiş ve başka arşivlere ihtiyaç duymuş,nihayetinde arkadaşımın birinden bir çok albüm ödünç almıştım.Elimde bir albüm vardı,grubun ismini daha öncesinde duymuş ama hiç dinlememiştim.Albümlerinin kapağına baktığımda,kuşbakışı çekilmiş bir ağaç ve sol tarafa akseden gölgesi vardı.Bu beyaz bir fon içerisinde sağlanmış ve kenarları da yeşil renklerle kaplanmıştı.Walkmanime koydum üzerinde “Nighttime Birds” yazan albümü ve müzik başladı.Birden bir bayan sesi duydum ve o sesin hakimiyeti içerisinde kendimi kaybetmem de bir oldu.Bu nasıl bir sesti?Daha öncesinde böylesine kullanılan bir vokal hiç duymamıştım ve beni melankolik,karamsar,derin ve yer yer de coşku dolu boyutlara götürmüştü.Kötü bir şey olmuş ve ben o sesin sahibine feci aşık olmuştum.Grubu incelemiş,ilgili şahısın Anneke Van Giersbergen olduğunu öğrenmiş ve resmini de görmemle beraber 6 yıldır süren aşkın içerisinde bulmuştum kendimi…Duvarımda yer alan 39 adet A4 boyutundaki siyah-beyaz posterlerin hepsinin sadece Anneke’ye ait olması ona duyduğum sempatiyi betimler zannedersem.

Grup yaptığı müzikte gerçekten de başarılı bir atmosfer taşıyordu,farklı boyutlara uçuruyordu beni.Sürekli,her gün,her boş zamanımda kulağımda Anneke’nin sesi çınlıyordu.Hollanda etiketini taşıyan grup başarılı bir icraat ortaya koyuyordu.Gelelim The Gathering grubunun hikayesine…

Anneke Van Giersbergen - Vokaller
Frank Boeijen – Klavye ve Programlamalar
Hugo Prinsen Geerligs - Bass
Hans Rutten - Davul
Rene Rutten - Gitarlar

Grup,1989 yılı Ekim ayında Hans ve Rene Rutten kardeşler ile vokal Bart Smits tarafından kuruldu.Daha sonrasında da Hugo Prinsen Geerligs(bass),Jelmer Wiersma(gitar) ve Frank Boeijen(klavye) katılarak grubun oluşumu tamamlanmış ve The Gathering doğmuştur.Hollanda’nın ufak Oss şehrinde haftada bir kez toplanarak provalar yapıyorlardı.Ortak sevgileri heavy müzikti ve diğer büyük heavy gruplarından hoşlanıyorlardı.İlk başlarda büyük gruplardan denemeler ve derlemeler yaparak,müzikal temellerinin başlangıç deneyimini yaşadılar ve yavaş yavaş kendi temellerini oturtmaya çalıştılar.1990 yılında “An Imaginary Symphony” demosunu yayınlayıp çeşitli magazinlere göndermişlerdir.Aynı dönemlerde,Metal müzik orjininde,klavyeleri yoğun bir şekilde kullanmak tercih edilir bir durum değildi ama tepkiler hala olumludur.Hünerlerini meydanda göstermek açısından ilk icraatları,Ocak 1991 yılında Oss şehri yakınlarındaki ufak Heesch kasabasında verilen bir festivalde, Deadhead ve Invocator gruplarının alt grubu olmasıyla başlamıştır.Bu arada Deadhead grubunun da Carcassvari,teknik bir grup olduğunu betimleyelim.
Grup ilk dönemlerinde eski müzik kalıplarına bağlı kalarak,Celtic Frost ve Hellhammer gibi grupların etkisinde kalarak icraatlar yapıyordu.Onların değişimi,daha atmosferli ve coşkulu oluşları sonradan olacak ve fan kitlelerini gün geçtikçe büyüteceklerdi.
Nisan 1991 yılında ikinci demoları “Moonlight Archer” çıkmış,birkaç gazeteci ile görüşmeleri olmuştur.Aynı zamanlarda da diğer grupların ilgisini çekmeye başlamıştır The Gathering ismi.Sonrasında da Death,Morbid Angel ve Samael gibi gruplar,gruba konser açılışlarında yer vermişlerdir.

