Forum
Aynaları sevmediğini biliyorum
Bana bakmaktan iğrendiğini de
Ben bir aynayım aklındakilerle oynarken
Kristalize olmuş gözyaşların karşımda
Öğreniyorum seninle
Bir aynanın neden bu kadar çirkin olduğunu
Çünkü sevmediklerin oluyorum
Aynaları sevmediğini biliyorum
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
Yıldızları saymakla kurtuldum, zaman illetini düşünmekten.En azından şimdilik..Henüz sekiz yıldız sayabildim ki..Bizim ortama baktığımda kimse kalmamıştı. Beni unutmuşlardı. Oysa ben, zamanım olmadığı halde, zaman yaratıp, ortamı bozmak istememiştim.Oysa ben... "Tamam. Sakin ol! Bu sadece bir düş. Düştesin..." Bu düşten çıkınca, bu kağıdın sonlarında buldum kendimi...
Sabah sızıyordu, usul usul pencereden... Büyük bir haz almıştım, parmaklarıma sızan mürekkepten...
Oldukça rahatlamış olan ser ise, sızıyordu ağır ağır bu bedenden... Gölgeler azıyordu, tv ekranından sızan ışığın yalnızlığında... Düşte gördüğüm martılarsa, hala aklımda...
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Her şeyden bıkmış gözleri, birkaç yudum biradan sonra hayata zor tutunan bir hasta gibiydi. Sarhoşluğunu kimsenin anlamadığı dar ama iğrenç sokaklardan geçerken aklından kaçırdığı yıllar ve ayrılık onu daha da sarhoş bir hale sokuyordu. Ne zamandır böylesine sarhoş olmamıştı, çünkü geceleri çalışan biri için oldukça ihtiyar ve sağlıksızdı. Senelerin verdiği yük ve yorgun bir vücutla hala hayata tutunmaya çalışan bu adam, istediğini bulamamış ve karamsarlığıyla debelenenmiş birçoğundan sadece biriydi. Ayrılıklarla kavrulan hayatında sadece yalnızlık ve ihanet görmüş biri. Ayaklarını sürüdüğü ve beraberinde soluğunun ritim tuttuğu bu hizbe sokaklarda artık terkedilmiş, yapayalnızdı sanki.

Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
....
Yazı hayat olarak bir beliriş sanki. Depresif içgüdülerin vücut olduğu beklide tek yer. Kâğıt çekiciliği ve keskinliği gibi örneğin. Kendini aşış ve ifade etmenin güçlü ve bir o kadar da özel tarafı. Yazmalıyım ki kâğıtta tanrı olayım kendi bilemediklerimle savaşmak için onları acımasızca yermek anlamında.
....
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
“İnsan; kendisini kamçılayan bir hayvan terbiyecisi olarak “.....
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
insan; kendisini acıya batıran bir bir gönüllü olarak
hayatın diğer tarafından yazıyorum artık
sen yokken
nefesin yokken ve hissedemezken dudaklarını
öpmek neye yarar boş aynaları
buz kesilir heryer
senin sıcaklığın yokken
yazmak daha fazla acı sanki
ellerini tutamamak
karanlığa hapsolmak tenimde
hayatın diğer tarafından yazıyorum artık
sen yoksun
isterdim ki biraz daha yaşayalım
tanrıdan gizli
ama sadece sen ve ben
hayatın diğer tarafından yazıyorum artık
ne bir ses ne bir tılsım istiyorum senden
sadece bizi dilenerek ölmek güzeldi senden
ve diğer tarafa geçmek isteksizce
teşekkürler ölüm ve yalnızlığı
ummadığım anda aldığın herşeyim adına teşekkürler
hayatın diğer tarafından yazıyorum artık
belki sen yoksun diye
belki de
sen burda yoksun diye
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
Beklemek…
Tanrısal bir mucize
Ben tanrı değilim sanırım
Ve uçamadığımı biliyorum kendi başıma
Beni yerin dibine batıran bu nefretle
Sakinleşmek…
Bir yaratıcıyım sadece
Aşkın içinden renklerle mucizeleri bekleyen
Dahası sancılı bir melek gibisin gözlerimde
Kara meleğim…
Kanatlarını yaratmak için buradayız
Aşkından delirsem de uçup gitmelisin
Sana uçmayı öğretmeliyim
Bilmelisin ki
Sevmek ya da aşk bir şeyleri öğrenmektir
Tercihlerle…
Her şeye rağmen terk etmektir meleğini
Tanrı değilim bu yüzden
Seni bırakmalıyım gökyüzüne
Kanatlarından süzülen güneş ışığınla
İzlemeliyim
Aşkın gurura dönüştüğü yerde
Seni özgür bırakmalıyım
Bu bir mucize mi sence
Evet!
Özgürlüğün ve beni bırakman bir mucize…
Bırak beni
Tüm hayatın içine yuva yaparak
Yaşat kendini
Kurtar benden kendini
Ve sakın tanrı olmayı isteme
Sen benimdin bir zamanlar
Benim…
Beklemek
Artık tanrısal bir mucize
Çünkü tanrıyım sen uçarken
Uçamadığımı biliyorum
Çünkü artık benim değilsin
biricik acıma...

Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/

Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
bir ucube çıplak bir kadını sürüyor ormanın tanıklığında
ve bir ölüm çiftliği karşısında bunları başarabilmenin gururunu yaşıyor
insanlar birbirini yiyor
ucube kendini bu kan içinde yeniden yaratmayı başardı
kendisi gibi olmayanlara kıyarak güce tapındı
sen bu güçlü duygularla benim olmalısın
saçmasapan iyilik masallarını nefretinle örmelisin
hayatı tersten okuyarak intikamı damarlarında hissetmelisin
tüm nefretinle toplam iyiliği parçala biricik acım
sen benim şeytanımsın unutma
senin kölen olmak hoşuma gidiyor
seni emrediyor aklım tenime
sevişmenin basitliğinden yola çıkarak
seni uluyor gece heryerime
sen bu güçlü duygularla benim olmalısın
saçmasapan iyilik masallarını nefretinle örmelisin
hayatı tersten okuyarak aşkı tehdit etmelisin
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
Ölümle pazarlık yaparken,
Azrail kapıyı tekmeliyordu!
Ölmeden önce kanım sürüldü,
Kirli zannettiğin bu mektuba…
Karışmıştı teker teker bulutlar... Sisler kapladı karanlık caddeleri. Benden uzaklaşmış aydınlık gizleniyordu sonsuzluğa. Kırbaçlanmış, kesilmiş, çarmıha gerilmiş, hor görülmüş, acıya meyilli bir beden bıraktılar kötü şehirde. Sorgulamadılar beynimi, hastalıklı düşünceleri varken. Bitiyordum teker teker karanlıktaki mumlar gibi. Beyaz kefen giyerek geziyordum insanlar arasında. Yatağım tabuttu ve mezar taşımda adım yazmıyordu. Saçlarım hep nemliydi korkuların terleri ile. Buradayım, aranızdayım dercesine dolaşıyordum kalabalık içinde. Çukurları görüyordum aslında. Yerleri değiştiriliyordu her adımımda. Kan kaybına uğruyordu tanrı ben ölmedikçe…
Kimsesiz tarlalarda çocuk olmaktı benimkisi. Her gece yıldızlarla konuşmak benim ilahımdı. Kefenim ve kanımla süslenmiş motifleriyle sen gördün beni. Kanadıkça kefenimin durduğu kanı sen ellerinle bastırarak durdurmaya çalışıyordun. Ellerin kan içindeydi her zaman. Acılar arttıkça sen kan banyosundaydın. Gece bizi ayırdıkça sen düşen yıldızlar gibiydin. Tanrı beni yontukça sen küçülürdün. Acıları öğrettim sana karanlık hikâyemde. Ciddi bir anlatım sergiledim sana gerçeklik ve acıyı öğrenmen için. Gecenin korkularında en seri katil oldum. Ölüm sanırım benden başka tüm varlıklara yakıştı. Dalından koparılmış bir güle, sonbaharda düşen yapraklara...
Dişi duyguların yerini erkekleşmiş beden aldı. Kalıbım yanıltıcıydı... Eksiklik vardı ruhumda ama korkuyordum aynı tekrarlardan. Kulağımda hayat veren müzik ve her gün gittiğim istasyon. Alkol kötüye götürüyordu beynimi. Yere düştüğüm anda sen elimden tutmadın. Tam aksine tüm bedenimi yeraltından çıkardın. Minnettarım sana aslında bu hiçliğimle. Uzak kalmıştık aslında ruhumuzdan. Aslında rüzgârdan bir fırsat geçmişti elimize. Üşüyerek sana sarılmak ilki olacaktı her şeyin. Hissedecektim kalbinin benimle nasıl harmanlandığını. Ortaya çıkacak mükemmel şeyin beni ne kadar istediği...
Beceremedim yaşamayı, gülmeyi, dik yürümeyi, kahkaha atmayı, mutluluğu ve hatta sevgiyi. Bu kadar başarısız iken hala katlanabiliyordun bana. Becerecek diyordun yavaşça her şeyi. Tek yapabildiğim kendime zarar vermekten ibaretti. Her dakikayı ve onların daha küçük hali saniyeleri işgal ederek yaşıyordum. Zamansızca koyup gitmişti hüzün. Boğazımı sıkan yalnızlık ellerini çekmişti üzerimden. Mezarım zannettiğim odam üzerime doğru geliyordu. Hatıraları tek tek yakmaya başladım ilk önce. Silmekle devam ettirdim. Bunları yaparken sessizlik yoldaşımdı. Bilmeyecektin hiçbir şeyi çünkü bu saf olmamız içindi...
Tepenin en hassas dakikalarında rüzgâr bizi üşütmeye gelmişti. Yardımcıydı aslında bitmeyen ateşimize. Söndürüyordu beynimizi yakan acılar varken. Ben senindim her saniye... Biz olmuştuk ruhumuz sevişirken... Dudaklarımız varoluşumuzun habercisiydi. Yeni doğan bir kuş bizimle öğrenmişti uçmayı. Bizdik aşkın özgürlüğünü öğreten...
Her dakika arzuladığım ve dilendiğim sen! Anla beni her dokunuşumda. Anla beni kaçışımla. Ben hep seninleyim en uzaklardan...
Bırakma beni yalnızlığın fahişe olduğu yatağa...
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
"...benimsin" demenin ne kadar zor olduğunu ve nelere gebe olduğunu anlatan mükemmel bir metin kalbinden gelenleri aklında damıtmışsın bu çok güzel ve gözalıcı tıpkı senin gibi...
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
cümlelerin ve insanların olmadığı o kasabayı istiyorum
yazmanın ve anlamanın hatta umursamazlığın aydınlığında yanan bedenleri
beni istemeyen kelimeleri
tanrı gibi
senin gibi
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/


