Forum
Can you help me?
*uç uç zaman...
can i help you..
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
maybe..
*uç uç zaman...
Hayatımda ilk hatayı belki diyerek yapmıştım sana karşı...
İkincisinide şu an keşke diyerek yapıyorum kendime karşı...
Galiba üçüncüyü yaptığımda kendime itiraf edemeden omuzlar üzerinde uğurlanıyor olacağım dünyadan...
umut düşmedikçe nüfustan da kayıt düşmezmiş...
nüfustan kaydın düştüğü an .. ki o an ölümün ismi artık resmileşirmiş...
umudun yitirilmemecesine hitaben...
her gün bir umut doğuverir...
Benden artık bir şey bekleme
Bekleme çünkü
Sende aslolan yitmiş
Yaşamın tam orta yerinde
Ve
Benki masal misali
Bir varmış bir yokmuş kayıp dolmaz mesafelerde
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Bizler sadece boşluklarımızı dolduran gölgeleriz... Şansın varsa bir kimlik bulursun sözcüklerinin içinde kendine... Şanssızsan eğer boyun eğer selam eder vedanı gerçekleştirirsin..
*uç uç zaman...
Bir yalnızlık hikayesiydi benimki.
Yalnız başıma oturuverdigimde geldi birden aklıma.
Issız kalmış kalbim, donuklaşmış beynim birkaç çılı çırpı eşya ve bir radiyo vardı arta kalan.
Uzaktan birkaç melodi fısıldıyor şimdi kulaklarıma.
O kadar kısık ki, sesi duymak için tüm dünya susmuştu sanki.
Sadece dinliyorum,boşluğu;
Notalar arasındaki boşlukları, beynimde tamamlamadığım boşlukları ve kalbimde doldurulamayan boşlukları
Başı boş dans ediyorum müzikle. Dönüyorum bir o yandan bir bu yana .
Aldım kollarımın arasına ruhumu,süzülüyoruz beraber.
Süzgün kalplerimizi attık bir yana. Notlardaki şifreleri çözmek için uğraşıyoruz.
Birden sözler girdi devreye ,peşinden nakarat.
Durdum aniden , bıraktım notaları ve dansı.
Seviyordum tek sesli olmayı, nerden çıkmıştı bu yanlızlığımı bozan sözler.
Benim yanlızlığımı anlatan ayrılık parçası.
Kim yazmıştı.?
O da mı yanlız dı şimdi?
Yoksa duyguya dokunmayan öylesine yazılmış sözler miydi.?
Kapattım radyoyu oturuverdım bir hırsla, hırsımı koltuktan alırcasına zıplayarak oturdum.
Benimdi o yaşadıklarım ,ben anlatacaktım kendimi,başka ağızlardan duymayacaktım hislerimi.
Aldım elime bir kalem ve yazmaya başladım.
Durmaksızın, düşünmeksızın nefes almaksızın. Aradan saatler gecmişti.
Olgunlaştığım bu saat diliminde,derin bir es çektim hayata.
Kurtulmuştum onlardan. Eskiye dair hüzünlerden , sevinçlerden, simalardan ..
Anılar kağıtta kalıvermıştı .
İçime değil dışıma kapanmıştım,atmıştım içimdeki gölgeyi
Aydınlık yollarda gölgesiz geçen bir hayat için açıyorum şimdi radyoyu
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Hayallerimi diktim çorak bir tarlaya.
Çeşit çeşit ,rengarenk
Özenle ,titizlikle.
Ufak ufak çukarlar açtım, her açtığım çukura tohumlarımı koyup üzerlerini kaptım.
Kimi hayallerim için gübre döktüm ,
Kimileri için sadece su, kimileri içinse hiçbir şey yapmadım.
Sadece bekledim.
Hergün ziyaret ettim onları.
Ne karlar, ne fırtınalar atlattılar.
Ne mevsimler, ne seneler geçti üzerinden.
Kimileri yeşerdi, filizlendi can buldu toprakta.
Kimileriyle döktüğüm gübrelerle, sularla yanıp kül oldular.
Fazla ilgi çürütmüştü onları
Gözyaşlarımla suladığım, emeklerimle beslediğim hayallerime toprak mezar oluvermişti.
Oysa bir kenara dikip sadece beklediklerim şimdi boy atmış ,yemyeşil karşımda duruyorlar.
Oturdum tarlanın ortasına..
Yeni hayallerimi diktim gene çorak toprağa..
Sadece bekliyorum.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Bilinmezlik kaplayınca insanın ruhunu çözümsüzleşir basit sorunlar.
Kararsızım,
Plansızım,
Yaşıyorum hayatı, bir seferlik nefes gibi, bir söylemlik söz gibi.
Eksikliklerim var elbet şu ana ait.
Yitip giden zaman, pişmanlıklar, duygusuzluklar.