Grup dikkatleri üzerine çektikten sonra Foundation 2000 şirketi ile sözleşme imzalamıştır.İşte böyle bir zamanda albüm çıkarmak grup için isabetli bir karar olacaktı.1992 yılında “Always” albümünü çıkarmışlardır.Bu albümde Vokal Bart Smits brutal vokal yaparken,bayan vokal Marike Groot da bazen ona eşlik ediyordu.Bu gothic/doom albümü gerçekten de insanı müziğin içine alıyordu,temiz,anlaşılır ve akıcı sounda sahipti.Albümde melodik,folklorik ve fantastik konseptler yer alıyordu.Ama karamsarlık gözden kaçmıyordu,müziğe genel anlamda bir çok noktada karamsarlık mevcuttu.Bol bol değişen melodiler içerisinde yer alan brutal vokal albüme hoş bir hava katmıştı.
Grup,aldığı ilgi üzerine Belçika ve İsrail’de konser vermiştir.Ne yazık ki grup,üçkağıtçı bir sözleşme yüzünden söz konusu albümün ne kadar basıldığını ve satıldığını o dönemde asla bilemedi.Sonrasında da Bart Smits ve Marike Groot gruptan ayrılmıştır.Çünkü onlar bu sonuçtan hiç memnun kalmamışlardı ve geleceğin grup açısından iç açıcı olmayacağını düşünmüşlerdi.Ama buraya bir paragraf açmak gerekirse,sözkonusu albüm,grup iyice kariyer yapıp,kendisini ispatladıktan sonra 2000 yılında tekrar basılmış,satışlar resmiyet kazanmış ve sonrasında bu haksız durum telafi edilmiştir.Tabi ki Foundation 2000 şirketinden çıkmamış,ileri bir zamanda kendi kurdukları Psychonaut Records etiketiyle çıkmıştı sonraki baskılar.

Bu gelişmelerden sonra grup vokal eksikliğini Niels Duffhues ile dolduruyor ve ona eşlik edecek bayan vokalin ismi de Martine Van Loon oluyordu.1993 yılında da yeni albüm “Almost A Dance” çıkıyordu.Müzik yine ilk albümde olduğu gibi güçlüydü ama vokallerde bir fark vardı.Her iki vokal de albümdeki müzik için elverişli değildi,güçlü bir soundla uyuşmuyordu.Grubun müziğini yansıtacak daha uygun vokaliste ihtiyacı vardı.Sözkonusu albüm yine gothic/doom havasını taşıyordu,müzik kaliteliydi ama vokal kalitesinin düşük olması eksi puanıydı.Ayreten eserin,iki kişinin ayrılmasına sebep olmasına rağmen Foundation 2000 şirketiyle çıkarılması da düşündürücüydü
1994 yılı ortasında,grubun kaderini değiştirecek,grubun müziğiyle her açıdan uyuşabilecek,son derece yetenekli ve karizmatik,21 yaşında yeni bir vokal gelecekti:Anneke Van Giersbergen…Grubun müzikal görünümünü tamamlayabilecek önemli bir kişilikti Anneke.Ve sonrasında da The Gathering müziği tam anlamıyla değişmiş,yeni bir kimlik kazanmiştı.Eski müziklerinin yerini Pink Floyd,Dead Can Dance ve Slow Die gibi atmosferik metalin yegane gruplarını çağrıştıran yeni bir müzikal kimlik almış ve bu müzikal kimlik üzerine sihirli,coşkulu,derin ve mükemmel kullanılan Anneke sesi dahil edilmiştir.İşte bu noktadan sonra grubun yukarıya çıkışı başlamıştır.

Century Media şirketi ile sözleşme imzalayan grup,Woodhouse Studios’da Sentenced,Moonspell ve Tiamat gibi grupların prodüktörü olan Waldemar Sorychta ile yeni albüm çalışmalarına başlamıştır.1995 yılında önceki görünümün daha da ilerisine gidilerek,kendilerini kanıtladıkları “Mandylion” albümüne imza atılmıştır.Albümde yoğun bir atmosfer vardı ve son derece başarılı bir eserdi.Aynı zamanda da “Strange Machine” single’ı çıkarılmış ve her iki eser de Hollanda’da büyük bir başarı kazanmış,şimşekleri üzerine çekmişti.Grup,ihtiraslı müzik denizinde çeşitli duyguları uyandırmamıza yardımcı oluyordu.Anneke’nin vokali oldukça heavy olan gitar melodilerini ve klavye’yi çok iyi tamamlıyor,müzikle harika bir bütünlük sağlıyordu.Birbiriyle çatışan,değişken ve atmosfer sağlayan melodiler,akıldan çıkacak gibi değildi ve bu müzikle birlikte giden vokal,tüyleri ürpertiyordu.The Gathering,bu müzikal değişim denemesinde oldukça başarılı olmuştu ve ‘Eleanor’ , ‘Strange Machine’ parçalarında farklı tatlar vardı.Albümdeki parçalar son derece farklı dünyalar yansıtıyordu.
Albüm sonrası grup Avrupa turuna çıkmış,1996 yılında da Dynamo Air Open ve Pink Pop Festivali’nde yer bulmuştur.

