Forum
'Öz' aynı.
Acı : acı.
Hüzün : hüzün.
Mutluluk : mutluluk.
Yine de fark eder değil mi ?
______________________________
''Zamanla azaldı ; sonunda da bitti.İkimiz de çaba sarfetmedik...''
Uzun zamandır ilk defa birileri için çaba sarf etmeye hazırdım.
Ediyordum da.
Senden göremedim...Şimdi suçlusu ben mi oldum ?!!
Kefen ve gelinlik...Birbirinin aynı olan iki giysi...
Dinle bak!
Ölürken yaşamak,yaşarken ölmek...
Savaşırken teslim olmak ve teslim olurken savaşmak zorunda kalıyorsun...
Değil mi?
bunların hepsinin zehrini taşımak bile güzel
saçmalıklar basitliğini ezerek sana gelmek
evreni becererek ve hayata kıyarak bunu yapmak harika birşey
hareketsiz olmak aptallıktır, bu terslikte
yaratmalıyız aklımızı kanımızı akıtarak
yepyeni bir acıyı çıkartmalıyız
sevinç tapınaklarına inat
Yaratmak güç istencinin en kudretli belirtisidir.
Karanlık da ona yataklık eder !
http://www.felsefehayat.net/
aslında farketmez yaşamlar farklı olabilir ama yaşanılanlar karşılığınla duyulan şeyler hep aynı. dediğin gibi
acı: acı
hüzün :hüzün
mutluluk : mutluluk
bir fark var o da biz daha derinden yaşıyoruz.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Sessizligin
Bastiriyor sehrin sesini
Sessizligin
Zindan gibi agir
Ve sagir edici,
Agzini biçak açmiyor sarabin
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Koparılmış gibi hissederken yaşamın bağrından, biliyorum oysa ki histen öte, törpülendiğimi giderek. Ölçüsüzce tekmeliyorum kumdan kalelerimi ve savuruyorum avuç avuç aşk tozlarını rüzgarın yelelerine. Karanlık çöküyor ağır, ve kara bulutlar; birazdan kasırga kopacak yeniden. Bir kasırga bu evet, isli puslu bir gecenin tam orta yerinde. Haritadan silinen ıssız bir adaya gidiyor gibiyim şimdi; o gözlerden uzak okyanuslar ortasındaki. Pusulasını yitiren bir bedenim kendi sandalımda, titreyerek ilerliyorum, tekmeleyerek sağımdan solumdan geçen buz kütlelerini, açarak önümü öylece, ilerliyorum.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Körlük bizim yarattıklarımız,
Arayış sadece okyanusun dibindeki yansımalar...
Korku yutar nice aciz bedeni,
Evet kırılgan bir bakışımız var...
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
lodos esmeye devam ediyor.yıldızlar çok net.bulutlar parça parça da olsa yerini almış yine.Yaşamı uzun zamandır bu kadar yoğun hissetmemiştim.içim çok sıkılıyor midem hala bulanık, duygularım karma bırakma kendini ne olur.elimden geleni yapmayı istiyorum ama engelleniyorum yaşama en sahip olduğum, ruhum can cekişiyor gözlerimin önünde bense yutkunuyorum hala biliyorum ve anlıyorum da yaşatmayı da istiyorum ama sözlerim yetersiz kalıyor sana.basit tümceler kurabiliyorum bu zamanlar gelme bu defa git beni bana bırak ve git.ruhumun ölümü sessiz sedasız olsun, yalnız olsun.nasıl yaşattıysam onu ölümü de öyle yapayalnız olsun. yapma herşeyi silebilirim diyemiyorum ama seni istiyorum, ruhunu da...
evrenin gizini avuçlarına al da gel, ruhum yitirdi onu.koş, yetiştir bana gidiyorum.deil evrenin yaşamın tüm sihrini seriyorum yaşamlara, yaşanmışlıklara, yaşamım dahil. çünkü seni seviyorum, duyuyor musun?
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
İstediklerim olmak üzereydi. Sormamıştım kimseye ne yapmam gerektiğini. Buna gerek yoktu aslında. Ama ta ki sonucuna kadardı. Bütün gecenin bana bıraktığı tek şey uykusuzluktu. Meydan okuyordum uykusuzluğuma. Neden ona yenik düşecektim ki? Nelere karşı geldiğimi anlamak günün başlangıcında öğrenebileceğim bir sonuçtu. Hiç de pişmanlık duymuyorum yaptığım şeylerden. Gerçekler günışığına çıkmalı... Çıkmalı ki hayat bulup yanlışlara ve güvensizliklere yol açmamalı. Yalanların ardına saklanmak bana göre değil.
Birini incitmekte en basit silah bu iken bir ceset olmam yeterlidir. Arkadan vurmak yalanlardan bile daha iyi konumdadır. Şimdi soruyorum sana hiç yalan söyledim mi? Bana bu hayatta 3 şey öğretildi. Bunların sonuçlarına katlanıyorum. Sorumluluk sahibi bu olsa gerek. İnanmayabilirsin bu sözlerime. Kanıta gerek duymuyorum benim kelimelerim var iken... Kırmaktansa seni ölmek daha iyidir... Bana söylemeni isterdim. Gerçekten bana güvenip güvenmediğini?