Duygu yogunluklu sözlerimi çıkarıp attım ,fazla kilolarımla beraber bedenimden.
Sensizliğe boyun eğdim eğeli.
Ara rıtım gibi gelip geçti rüzgarın kasıp kavurdu yüreğimi.
Elim kolum bağlı, çekip gittin buralardan başka fırtınaları kovalamak uğruna.
Şimdi çaresizliğime akıtıyorum yağmurları.
Yeniden yeşerebilicek miydi bu yürek, yoksa nadasa bırakma zamanımı çatıp gelmişti..
Bereketi artar mıydı yoksa verimsızlikten kurur muydu.?
Yoktu bu soruların yaşanmamışlık ansiklopedisinde cevabı.
Bir fırca darbesiyle hareketlendirmek için çok uğraşıyorum tuval üzerinden portremi.
Yaptığın her darbe benim için farklı bir renk ,farklı bir anlayış.
Senin için ise farklı bir karmaşa, farklı bir kaus ve farklı bir kaçış yolu
Nedendir peki perdeler arkasında sergilediğin sevgi kıvılcımlarının karşısındaki yüce sevgim.
Umursamamazlıklar denizindeki derinden boğuluşum.
Yokmuydu yeni insanların hiç şansı benim at gözlüğümde.
Yokmuydu onlarında sevgi sözcükleri söyleme hakları kanunumda .
Bir tek sana mı yakışıyordu bu dünya gözünde.?
Yoksa bir tek sana mı yakıştırmıştım kendi gözümle .
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Biliyorum sen benim hayallerimde ben yasadigim sürece varsin hayallerimde yasayacakve ancak ben son nefesimi verdigim an öleceksin .Ben seni kara topraga girdigimde beyaz kefenler icinde bile sevecegim be askim sana söz sana kalbimin en sakli bahcesinde en güzel köseyi verdim sen benim gizli sevdamvazgecemedigimsin.Belki kibritci kizin hayalleri kibritleri bitince son bulmustur ama benim dedim yakibrite ihtiyacim yok bu yüzden seninle kurdugum hayalllerin sonu yok ki .Düsündügüm sürece seninle hayaller kurarim ben seni seviyorum var mi ötesi gercek olmayacak biliyorum ama hic sikayetci degilim hayalde olsa senin olmak beni mutlu ediyor.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Nihayet makamında arayışların vardı, kendinden ziyade buldukların. Sevgiye, maşuğu layık görmediğin zamanların olmuştu. Hüznüne esrar çektiğin sitemlerin birazcık ötesindeydi zamanın. Yollar yürümüştün vakitlerin kıyısında ve başın eğik bakmıştın hep en yukarılara. Gerçekten ne ara kaybetmiştin sevginin asıl sahibini ve ne ara düşmüştün bu hüsran kuyularına. Niye hala ağrısını çekiyordun zevale kavuşmuş vuslatların. Ne ara çarpmıştın sanki aksine rüyalarının. Söylenirken duyuyordun. Kağıtları hep hüzün mısralarıyla karalayacaktın.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Kuytu bir köşesindeydin sokağın. Başlangıcı olmayan bir çizginin uzantısını oynuyordun sadece. Yitişlerin iz düşümünde ayakların tökezliyor ve işte tam oracıkta düşüyordun. Sema ile çok bir fark yoktu aranızda lakin kulağında esen nağmeler senasında kaybediyordun. Dudağında geç hayat bulan sedalar vardı artık sebebi deva olmaz yaralarına. Çok defa istemiştin istememeyi lakin her kaybettiğinin adıydı istemek. Mahuf kaçışların perdesi altında bakmıştın hep, hep zamansızı oynamış ve yüzünü geçmişe her dönderdiğinde mahsun bakmıştın.
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
Vedalar artık karşılıklı olmuyor. Sevinç büyütmek için ekilmeyen ağacının dalından çürümüş bir şekilde yere düşen son yaprağının adı oluyor hüzün. Oda bir yerden sonra toprak rengine dönmeyecek mi sahiden!?
bin schon zu alt und zähl sie doch
kein Engel kommt um euch zu rächen
Heimlich werd ich auferstehen
Gott weiß ich will kein Engel sein
yeniden yazdığını görmek, okumak o kadar güzel ki ![]()
*uç uç zaman...
Sevdanın tohumları bilinenin aksine zehirliydi.. Herkes onları şifalı bilirdi. Şifaya ulaşmak için yardım dilenirdi tanrısından...
Ülkenin birinde kendi halinde bir kız yaşardı. Bir o bilirdi sevdanın zehrini. Bu zehir ile büyüyen aşkların ölümsüzlüğünü. Şifa dilenmezdi kız. Zamanı geldiğinde o zehiri tadacağını bilir için için hüzünlenirdi..
Şifa dedikleri sevda zehri adamı yer bitirirdi...
...
*uç uç zaman...