1996 yılında “Adrenaline/Leaves” single’ı çıkmış,single’da ‘Leaves’ parçası hem albüm hem de edit yorumu olarak yer almış,ayreten ‘Adrenaline’ ve ‘Third Chance’ parçalarına yer verilmiştir.

“Mandylion” albümünün başarısı ve verilen konserlerden sonra tekrar çalışmalarına başlayan grup,yeni materyaller hazırlamaya başlamış,bu çalışmalarının ilk etabında 1997 yılında “The May Song” single’ını çıkarmıştır.Bu single sonraki albümün bir hazırlığı niteliğindeydi ve ‘The May Song’ parçasının hem normal hem de radyo formatı yayınlanmış,’Strange Machine’ parçasına yer verilmiş ve sonraki albümde yer alacak ‘The Earth Is My Witness’ parçasının ilk versiyonu yayınlanmıştır.

Yaşanan bu gelişmeler sonrasında beklentiler yükselmişti ve bu beklentileri karşılayabilecek yeni bir albüm bekleniyordu.Bunun sonucunda da 1997 yılında “Nighttime Birds” albümü ortaya çıktı.Gerçi bu albümdeki parçalar turlar sırasında yazılmış ve kaydedilmişti ama ortada bir emek vardı.Bununla birlikte,albüm “Manylion” albümündeki stile kapalıydı,farklı formatta olan ama başarılı bir tarz ortaya koyulmuştu.Ama bu tarz değişikliğine gösterilen tepkiler oldukça olumluydu.Albüm derli toplu düzenlenmiş,”Mandylion” albümüne göre daha geniş kompozisyonlar ortaya koyulmuş ve daha büyük bir başarı gelmiştir.Albümde genel itibariyle bir derinlik,atmosfer vardı ve yer yer bu atmosfer coşkulu ve karamsar bir havaya bürünüyordu.Vokaller müziği mükemmelleştiriyordu dersek yanılmayız.’The May Song’ , ‘The Earth Is My Witness’ ve ‘New Moon,Different Day’ parçalarında durgun başlayan ve devam eden atmosferin,Anneke farkıyla birden ne kadar muhteşem ve derin bir hal aldığını görebiliriz.’Third Chance’ parçası da albümün en hareketli parçası olarak nitelendirilebilir.’Nighttime Birds’ ve ‘Shrink’ parçaları da albümün en yavaş parçaları,bir nevi balladları olmasına rağmen,içerdiği derinliği,duyguları ve müzikal üstünlüğü anlatmama gerek yoktur sanırım.Bu iki parçada vokalin ruhunuza nasıl derin etkide bulunduğunu ve en ufak hücre parçalarınıza kadar sözkonusu vokalin içinize işlediğine şahit olabilirsiniz.Aslında bu öyle bir şey ki,daha önce böyle bir ses hiç duymadım diyorsunuz ve o sesin etkisine kapılarak hipnotize oluyorsunuz.
Albüm sonrası grup kendisini yoğun bir turnede bulmuş,Fransa,İtalya ve diğer Avrupa ülkelerinde konserler vermiştir.

Grup yine alışılagelen single’lardan birini 1997 yılında piyasaya sürmüş ve “Nighttime Birds” albümündeki bir parçayı da single’a isim olarak vermiştir: “Kevin’s Telescope” Bu single’da iki yeni parça vardı:’When The Sun Hits’ ve ‘In Power We Entrust The Love Advocated’ ki ‘In Power We Entrust The Love Advocated’ parçası mükemmel bir eserdi.Anneke’nin sesinin ne kadar da mükemmel olduğunu bu parçada iyice kavrayabiliyorduk.Diğer iki parça da ‘Kevin’s Telescope’ ve mix olarak kaydedilen ‘Confusion’ parçasıydı.