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Kalemin koşarak saklandığı yerdeyim. Artık susma zamanı gelmiş. Belki de kirlidir yaşam sandığım gibi. Ve hatta anne eliyle yıkanmış ve çamaşır ipine dizilmiş sevinçleri bile kirletiyordur. Aslolan ne? Hangi meyve daha tatlı gelir ki şimdi dişimize… Çember çevirelim yokuştan aşağı… Gece diziliyor yorgunluk ipine… Eh esas şimdi “ sus “ vakti…
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum!
Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı...
Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım
anılarım dışında... Isınabilmek için onlara sarılıyorum...
Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye
çalışıyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...
Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın
ama kapatma gözlerini!
Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil...
Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,
kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini,
sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi,
dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum..."
ayrılıkların acısı hep mi aynı olur?
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
İşte hayat cömert davrandı. Bir beyaz kağıt saflığını kirletmek kaldı sadece yazdıklarımızla, bize..
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Uzaklıktı beni kemiren bu karanlık gecede... Faydasızdı tüm ilhamlar. Bedenin donuk olduğu dakikalarda hatırladın mı küçük bir imgenin varlığını. Zihnini karıştırandı o... Seni kemiren varlık, mezarları köle yapandı. Karmakarışık düzenden doğdu kanatlarıyla. Doğduğu anla ölüydü ruhu. Dirilmek için dakikalar gerekliydi. Hala 9 ayın kara büyüsünü kramplarıyla yaşıyordu. Uzak olan sevgi, bağlarını denizin dibine saklamıştı. Bağımsız görünüyordu her şey ta ki seni terk edene kadar...
İstememelisin kara mürekkebin bulaştığı kalpten derinliği. Bilgileri yoktur varlıkların karanlıktaki üremesinden. Çoktan yaktı peygamber tanrının lambasını karanlıklardan aydınlıklara...
Ey!.. Ademoğlu..
Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam.
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır...
Yokluğunda aldatıyorum seni.Böyle daha mutluyum.Sanki; nefretimi bitiriyorum,sanki artık seni sevmiyorum..Bazen gerçeklerle yüzleşmek insanı sıkar ve mutsuz eder.Her şeye rağmen gerçekler değişmez ama gerçekleri sahte yaparak mutlu olabiliriz.Ben işte böyle mutlu oluyorum. Sahte gerçek sıkmayacak beni... Sensizliği de sahte yapacağım.. Evet;artık sahtesin ve ben seni sevmiyorum. Seni geç kalmış ölü olarak görüyorum. Şimdi ölüsün,yalansın.Ben bile yalancıyım.Ailem bile sevgi sahtekarıysa senden ne beklerim ki ben.Bir dakika şimdi aklıma geldi senden en sevdiğim tokamın öteki parçasını istiyorum.Biliyorsun hiç bir şey tek değildir.Ben de tek değilim.Benimle artık yalanlar var.O yalanlar senin için gerçek ama ben yine de dürüstlüğümü gömüyorum.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
her sabah gecemde olacakmışsın gibi kalkmıyorum.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Ağaçlar dövünürken lodosun ağzın da
Deniz öfkesini kusuyor
Yarık dalganın karnına
Ceninler doğuyor ayakuçlarımda sızlana sızlana
Çırpınıyor çarşaflarımda karanlık
Bedenimden terler süzülüp etrafını yaktıkça
Gece sırnaşıyor
Yalnızlık bastıkça omuzlarıma
Karamsar bakışlar dolanıyor damarlarımda
Beynime örümcek ağını işlemiş
İtiliyorum...
Zamanın dul kaldığı bir dağın başına
Ve...
Tanrı kitaplarını çarpıyor suratıma
Dilimin üstünde beslenen küfürler
Tövbe edip zikredeceği sıra
Affım yok! diyor melek
Günahı şeytan bağladı boynuna
Çingene kadınların ağıtları
Çırpınarak sarılıyor kulaklarıma
Ellerinde utancımın karası
Yüzümde uyuyan çocuğun yüreğine sokup
Göz pınarlarına çalıyorlar
Gökyüzünde çaresizliğin külleri savrulurken
Kuşlar göğüslerindeki suyu kanatıp
Tenimden ömür siliyor
Dizlerime sarılı tutunan acizliğim
Toprağa düşüyor tutamıyorum
Çamurun da
Kimsesiz dudak izim...
Ölü şairin
Yarım kalan adı konulmamış öksüz şiirleri
Ayazın hırçınlığıyla kuruttuğu
Parmaklarımın arasında titrerken
Yırtılan hayallerimi tozlu kirpiklerim süpürüp
Bağrımdaki ateşin göbeğinde ağlatarak yakıyor
Güneşin avuçlarıma doğurduğu adam ise
Gözleriyle umutlarımı sömürüp
Diliyle iliklerimdeki hayatı çalıyor
Suratında acıtan kahkaha
Ekilen derin izlerin
Sancısını iki yandan kırık belime sarılı
Etten bedenin sarmaladığı ruhum kıvranırken
Söz girdaplarım artık dünyaya kapalı
Ölüm ise kucağıma kuruldu
Demsiz öpücükleri dudağının kenarında yara
Benimle oynaşıyor delisi olduğum kuyuda
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