Sonraki zamanlarda gitarist Jelmer Wiersma yoğun turlardan bıkmış olmalı ki turlara katılmak istemiyor ve daha fazla gitar çalmak istemiyordu.Daha sonra da 1998 Temmuzunda gruptan ayrılıyordu.Diğer grup üyeleri de yeni fikirlere,diğer enstrümanlara ve farklı kayıt tekniklerine atılmak istiyordu.Amsterdam’da stüdyoya kapanan grup,The Scorpions ve Fight gruplarının da prodüktörlüğünü yapmış Attie Bauw ile çalışıyordu.Yeni albüm öncesi de 1998’de “Liberty Bell” single’ı çıkıyor;’Liberty Bell’ , ‘Shrink’ , ‘Frail’ parçalarına yer veriliyordu.

Stüdyo çalışmaları ve değişik şeyler çıkarma isteği sonucunda iki CD’lik “How To Measure A Planet?” albümü 1998 yılında yayımlanıyordu.Albüm çok değişik ve deneyimseldi.Diğer albümlerine benzemiyordu.Bu albümde daha çok psikolojiye kayılmış ve müzik de bu doğrultuda yumuşamış,sakinleşmişti.Yeni bir üretim ortaya koyulmuş,biraz daha saf bir sound ortaya konmuş,klasik rock parçası standartlarının dışında farklı unsurlara yer verilmişti.Bazı anlarında uyuklatıcı olurken,bazen de had safhada bir heavy soundunu da yansıtmışlardı.Bazı anlarda gitara yoğunlaşılırken,bir çok anda da klavyeye,soğuk endüstriyel sounda ve mekanik sample’lara başvurulmuştu.Anneke’nin nefis vokali,albümü ayakta tutuyor,albümün ağırlığını taşıyordu.Riskli bir albümdü ama uçuk,dünyadan uzak,dramatik öğelerle farklı üretim ortaya konmuş,akıl yolunda bir yolculuk başlatmamıza,farklı duyguları hissetmemize neden oluyorlardı ve bu haliyle de grup kendisini kabul ettirmişti.Sonucunda tüm dünyada olumlu tepkiler toplamışlar,1999’da ABD dahil tüm yaz mevsimi boyunca 14 şov gerçekleştirmişlerdir.

Grubun hayalci melodileri,kalbi küt küt attıran ritimleri ve mükemmel büyüleyici sese sahip vokali,bu hünerini konserlerde de göstermeye devam etti.İlk kez gittikleri ABD’de,Milwaukee Metal festivalinde olağanüstü bir performans sergilemişlerdir.Sonrasında da tarihler 2000 yılını gösterirken grubun ilk konser albümü “Superheat” ortaya çıkmıştır.

Grup müzikal olgunluğunu gün geçtikçe ilerletirken,yine duygularla dolu ve yer yer dönemsel olarak hızlı rock formatlarını parçalara monte ettiği eserleri yazarken,2000 yılında çıkacak yeni albüme ön ayak olacak “Rollercoaster” single’ı piyasaya sürülmüştür.Single’da ‘Rollercoaster’ edit versiyonu,’Leaves’ parçasının konser formatı,’Liberty Bell’ parçasının video klibi ve “Theme From ‘The Cyclist’ “ parçası yayınlanmıştır.

The Gathering başarılı giden kariyerine yeni bir eklenti daha yapmış ve 2000 yılında “If Then Else” albümü doğmuştur.Grup,sözkonusu albümü yine Attie Bauw prodüktörlüğünde Amsterdam’da çalışarak üretmiş,ama materyallerin asıl kayıtları Hollanda’nın iki ayrı küçük stüdyosunda gerçekleştirilmiştir:Doetinchem’de S&K Stüdyosu ve Purmerend’de Koeienverhuurbedrijf Stüdyosu…Sonuç olarak biraz ilginç,çeşitli soundlarla süslenmiş,uysal olmayan güçlü karışımlar bize sunulmuştur.Kendimizi bir kez daha dünyadan uzak,büyüleyici bir ortamda hissediyorduk.Müzikal bakış açısı çok genişlemiş,derinden gelen atmosferle elektro etkilerin birbiriyle karışmasına şahit olunmuştur.Ama liriklerle,ritimlerle ve müzikal tonlarla yine farklı rüya ülkelerine seyahat etmemize neden olmuşlardır.Teknolojik gelişmeleri de müziğe atmosferli bir ortamda katan,bir çok farklı sounda sahip,ateşli,coşkulu ve hareketli rock parçaları ile dolu olan bir çalışmadır sonuç olarak.
Bunların sonrasında,beş ay boyunca Avrupa’nın neredeyse en kuytu yerlerinde bile konserler vermişler(buna İstanbul’da verilen Miller H2000 Festivali de dahil),Meksika’da ufak bir tur düzenlemişler ve en sonunda da 2001 Ekim ayında Hollanda’da verdikleri ufak çaplı bir kulüp konseri ile turlarını bitirmişlerdir.

Sonrasında da grup üyeleri hak ettikleri dinlenmeye çekilmişler ve kendi özel hayatlarına yönelmişlerdir.Bu esnada da Century Media şirketi “If Then Else” albümünde yer alan bir parçayı isim kabul ederek “Amity” single’ını piyasaya sürmüştür.Ticari bir amaçla piyasaya sürüldüğü her halinden belli olan single’da ‘Amity’ parçası 6 değişik formatta sunulmuş,ekstradan iki parça daha yer almıştır.

Grup üyeleri her ne kadar kendi özel hayatlarına yönelseler de tembellik yapacak zamana sahip olmadıklarını biliyorlardı ve hak ettikleri şartları istiyorlardı.Bunun için de kendi şirketlerini kurmaya karar vermişlerdir.Bu doğrultuda Century Media şirketi ile olan sözleşmelerini karşılıklı iptal ederek,sonrasında da kendi şirketleri Psychonaut Records’u kuruyor ve 12,5. yıldönümlerinde mükemmel bir noktaya gelmiş oluyorlardı.Bu yıldönümünü kutlamak üzere 2002 yılında mini CD “Black Light District” çıkarılmış ve fanlara adanmıştır.
Nihayetinde bugünkü noktaya geldiğimiz zaman,Aralık 2002’nin ortalarında gruptan yeni çıkacak albüm hakkında açıklama gelmiştir.Yeni albümün ismi “Souvenirs” olacak ve Psychonaut Records etiketiyle,bir aksilik olmazsa 24 Şubatta Avrupa’da ve 12 Mart’ta da ABD,Kanada ve Meksika’da piyasaya sürülecek.Albümde bir değişiklik olmazsa 10 parça yer alacak ve parça isimleri şöyle:“Even The Spirits Are Afraid” , ”Broken Glass” , ”We Just Stopped Breathing” , ”Golden Grounds” , ”‘Jelena” , ”Souvenirs” , ”You Learn About It” , ”Monsters” , ”A Life All Mine” ve “These Good People”.
Avrupa konser turu da 2003 Mart ayı ortalarında başlayacak.

Sonuç itibariyle The Gathering müzikte özgür olmak ve istedikleri şeyi yapmak istiyor.En iyisini...O da nedir?Güzel atmosferli,deneysel ve hareketli eserler yapmak...Başlangıçta Death Metal kalıpları içinde yer alıp,brutal vokal kullanan grup,her albümde farklı formatlar ortaya koyarak şimdi ki halini almıştır.Zannedersem grup başarısını daha çok vokalist Anneke Van Giersbergen’e borçludur.O gruba dahil olduktan sonra büyük bir atılım gerçekleşmiş,Anneke de sesi ile grubun müziğine büyük bir güç,hayalgücü,derinlik ve farklı tatlar katmıştır.Ayrıca liriklerin sahibinin Anneke olduğunu da unutmayalım.

“Onların yolları açık,kanatları açılmış.Çevredeki sıcaklığı istediklerinden eminler.Güzel gece vakti kuşları gibi,gece boyunca uçarlarken,sıcak rüzgar onları tutup kaldırıyor.Güzel gece vakti kuşları gibi,gece boyunca uçarlarken…”


A.Ç.

 
Gönderildi : 08/12/2004 1:48 pm
belphegor83
(@belphegor83)
Gönderiler: 81
Trusted Member
 

anneke'nin sesine hastayım valla çok güzel söylüyo hatun .. zaten genelde bayan vokal olan gruplar çok sağlam bence .. tabi the gathering'in yeri ayrı ..


My final days are counting
I can wash away this pain
My body's getting colder
Oh, I feel so unafraid

On death row.

 
Gönderildi : 08/03/2005 5:06 am
kurbaga
(@kurbaga)
Gönderiler: 337
Reputable Member
 

yaw biografı çok ii olmuş....
ben yeni gruplarla hwp yanlışlık eseri tanışıom ama tanıştığıma pişman olmadığım sevdiğim bi grup 2 albümüvar bende


 
Gönderildi : 08/03/2005 10:34 pm
redtaintedsky
(@redtaintedsky)
Gönderiler: 862
Prominent Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @kurbaga
yaw biografı çok ii olmuş....
ben yeni gruplarla hwp yanlışlık eseri tanışıom ama tanıştığıma pişman olmadığım sevdiğim bi grup 2 albümüvar bende
yeni grup???


each and everyone would die at my hand..

 
Gönderildi : 09/03/2005 3:45 pm
(@metabolic)
Gönderiler: 1741
Noble Member
 

O KADAR SAGLAM BIR GRUB MU ACABA DINLEMEYE DEGER MI?


bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein

 
Gönderildi : 09/03/2005 4:52 pm
redtaintedsky
(@redtaintedsky)
Gönderiler: 862
Prominent Member
Konu başlatıcı
 

ben bayılıorum vala. hele konser performansları cok ii. bikac saglam parca soyliim bak dinle.
marooned
rescue me
third chance
sand and mercury
nighttime birds -bunlar iidir


each and everyone would die at my hand..

 
Gönderildi : 09/03/2005 4:56 pm
kurbaga
(@kurbaga)
Gönderiler: 337
Reputable Member
 

Gönderen: @redtaintedsky
Gönderen: @kurbaga
yaw biografı çok ii olmuş....
ben yeni gruplarla hwp yanlışlık eseri tanışıom ama tanıştığıma pişman olmadığım sevdiğim bi grup 2 albümüvar bende
yeni grup???
yeni derken öle yeni kurulmuş anlamında demek istemedim yaws... yanlış anlaşıldı heralin...
ben bilmiyordum slayer konser görüntüsü die bi cd aldım seyyar satıcının birinden içinden çıkmıştı bi dumur yaşamıştım ama sonradan ii oldu dedim kendi kendime


 
Gönderildi : 09/03/2005 11:50 pm
redtaintedsky
(@redtaintedsky)
Gönderiler: 862
Prominent Member
Konu başlatıcı
 

ilginc tesaduf...


each and everyone would die at my hand..

 
Gönderildi : 10/03/2005 7:34 pm
(@evamy)
Gönderiler: 24
Eminent Member
 

bu grupta ANNEKEEE vanDA sahane superheat,if_then_else.....gibi süper albümleri var hollandalı üstelik atmosferik metal yapan az sayılı gruplardan biri bence,simdi yeni dogan bi bebegi oldun FINN die bu arada EVnın gitaristi BEN Moodynin the Gathering e gecme ihtimali varmıs tam bilmiorum


 
Gönderildi : 26/03/2005 2:28 am
redtaintedsky
(@redtaintedsky)
Gönderiler: 862
Prominent Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @evamy
bu grupta ANNEKEEE vanDA sahane superheat,if_then_else.....gibi süper albümleri var hollandalı üstelik atmosferik metal yapan az sayılı gruplardan biri bence,simdi yeni dogan bi bebegi oldun FINN die bu arada EVnın gitaristi BEN Moodynin the Gathering e gecme ihtimali varmıs tam bilmiorum
the gathering bi daha faal bi grup olamaz ya cok zor o yuzdn ben mody olayı da yalandr heralde


each and everyone would die at my hand..

 
Gönderildi : 26/03/2005 3:33 pm
(@evamy)
Gönderiler: 24
Eminent Member
 

bende tam emin diilim ama neden olmasın abi yetenekli gayet ii bi gitar virtüözü bence ki öle zaten gathering e de cok sey katcaıgını düşünüorum


 
Gönderildi : 27/03/2005 8:06 pm
redtaintedsky
(@redtaintedsky)
Gönderiler: 862
Prominent Member
Konu başlatıcı
 

Gönderen: @evamy
bende tam emin diilim ama neden olmasın abi yetenekli gayet ii bi gitar virtüözü bence ki öle zaten gathering e de cok sey katcaıgını düşünüorum
ben moody ve virtüöz. bnce aynı cumlede kullanma bi daha bu ikisini... bak bn de kullanmak zorunda kaldım utandm simdi


each and everyone would die at my hand..

 
Gönderildi : 30/03/2005 8:53 pm
illnino
(@illnino)
Gönderiler: 4360
Famed Member
 

gaya's dream çok hoş bi şarkı


.................

 
Gönderildi : 31/03/2005 9:43 am
Fink
 Fink
(@fink)
Gönderiler: 586
Honorable Member
 

Dünyanın en güzel bayan rocker'ı Anneke.Muhteşem bir ses,muhteşem bir güzellik bu kadını sahnede izlemek kadar zevkli çok az şey var.


Words escape me when I try to speak

 
Gönderildi : 31/03/2005 5:08 pm
Sayfa 1 / 4
Paylaş: